Delailü'l Nur
41 dua; Arapça metin, Türkçe okunuş ve meal.
1.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ
Bismillâhi'r-rahmâni'r-rahîm
Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla
2.
اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰٓئِكَـتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِـيِّ يَآ اَيُّـهَا الَّذ۪يـنَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْل۪يمًا ﴿١﴾
İnnallâhe ve melâiketehû yusallûne ale'n-nebiyyi yâ eyyühe'llezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ.
1. Yüce Allah, Peygamberliğin en büyük temsilcisi o Peygamber’e her zaman hususi rahmetiyle muamele eder ve O’nu yüceltir; melekleri ise, (O’nun kendisi için takdir edilmiş bulunan Allah tarafından övülme makamına yükselmesi ve dininin zaferi için) O’na daima dua ederler. Ey iman edenler! Siz de O’nu sevin, tam bir sadakat ve samimiyetle O’na tâbi olun, Allah’ın rahmet ve selâmı O’na olsun diye dua edin ve tam bir teslimiyetle O’nun yolunu izlemeye bakın.
3.
لَـبَّـيْكَ اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تُـنْج۪ينَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ الْاَهْوَالِ وَالْاٰفَاتِ وَتَـقْض۪ي لَـنَا بِهَا جَم۪يعَ الْحَاجَاتِ وَتُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ السَّيِّـئَاتِ وَتَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ اَعْلَى الدَّرَجَاتِ وَتُـبَـلِّغُنَا بِهَآ اَقْصَى الْغَايَاتِ مِنْ جَم۪يعِ الْخَيْرَاتِ فِي الْحَيَاةِ وَبَعْدَ الْمَمَاتِ اٰم۪ينَ يَا مُج۪يبَ الدَّعَوَاتِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ﴿٢﴾
Lebbeyk allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âli seyyidinâ muhammedin salâten tüncînâ bihâ min cemî'i'l-ehvâli ve'l-âfât. Ve takdî lenâ bihâ cemî'a'l-hâcât. Ve tütahhirunâ bihâ min cemî'i's-seyyiât. Ve terfeunâ bihâ indeke a'le'd-deracât. Ve tübelliğunâ bihâ aksa'l-ğâyât min cemî'i'l-hayrâti fi'l-hayâti ve ba'de'l-memât. Âmîne yâ mucîbe'd-da'vât ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn.
2. Lebbeyk ya Rab! Fermanına uydum, divanına geldim. Büyük bir sürurla emrine ve davetine icabet ettim. Her zaman etmeye de âmâdeyim. Allahım! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve ehl-i beytine salât ve rahmet eyle ve o salât ile bizi her türlü korku ve belâlardan salim kıl. Onunla bütün ihtiyaçlarımızı gider. Bizi bütün günahlardan temizle. Onunla, bizi nezdindeki en yüce derecelere yükselt. Bizi hem dünyada hem de öldükten sonra bütün hayır ve güzelliklerin en nihai noktalarına ulaştır. Ey dualara icabet eden, bizim bu duamızı da kabul et! Bütün hamd ü senalar, Âlemlerin Rabbi Yüce Allah’a mahsustur.
4.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِهِ كُلَّمَا اخْتَلَفَ الْمَلَوَانِ وَتَعَاقَبَ الْعَصْرَانِ وَكَـرَّرَ الْجَد۪يدَانِ وَاسْتَـقْبَلَ الْفَرْقَدَانِ وَبَلِّغْ رُوحَهُ وَاَرْوَاحَ اَهْلِ بَيْتِهِ مِنَّا التَّحِيَّةَ وَالسَّلَامَ وَارْحَمْ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا كَث۪يرًا اِلٰى يَوْمِ الْحَشْرِ وَالْقَرَارِ وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَالْطُفْ بِنَا يَآ اِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا﴿٣﴾
Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihî küllemâ'htelefe'l-melevâni ve teâkabe'l-asrân. Ve kerrere'l-cedîdâni ve'stakbele'l-ferkedân. Ve belliğ rûhahû ve ervâha ehli beytihî minne't-tehiyyete ve's-selâm. Verham ve bârik ve sellim aleyhi ve aleyhim kesîran kesîran ilâ yevmi'l-haşri ve'l-karâr. Vağfir lenâ verhamnâ ve'ltuf binâ yâ ilâhenâ bi-külli salâtin minhâ.
3. Allahım! Geceyle gündüz yer değiştirdikçe; akşamları sabahlar, sabahları akşamlar takip ettikçe; geceler karanlığı, gündüzler de aydınlığıyla yenilenip durdukça ve kutuptaki yıldızlar birbirleriyle karşılaştıkça Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve aile fertlerine salât eyle. Bizden O’nun mübarek ruhuna ve ehl-i beytinin ruhlarına hediyeler ve selâmlar ulaştır. Haşir günü gelinceye ve ehl-i Cennet, Cennet’te karar kılıncaya kadar Efendimiz’e ve ehline bol bol rahmet ve bereket ihsan eyle. Bu salât ü selâmların he biri ile bizi mağfiret buyur, bize merhamet eyle ve bize lütufta bulun Allahım!
5.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بَحْرِ اَنْوَارِكَ وَمَعْدِنِ اَسْرَارِكَ وَعَيْنِ عِنَايَـتِكَ وَشَـمْـسِ هِدَايَـتِكَ وَعَرُوسِ مَمْلَكَـتِكَ وَاِمَامِ حَضْرَتِـكَ وَخَـيْـرِ خَلْقِكَ وَاَحَـبِّ الْخَلْقِ اِلَيْكَ عَبْدِكَ وَحَب۪يبِكَ وَرَسُولِكَ النَّبِيِّ الْاُمِّيِّ الَّذ۪ي خَتَمْتَ بِهِ الْاَنْبِيَآءَ وَالْمُرْسَل۪ينَ وَعَلٰى سَآئِرِ الْاَنْبِيَآءِ وَالْمُرْسَل۪ينَ وَعَلٰى اٰلِـهِ وَصَحْبِـهِ اَجْمَع۪ينَ وَعَلَى الْمَلٰئِكَـةِ الْمُقَرَّب۪ينَ وَعَلٰى عِبَادِكَ الصَّالِح۪ينَ مِنْ اَهْلِ السَّـمٰوَاتِ وَاَهْـلِ الْاَرَض۪ينَ رِضْوَانُ اللّٰهِ تَعَالٰى عَلَيْهِمْ وَعَلَيْنَا اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪يـنَ ﴿٤﴾
Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedin bahri envârike ve ma'dini esrârike ve ayni inâyetike ve şemsi hidâyetike ve arûsi memleketike ve imâmi hadratike ve hayri halkıke ve ehabbi'l-halkı ileyke abdike ve habîbike ve rasûlike'n-nebiyyi'l-ümmiyyi'llezî hatemte bihi'l-enbiyâe ve'l-mürselîn. Ve alâ sâiri'l-enbiyâi ve'l-mürselîn. Ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. Ve ale'l-melâiketil-mukarrabîn. Ve alâ ibâdike's-sâlihîne min ehli's-semâvâti ve ehli'l-aradîn. Rıdvânullâhi teâlâ aleyhim ve aleynâ ecmaîn. Âmîn ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn.
4. Allahım! Senin nurlarının denizi, sırlarının madeni, inayetinin kaynağı, hidayetinin güneşi, memleketinin müzeyyen yıldızı, huzurunun hürmete layık imam ve rehberi, mahlûkatının en seçkini, yaratılmışların Sana en sevimlisi, kulun, habibin ve elçin, Kendisiyle nebi ve resûller silsilesini tamamladığın Nebiy-yi Ümmi’ye, diğer enbiya ve mürselîn kardeşlerine, bütün aile fertlerine ve ashabına, yakınlıkla serfiraz kılınmış mukarreb meleklere, gökler ve yerlerdeki salih kullara –Allah’ın rıza ve rıdvanı onların hepsinin ve bizim üzerimize olsun- salât ve selâm eyle. Dualarımıza icabet buyur Allahım! Bütün hamd ü senalar Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
6.
اَللّٰهُمَّ اجْـعَـلْ اَفْـضَلَ صَلَوَاتِكَ اَبَـدًا وَاَنْمٰى بَـرَكَاتِكَ سَـرْمَدًا وَاَزْكٰى تَحِيَّاتِكَ فَضْلًا وَعَدَدًا عَلٰى اَشْرَفِ الْخَلَآئِقِ الْاِنْسَانِـيَّـةِ وَمَجْمَعِ الْحَقَآئِقِ الْا۪يمَانِـيَّـةِ وَطُورِ التَّجَلِّيَاتِ الْاِحْسَانِـيَّـةِ وَمَهْبِطِ الْاَسْـرَارِ الرَّحْمَانِـيَّـةِ وَعَرُوسِ الْمَمْلَكَـةِ الرَّبَّانِـيَّـةِ
Allâhümme'c'al efdele salevâtike ebeden ve enmâ berekâtike sermeden ve ezkâ tehiyyâtike fadlan ve adeden alâ eşrefi'l-halâikı'l-insâniyyeti ve mecme'i'l-hakâikı'l-îmâniyyeti ve tûri't-tecelliyâti'l-ihsâniyyeti ve mehbıtı'l-esrâri'r-rahmâniyyeti ve arûsi'l-memleketi'r-rabbâniyyeh.
5. Allahım! En faziletli salâvat, en müzekka tahiyyât ve hem fazilet hem de sayı bakımından en yüksek berekât ile; zâkirler Seni zikrettikleri, gafiller de gaflet içinde bocalayıp durdukları sürece, insanlık âleminin en şereflisi.. bütün iman hakikatlerinin buluşma noktası.. ihsan tecellilerinin mukaddes mahalli.. Rahmânî sırların merkezi.. memleket-i Rabbaniyenin müzeyyen yıldızı..
7.
وَاسِـطَةِ عِـقْـدِ النَّبِـيّ۪ـينَ وَمُقَدَّمِ جَـيْـشِ الْمُرْسَـل۪ينَ وَقَـآئِدِ رَكْبِ الْاَنْبِيَآءِ الْمُكَـرَّم۪ينَ وَاَفْضَلِ الْخَلْقِ اَجْمَع۪ينَ حَامِلِ لِوَآءِ الْـعِـزِّ الْاَعْلٰى وَ مَالِكِ اَزِمَّـةِ الْمَجْدِ الْاَسْـنٰى شَــاهِـدِ اَسْــرَارِ الْاَزَلِ وَمُـشَــاهِـدِ اَنْـوَارِ الـسَّــوَابِـقِ الْاُوَلِ وَتَرْجَمَانِ لِسَانِ الْقِدَمِ وَمَنْـبَعِ الْعِلْمِ وَالْحِلْمِ وَالْحِكَمِ مَظْهَرِ سِرِّ الْجُودِ الْجُزْئِيِّ وَالْكُلِّيِّ وَاِنْسَانِ عَيْنِ الْوُجُودِ الْعُلْوِيِّ وَالسُّفْلِيِّ رُوحِ جَسَدِ الْكَوْنَيْنِ وَعَيْنِ حَيَاةِ الدَّارَيْنِ الْمُتَحَقِّقِ بِاَعْلٰى رُتَـبِ الْعُبُودِيَّـةِ وَالْمُتَخَلِّقِ بِاَخْلَاقِ الْمَقَامَاتِ الْاِصْطِفَآئِـيَّـةِ الْخَل۪يلِ الْاَعْظَمِ وَالْحَب۪يبِ الْاَكْرَمِ سَـيِّدِنَا مُحَمَّدٍ۽ بْنِ عَبْدِ اللّٰهِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ وَعَلٰى سَـآئِـرِ الْاَنْبِيَآءِ وَالْمُرْسَل۪ينَ وَعَلٰى اٰلِـهِ وَصَحْبِـهِ اَجْمَع۪ينَ وَعَلَى الْمَلَآئِكَةِ الْمُقَرَّب۪ينَ وَعَلٰى عِبَادِكَ الصَّالِح۪ينَ مِـنْ اَهْلِ السَّـمٰوَاتِ وَاَهْـلِ الْاَرَض۪ينَ رِضْـوَانُ اللّٰهِ تَعَالٰى عَلَيْهِمْ وَعَلَيْنَآ اَجْمَع۪ينَ وَسَلِّمْ تَسْل۪يمًا كَث۪يرًا كُلَّمَا ذَكَرَكَ الذَّاكِرُونَ وَغَفَلَ عَنْ ذِكْرِكَ الْغَافِلُونَ ف۪ـي كُلِّ طَرْفَةِ عَيْنٍ اَلْفَ اَلْفِ صَلاَةٍ وَاَلْفَ اَلْفِ سَلاَمٍ وَاغْفِرْ لَـنَا وَارْحَمْنَا وَالْطُفْ بِنَا يَـآ اِلٰهَنَا بِكُـلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا ﴿٥﴾
Vâsıtati ıkdi'n-nebiyyîne ve mukaddemi ceyşi'l-mürselîne ve kâidi rekbi'l-enbiyâi'l-mükerremîne ve efdeli'l-halkı ecmaîn. Hâmili livâi'l-izzi'l-a'lâ ve mâliki ezimmeti'l-mecdil-esnâ. Şâhidi esrâri'l-ezeli ve müşâhidi envâri's-sevâbikı'l-üveli ve tercümâni lisâni'l-kıdemi ve menbaı'l-ılmi ve'l-hılmi ve'l-hikemi mazhari sırri'l-cûdi'l-cüz'iyyi ve'l-külliyyi ve insâni ayni'l-vücûdi'l-ulviyyi ve's-süfliyyi rûhi cesedi'l-kevneyni ve ayni hayâti'd-dâreyni'l-mütehakkıkı bi-a'lâ rutebi'l-ubûdiyyeti ve'l-mütehallıkı bi-ahlâkı'l-makâmâti'l-ıstıfâiyyeti'l-halîli'l-a'zami ve'l-habîbi'l-ekremi seyyidinâ muhammedibni abdillâhıbni abdilmuttalib. Ve alâ sâiri'l-enbiyâi ve'l-mürselîne ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. Ve ale'l-melâiketil-mukarrabîne ve alâ ibâdikes-sâlihîne min ehli's-semâvâti ve ehli'l-aradîn. Rıdvânullâhi teâlâ aleyhim ve aleynâ ecmaîne ve sellim teslîmen kesîran küllemâ zekerake'z-zâkirûne ve ğafele an zikrikel-ğâfilûn. Fî külli tarfeti aynin elfe elfi salâtin ve elfe elfi selâm. Vağfir lenâ verhamnâ ve'ltuf binâ yâ ilâhenâ bi-külli salâtin minhâ.
Nebiler gerdanlığının ortasındaki şaşalı mücevheri.. peygamberler ordusunun seraskeri.. mükerrem elçiler kervanının yanıltmaz rehberi.. topyekûn varlığın en faziletlisi.. izzet sancağının sancaktarı.. şan u şeref dizginlerinin zimamdarı.. ezel sırlarının şahidi.. sâbikûn u evvelûn nurlarının müşahidi.. evveliyet lisanının tercümanı.. ilim, hilim ve hikmetin menbaı.. cüz’î ve küllî bütün ihsanların mazharı.. arz ve semadakilerin gözdesi.. iki cihanın ruhu.. dünya ve âhiret âlemlerinin yanılmaz ve yanıltmaz rehberi.. ubûdiyet erlerinin zirvesi.. seçkin konumların müşahhas ahlâkı.. hillet ve hullet makamlarının müstesna mümessili.. Habîb-i Ekrem.. Resûl-i Muazzam.. Nebiy-yi Muhteşem Efendimiz Muhammed İbn Abdullah İbn Abdülmuttalib’e, diğer enbiya ve mürselîne, melâike-i mukarrebîne, bütün ehl-i taate ve semavat u arzdaki salih kullarının hepsine salât ü selâm eyle. Senin rıza ve rıdvanın onların ve bizim üzerimize olsun. Çok salât ü selâmlarla, binler ve onun katı salât ve selâmlarla, her an, her göz açıp kapamada onlara salât ve selâm eyle ey Âlemlerin Rabbi Allahım! Bu salât ü selâmların her biri hürmetine bizi yarlığa, bize merhamet eyle ve bize lütufta bulun Allahım!
8.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَـيِّدِنَا مُحَمَّدٍ شَــجَرَةِ الْاَصْلِ الـنُّـورَانِـيَّـةِ وَلَمْعَـةِ الْـقَـبْـضَةِ الرَّحْمَانِـيَّـةِ وَاَفْضَلِ الْخَل۪يقَةِ الْاِنْسَانِـيَّـةِ وَاَشْرَفِ الصُّوَرِ الْجِسْمَانِـيَّـةِ وَمَـنْـبَعِ الْاَسْـرَارِ الرَّبَّانِـيَّـةِ وَخَزَآئِنِ الْعُلُومِ الْاِصْطِفَآئِـيَّـةِ صَاحِبِ الْـقَـبْـضَةِ الْاَصْلِـيَّـةِ وَالْبَهْجَةِ السَّـنِـيَّـةِ وَالرُّتْـبَـةِ الْعَلِـيَّـةِ مَنِ انْدَرَجَتِ النَّبِـيُّـونَ تَحْتَ لِوَآئِهِ فَهُمْ مِنْهُ وَاِلَيْهِ وَصَلِّ وَسَـلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِـهِ وَصَحْبِـهِ عَدَدَ مَا خَلَقْتَ وَرَزَقْتَ وَاَمَتَّ وَاَحْـيَـيْـتَ اِلٰى يَـوْمٍ تَـبْـعَثُ مَنْ اَفْـنَـيْتَ وَسَلِّمْ تَسْل۪يمًا كَث۪يرًا وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ﴿٦﴾
Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedin şecereti'l-asli'n-nûrâniyyeti ve lem'ati'l-kabdatir-rahmâniyyeti ve efdeli'l-halîkati'l-insâniyyeti ve eşrefis-suveri'l-cismâniyyeti ve menbaı'l-esrâri'r-rabbâniyyeti ve hazâini'l-ulûmi'l-ıstıfâiyyeti sâhıbi'l-kabdati'l-asliyyeti ve'l-behceti's-seniyyeti ve'r-rutbeti'l-aliyyetillezin-dereceti'n-nebiyyûne tahte livâihî fehüm minhü ve ileyhi ve salli ve sellim aleyhi ve alâ âlihî ve sahbihî adede mâ halakte ve razakte ve emette ve ahyeyte ilâ yevmin teb'asü men efneyte ve sellim teslîmen kesîran ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn.
6. Allahım! Kendisi nur olan ve bütün âlem kendisiyle nurlanan asıl nurani şecere; Senin kendilerine vücut ifâza buyurduğun bütün mahlûkatının en parlağı, insan nevinin en faziletlisi, mânâ ve sureti itibariyle varlığın en ekmel ve eşrefi olan, Rabbanî sırların mahall, merkez ve mahzeni, bütün ilimlerin asıl kaynak ve hazinesi, asliyet ve külliyet planında en zirve mertebelerin sahibi; hilkat ağacının özü, usâresi ve ruhu olması, bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmiş bulunması hasebiyle, bütün envar-ı nübüvvetin biricik kaynağı; diğer nebilerin hepsinin önünde, hepsinden akdem olan, o nebiler de (alâ nebiyyina ve aleyhimüsselâm) Kendisinin sancağı altında bulunan Efendimiz Hazreti Muhammed’e, ehl-i beytine, yarattıkların, rızık verdiklerin, ölümü tattırdıkların ve hayat bahşettiklerin sayısınca, fani kulların yeniden dirilişe erdiği haşir gününe kadar çok salât ve selâm eyle. Bütün hamd ve senalar yalnız Sanadır Allahım, yalnız Sanadır.
9.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى الذَّاتِ الْمُحَمَّدِيَّـةِ اللَّط۪يفَةِ الْاَحَدِيَّـةِ شَـمْسِ سَـمَآءِ الْاَسْـرَارِ وَمَظْهَرِ الْاَنْـوَارِ ومَرْكَزِ مَدَارِ الْجَلَالِ وَقُطْبِ فَلَكِ الْجَمَالِ اَللّٰهُمَّ بِسِرِّهِ لَدَيْكَ وَبِسَيْرِهِ اِلَيْكَ اٰمِـنْ خَوْف۪ـي وَاَقِلْ عَـثْـرَت۪ـي وَاَذْهِبْ حُزْن۪ـي وَحِرْص۪ي وَكُنْ ل۪ـي وَخُذْن۪ـي اِلَـيْـكَ مِنّ۪ـي وَارْزُقْـن۪ـي الْـفَـنَآءَ عَــنّ۪ـي وَلَا تَجْعَلْن۪ـي مَفْـتُـونًا بِنَـفْس۪ي مَحْجُوبًا بِحِسّ۪ي وَاكْشِفْ ل۪ـي عَنْ كُلِّ سِـرٍّ مَـكْـتُومٍ يَا حَيُّ يَا قَـيُّومُ يَا حَيُّ يَا قَـيُّومُ يَـا حَيُّ يَـا قَـيُّومُ ﴿٧﴾
Allâhümme salli ale'z-zâtil-muhammediyyetil-latîfetil-ehediyyeti şemsi semâi'l-esrâri ve mazhari'l-envâri ve merkezi medâri'l-celâli ve kutbi feleki'l-cemâl. Allâhümme bi-sırrihî ledeyke ve bi-seyrihî ileyke âmin havfî ve akil asretî ve ezhib huznî ve hırsî ve kün lî vehuznî ileyke minnî verzukni'l-fenâe annî velâ tec'alnî meftûnen bi-nefsî mahcûben bi-hıssî vekşif lî an külli sırrin mektûm. Yâ hayyü yâ kayyûm, yâ hayyü yâ kayyûm, yâ hayyü yâ kayyûm.
7. Allahım! Sırlar semasının güneşi, nurların mazharı, celâl sıfatının merkezi ve cemâl burcunun kutbu olan Hazreti Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in biricik latîf zatına salât eyle. Allahım! O’nun, Senin nezdindeki sırrı ve Sana olan seyri için beni korkudan emin kıl, hatalarımı azalt, üzüntümü ve hırsımı gider. Benimle ol ve beni enaniyetime ait hususiyetlerden kurtarıp Kendinle kâim eyle. Benlik ve bencillik duygusunu içimde tamamen erit. Beni nefsime meftun olmaktan koru. Hislerimi Seninle aramda perde eyleme ve gizli olan her sırrı bana aç, ey Hayy u Kayyum! Ey Hayy u Kayyum! Ey Hayy u Kayyum!
10.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ اَفْضَلَ وَاَجْمَلَ وَاَنْـبَلَ وَاَظْهَرَ وَاَطْهَرَ وَاَحْسَنَ وَاَبَـرَّ وَاَكْرَمَ وَاَعَزَّ وَاَعْظَمَ وَاَشْـرَفَ وَاَعْلٰى وَاَزْكٰى وَاَبْـرَكَ وَاَلْطَفَ صَلَوَاتِكَ وَاَوْفٰى وَاَكْـثَـرَ وَاَزْيَـدَ وَاَرْقٰى وَاَرْفَعَ وَاَدْوَمَ سَـلاَمِكَ صَـلَاةً وَسَـلَامًا وَرَحْـمَـةً وَرِضْوَانًا وَعَـفْـوًا وَغُـفْـرَانًا تَـمْـتَـدُّ وَتَـز۪يـدُ بِـوَابِـلِ سَحَآئِبِ مَوَاهِبِ جُودِكَ وَكَرَمِكَ وَتَـنْمُوا وَتَـزْكُوا بِنَفَآئِسِ شَرَآئِفِ لَطَـآئِفِ جُودِكَ وَمِنَنِكَ اَزَلِـيَّـةً بِاَزَلِـيَّـتِكَ لَا تَـزُولُ اَبَدِيَّةً بِاَبَدِيَّتِكَ لَا تَحُولُ عَلٰى عَبْدِكَ وَحَب۪ـيـبِكَ وَرَسُـولِكَ مُحَمَّدٍ خَيْرِ خَلْقِكَ النُّورِ الْبَاهِرِ اللَّامِعِ وَالْبُرْهَانِ الظَّاهِرِ الْقَاطِعِ وَالْبَحْرِ الزَّاخِرِ وَالنُّورِ الْغَامِرِ وَالْجَمَالِ الزَّاهِرِ وَالْجَلَالِ الْقَاهِرِ وَالْكَمَالِ الْفَاخِرِصَلَاتَكَ الَّت۪ـي صَلَّيْتَ بِعَظَمَةِ ذَاتِكَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ كَذَلِكَ صَلَاةً تَغْفِرُ بِهَا ذُنُوبَـنَا وَتَشْـرَحُ بِهَا صُدُورَنَا وتُطَهِّرُ بِهَا قُلُوبَنَا وَتُرَوِّحُ بِهَآ اَرْوَاحَنَا وَتُـقَدِّسُ بِهَآ اَسْرَارَنَا وَتُـنَـزِّهُ بِهَا خَوَاطِرَنَا وَاَفْـكَارَنَا وَتُصَفّ۪ي بِهَا كُدُورَاتِ مَا ف۪ـي اَسْـرَارِنَا وَتَشْف۪ي بِهَآ اَمْرَاضَنَا وَتَـفْـتَحُ بِهَآ اَقْـفَالَ قُلُوبِنَا بِنُورِ الْـفَـتْحِ الْمُب۪ينِ بِرَحْمَتِكَ يَآ اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ وَيَـآ اَكْـرَمَ الْاَكْرَم۪ينَ
Allâhümme salli ve sellim efdele ve ecmele ve enbele ve ezhera ve ethara ve ahsene ve eberra ve ekreme ve eazze ve a'zame ve eşrefe ve a'lâ ve ezkâ ve ebreke ve eltefe salevâtike ve evfâ ve eksera ve ezjede ve erkâ ve erfea ve edveme selâmike salâten ve selâmen ve rahmeten ve rıdvânen ve afven ve ğufrânen temteddü ve tezîdü bi-vâbili sehâibi mevâhibi cûdike ve keremike ve tenmû ve tezkû bi-nefâisi şerâifi letâifi cûdike ve minenike ezeliyyeten bi-ezeliyyetike lâ tezûlü ebediyyeten bi-ebediyyetike lâ tehûlü alâ abdike ve habîbike ve rasûlike muhammedin hayri halkıke'n-nûri'l-bâhiri'l-lâmiı ve'l-bürhâni'z-zâhiri'l-kâtıı ve'l-bahri'z-zâhiri ve'n-nûri'l-ğâmiri ve'l-cemâli'z-zâhiri ve'l-celâli'l-kâhiri ve'l-kemâli'l-fâhiri salâteke'lletî salleyte bi-azameti zâtike aleyhi ve alâ âlihî ve sahbihî kezâlike salâten tağfiru bihâ zünûbenâ ve teşrahu bihâ sudûrenâ ve tütahhiru bihâ kulûbenâ ve türavvihu bihâ ervâhanâ ve tükaddisü bihâ esrâranâ ve tünezzehü bihâ havâtıranâ ve efkâranâ ve tüsaffî bihâ küdûrâti mâ fî esrârinâ ve teşfî bihâ emrâdanâ ve teftehu bihâ akfâle kulûbinâ bi-nûri'l-fethi'l-mübîni bi-rahmetike yâ erhame'r-râhimîne ve yâ ekreme'l-ekramîn.
8. Allahım! En faziletli, en güzel, en yüce, en açık, en temiz, en hoş, en iyi, en değerli, en aziz, en büyük, en şerefli, en yüksek, en pak, en mübarek, en latîf salâvatınla; en mükemmel, en çok, en ziyade, en yüksek, en yüce, en devamlı selâmınla; Senin cömertlik ve kereminin ihsan yüklü bulutlarından sağanak hâlinde artarak devam eden, ihsan ve cömertliğinin en güzel, en şerefli lütuflarıyla gelişen ve kemâle eren, Senin ezelîyetinle beraber zeval bulmadan sürüp gidecek, ebediyetinle beraber kesintisiz şekilde devam edecek bir salât, selâm, rahmet, rıdvan, af ve ğufran olarak; kulun, Resûl'ün, Habîb'in, mahlûkatının en hayırlısı, apaçık ve parlak nur, zâhir ve kesin delil, uçsuz bucaksız derya, her tarafı kaplayan ışık, göz kamaştıran cemâl, galip gelen celâl, iftihar vesilesi kemâl olan Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem), salât ve selâm eyle. Senin Yüce Zâtının azametiyle O'na, aile efradına ve ashabına salât ve selâm eyle Allahım! O salât ve selâm hürmetine Allahım; bizim günahlarımızı mağfiret buyur.. sinelerimize inşirah bahşet.. kalblerimizi arındır.. ruhlarımızı ferahlandır.. kalblerimizde ilâhî bir vedîa olan latîfe-i rabbaniyemizi, sırlarımızı pak hâle getir.. havâtır ve efkârımızı yakışıksız his ve mülâhazalardan arındır.. kalblerimizin derinliklerindeki sırlarımızı her türlü bulanıklıktan kurtar.. hastalıklarımıza şifa bahşet.. bize rahmet yüklü yağmurlarını bolca lutfet ve feth-i mübîn nuru ile kalblerimizin paslı kilitlerini çözüver. Rahmetinle çözüver ey Ekramelekramîn ve ey Erhamerrahimîn!
11.
نَسْـاَلُكَ بِـحَـقِّ اَنْـوَارِ صَلَوَاتِكَ عَلٰى حَب۪ـيـبِـكَ رِضْوَانَكَ وَغُفْرَانَكَ وَجَـنَّـتَـكَ وَالْاِسْـتِـقَامَةَ عَلَى الصِّرَاطِ الْمُسْتَـق۪يمِ بِرَحْمَتِكَ يَـآ اَرْحَمَ الرَّاحِم۪يـنَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪يـنَ ﴿٨﴾
Nes'elüke bi-hakkı envâri salevâtike alâ habîbike rıdvâneke ve ğufrâneke ve cenneteke ve'l-istikâmete ale's-sırâtı'l-müstekîmi bi-rahmetike yâ erhame'r-râhimîne ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn.
Habîb-i Ekrem’ine olan salâvatının nurları hakkı için Senden hoşnutluğunu, mağfiretini, Cennet’ini ve sırat-ı müstakîm üzerinde istikametle yürüyebilmek için inayetini diliyoruz. Rahmetin hürmetine bunları Senden diliyoruz ey Merhametliler Merhametlisi! Bütün hamd ü senalar, Âlemlerin Rabbi Yüce Allah’a mahsustur.
12.
اَللّٰهُمَّ صَـلِّ عَلٰى مَنْ مِـنْـهُ انْشَقَّتِ الْاَسْـرَارُ وَانْـفَـلَـقَتِ الْاَنْـوَارُ وَف۪يـهِ ارْتَـقَتِ الْحَقَآئِقُ وَتَـنَـزَّلَتْ عُلُومُ اٰدَمَ فَاَعْجَزَ الْخَلَآئِقَ وَلَـهُ تَضَآئَلَتِ الْفُهُومُ فَلَمْ يُدْرِكْهُ مِنَّا سَـابِقٌ وَلَا لَاحِقٌ فَرِيَاضُ الْمَلَكُوتِ بِاَزْهَارِ جَمَالِهِ مُونِقَةٌ وَحِيَاضُ الْجَبَرُوتِ بِفَيْضِ اَنْـوَارِهِ مُتَدَفِّقَةٌ وَلَا شَيْءَ اِلَّا وَهُوَ بِـهِ مَنُوطٌ اِذْ لَوْلَا الْوَاسِطَةُ لَذَهَبَ كَمَا ق۪يلَ الْمَوْسُـوطُ صَلَاةً تَل۪يقُ بِكَ مِنْكَ اِلَيْهِ كَمَا هُوَ اَهْلُهُ ﴿٩﴾
Allâhümme salli alâ men minhu'n-şakkati'l-esrâru ve'n-felekati'l-envâru ve fîhi'rtekatil-hakâiku ve tenezzelet ulûmü âdeme fe-a'ceze'l-halâika ve lehû tedâeleti'l-fuhûmü felem yüdrikhü minnâ sâbikun velâ lâhık. Fe-riyâdu'l-melekûti bi-ezhâri cemâlihî mûnîkatün ve hiyâdu'l-ceberûti bi-feydi envârihî mütedeffikatün velâ şey'e illâ ve hüve bihî menût. İz levle'l-vâsıtatu le-zehebe kemâ kîle'l-mevsût. Salâten telîku bike minke ileyhi kemâ hüve ehlüh.
9. Allahım! Kendisiyle sırların açılıp nurların saçıldığı, hakaik-ı eşyanın açık-seçik zuhur ettiği, Hazreti Âdem’e icmalen bildirilen ilimlerin kendisine tafsilen indirildiği ve bütün mahlûkatın o ilme ulaşmaktan âciz bırakıldığı, akılların, hakikatine ulaşmada çaresiz ve zayıf kaldığı, ne geçmişte ne de gelecekte hiçbir kimsenin yetişemediği ve yetişemeyeceği o zata, Senin şanına yaraşır ve O’nun layık olduğu şekilde salât eyle. O zat ki, melekût âleminin bahçeleri O’nun cemâlinin çiçekleriyle tezyin edilmiş; ceberût âleminin havuzları O’nun nurlarının feyziyle doldurulmuştur. “Vasıta olmasaydı, onunla gerçekleşen netice de olmazdı.” hakikatiyle ifade edildiği gibi, kâinatta o zata bağlı olmayan hiçbir kimse ve hiçbir nesne yoktur. Çünkü O, her şeyin varlık sebebidir.
13.
اَللّٰهُمَّ اِنَّـهُ سِـرُّكَ الْجَامِعُ الدَّآلُّ عَلَيْكَ وَحِجَابُكَ الْاَعْظَمُ الْقَآئِمُ لَكَ بَـيْنَ يَدَيْكَ ﴿١٠﴾
Allâhümme innehû sırruke'l-câmiu'd-dâllü aleyke ve hicâbüke'l-a'zamü'l-kâimü leke beyne yedeyk.
10. Allahım! O zat, Seni tanıtan bütün hakikatleri üzerinde toplayan Senin sırrın, kurb-u huzurunda gaye ölçüsündeki en büyük vasıtan ve teşrifatçındır.
14.
اَللّٰهُمَّ اَلْحِقْن۪ـي بِنَسَـبِـهِ وَحَقِّقْن۪ـي بِحَسَبِـهِ وَعَرِّفْن۪ـي اِيَّاهُ مَعْرِفَةً اَسْـلَمُ بِهَا مِنْ مَوَارِدِ الْجَهْلِ وَاَكْرَعُ بِهَا مِنْ مَوَارِدِ الْفَضْلِ
Allâhümme elhıknî bi-nesebihî ve hakkıknî bi-hasebihî ve arrifnî iyyâhü ma'rifeten eslemü bihâ min mevâridi'l-cehli ve ekra'ü bihâ min mevâridi'l-fadl.
11. Allahım! Beni O’nun mübarek soyundan gelenlerin arasına kat ve onun ahlâk-ı seniyyesi ile ahlâklandır. O mübarek zatı bana öyle tanıt ki, O’nunla, cehalet kanallarından akıp gelen her zarardan emin olabileyim ve fazilet kaynaklarından akan mâ-i zülâli doyasıya içebileyim.
15.
وَاحْمِلْن۪ـي عَلٰى سَــب۪ـيـلِهِ اِلٰى حَضْرَتِـكَ حَمْلًا مَحْفُوفًا بِنُصْرَتِكَ وَاقْذِفْ ب۪ي عَلَى الْبَاطِلِ فَاَدْمَغَهُ وَزُجَّ ب۪ي ف۪ي بِحَارِ الْاَحَدِيَّةِ وَاَغْرِقْن۪ي ف۪ي عَيْنِ بَحْرِ الْوَحْدَةِ حَتّٰى لَآ اَرَى وَلَآ اَسْـمَعَ وَلَآ اَجِدَ وَلَآ اُحِسَّ اِلَّا بِهَا ﴿١١﴾
Vahmilnî alâ sebîlihî ilâ hadratike hamlen mahfûfen bi-nusratike vakzif bî ale'l-bâtılı fe-edmeğahû ve zücce bî fî bihâri'l-ehadiyyeti ve ağrıknî fî ayni bahri'l-vahdeti hattâ lâ erâ velâ esme'a velâ ecide velâ uhısse illâ bihâ.
İnayet ve sıyanetinle beni o Zât-ı Ekrem’in yürüdüğü yoldan Senin huzuruna eriştir. Bâtılın tepesine öyle bir indir ki beni, onun beynini dağıtabileyim; hep hidayet üzere kalıp başkalarını da ona çağırabileyim. Beni ehadiyet deryalarına alarak fena fillaha ulaştır; vahdet denizine salarak bekâ billah ile tanıştır; tanıştır ki, yalnız Zât-ı Ehadiyet ve Vâhidiyet’le görüp işitebileyim, sadece O’nunla bulup hissedebileyim ve böylece her iki makamı cem’ edebileyim.
16.
وَاجْعَلِ اللّٰهُمَّ الْحِجَابَ الْاَعْظَمَ حَيَاةَ رُوح۪ي وَرُوحَهُ سِــرَّ حَق۪يقَت۪ي وَحَـق۪يقَـتَـهُ جَامِعَ عَوَالِم۪ي بِتَحْق۪يقِ الْحَقِّ الْاَوَّلِ يَآ اَوَّلُ يَآ اٰخِرُ يَا ظَاهِرُ يَا بَاطِنُ اِسْـمَعْ نِدَآئ۪ي بِمَا سَمِعْتَ بِـهِ نِدَآءَ عَبْدِكَ زَكَرِيَّا عَلَيْهِ السَّلَامُ وَانْصُرْن۪ي بِـكَ لَكَ وَاَيِّـدْن۪ـي بِـكَ لَكَ وَاجْـمَعْ بَـيْـن۪ـي وَبَـيْـنَـكَ وَحُلْ بَـيْن۪ي وَبَـيْنَ غَيْرِكَ اَللّٰهُ اَللّٰهُ اَللّٰهُ اِنَّ الَّذ۪ي فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لَرَآدُّكَ اِلَى مَعَادٍ رَبَّـنَآ اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّـئْ لَـنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَدًا اِجْعَلْ ل۪ـي مِنْ اَمْر۪ي فَرَجًا وَمَخْرَجًا اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰئِكَـتَـهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِـيِّ يَآ اَيُّهَا الَّذ۪يـنَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَـلِّمُوا تَسْـل۪يمًا
Vec'alillâhümme'l-hicâbe'l-a'zame hayâte rûhî ve rûhahû sırra hakîkatî ve hakîkatehû câmia avâlimî bi-tahkîkı'l-hakkı'l-evvel. Yâ evvelü yâ âhıru yâ zâhiru yâ bâtınü'sme' nidâî bimâ semi'te bihî nidâe abdike zekeriyyâ aleyhi's-selâm. Vensurnî bike leke ve eyyidnî bike leke vecme' beynî ve beyneke ve hül beynî ve beyne ğayrik. Allâhü Allâhü Allâh. İnnellezî farada aleyke'l-kur'âne lerâddüke ilâ meâd. Rabbenâ âtinâ min ledünke rahmeten ve heyyi' lenâ min emrinâ raşedâ. İc'al lî min emrî feracen ve mahrecâ. İnnallâhe ve melâiketehû yusallûne ale'n-nebiyyi yâ eyyühellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ.
12. Allahım! Senin o en büyük perdedârını ruhumun hayatı kıl. O’nun ruhunu hakikatimin sırrı eyle ve onun hakikatini, ilk hakkın gerçekleşmesi ile benim âlemlerimin toplayıcısı, bütün dünyamın kapsayıcısı kıl. Ey Evvel ü Âhir ve ey Zâhir u Bâtın! Kulun Hazreti Zekeriya’nın nidasını işitip icabet ettiğin gibi bu kulunun duasını da işit ve icabet buyur. Yüce Zâtın hakkı için, havl ve kuvvetinle bana yardım et. Rıza ve hoşnutluğuna ulaşma yolunda bendeni teyit buyur. Seninle aramdaki bütün perdeleri kaldır ve beni Senden uzaklaştıracak her türlü masiva ile arama engeller koy. “Ya Allah! Ya Allah! Ya Allah! Kur’ân’ı sana indirip onu okumanı, tebliğ etmeni ve muhtevasına göre hareket etmeni farz kılan Allah, elbette seni varılacak yere döndürecektir. Yüce Rabbimiz! Katından bir rahmet ver ve davamızda doğruluk ve muvaffakiyet ihsan eyle bize. İçine düştüğüm(üz) vaziyyeten fereç ve mahreç lütfeyle bize. Muhakkak ki Allah ve melekleri şanı yüce o Peygamber’e hep salât (rahmet ve sena) ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.
17.
صَلَوَاتُ اللّٰهِ وَسَـلَامُهُ وتَحِـيَّـتُـهُ وَرَحْمَتُـهُ وَبَـرَكَاتُـهُ عَلٰى سَـيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَنَـبِـيِّـكَ وَحَب۪ـيـبِـكَ وَرَسُـولِكَ النَّبِـيِّ الْاُمِّيِّ وَعَلٰى اٰلِـهِ وَصَحْبِـهِ وَسَلِّمْ عَدَدَ الشَّفْعِ وَالْوَتْـرِ وَعَدَدَ كَلِمَاتِ اللّٰهِ التَّآمَّاتِ الْمُبَارَكَاتِ ﴿١٢﴾
Salevâtullâhi ve selâmühû ve tehiyyetühû ve rahmetühû ve berekâtühû alâ seyyidinâ muhammedin abdike ve nebiyyike ve habîbike ve rasûliken-nebiyyil-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim adede'ş-şef'i ve'l-vetri ve adede kelimâtillâhit-tâmmâtil-mübârakât.
Tek ve çift varlıklar adedince, Allah’ın (celle celâluhu) mübarek/bereketli kelimeleri sayısınca salâvatı, selâmları, tahiyyâtı, rahmet ve bereketi Abd-i Mübarek, Nebiy-yi Zîşan, Habîb-i Ekrem, Resûl-i Mücteba ve Nebiy-yi Ümmi Efendimiz Hazreti Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm)’ın ve âl ü ashabının üzerine olsun.
18.
اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ اَفْـضَلَ صَلَوَاتِكَ وَاَكْمَلَ تَحِيَّاتِكَ وَاَجْمَلَ تَسْـل۪يمَاتِكَ عَلَى الْـفَاتِـحِ لِلنُّـبُـوَّةِ وَخَاتَمِهَا شَـمْسِ سَـمَآءِ الرِّسَـالَةِ، اَلـنُّـورِ الْاَنْوَرِ وَالـسِّـرِّ الْاَطْهَرِ صَاحِبِ الْحَوْضِ وَالْكَوْثَـرِ وَالشَّفَاعَةِ ف۪ـي يَـوْمِ الْحَشْرِ سَــيِّـدِ سَـادَاتِ الْمَلَكِ وَالْـبَـشَـرِ حُـجَّـةِ الْحَقِّ عَلَى الْخَلْقِ سُـلْطَانِ الْاَنْبِيَآءِ وَبُرْهَانِ الْاَصْفِيَآءِ حَب۪يبِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ سَــيِّدِنَا وَمَوْلٰينَا حَضْرَتِ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِـهِ وَصَحْبِـهِ اَجْمَع۪ينَ ﴿١٣﴾
Allâhümme'c'al efdele salevâtike ve ekmele tehiyyâtike ve ecmele teslîmâtike ale'l-fâtihı lin-nübüvveti ve hâtimihâ şemsi semâi'r-risâleh, en-nûril-enveri ve's-sırril-ethari sâhıbi'l-havdı ve'l-kevseri ve'ş-şefâati fî yevmi'l-haşri seyyidi sâdâtil-meleki ve'l-beşer. Hüccetil-hakkı ale'l-halkı sultânil-enbiyâi ve bürhânil-asfiyâi habîbi rabbi'l-âlemîne seyyidinâ ve mevlânâ hadrati muhammedin sallallâhu teâlâ aleyhi ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn.
13. Allahım! En faziletli salâvatını, en kâmil ve mükemmel tahiyyâtını ve en güzel selâmlarını, nübüvvet divanının hem açılış hem de kapanış mührü, fâtih ve hâtimi, risalet semasının güneşi, en parlak nur, en temiz sır; Havz’ın, Kevser’in ve mahşer gününde şefaatin sahibi, melek ve insanların efendilerinin efendisi, Hakk’ın halka karşı hücceti, Sultan-ı Enbiya, Burhan-ı Asfiya, Habîb-i Rabbi’l-âlemîn, Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem) ve bütün âl ü ashabı üzerine eyle.
19.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَــيِّـدِنَا مُحَمّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَآئِهَا وَعَافِـيَـةِ الْاَبْدَانِ وَشِفَآئِهَا وَنُورِ الْاَبْصَارِ وَضِيَآئِهَا وَعَلٰى اٰلِـهِ وَصَحْبِـهِ وَسَـلِّمْ ﴿١٤﴾
Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedin tıbbi'l-kulûbi ve devâihâ ve âfiyetil-ebdâni ve şifâihâ ve nûri'l-ebsâri ve diyâihâ ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
14. Allahım! Kalblerin tabip ve devası, bedenlerin afiyet ve şifası, gözlerin nur ve ziyası olan Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve âline salât ve selâm eyle.
20.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ صَلَاةً كَامِلَةً وَسَلِّمْ سَلَامًا تَآمًّا عَلٰى سَـيِّدِنَا مُحَمَّدٍ۽ الَّذ۪ي تَـنْحَلُّ بِـهِ الْعُقَدُ وَتَـنْفَرِجُ بِهِ الْكُرَبُ وَتُقْضٰى بِهِ الْحَوَائِجُ وَتُـنَالُ بِهِ الرَّغَآئِبُ وَحُسْنُ الْخَوَاتِمِ وَيُسْتَسْقَى الْغَمَامُ بِوَجْهِهِ الْكَر۪يمِ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ ف۪ي كُلِّ لَمْحَةٍ وَنَفَسٍ بِعَدَدِ كُلِّ مَعْلُومٍ لَكَ ﴿١٥﴾
Allâhümme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ seyyidinâ muhammedinillezî tenhallü bihil-ukadü ve tenfericü bihil-kürabü ve tukdâ bihil-havâicü ve tünâlü bihir-rağâibü ve husnül-havâtimi ve yusteskale-ğamâmü bi-vechihil-kerîmi ve alâ âlihî ve sahbihî fî külli lemhatin ve nefesin bi-adedi külli ma'lûmin lek.
15. Allahım! Her lahza ve her nefeste; kendisiyle, içinden çıkılmaz işler çözüme kavuşan, tasa ve sıkıntılar açılıp dağılan, ihtiyaçlar yerine getirilen, arzu ve isteklere nail olunan, güzel akibetlere erişilen ve onun kerim yüzü suyu hürmetine buluttan yağmur indirilmesi için Yüce Allah’a yalvarıp yakarılan Efendimiz Hazreti Muhammed’e, O’nun âl ve ashabına, Senin malumatın adedince, kâmil ve tam salâvat ile salât ve selâm eyle.
21.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَدَدَ مَا ف۪ـي عِلْمِ اللّٰهِ صَلَاةً دَآئِمَةً بِدَوَامِ مُلْكِ اللّٰهِ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ ﴿١٦﴾
Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedin adede mâ fî ilmillâhi salâten dâimeten bi-devâmi mülkillâhi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
16. Allahım! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve âl ü ashabına, Senin sonsuz ilmindekiler sayısınca ve mülkün devam edip durdukça salât ve selâm eyle.
22.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا ف۪ي عِلْمِ اللّٰهِ وَعَلٰى اٰلِـهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ ﴿١٧﴾
Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedin minel-ezeli ilel-ebedi adede mâ fî ilmillâhi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
17. Allahım! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve âl ü ashabına, ezelden ebede kadar Senin nihayetsiz ilmindekiler adedince salât ve selâm eyle.
23.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ۽ النَّبِـيِّ الْاُمِّيِّ الْحَب۪يبِ الْعَال۪ـي الْقَدْرِ الْعَظ۪يمِ الْجَاهِ وَعَلٰى اٰلِـهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ ﴿١٨﴾
Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedinin-nebiyyil-ümmiyyil-habîbil-âlil-kadri'l-azîmil-câhi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
18. Allahım! Nebiy-yi Ümmi, Habîb-i Âlî, kadri ve makamı azametli Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve âl ü ashabına salât ve selâm eyle.
24.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَـكُونُ لَكَ رِضَآءً وَلِحَقِّهِ اَدَآءً وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ ﴿١٩﴾
Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedin salâten tekûnü leke rıdâen ve li-hakkıhî edâen ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
19. Allahım! Senin hoşnutluğuna ve onun üzerimizdeki hakkını edaya vesile olacak bir salât ile Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve âl ü ashabına salât eyle.
25.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ نُورِ الذَّاتِ وَالسِّرِّ السَّارِي ف۪ي جَم۪يعِ اٰثَارِ الْاَسْمَآءِ وَالصِّفَاتِ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ عَدَدَ مَا ف۪ي عِلْمِكَ مُضَاعَفًا بِدَوَامِكَ ﴿٢٠﴾
Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedin nûri'z-zâti ve's-sırri's-sârî fî cemî'i âsâri'l-esmâi ve's-sıfâti ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim adede mâ fî ılmike mudâafen bi-devâmik.
20. Allahım! Senin Yüce Zâtının nuru ve birbirinden güzel isimlerinin, ulvi sıfatlarının eserlerinde akıp duran bir sır olan Efendimiz Hazreti Muhammed’e, âl ü ashabına, Senin ebedî olan varlığın devam ettikçe, nihayetsiz malumatının katları adedince salât ü selâm ve bereket ihsan eyle.
26.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلٰى سَـيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِـهِ وَصَحْبِهِ بِعَدَدِ حُرُوفَاتِ الْقُرْاٰنِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ ف۪ي مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَآءِ عِنْدَ قِرَآئَةِ كَلِمَاتِ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَـارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّـزُولِ اِلٰى اٰخِـرِ الزَّمَانِ وَاغْفِرْ لَـنَا وَارْحَمْنَا وَالْطُفْ بِـنَا يَآ اِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا﴿٢١﴾
Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî bi-adedi hurûfâti'l-kur'âni'l-mütemessileti bi-izni'r-rahmâni fî merâyâ temevvucâti'l-hevâi inde kırâeti kelimâti'l-kur'âni min külli kâriin min evveli'n-nüzûli ilâ âhıri'z-zamân. Vağfir lenâ verhamnâ ve'ltuf binâ yâ ilâhenâ bi-külli salâtin minhâ.
21. Allahım! İlk nazil olduğu zamandan ta kıyamet gününe kadar, her Kur’ân okuyanın, onu okuduğu zaman Hazreti Rahmân’ın izniyle hava dalgalarının aynalarına akseden Kur’ân harfleri adedince, Efendimiz Hazreti Muhammed’e salât ü selâm ve bereket ihsan eyle. Bu salât ü selâmların her biri hürmetine bizi bağışla, bize merhamet eyle ve bize lütufta bulun Allahım!
27.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وسَـلِّمْ وَبَارِكْ وَكَرِّمْ عَلٰى سَـيِّدِنَا وَمَوْلٰينَا مُحَمَّدٍ۽ النَّبِيِّ الْاُمِّيِّ وَعَلٰى اٰلِهِ وَاَصْحَابِهِ وَاَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّاتِهِ وَعَلَى النَّبِـيّ۪ـينَ وَالْمُرْسَل۪ينَ وَعَلَى الْمَلٰئِكَـةِ الْمُقَرَّب۪ينَ وَالْاَوْلِيَآءِ وَالصَّالِح۪ينَ اَفْضَلَ صَلَوَاتٍ وَاَزْكٰى سَلَامٍ وَاَنْمٰى بَرَكَاتٍ بِعَدَدِ سُوَرِ الْقُرْاٰنِ وَاٰيَاتِهِ وَحُرُوفِهِ وَكَلِمَاتِهِ وَمَعَان۪يهِ وَاِشَارَاتِهِ وَرُمُوزِهِ وَدَلَالَاتِهِ وَبِعَدَدِ اَجْزَآءِ التُّرَابِ وَمَعَادِنِهَا وَنَـبَاتَاتِهَا وَحَيَوَانَاتِهَا وَبِعَدَدِ بُـرُوجِ السَّـمَآءِ وَنُجُومِهَا وَحَرَكَاتِهَا وَمَلَآئِكَتِهَا وَاغْفِرْ لَـنَا وَارْحَمْنَا وَالْطُفْ بِنَا يَآ اِلٰهَنَا يَا رَبَّـنَا يَا خَالِقَنَا كَمَا يَل۪يقُ بِعَفْوِكَ بِكَرَمِكَ بِرَحْمَتِكَ يَا رَحْمٰنُ يَـا رَح۪يـمُ يَـآ اَرْحَـمَ الرَّاحِم۪ينَ بِحَقِّ فُرْقَانِكَ الْحَك۪يمِ وَبِحُرْمَةِ حَب۪يبِكَ الْاَكْرَمِ وَبِحَقِّ اَسْمَآئِكَ الْحُسْنٰى وَبِحُرْمَةِ اسْمِكَ الْاَعْظَمِ اِحْفَظْن۪ـي وَاحْفَظْ اِخْوَت۪ـي مِنْ شَرِّ النَّـفْسِ وَالشَّـيْـطَانِ وَمِـنْ شَـرِّ اَهْـلِ الضَّلَالَـةِ وَاَهْـلِ الطُّغْيَانِ وَاحْفَظْنَا مِـنَ الشُّبُهَاتِ وَالضَّلَالَاتِ وَالْبِدْعِيَّاتِ وَمِـنْ جَم۪يعِ الشَّـرِّ يَا حَافِظُ يَا حَف۪يظُ يَا خَيْـرَ الْحَافِظ۪ينَ اٰم۪يـنَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ﴿٢٢﴾
Allâhümme salli ve sellim ve bârik ve kerrim alâ seyyidinâ ve mevlânâ muhammedinin-nebiyyil-ümmiyyi ve alâ âlihî ve ashâbihî ve ezvâcihî ve zürriyyâtihî ve ale'n-nebiyyîne ve'l-mürselîne ve ale'l-melâiketil-mukarrabîne ve'l-evliyâi ve's-sâlihîn. Efdale salevâtin ve ezkâ selâmin ve enmâ berekâtin bi-adedi suveri'l-kur'âni ve âyâtihî ve hurûfihî ve kelimâtihî ve meânîhi ve işârâtihî ve rumûzihî ve delâlâtihî ve bi-adedi eczâi't-turâbi ve meâdinihâ ve nebâtâtihâ ve hayevânâtihâ ve bi-adedi burûci's-semâi ve nücûmihâ ve harekâtihâ ve melâiketihâ. Vağfir lenâ verhamnâ ve'ltuf binâ yâ ilâhenâ yâ rabbenâ yâ hâlikanâ kemâ yelîku bi-afvike bi-keremike bi-rahmetike yâ rahmânü yâ rahîmü yâ erhame'r-râhimîn. Bi-hakkı furkânike'l-hakîmi ve bi-hurmeti habîbike'l-ekremi ve bi-hakkı esmâikel-hüsnâ ve bi-hurmeti'smike'l-a'zami'hfaznî vahfaz ihvetî min şerri'n-nefsi ve'ş-şeytân. Ve min şerri ehli'd-dalâleti ve ehli't-tuğyân. Vahfaznâ mine'ş-şübehâti ve'd-dalâlâti ve'l-bid'iyyâti ve min cemî'i'ş-şerr. Yâ hâfızu yâ hafîzu yâ hayra'l-hâfizîn. Âmîn ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn.
22. Allahım! Nebiy-yi Ümmi Efendimiz, sahibimiz Hazreti Muhammed’e, âline, ashabına, ezvacına ve zürriyetine; nebi ve resûllere, mukarreb meleklere, veli ve salih kullara; Kur’ân-ı Azîmüşşan’ın sûreleri, âyetleri, harfleri, kelimeleri, mânâları, işaretleri, remiz ve delâletleri sayısınca.. arzın parçaları, madenleri, bitkileri ve hayvanları sayısınca.. semanın burçları, yıldızları, hareket eden cisimleri ve melekleri sayısınca en faziletli salâvat, en nezih selâm ve en çok neşv ü nema bulmuş bereketler ihsan eyle. Ey Yüceler Yücesi İlâhımız, ey Rabbimiz, ey Yaratıcımız! Senin sonsuz afvına, keremine ve rahmetine yakışır şekilde bize de lütuflarda bulun. Ya Rahmân, ya Rahîm, ya Erhamerrahimîn! Furkan-ı Hakîm’in hakkı için ve Habîb-i Ekrem’in hürmetine, esmâ-i hüsnân hakkı için ve ism-i âzamın hürmetine beni, nefsin ve şeytanın kötülüklerinden, ehl-i dalâlet ve tuğyanın şerlerinden her zaman muhafaza buyur. Benim kardeşlerimi de muhafaza buyur. Şüphelerden, her türlü dalâlet ve bid’atlardan ve bütün kötülüklerden muhafaza buyur, ey sevdiği kullarını koruyup kollayan Hâfiz u Hafîz ve ey koruyanların en hayırlısı! Dualarımızı en güzel şekilde kabul buyur Allahım! Bütün hamd ü senalar, Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
28.
29.
يَا لَط۪يفًا بِخَلْقِهِ يَا عَل۪يمًا بِخَلْقِهِ يَا خَب۪يرًا بِخَلْقِهِ اُلْطُفْ بِنَا يَا لَط۪يفُ يَا عَل۪يمُ يَا خَب۪يرُ يَا وَدُودُ يَا وَدُودُ يَا وَدُودُ يَا ذَا الْعَرْشِ الْمَج۪يدَ يَا مُبْدِئُ يَا مُع۪يدُ يَا فَعَّالًا لِمَا يُر۪يدُ اَسْـاَلُكَ بِنُورِ وَجْهِكَ الَّذ۪ي مَلَاَ اَرْكَانَ عَرْشِكَ وَاَسْـاَلُكَ بِقُدْرَتِكَ الَّت۪ي قَدَرْتَ بِهَا عَلٰى جَم۪يعِ خَلْقِكَ وَبِرَحْمَتِكَ الَّت۪ي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ لَآ اِلٰـهَ اِلَّا اَنْـتَ يَا غِـيَـاثَ الْمُسْـتَغ۪يث۪ينَ اَغِثْـنَا يَا مُغ۪يثُ اَغِثْـنَا بِرَحْمَتِكَ نَسْتَغ۪يثُ وَمِنْ عَذَابِكَ نَسْتَج۪يرُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ وَاَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْاَبْـرَارِ بِشَفَاعَةِ نَبِـيِّـكَ الْمُخْتَارِ اٰم۪يـنَ بِـرَحْمَـتِـكَ يَـآ اَرْحَـمَ الرَّاحِم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ﴿٢٣﴾
Yâ latîfen bi-halkıhî yâ alîmen bi-halkıhî yâ habîran bi-halkıhî'ltuf binâ yâ latîfü yâ alîmü yâ habîr. Yâ vedûdü yâ vedûdü yâ vedûd. Yâ ze'l-arşi'l-mecîd. Yâ mübdiü yâ muîd. Yâ fe'âlen limâ yurîd. Es'elüke bi-nûri vechike'llezî mele-e erkâne arşike ve es'elüke bi-kudretike'lletî kaderte bihâ alâ cemî'i halkıke ve bi-rahmetike'lletî vesiat külle şey'. Lâ ilâhe illâ ente yâ ğıyâse'l-müsteğîsîne eğisnâ, yâ muğîsü eğisnâ. Bi-rahmetike nesteğîsü ve min azâbike neste-cîru ecirnâ mine'n-nâri ve edhilne'l-cennete me'al-ebrâr. Bi-şefâati nebiyyike'l-muhtâr. Âmîn bi-rahmetike yâ erhame'r-râhimîn ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn.
23. Ey kullarını lütuflarıyla şâd eden, onların her hâlini bilen, her hâllerinden haberdar olan Latîf ü Alîm ü Habîr! Bize de lütufta bulun. Ey Latîf, ey Alîm, ey Habîr, ey seçtiği kulları için sevgi vaz’ eden Vedûd! Ey Arş-ı Mecîd’in yegâne Sahibi! Ey her şeyi ilk yaratan Mübdi! Ey hayattan sonra ölümü, ölümden sonra da hayatı geri veren Muîd! Ey dilediğini dilediği gibi icraya muktedir olan Kudreti Sonsuz! Arşının rukünlerini dolduran nur-u vechin hakkı için Sana yalvarıyorum. Bütün mahlûkatın üzerinde dilediğin gibi tasarrufta bulunduğun kudretin hatırına Senden dileniyorum. Her şeyi kuşatan nihayetsiz rahmetin hakkı için Senden talep ediyorum. Senden başka hiçbir ilâh yok. Ey kapısının önünde diz çökenlerin yardım taleplerine icabet eden Muğîs! Bize de yardım et ey Muğîs! Bize de yardım et. Senden rahmetini dileniyor, azabından da yine Sana sığınıyoruz. Nebiy-yi Muhtar Efendimiz’in şefaati hürmetine bizi Cehennem ateşinden koru ve iyilerle beraber Cennetine al, ey Merhametliler Merhametlisi! Bütün hamd ü senalar Âlemlerin Rabbi, Yüceler Yücesi Allah’a mahsustur.
30.
يَا نُورَ الْاَنْـوَارِ يَا لَط۪يفُ يَا سَـتَّارُ نَسْاَلُكَ اَنْ تُصَلِّيَ عَلٰى سَـيِّدِنَا مُحَمَّدٍ نِـبْـرَاسِ الْاَنْبِيَآءِ وَنَـيِّـرِ الْاَوْلِيَآءِ وَزِبَرْقَانِ الْاَصْفِيَآءِ وَيُوحِ الثَّـقَلَيْنِ وَضِيَآءِ الْخَافِقَيْنِ وَاَنْ تَـرْفَعَ وُجُودَنَا اِلٰى فَلَكِ الْعِرْفَانِ وَاَنْ تُـثَـبِّـتَ شُـهُودَنَا ف۪ي مَـقَـامِ الْاِحْسَـانِ اٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ﴿٢٤﴾
Yâ nûra'l-envâri yâ latîfü yâ settâr. Nes'elüke en tusallıye alâ seyyidinâ muhammedin nibrâsi'l-enbiyâi ve neyyiri'l-evliyâi ve ziberkanı'l-asfiyâi ve yûhı's-sekaleyni ve diyâi'l-hâfikayn. Ve en terfea vücûdenâ ilâ feleki'l-ırfân. Ve en tüsebbite şühûdenâ fî makâmi'l-ihsân. Âmîn ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn.
24. Ey bütün nurların kaynağı Nûru’l-Envâr, ey lütfu bol, kusurları çokça örten Latîf ü Settâr! Senden, enbiyanın kandili, evliyanın nurlu âlemi, asfiyanın kameri, ins ü cin âlemlerinin güneşi, doğu ve batı ufuklarının ışığı Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhi efdalüssalâvat ve ekmelüttahiyyât) salât etmeni ve o salâvat hürmetine vücudumuzu irfan semalarına yükseltmeni, şühûdumuzu da ihsan makamında sabit eylemeni diliyoruz. Dileklerimize icabet buyur Allahım! Bütün hamd ü senalar Âlemlerin Rabbi, Yüceler Yücesi Allah’a mahsustur.
31.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَـيِّدِنَا مُحَمَّدٍ۽ السَّابِقِ اِلَى الْاَنَامِ نُـورُهُ وَرَحْمَةٌ لِلْعَالَم۪ينَ ظُهُورُهُ عَـدَدَ مَـنْ مَضٰى مِنَ الْبَرِيَّـةِ وَمَنْ بَقِيَ وَمَنْ سَـعِدَ مِنْهُم وَمَنْ شَقِيَ صَلَاةً تَسْتَغْرِقُ الْـعَـدَّ وَتُح۪يطُ بِالْـحَـدِّ صَـلَاةً لَا غَايَـةَ لَـهَا وَلَا انْـتِهَآءَ وَلَآ اَمَدَ لَهَا وَلَا انْقِضَآءَ صَلَاتَكَ الَّت۪ـي صَلَّيْتَ عَلَيْهِ صَلَاةً دَآئِمَةً بِدَوَامِكَ وَعَلٰى اٰلِـهِ وَصَحْبِهِ مِثْلَ ذٰلِكَ بِرَحْمَتِكَ يَآ اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ ﴿٢٥﴾
Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedinillezî sâbaka ile'l-enâmi nûruhû ve rahmetün lil-âlemîne zuhûruhû adede men madâ minel-beriyyeti ve men bakiye ve men saide minhüm ve men şekıy. Salâten testakriku'l-adde ve tuhîtu bi'l-hadd. Salâten lâ gâyete lehâ velâ'ntehâe velâ emede lehâ velâ'nkıdâ'. Salâteke'lletî salleyte aleyhi salâten dâimeten bi-devâmike ve alâ âlihî ve sahbihî misle zâlike bi-rahmetike yâ erhame'r-râhimîn.
25. Allahım! Nuru bütün varlıklardan önce yaratılan ve zuhuru âlemlere rahmet olan Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm), geçmiş ve gelecek bütün mahlûkat sayısınca, rahmetinle onlardan Cennet’e aldıkların ve isyanlarıyla Cehennem’e müstahak olanlar adedince salât eyle. Öyle bir salât ki, bütün sayıları, bütün sınırları içine alsın. Sınırsız, sonsuz, nihayetsiz ve kesintisiz olsun. Senin O’na olan daimi, bâkî ve sonsuz ilminle beraber durmadan devam eden salâtınla birlikte bu salâtın aynısı da O’nun âl ü ashabının ve güzide neslinin üzerine olsun, ey Merhametliler Merhametlisi Allahım!
32.
عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْفُرْقَانُ الْحَك۪يمُ مِنَ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ صَاحِبِ الْمِعْرَاجِ وَمَا زَاغَ الْبَصَرُ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَاَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ ﴿ ٢٦﴾
Alâ men ünzile aleyhi'l-furkânü'l-hakîmü minel-arşil-azîmi miner-rahmânir-rahîm. Sâhıbi'l-mi'râci ve mâ zâğa'l-basar. Seyyidinâ muhammedin elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmün aleyke yâ rasûlallâh.
26. Kendisine, Rahmân u Rahîm’in, arş-ı azîmden Furkan-ı Hakîm’i inzal buyurduğu, gözlerinin o en yüksek ulvi âlemlerde bile kayıp şaşmadığı Miraç Sahibi Efendimiz Hazreti Muhammed’e salât ve selâm olsun. Binler binler salât ve binler binler selâm Senin üzerine olsun Ya Resûlallah!
33.
عَلٰى مَنْ بَشَّرَ بِرِسَالَتِهِ التَّوْرٰيةُ وَالْاِنْج۪يلُ وَالزَّبُورُ وَالزُّبُرُ وَبَشَّرَ بِنُـبُوَّتِهِ الْاِرْهَاصَاتُ وَهَوَاتِفُ الْجِنِّ وَاَوْلِيَآءُ الْاِنْسِ وَكَوَاهِنُ الْبَشَرِ وَسَكَـنَتْ لَهُ الشَّمْسُ وَانْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ سَيِّدِنَا وَمَوْلٰينَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَاَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا حَب۪يبَ اللّٰهِ ﴿٢٧﴾
Alâ men beşşera bi-risâletihit-tevrâtü ve'l-incîlü ve'z-zebûrü ve'z-zübür. Ve beşşera bi-nübüvvetihil-irhâsâtü ve hevâtifü'l-cinni ve evliyâü'l-insi ve kevâhinü'l-beşer. Ve sekenet lehü'ş-şemsü venşakka bi-işâretihil-kamer. Seyyidinâ ve mevlânâ muhammedin elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmün aleyke yâ habîballâh.
27. Tevrat, İncil, Zebur ve peygamberan-ı izama indirilen diğer sahifelerin, risaletini müjdelediği; peygamberliğinden önce meydana gelen harikulâde hâdiselerin, cin taifesinden habercilerin, insanlık âleminden velilerin, beşer içinde kâhinlerin, peygamberliğini muştuladığı; Güneş’in, kendisi için durduğu, Ay’ın ikiye yarıldığı, Efendimiz ve sahibimiz Hazreti Muhammed’e salât ve selâm olsun. Binler binler salât ve binler binler selâm Senin üzerine olsun Ya Habîballah!
34.
عَلٰى مَنْ جَآءَتْ لِدَعْوَتِهِ الشَّجَرُ وَنَزَلَ سُرْعَةً بِدُعَآئِهِ الْمَطَرُ وَاَظَلَّتْهُ الْغَمَامَةُ مِنَ الْحَرِّ وَشَبِعَ مِنْ صَاعٍ مِنْ طَعَامِهِ مِٰآتٌ مِنَ الْبَشَرِ وَنَـبَعَ الْمَآءُ مِنْ بَـيْنِ اَصَابِعِهِ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ كَالْكَوْثَرِ وَسَبَّحَ ف۪ي كَفَّيْهِ الْحَصَاةُ وَالْمَدَرُ وَاَنْطَقَ اللّٰهُ لَهُ الضَّبَّ وَالظَّبْيَ وَالذِّئْبَ وَالْجِذْعَ وَالذِّرَاعَ وَالْجَمَلَ وَالْجَبَلَ وَالْحَجَرَ وَالشَّجَرَ سَيِّدِنَا وَمَوْلٰينَا وَشَـف۪يعِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَاَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا اَم۪ينَ وَحْيِ اللّٰهِ ﴿٢٨﴾
Alâ men câet li-da'vetihi'ş-şeceru ve nezele sür'aten bi-duâihi'l-matar. Ve ezallet-hü'l-gamâmetü minel-harr. Ve şebia min sâın min taâmihî miâtün minel-beşer. Ve nebea'l-mâu min beyni esâbiıhî selâse merrâtin kel-kevser. Ve sebbeha fî keffeyhi'l-hasâtü ve'l-meder. Ve entakallâhü lehü'd-dabbe ve'z-zabyi ve'z-zi'be ve'l-ciz'a ve'z-zirâ'a ve'l-cemele ve'l-cebele ve'l-hacera ve'ş-şecer. Seyyidinâ ve mevlânâ ve şefîınâ muhammedin elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmün aleyke yâ emîne vahyillâh.
28. Çağırmasıyla ağaçlar yanına gelen, duasıyla yağmur hemen inen, bulutlar güneşin sıcağına karşı kendisini gölgeleyen, elindeki bir avuç yiyecekten yüzlerce insan yiyen, mübarek parmakları arasından Kevser gibi bir su üç defa nebeân eden, avuçlarında toprak ve çakıl taşları Cenab-ı Allah’ı tesbih eden; Allah’ın kendisi için keleri, ceylanı, kurdu, kuru hurma kütüğünü, keçi kolunu, deveyi, dağı, taşı, ağacı konuşturduğu Efendimiz, sahibimiz, şefaatçimiz Hazreti Muhammed’e salât ve selâm olsun.
35.
اَزْدَمِ صُبْحِ اَزَلْ تَا بَقِيَامِ عَرَصَاتْ
بَرْسَرُو پَاىِ دِلاَرَاىِ مُحَمَّدْ صَلَوَاتْ
اَلْفُ اَلْفِ صَلاَةٍ وَاَلْفُ اَلْفِ سَلاَمٍ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ
شِكَنَدْ ت۪يغِ زَبَانَمْ هَمَدَمْ شَاخِ نَبَاتْ
بَادِبَرْ قَامَتِ رَعْنَاىِ مُحَمَّدْ صَلَوَاتْ
اَلْفُ اَلْفِ صَلاَةٍ وَاَلْفُ اَلْفِ سَلاَمٍ عَلَيْكَ يَا حَبِيبَ اللّٰهِ
فَرْضُ عَيْنَسْتْ م۪ى بَكُوُيَمْ تَا وَقْتِ مَمَاتْ
دَمْبَدَمْ بَرْگُلِ رُخْسَارِ مُحَمَّدْ صَلَوَاتْ
اَلْفُ اَلْفِ صَلاَةٍ وَاَلْفُ اَلْفِ سَلاَمٍ عَلَيْكَ يَا اَم۪ينَ وَحْيِ اللّٰهِ
اَللّٰهُمَّ صَـلِّ وَسَـلِّمْ وَبَـارِكْ عَلٰى سَــيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِـهِ وَاَصْحَابِـهِ بِـعَـدَدِ اَوْرَاقِ الْاَشْـجَارِ وَاَمْوَاجِ الْبِـحَـارِ وَقَطَرَاتِ الْاَمْطَارِ اَشْـهَدُ اَنْ لَآ اِلٰـهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاَشْـهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالَى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ﴿٢٩﴾
Ez dem-i subh-i ezel tâ be-kıyâm-i arasât
Ber ser ü pây-i dilârâ-yı Muhammed salevât.
Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin aleyke yâ Rasûlallâh.
Şikened tîğ-i zebânem hemdem şâh-ı nebât
Bâdî ber kâmet-i ra'nâ-yı Muhammed salevât.
Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin aleyke yâ Habîballâh.
Farz-ı aynes mî-gûyem tâ vakt-i memât
Dem-be-dem ber gül-i ruhsâr-ı Muhammed salevât.
Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin aleyke yâ Emîne Vahyillâh.
Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihî ve ashâbihî bi-adedi evrâkıl-eşcâri ve emvâcil-bihâri ve katarâtil-amtâr. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne muhammeden rasûlullâh, sallallâhu teâlâ aleyhi ve sellem.
29. Ezel sabahından ta mahşer gününe kadar, baştan ayağa güzelliğiyle gönülleri fetheden Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm)’a salâvat olsun:Binler binler salât ve binler binler selâm Senin üzerine olsun Ya Resûlallah! Benim dil kılıcım da hep bu tatlı şekeri kesmekle (onu anmakla) meşgul olsun; eşsiz güzelliğin sahibi Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm)’a salâvat olsun: Binler binler salât ve binler binler selâm Senin üzerine olsun Ya Habîballah! Ömrüm oldukça bana farz-ı ayndır, her dem Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm)’ın gül yüzüne salâvat getirmek: Binler binler salât ve binler binler selâm Senin üzerine olsun ya Emine Vahyillah! Ey Yüceler Yücesi Allahım! Efendimiz Hazreti Muhammed’e, seçkin aile fertlerine, güzide ashabına, ağaçların yaprakları, deryaların dalgaları, yağmurların damlaları adedince salât, selâm ve bereket ihsan eyle. Şehadet ederim ki, Allah’tan gayrı ilâh yoktur ve yine şehadet ederim ki, Hazreti Muhammed (sallallâhu teâlâ aleyhi ve sellem) O’nun elçisidir.
36.
مَوْلاَىَ صَلِّ وَسَلِّمْ دَآئِمًا اَبَدًا عَلٰى حَب۪يبِكَ خَيْرِ الْخَلْقِ كُلِّهِمِ ﴿٣٠﴾
Mevlâye salli ve sellim dâimen ebeden alâ habîbike hayri'l-halkı küllihimi.
30. Yüce Mevlâm! Mevcudatın en hayırlısı Habîb’ine ebedlere kadar her an salât ve selâm eyle.
37.
هُوَ الْحَب۪يبُ الَّذ۪ي تُرْجٰى شَفَاعَتُهُ لِكُلِّ هَوْلٍ مِنَ الْاَهْوَالِ مُقْتَحِمِ ﴿٣١﴾
Hüve'l-habîbüllezî türcâ şefâatühû li-külli hevlin minel-ehvâli muktehimi.
31. O Habîb’in ki, göğüs göğüse geldiğimiz her korku ve endişe karşısında O’nun şefaati ümit edilir.
38.
وَصَلِّ اِلٰه۪ي كُلَّ يَومٍ وَسَاعَةٍ عَلَى الْمُصْطَفَى الْمُخْتَارِ مَا نَسْمَةٌ سَمَتْ ﴿٣٢﴾
Ve salli ilâhî külle yevmin ve sâatin ale'l-mustafe'l-muhtâri mâ nesmetün semet.
32. Her gün ve her saat, her bir canlı nefes alıp verdikçe o seçkinlerden seçkin Mustafa ve Muhtar’a salât ve selâm eyle.
39.
وَصَلِّ عَلَى الْمُخْتَارِ وَالْاٰلِ كُلِّهِمِ كَعَدِّ نَـبَاتِ الْاَرْضِ وَالرّ۪يحِ مَا سَرَتْ ﴿٣٣﴾
Ve salli ale'l-muhtâri ve'l-âli küllihimi ke-addi nebâtil-ardı ve'r-rîhı mâ seret.
33. Rüzgârlar estikçe yeryüzünün bitkileri sayısınca o seçkin Muhtar’a salât ve selâm eyle.
40.
وَصَلِّ صَلاَةً تَمْلَاُ الْاَرْضَ وَالسَّمَآءَ كَوَبْلِ غَمَامٍ مَعَ رُعُودٍ تَجَلْجَلَتْ ﴿٣٤﴾
Ve salli salâten temleü'l-arda ve's-semâe ke-vebli ğamâmin mea ruûdin tecelcelet.
34. Gökler gürledikçe, bulutlardan inen yağmurlar gibi, gökleri ve yeri dolduracak kadar salâvat ile O’na salât ve selâm eyle.
41.
فَيَكْـف۪يكَ اَنَّ اللّٰهَ صَلّٰى بِنَفْسِهِ وَاَمْلَاكَهُ صَلَّتْ عَلَيْهِ وسَلَّمَتْ ﴿٣٥﴾
Fe-yekfîke ennallâhe sallâ bi-nefsihî ve emlâkehû sallet aleyhi ve sellemet.
35. Ey şanı yüce Nebi! Bizzat Yüceler Yücesi Allah ve melekleri sana salât ve selâm eyledi; bu da senin için kâfi.
Delailü'l Nur 41 duadan oluşur. Üstteki çubuktan Arapça, okunuş ve meal katmanlarını açıp kapatabilir, yazıyı büyütebilir ve seti favorilerinize ekleyebilirsiniz. Diğer setler için Dualar.
Duaları uygulamada da okuyun
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir