Münâcâtü'l-Kur'ân
16 dua; Arapça metin, Türkçe okunuş ve meal.
1.
*مُنَاجَاةُ الْقُرْأٰنِ*
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ
اَلْفَاتِحَةُ: يَا اَللّٰهُ ❁ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ ❁ يَا رَحْمٰنُ، يَا رَحِيمُ ❁ يَا مَالِكَ يَوْمِ الدِّينِ ❁
اَلْبَـقَرَةُ: يَا مَنْ جَعَلَ الْأَرْضَ فِرَاشًا، وَالسَّمَاءَ بِنَاءً، وَأَنْـزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً، فَأَخْرَجَ بِـه۪ مِنَ الثَّمَرَاتِ ❁ يَـا مَنْ خَلَقَ لَـنَا مَا فِـي الْأَرْضِ جَمِيعًا، ثُمَّ اسْتَوَى إِلَى السَّمَاءِ فَسَوَّاهُنَّ سَبْعَ سَـمَاوَاتٍ، وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ ❁ يَا مَنْ عَلَّمَ أٰدَمَ الْأَسْمَاءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلَائِكَةِ ❁ يَا مَنْ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، إِذَا قَضَى أَمْرًا فَإِنَّمَا يَـقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ❁ يَا مَنْ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ ❁ يَا حَيُّ يَا قَـيُّومُ، لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ ❁ يَا مَنْ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ، وَلَا يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا، وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ ❁
أٰلُ عِمْرَانَ: يَا مَنْ أَنْـزَلَ الْفُرْقَانَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِمَا بَـيْنَ يَدَيْهِ، وَأَنْـزَلَ التَّوْرَاةَ وَالْإِنْجِيلَ ❁ يَـا مَـنْ لَا يَخْفَى عَلَيْهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّـمَاءِ، هُـوَ الَّـذِي يُصَوِّرُكُمْ فِي الْأَرْحَامِ كَـيْـفَ يَشَاءُ، لَا إِلٰـهَ إِلَّا هُـوَ الْعَزِيـزُ الْحَكِيمُ❁
*Münâcâtü'l-Kur'ân*
Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahîm
El-Fâtihah: Yâ Allâh ❁ Yâ Rabbe'l-âlemîn ❁ Yâ Rahmânü, Yâ Rahîm ❁ Yâ Mâlike yevmi'd-dîn ❁
El-Bakarah: Yâ men ceale'l-arda firâşen, ve's-semâe binâen, ve enzele mine's-semâi mâen, feahrace bihî mine's-semerât ❁ Yâ men halaka lenâ mâ fi'l-ardı cemîan, sümme'stevâ ile's-semâi fesevvâhünne seb'a semâvâtin, ve hüve bikülli şey'in alîm ❁ Yâ men alleme Âdeme'l-esmâe küllehâ sümme aradahüm ale'l-melâikeh ❁ Yâ men lehû mâ fi's-semâvâti ve'l-ard, izâ kadâ emran feinnemâ yekûlü lehû kün feyekûn ❁ Yâ men yuhibbü't-tevvâbîne ve yuhibbü'l-mütetahhirîn ❁ Yâ Hayyü yâ Kayyûm, lâ te'huzühû sinetün ve lâ nevm ❁ Yâ men vesia kürsiyyühü's-semâvâti ve'l-arda, ve lâ yeûdühû hıfzuhümâ, ve hüve'l-Aliyyü'l-Azîm ❁
Âl-i İmrân: Yâ men enzele'l-Furkâne bi'l-hakkı musaddikan limâ beyne yedeyh, ve enzele't-Tevrâte ve'l-İncîl ❁ Yâ men lâ yahfâ aleyhi şey'ün fi'l-ardı ve lâ fi's-semâ, hüvellezî yusavviruküm fi'l-erhâmi keyfe yeşâ, lâ ilâhe illâ hüve'l-Azîzü'l-Hakîm❁
*MÜNÂCÂTÜ’L-KUR’ÂN*
Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla
Fâtiha Sûresi: Ey Allahım! Ey Âlemlerin Rabbi! Ey Rahmân! Ey Rahîm! Ey din gününün, hesap gününün tek hâkimi!
Bakara Sûresi: Ey arzı bir döşek, semayı da bir kubbe yapan ve semadan yağmur indirip, onunla rızık olarak çeşitli mahsuller çıkaran! Ey yeryüzünde bulunan her şeyi bizim için yaratıp, sonra semaya istiva buyuran ve orayı yedi gök hâlinde sağlamca nizama koyan! Ey her şeyi hakkıyla bilen! Ey Hazreti Âdem’e bütün isimleri öğreten ve sonra onları meleklere arz eden! Ey göklerde ve yerde ne varsa hepsi Kendisine ait olan! Bir şeyi yaratmak isteyince sadece “Ol!” diyen ve dedikleri hemen oluveren! Ey çokça tevbe edenleri ve tevbe edip tertemiz olanları seven! Ey hayatı Kendinden, ebedî hayy olan Hayy ve Kendi Kendine kâim olan Kayyûm! Ey Kendisini ne bir uyuklama ne de uyku tutan! Ey Kürsîsi gökleri ve yeri kaplayan! Ey semaları ve arzı koruyup gözetmek Kendisine ağır gelmeyen ululuk ve azamet tahtının sultanı Aliyy ü Azîm!
Âl-i İmran Sûresi: Ey Furkan’ı gerçeğin ta kendisi ve daha önce indirilen kitapları tasdik edici olarak indiren! Ey gerek yerde, gerekse gökte hiçbir şey Kendisine gizli kalmayan!
O’dur ki, annelerinizin rahimlerinde size dilediği şekli verir. O’ndan başka ilâh yoktur. Eşi, benzeri olmayan yegâne galip ve her şeyi yerli yerinde vaz’ eden Azîz ü Hakîm O’dur.
2.
يَا مَالِكَ الْمُلْكِ، تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ، وَتَـنْـزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ، وَتُـعِـزُّ مَنْ تَشَاءُ، وَتُـذِلُّ مَنْ تَشَاءُ، بِيَدِكَ الْخَيْرُ، إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، تُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ، وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ، وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ، وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ، وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ ❁ يَا مَنِ اصْطَفَى أٰدَمَ وَنُوحًا وَأٰلَ إِبْرَاهِيمَ وَأٰلَ عِمْرَانَ عَلَى الْعَالَمِينَ ❁ يَا مَنْ يَـغْـفِـرُ لِمَنْ يَشَـاءُ، وَيُعَذِّبُ مَـنْ يَشَـاءُ، وَهُـوَ الْغَفُورُ الـرَّحِيـمُ ❁ يَا مَنْ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ ❁ يَا مَـنْ عِـنْـدَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ ❁
اَلنِّسَاءُ: يَا مَنْ لَا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ، وَإِنْ تَكُ حَسَنَـةً يُضَاعِفْهَا، وَيُؤْتِ مِنْ لَدُنْهُ أَجْرًا عَظِيمًا ❁ يَا مَنْ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، وَكَانَ اللّٰهُ غَنِـيًّا حَمِيدًا ❁
اَلْمَائِدَةُ: يَا مَنْ يَحْكُمُ مَا يُرِيدُ ❁ يَا مَنْ أَنْـزَلَ التَّوْرَاةَ فِيهَا هُدًى وَنُورٌ، يَحْكُمُ بِهَا النَّبِيُّونَ الَّذِينَ أَسْلَمُوا ❁ يَا مَنْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِ، يُـنْـفِقُ كَيْفَ يَشَاءُ ❁ يَا مَنْ لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا فِيهِنَّ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ❁
اَلْأَنْعَامُ: يَا مَنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ، وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَ ❁ يَا مَنْ يَعْلَمُ سِـرَّنَا وَجَهْرَنَا، وَيَعْلَمُ مَا نَـكْسِبُ ❁ يَا مَنْ لَـهُ مَا سَكَنَ فِي اللَّيْلِ وَالـنَّـهَارِ، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ❁ يَا مَنْ عِنْدَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَا إِلَّا هُوَ، وَيَعْلَمُ مَا فِي الْـبَـرِّ وَالْـبَـحْـرِ، وَمَا تَسْقُطُ مِنْ وَرَقَـةٍ إِلَّا يَعْلَمُهَا، وَلَا حَـبَّـةٍ فِي ظُلُمَاتِ الْأَرْضِ ❁ يَا مَـنْ هُوَ أَسْـرَعُ الْحَاسِبِينَ ❁ يَا مَنْ قَـوْلُـهُ الْحَقُّ، وَلَـهُ الْمُلْكُ يَوْمَ يُـنْـفَخُ فِي الصُّورِ، عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، وَهُوَ الْحَكِيمُ الْخَبِيرُ❁
Yâ Mâlike'l-mülki, tü'ti'l-mülke men teşâü, ve tenziu'l-mülke mimmen teşâü, ve tüizzü men teşâü, ve tüzillü men teşâü, biyedike'l-hayr, inneke alâ külli şey'in kadîr. Tûlicü'l-leyle fi'n-nehâri, ve tûlicü'n-nehâra fi'l-leyl, ve tuhricü'l-hayye mine'l-meyyiti, ve tuhricü'l-meyyite mine'l-hayy, ve terzuku men teşâü biğayri hisâb ❁ Yâ meni'stafâ Âdeme ve Nûhan ve Âle İbrâhîme ve Âle İmrâne ale'l-âlemîn ❁ Yâ men yağfiru limen yeşâü, ve yüazzibü men yeşâü, ve hüve'l-Ğafûru'r-Rahîm ❁ Yâ men yuhibbü'l-muhsinîn ❁ Yâ men indehû husnü's-sevâb ❁
En-Nisâ: Yâ men lâ yazlimu miskâle zerretin, ve in tekü haseneten yudâıfhâ, ve yü'ti min ledünhü ecran azîmâ ❁ Yâ men lehû mâ fi's-semâvâti ve'l-ardı, ve kânallâhü Ğaniyyen Hamîdâ ❁
El-Mâide: Yâ men yahkümü mâ yurîd ❁ Yâ men enzele't-Tevrâte fîhâ hüden ve nûrun, yahkümü bihe'n-nebiyyûnellezîne eslemû ❁ Yâ men yedâhu mebsûtatâni, yünfiku keyfe yeşâ ❁ Yâ men lehû mülkü's-semâvâti ve'l-ardı ve mâ fîhinne, ve hüve alâ külli şey'in kadîr ❁
El-En'âm: Yâ men halaka's-semâvâti ve'l-arda, ve ceale'z-zulümâti ve'n-nûr ❁ Yâ men ya'lemü sirranâ ve cehranâ, ve ya'lemü mâ neksib ❁ Yâ men lehû mâ sekene fi'l-leyli ve'n-nehâri, ve hüve's-Semîu'l-Alîm ❁ Yâ men indehû mefâtîhu'l-ğaybi lâ ya'lemühâ illâ hüve, ve ya'lemü mâ fi'l-berri ve'l-bahr, ve mâ teskutu min verakatin illâ ya'lemühâ, ve lâ habbetin fî zulümâti'l-ard ❁ Yâ men hüve esraü'l-hâsibîn ❁ Yâ men kavlühü'l-hakku, ve lehü'l-mülkü yevme yünfehu fi's-sûri, âlimü'l-ğaybi ve'ş-şehâdeti, ve hüve'l-Hakîmü'l-Habîr❁
Mülk ve hâkimiyetin sahibi Mâlikü’l-Mülk de yalnız O’dur.
Allahım! Sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden de çeker alırsın. Dilediğini aziz, dilediğini zelil kılarsın. Her türlü hayır yalnız Senin elindedir. Sen elbette her şeye kâdirsin. Geceyi gündüze katar günü uzatır, gündüzü de geceye katar geceyi uzatırsın. Ölüden diri, diriden de ölü çıkarırsın. Ve dilediğin kimseye sayısız rızıklar ihsan edersin.
Ey Âdem ve Nuh nebileri ve Hazreti İbrahim’in ailesi ile İmrân ailesini insanlar içinden seçip onlara üstün kılan! Ey dilediğini affeden ve dilediğine azap eden! Ey çokça bağışlayan ve bol bol merhamet eden! Ey ihsan sahiplerini seven! Ey en güzel mükâfatlar nezdinde olan!
Nisâ Sûresi: Ey kullarına zerre kadar bile zulmetmeyen, dahası zerre kadar bile olsa kullarının iyiliklerini kat kat artıran ve onları yüce nezdinden büyük bir sürprizle mükâfatlandıran! Ey semavat u arzda ne varsa hepsinin maliki! Ey hiçbir şeye muhtaç olmayan ve herkesin hamd ü senasının biricik mercii olan Ğaniyy ü Hamîd!
Mâide Sûresi: Ey hikmetine uygun olarak dilediği şekilde hükmeden! Ey kendilerini Hakk’a teslim eden nebilerin (Yahudilerle ilgili meselelerde) kendisiyle hükmettiği, içinde hidayet ve nur olan Tevrat’ı indiren! Ey iki eli de açık olan ve dilediği şekilde infak eden! Ey göklerin, yerin ve ikisi içinde bulunan her şeyin hâkimi! Ey her şeye gücü yeten!
En’âm Sûresi: Ey gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden! Ey gizlimizi de, açığımızı da, iyi ya da kötü ne işleyeceğimizi de bilen! Ey gecede ve gündüzde barınan her şey Kendisinin olan! Ey her şeyi işiten Semi’ ve her şeyi bilen Alîm! Ey bilinmeyen nice hazinelerin ve görünmeyen gayb âleminin anahtarları nezdinde bulunan; onları Kendisinden başka kimse bilmeyen; Kendisi karada ve denizde ne varsa hepsini bilen! Ey Kendisinin haberi olmadan bir tek yaprak bile düşmeyen! Ey yerin karanlıkları içindeki bir tek daneyi bile bilen! Ey hesaba çekenlerin en süratlisi! Ey sözü hak olan! Sûr’a üfleneceği gün de hâkimiyet Kendisine ait olan! Görünmeyeni de, görüneni de, olmuşu da, olacağı da bilen! Her şeyi yerli yerinde vaz’ eden ve herkesten ve her şeyden haberdar olan Hakîm ü Habîr!
3.
يَا فَالِقَ الْإِصْبَاحِ، وَجَعَلَ اللَّيْلَ سَكَنًا، وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ حُسْبَانًا، ذٰلِكَ تَـقْدِيرُ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ ❁ يَا مَنْ لَا تُدْرِكُهُ الْأَبْصَارُ، وَهُوَ يُدْرِكُ الْأَبْصَارَ، وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ ❁ يَا ذَا الرَّحْمَةِ الْوَاسِعَةِ، وَلَا يُـرَدُّ بَأْسُهُ عَنِ الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ ❁
اَلْأَعْرَافُ: يَا مَنْ حَـرَّمَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ، وَالْإِثْمَ وَالْبَغْيَ بِغَيْرِ الْحَقِّ ❁ يَا مَنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِـتَّـةِ أَيَّامٍ، ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ ❁ يَا مَنْ لَـهُ الْخَلْقُ وَالْأَمْرُ، تَـبَارَكْتَ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ ❁ يَا مَنْ تَجَلَّى لِلْجَبَلِ فَجَعَلَهُ دَكًّا ❁
اَلْأَنْفَالُ: يَا مَنْ يُحِقُّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِه۪، وَيَـقْطَعُ دَابِرَ الْكَافِرِينَ ❁ يَا مُوهِنَ كَيْدِ الْكَافِرِينَ ❁
اَلتَّوْبَـةُ: يَا مَنْ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ ❁ يَا مَنْ نَصَرَ نَبِـيَّـهُ إِذْ أَخْرَجَهُ الَّذِينَ كَفَرُوا ❁ يَا مَنْ يَـقْـبَلُ الـتَّـوْبَـةَ عَنْ عِبَادِه۪ وَيَـأْخُذُ الصَّدَقَاتِ وَهُوَ الـتَّـوَّابُ الرَّحِيمُ ❁ يَا مَنِ اشْتَرَى مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أَنْـفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ بِأَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ ❁ يَا مَنْ تَابَ عَلَى النَّبِيِّ وَالْمُهَاجِرِيــنَ وَالْأَنْصَارِ ❁ يَـا لَا إِلٰـهَ إِلَّا أَنْـتَ، رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ❁
يُونُسُ: يَـا مَنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِـتَّةِ أَيَّـامٍ، ثُمَّ اسْـتَوَى عَلَى الْعَرْشِ، يُدَبِّـرُ الْأَمْرَ، مَا مِنْ شَـفِيعٍ إِلَّا مِنْ بَعْدِ إِذْنِه۪ ❁ يَا مَنْ جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَاءً، وَالْقَمَرَ نُورًا، وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ، لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّنِينَ وَالْحِسَابَ ❁ يَا مَنْ لَهُ الْعِزَّةُ جَمِيعًا، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ❁ يَا مَنْ يَحْكُمُ، وَهُوَ خَـيْـرُ الْحَاكِمِينَ ❁
هُودُ: يَـا مَـنْ يَعْلَمُ مَا يُسِـرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ، إِنَّــهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ❁ يَا مَنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِـتَّةِ أَيَّامٍ، وَكَانَ عَرْشُـهُ عَلَى الْمَاءِ❁
Yâ Fâlika'l-isbâhı, ve ceale'l-leyle sekenen, ve'ş-şemse ve'l-kamera husbânâ, zâlike takdîru'l-Azîzi'l-Alîm ❁ Yâ men lâ tüdrikühü'l-ebsâru, ve hüve yüdrikü'l-ebsâra, ve hüve'l-Latîfü'l-Habîr ❁ Yâ ze'r-rahmeti'l-vâsiatih, ve lâ yuraddü be'sühû ani'l-kavmi'l-mücrimîn ❁
El-A'râf: Yâ men harrame'l-fevâhışe mâ zahera minhâ ve mâ batane, ve'l-isme ve'l-beğye biğayri'l-hakk ❁ Yâ men halaka's-semâvâti ve'l-arda fî sitteti eyyâmin, sümme'stevâ ale'l-arş ❁ Yâ men lehü'l-halku ve'l-emr, tebârakte yâ Rabbe'l-âlemîn ❁ Yâ men tecellâ lil-cebeli fecealehû dekkan ❁
El-Enfâl: Yâ men yuhıkku'l-hakka bikelimâtihî, ve yaktau dâbire'l-kâfirîn ❁ Yâ mûhine keydi'l-kâfirîn ❁ El-Tevbe: Yâ men subhânehû ammâ yüşrikûn ❁ Yâ men nasara nebiyyehû iz ahracehüllezîne keferû ❁ Yâ men yakbelü't-tevbete an ıbâdihî ve ye'huzü's-sadakâti ve hüve't-Tevvâbü'r-Rahîm ❁ Yâ meni'şterâ mine'l-mü'minîne enfüsehüm ve emvâlehüm biennle lehümü'l-cenneh ❁ Yâ men tâbe ale'n-nebiyyi ve'l-mühâcirîne ve'l-ensâr ❁ Yâ lâ ilâhe illâ ente, Rabbe'l-arşi'l-azîm ❁
Yûnus: Yâ men halaka's-semâvâti ve'l-arda fî sitteti eyyâmin, sümme'stevâ ale'l-arşi, yüdebbirü'l-emr, mâ min şefîın illâ min ba'di iznih ❁ Yâ men ceale'ş-şemse dıyâen, ve'l-kamera nûran, ve kadderehû menâzile, lita'lemû adede's-sinîne ve'l-hisâb ❁ Yâ men lehü'l-izzetü cemîan, ve hüve's-Semîu'l-Alîm ❁ Yâ men yahkümü, ve hüve hayru'l-hâkimîn ❁
Hûd: Yâ men ya'lemü mâ yüsirrûne ve mâ yu'linûn, innehû alîmün bizâti's-sudûr ❁ Yâ men halaka's-semâvâti ve'l-arda fî sitteti eyyâmin, ve kâne arşühû ale'l-mâi❁
Ey karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran! Dinlenmemiz için geceyi, vakitlerimizi hesaplamak için de Güneş ve Ay’ı yaratan! Ey bunları takdir eden Azîz ü Alîm! Ey gözlerin Kendisine erişemediği, ilmi ise bütün gözleri ihata eden Latîf ü Habîr! Ey merhameti geniş fakat azabı mücrim toplumdan geri çevrilemeyen!
A’raf Sûresi: Ey açığı ve gizlisiyle bütün fuhşiyatı, her türlü günahı ve haksız yere tecavüzde bulunmayı haram kılan! Ey gökleri ve yeri altı zamanda yaratan ve sonra Arş’a istiva buyuran! Ey yaratmak ve emretmek Kendisine mahsus olan! Ey şanı pek yüce olan! Ey Âlemlerin Rabbi! Ey dağa tecelli eder etmez onu un ufak ediveren!
Enfâl Sûresi: Ey emirleriyle hakkı üstün kılan ve şirkin kuvvetini yok ederek kâfirlerin ardını kesen! Ey kâfirlerin tuzaklarını zayıflatan!
Tevbe Sûresi: Ey müşriklerin ortak koştukları şirkten münezzeh olan! Ey, Resûlünü kâfirler Mekke’den çıkardıklarında O’na yardım eden! Ey kullarına tevbe yollarını açan, onların tevbelerini ve sadakalarını kabul eden Tevvâb ü Rahîm! Ey mü’min kullarından canlarını ve mallarını Cennet karşılığında satın alan! Ey Resûlünü savaşa katılmayanlara izin verdiğinden ötürü affettiği gibi, Muhacir’lerle Ensar’ı da tevbeye muvaffak buyuran ve sonra onların bu tevbelerini kabul eden! Ey Arş-ı Azîm’in, Kendisinden başka ilâh olmayan yegâne Rabbi!
Yunus Sûresi: Ey gökleri ve yeri altı vakitte yaratan, sonra Arş’a istiva buyuran ve bütün kâinatı yerli yerince idare ve tedbir eden! Ey izni olmadan hiç kimse yüce nezdinde şefaat edemeyen! Ey Güneş’i bir ışık, Ay’ı da bir nur yapan! Yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilebilmemiz için Ay’a değişik menziller takdir eden! Ey izzet ve azametin biricik sahibi, ey her şeyi işitip bilen Semi’ u Alîm! Ey hükmeden ve hüküm verenlerin en hayırlısı olan!
Hûd Sûresi: Ey kullarının içlerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da pek iyi bilen! Bütün sinelerin kökünü, künhünü dahi bilen!
Ey gökleri ve yeri altı vakitte yaratan ve daha önce Arş’ı su üstünde olan!
4.
يَـا مَنْ هُوَ عَلَى كُلِّ شَـيْءٍ حَفِيظٌ ❁ يَـا قَرِيبُ، يَـا مُجِيبُ ❁ يَـا مَنْ هُوَ أَخَذَ الْقُرَى وَهِيَ ظَالِمَةٌ، إِنَّ أَخْذَهُ أَلِيمٌ شَدِيدٌ ❁ يَا مَنْ لَهُ غَيْبُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، وَإِلَيْهِ يُرْجَعُ الْأَمْرُ كُلُّهُ ❁
يُوسُفُ: يَا مَنْ يُصِيبُ بِرَحْمَتِه۪ مَنْ يَشَاءُ، وَلَا يُضِيعُ أَجْرَ الْمُحْسِنِينَ ❁ يَا مَنْ قَالَ لَا يَـيْـئَسُ مِنْ رَوْحِ اللّٰهِ إِلَّا الْقَوْمُ الْكَافِرُونَ ❁ يَا مَـنْ لَطِيفٌ لِمَا يَشَـاءُ، وَهُوَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ ❁ يَـا مَـنْ لَا يُـرَدُّ بَأْسُهُ عَنِ الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ ❁
اَلرَّعْدُ: يَا مَنْ رَفَعَ السَّمَاوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَـرَوْنَـهَا، ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ، يُدَبِّـرُ الْأَمْرَ، يُفَصِّلُ الْأٰيَاتِ ❁ يَا مَنْ مَدَّ الْأَرْضَ، وَجَعَلَ فِيهَا رَوَاسِيَ وَأَنْهَارًا، وَمِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ ❁ يَا مَنْ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ أُنْـثَى وَمَا تَغِيضُ الْأَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُ، وَكُلُّ شَيْءٍ عِنْدَهُ بِمِقْدَارٍ، عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّـهَادَةِ الْكَبِيرُ الْمُتَعَالِ ❁ يَـا مَـنْ يُـرِي عِبَادَهُ الْبَـرْقَ خَوْفًا وَطَمَعًا، وَيُنْشِئُ السَّحَابَ الـثِّـقَالَ ❁ يَا مَنْ يُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِه۪، وَالْمَلَائِكَةُ مِنْ خِيفَتِه۪، وَيُرْسِلُ الصَّوَاعِقَ فَـيُـصِيبُ بِهَا مَنْ يَشَاءُ، وَهُمْ يُجَادِلُونَ فِي اللّٰهِ، وَهُوَ شَدِيدُ الْمِحَالِ ❁ يَا مَنْ بِذِكْرِه۪ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ، يَمْحُو اللّٰهُ مَا يَشَاءُ وَيُـثْبِـتُ، وَعِنْدَهُ أُمُّ الْكِتَابِ ❁ يَا مَنْ يَحْكُمُ، لَا مُعَقِّبَ لِحُكْمِه۪، وَهُوَ سَرِيعُ الْحِسَابِ ❁
إِبْرَاهِيمُ: يَا مَنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِالْحَقِّ، وَقَالَ إِنْ يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ، وَمَا ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ بِعَزِيزٍ، وَإِنْ تَـعُدُّوا نِعْمَةَ اللّٰهِ لَا تُحْصُوهَا، إِنَّ الْإِنْسَانَ لَظَلُومٌ كَفَّارٌ، رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلَاةِ وَمِنْ ذُرِّيَّـتِي، رَبَّـنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ، رَبَّـنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَـقُومُ الْحِسَابُ❁
Yâ men hüve alâ külli şey'in hafîz ❁ Yâ Karîbü, yâ Mucîb ❁ Yâ men hüve ehaze'l-kurâ ve hiye zâlimetün, inne ahzehû elîmün şedîd ❁ Yâ men lehû ğaybü's-semâvâti ve'l-ardı, ve ileyhi yurceu'l-emru küllüh ❁ Yûsuf: Yâ men yusîbü birahmetihî men yeşâü, ve lâ yudîu ecra'l-muhsinîn ❁ Yâ men kâle lâ yey'esü min revhillâhi ille'l-kavmü'l-kâfirûn ❁ Yâ men latîfün limâ yeşâü, ve hüve'l-Alîmü'l-Hakîm ❁ Yâ men lâ yuraddü be'sühû ani'l-kavmi'l-mücrimîn ❁ El-Ra'd: Yâ men rafea's-semâvâti biğayri amedin teravnehâ, sümme'stevâ ale'l-arşi, yüdebbirü'l-emra, yüfassılü'l-âyât ❁ Yâ men medde'l-arda, ve ceale fîhâ ravâsiye ve enhâran, ve min külli's-semerât ❁ Yâ men ya'lemü mâ tahmilü küllü ünsâ ve mâ teğîdu'l-erhâmü ve mâ tezdâdü, ve küllü şey'in indehû bimıkdârin, âlimü'l-ğaybi ve'ş-şehâdeti'l-Kebîrü'l-Müteâl ❁ Yâ men yurî ıbâdehü'l-berka havfen ve tamean, ve yünşiü's-sehâbe's-sıkâl ❁ Yâ men yüsebbihu'r-ra'dü bihamdihî, ve'l-melâiketü min hîfetihî, ve yürsilü's-savâıka feyusîbü bihâ men yeşâü, ve hüm yücâdilûne fillâhi, ve hüve şedîdü'l-mihâl ❁ Yâ men bizikrihî tatmeinnü'l-kulûb, yemhullâhü mâ yeşâü ve yüsbitü, ve indehû ümmü'l-kitâb ❁ Yâ men yahkümü, lâ muakkıbe lihükmihî, ve hüve serîu'l-hisâb ❁ İbrâhîm: Yâ men halaka's-semâvâti ve'l-arda bi'l-hakkı, ve kâle in yeşe' yüzhibküm ve ye'ti bihalkın cedîd, ve mâ zâlike alallâhi biazîz, ve in teuddû ni'metallâhi lâ tuhsûhâ, inne'l-insâne lezalûmün keffâr, Rabbi'c'alnî mukîme's-salâti ve min zürriyyetî, Rabbenâ ve tekabbel duâ, Rabbenâ'ğfir lî ve livâlideyye ve lil-mü'minîne yevme yekûmu'l-hisâb❁
Ey her şeyi koruyup gözeten, görüp kaydeden! Ey her şeye her şeyden daha yakın olan Karîb! Dua ve isteklere cevap veren Mücîb! Ey halkı ısrarla zulmeden ülkeleri derdest edip cezaya çarptıran ve yakalaması pek şiddetli olan! Ey göklerin ve yerin gaybını bilmek Kendisine mahsus olan ve hükmetmesi için bütün işler sonunda sadece Kendisine döndürülen!
Yusuf Sûresi: Ey lütfunu dilediği kimselere eriştiren ve iyiliğe kilitlenmiş ehl-i ihsanın mükâfatını asla zayi etmeyen! Ey, “Kâfirler güruhu dışında hiç kimse Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.” buyuran! Ey azabı, mücrim topluluklardan hiçbir surette geri çevrilemeyen!
Ra’d Sûresi: Ey gökleri, bizim de görüp durduğumuz gibi, direksiz yükselten ve sonra da Arş’a istiva eden! İşlerini hep bir tedbir çerçevesinde düzenleyen ve âyetlerini açıklayan! Ey yeri yayıp döşeyen, onda sağlam dağlar yükseltip ırmaklar akıtan ve çeşit çeşit meyveler yaratan! Ey her bir dişinin neye gebe olduğunu, karnında ne taşıdığını ve rahimlerin neyi eksiltip neyi artırdığını bilen! Ey katında her şey bir ölçü ile olan! Ey hem gayb hem de şehadet âlemini bilen ululardan ulu, Kebîr ü Müteâl! Ey kullarına şimşeği göstererek hem korku hem ümit veren ve yağmur yüklü bulutlar oluşturan!
Ey gök gürültüsünün hamd ederek, meleklerin de içlerindeki saygıdan dolayı Kendisini tesbih ettikleri Yüce Zât! Yıldırımlar gönderir, onlarla dilediğini çarparsın. Hal böyle iken kâfirler yine de Allah hakkında birbirleriyle tartışıp dururlar. Hâlbuki O’nun cezası pek çetindir. Ey kalbler ancak zikriyle itminana erip oturaklaşan! Ey dilediği hükmü iptal edip, dilediğini mahv u ispat eden ve Ümmü’l-Kitab’ı nezdinde tutan! Ey hükmeden ve hükmünü denetleyecek hiçbir merci bulunmayan! Ey hesabı çabuk gören!
İbrahim Sûresi: Ey gökleri ve yeri hikmetle yaratan ve “Eğer dilerse sizi ortadan kaldırıp yepyeni bir nesil getirir. Bu, Allah için hiç zor değildir. Allah’ın size verdiği nimetleri birer birer saymaya kalkarsanız, mümkün değil, onları toptan olarak bile sayamazsınız. Gerçekten insan zalim ve nankördür.” buyuran!
Ya Rabbi! Beni de, neslimi de namazı hakkıyla ikâme eden kullarından eyle. Rabbim, ne olur, duamı kabul buyur! Ey Rabbimiz! Beni, anne-babamı ve bütün mü’minleri hesap gününde affeyle.
5.
اَلْحِجْرُ: يَا مَنْ جَعَلَ فِي السَّمَاءِ بُرُوجًا، وَزَيَّـنَـهَا لِلنَّاظِرِينَ ❁ يَا مَنْ أٰتَى مُحَمَّدًا سَبْعًا مِنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْأٰنَ الْعَظِيمَ ❁
اَلنَّحْلُ: يَا مَنْ يُـنَـزِّلُ الْمَلَائِكَةَ بِالرُّوحِ مِنْ أَمْرِه۪ عَلَى مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِه۪ ❁ يَـا مَـنْ يَسْـجُدُ لَـهُ ﴿مَا فِي السَّـمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مِنْ دَۤابَّـةٍ وَالْمَلَائِكَةُ وَهُمْ لَا يَسْتَـكْبِرُونَ﴾ ❁ يَا مَنْ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَى، وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ، يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ❁ إِنَّ اللّٰهَ مَعَ الَّذِينَ اتَّـقَوْا، وَالَّذِينَ هُمْ مُحْسِنُونَ ❁
اَلْإِسْرَاءُ: يَا مَنْ أَسْرَى بِعَبْدِه۪ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الْأَقْصَى الَّذِي بَارَكْـنَا حَوْلَـهُ، لِنُرِيَـهُ مِنْ أٰيَاتِنَا ❁ يَا مَنْ تُسَبِّحُ لَهُ السَّمَاوَاتُ السَّبْعُ وَالْأَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ ❁ يَا مَنْ فَضَّلَ بَعْضَ النَّبِـيِّـينَ عَلَى بَعْضٍ، وَأٰتَى دَاوُودَ زَبُورًا ❁ يَا مَنْ كَرَّمَ بَـنِـي أٰدَمَ، وَحَمَلَهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ، وَرَزَقَهُمْ مِنَ الطَّـيِّـبَاتِ، وَفَضَّلَهُمْ عَلَى كَثِيرٍ مِمَّنْ خَلَقَهُ تَـفْضِيلًا ❁ يَا مَنْ يَـبْعَثُ مُحَمَّدًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ مَقَامًا مَحْمُودًا ❁ يَا مَنْ أَنْـزَلَ مِنَ الْقُرْأٰنِ مَا هُوَ شِفَاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنِينَ، وَلَا يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إِلَّا خَسَارًا ❁ يَا مَنْ لَمْ يَـتَّخِذْ وَلَدًا، وَلَمْ يَـكُنْ لَهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ، وَلَمْ يَـكُنْ لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِّ، وَكَـبِّـرْهُ تَـكْبِيرًا ❁
اَلْكَهْفُ: يَا مَـنْ أَنْـزَلَ عَلَى عَبْدِهِ الْكِِـتَـابَ وَلَمْ يَجْعَلْ لَـهُ عِوَجًا ❁ يَا مَنْ لَا يُشْرِكُ فِي حُكْمِه۪ أَحَدًا ❁ يَا مَنْ مَنَّ عَلَى ذِي الْقَرْنَـيْنِ وَأٰتَاهُ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ سَبَـبًا ❁
مَرْيَمُ: يَا مَنْ أَرْسَلَ رُوحَهُ إِلَى مَرْيَمَ فَـتَـمَـثَّـلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا ❁ يَا مَنْ نَادَى مُوسَى مِنْ جَانِبِ الطُّورِ الْأَيْمَنِ وَقَـرَّبَـهُ نَجِيًّا❁
El-Hicr: Yâ men ceale fi's-semâi burûcen, ve zeyyenehâ lin-nâzırîn ❁ Yâ men âtâ Muhammeden seb'an mine'l-mesânî ve'l-Kur'âne'l-Azîm ❁ En-Nahl: Yâ men yünezzilü'l-melâikete bi'r-rûhı min emrihî alâ men yeşâü min ıbâdih ❁ Yâ men yescüdü lehû mâ fi's-semâvâti ve mâ fi'l-ardı min dâbbetin ve'l-melâiketü ve hüm lâ yestekbirûn ❁ Yâ men ye'mürü bi'l-adli ve'l-ihsÂNı ve îtâi zi'l-kurbâ, ve yenhâ ani'l-fahşâi ve'l-münkeri ve'l-beğyi, yeızuküm lealleküm tezekkerûn ❁ İnnallâhe meallezînet-tekav, vellezîne hüm muhsinûn ❁ El-İsrâ: Yâ men esrâ biabdihî leylen mine'l-Mescidi'l-Harâmi ile'l-Mescidi'l-Aksallezî bâraknâ havlehû, linüriyehû min âyâtinâ ❁ Yâ men tüsebbihu lehü's-semâvâtü's-seb'u ve'l-ardu ve men fîhinne ❁ Yâ men faddele ba'da'n-nebiyyîne alâ ba'dın, ve âtâ Dâvûde Zebûrâ ❁ Yâ men kerrame Benî Âdeme, ve hamelehüm fi'l-berri ve'l-bahri, ve razakahüm mine't-tayyibâti, ve faddelehüm alâ kesîrin mimmen halakahû tefdîlâ ❁ Yâ men yeb'asü Muhammeden yevme'l-kıyâmeti makâmen mahmûdâ ❁ Yâ men enzele mine'l-Kur'âni mâ hüve şifâün ve rahmetün lil-mü'minîne, ve lâ yezîdü'z-zâlimîne illâ hasârâ ❁ Yâ men lem yettehız veleden, ve lem yekün lehû şerîkün fi'l-mülki, ve lem yekün lehû veliyyün mine'z-zülli, ve kebbirhü tekbîrâ ❁ El-Kehf: Yâ men enzele alâ abdihil-Kitâbe ve lem yecal lehû ıvecâ ❁ Yâ men lâ yüşrikü fî hükmihî ehadâ ❁ Yâ men menne alâ Zi'l-Karneyni ve âtâhü min külli şey'in sebebâ ❁ Meryem: Yâ men ersele rûhahû ilâ Meryeme fetemessele lehâ beşeran seviyyâ ❁ Yâ men nâdâ Mûsâ min cânibi't-Tûri'l-eymeni ve karrabehû necîyâ❁
Hicr Sûresi: Ey semada, burç da denilen, türlü şekiller arz eden yıldız kümeleri yaratıp seyredenler için onları yıldızlarla süsleyen! Ey Hazreti Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir ismi de Seb-i Mesânî olan Fatiha Sûresi’ni ve Yüce Kur’ân’ı indiren!
Nahl Sûresi: Ey melekleri, yüce nezdinden bir vahiy ile kullarından dilediği kimselere gönderen! Ey göklerde ve yerdeki bütün canlılar ve melekler asla kibirlenmeden huzurunda secdeye varan Yüceler Yücesi!
Ey adaletli olmayı, ihsanla hareket etmeyi ve muhtaç oldukları şeyleri yakınlarına vermeyi kullarına emreden; onları hayâsızlıktan, çirkin işlerden ve haddi aşıp tecavüz etmekten nehyeden! Düşünüp tutalım diye bize öğüt veren!
Şüphesiz ki Allah, takvaya sarılanlar ve ihsan şuuruyla iyiliği ve güzelliği takip edenlerle beraberdir.
İsrâ Sûresi: Ey bir gece bazı delillerini göstermek için kulu Muhammed’i (aleyhissalâtü vesselâm) Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığı Mescid-i Aksa’ya götüren! Ey yedi kat sema, arz ve bunların içinde olan herkes Kendisini tenzih eden Ulular Ulusu! Ey nebilerinden bazısını bazısına üstün kılan ve Dâvûd’a (aleyhisselâm) Zebûr’u veren! Ey Benî Âdem’i şerefli kılan; insanlara karada ve denizde değişik nakil vasıtaları veren; onlara helal ve hoş rızıklar bahşeden ve yine onları yarattıklarının birçoğuna üstün kılan! Ey Muhammed’i (aleyhissalâtü vesselâm) kıyamet gününde Makam-ı Mahmud’a eriştirecek olan! Ey Kur’ân-ı Kerim’i mü’min kullarına şifa ve rahmet olarak indiren! Ey çocuk edinmekten münezzeh olan, hâkimiyetinde ortağı bulunmayan, asla acze düşmeyen, hiçbir zaman hiçbir ihtiyacı bulunmayan ve kullarına tekbir getirerek Yüce Zâtı’nın büyüklüğünü ilan etmelerini emreden!
Kehf Sûresi: Ey kulu Muhammed’e (aleyhisselâm) Kitab’ı indiren ve o Kitap’ta hiçbir çelişkiye yol vermeyen! Ey Kendi hükmüne hiç kimseyi ortak etmeyen!
Ey Zülkarneyn’e geniş imkânlar bahşeden ve ihtiyaç duyduğu her konuda onun için sebep ve vasıtalar ihsan buyuran!
Meryem Sûresi: Ey Ruhunu Hazreti Meryem’e gönderen ve Ruhu ona kusursuz, mükemmel bir insan şeklinde görünüveren! Ey Hazreti Musa’ya Tûr’un sağ tarafından seslenen ve vasıtasız, hususi konuşmak için onu huzuruna yaklaştıran!
6.
يَـا مَنْ رَفَعَ إِدْرِيسَ مَكَانًا عَلِيًّا ❁
طٰهٰ: يَـا مَنْ خَلَقَ الْأَرْضَ وَالسَّمَاوَاتِ الْعُلَى، اَلرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى ❁ يَـا مَنْ لَـهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَمَـا بَـيْـنَـهُمَا وَمَا تَحْتَ الثَّـرَى ❁ يَـا مَـنْ يَعْلَمُ السِّـرَّ وَأَخْفَى ❁ يَا مَنْ خَشَعَتِ الْأَصْوَاتُ لِلرَّحْمٰنِ، فَلَا تَسْمَعُ إِلَّا هَمْسًا ❁
اَلْأَنْبِيَاءُ: يَا مَنْ يَعْلَمُ الْقَوْلَ فِي السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ❁ يَا مَنْ لَـهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، وَمَنْ عِنْدَهُ لَا يَسْتَـكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ، يُسَبِّحُونَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ لَا يَـفْـتُـرُونَ ❁ يَا مَنْ خَلَقَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ، كُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ ❁ يَا مَنْ يَضَعُ الْمِيزَانَ بِالْقِسْطِ، فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا ❁
اَلْحَجُّ: يَا مَنْ بَوَّأَ لِإِبْرَاهِيمَ مَكَانَ الْبَـيْتِ أَنْ لَا تُشْرِكْ بِي شَيْئًا، وَطَهِّرْ بَـيْـتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْقَائِمِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ، وَأَذِّنْ فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا ❁ يَا مَنْ أَنْـزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَـتُصْبِحُ الْأَرْضُ مُخْضَرَّةً، إِنَّ اللّٰهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌ، نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ ❁
اَلْمُؤْمِنُونَ: يَا مَنْ يُحْيِي وَيُمِيتُ، وَلَـهُ اخْتِلَافُ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ، أَفَلَا تَعْقِلُونَ ❁ فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ، لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ، رَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ ❁ يَا رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ، وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ ❁
اَلنُّورُ: يَا مَنْ خَلَقَ كُلَّ دَابَّـةٍ مِنْ مَاءٍ، فَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى بَطْنِه۪، وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى رِجْلَيْنِ، وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى أَرْبَعٍ ❁ يَا مَنْ هُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ ❁
اَلْفُرْقَانُ: يَا مَنْ أَنْزَلَ الْقُرْأٰنَ عَلَى عَبْدِه۪ لِيَكُونَ لِلْعَالَمِينَ نَذِيرًا ❁ يَا مَنْ أَرْسَلَ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَـيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِه۪، وَأَنْزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً طَهُورًا❁
Yâ men rafea İdrîse mekânen aliyyâ ❁ Tâhâ: Yâ men halaka'l-arda ve's-semâvâti'l-ulâ, er-Rahmânü ale'l-arşi'stevâ ❁ Yâ men lehû mâ fi's-semâvâti ve mâ fi'l-ardı ve mâ beynehümâ ve mâ tahte's-serâ ❁ Yâ men ya'lemü's-sirra ve ahfâ ❁ Yâ men haşeati'l-asvâtü lir-Rahmâni, felâ tesmeu illâ hemsâ ❁ El-Enbiyâ: Yâ men ya'lemü'l-kavle fi's-semâi ve'l-ardı, ve hüve's-Semîu'l-Alîm ❁ Yâ men lehû mâ fi's-semâvâti ve'l-ardı, ve men indehû lâ yestekbirûne an ıbâdetihî ve lâ yestahsırûn, yüsebbihûne'l-leyle ve'n-nehâra lâ yeftürûn ❁ Yâ men halaka'l-leyle ve'n-nehâra ve'ş-şemse ve'l-kamera, küllün fî felekine yesbehûn ❁ Yâ men yedau'l-mîzâne bi'l-kıstı, felâ tuzlemü nefsün şey'â ❁ El-Hacc: Yâ men bevvee li-İbrâhîme mekâne'l-beyti en lâ tüşrik bî şey'en, ve tahhir beytiye lit-tâifîne ve'l-kâimîne ve'r-rukkeı's-sucûd, ve ezzin fin-nâsi bi'l-haccı ye'tûke ricâlâ ❁ Yâ men enzele mine's-semâi mâen fetüsbihu'l-ardu muhdarreh, innallâhe Latîfün Habîr, ni'me'l-mevlâ ve ni'me'n-nasîr ❁ El-Mü'minûn: Yâ men yuhyî ve yumîtu, ve lehü'htilâfü'l-leyli ve'n-nehâr, efelâ ta'kılûn ❁ Feteâlallâhi'l-Melikü'l-Hakku, lâ ilâhe illâ hüve, Rabbu'l-arşi'l-kerîm ❁ Yâ Rabbi'ğfir verham, ve ente hayru'r-râhimîn ❁ En-Nûr: Yâ men halaka külle dâbbetin min mâen, feminhüm men yemşî alâ batnihî, ve minhüm men yemşî alâ ricleyni, ve minhüm men yemşî alâ erba' ❁ Yâ men hüve bikülli şey'in alîm ❁ El-Furkân: Yâ men enzele'l-Kur'âne alâ abdihî liyekûne lil-âlemîne nezîrâ ❁ Yâ men ersele'r-riyâha büşran beyne yedey rahmetihî, ve enzele mine's-semâi mâen tahûrâ❁
Ey İdris’i (aleyhisselâm) üstün bir makama yükselten!
Tâhâ Sûresi: Ey arzı ve yüksek gökleri yaratan! Ey Arş’a istiva buyuran Rahmân! Ey göklerde, yerde, ikisi arasında ve yerin altında ne varsa hepsi sadece Kendisine ait olan! Ey gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilen! Ey “Kıyamet gününde Rahmân’ın azametinden dolayı bütün sesler kısılmıştır; artık fısıltıdan başka bir şey işitilmez.” buyuran!
Enbiyâ Sûresi: Ey gökte ve yerde söylenen her sözü bilen Semi’ u Alîm! Ey semavat u arzda kim varsa hepsi Kendisinin mülkü olan! Ey yüce nezdindeki melekler kibirlenmeden ve yorulmadan Kendisine ibadet eden, gece gündüz ara vermeden Yüce Zâtını tesbihte bulunan Ulular Ulusu! Ey geceyi, gündüzü ve her biri bir yörüngede yüzüp duran Güneş ve Ay’ı yaratan! Ey kıyamet gününde hiçbir kimsenin zerre kadar haksızlığa uğramayacağı dosdoğru ve hassas teraziler vaz’ eden!
Hac Sûresi: Ey İbrahim nebiye Beytullah’ın yerini hazırlayan ve “Sakın Bana hiçbir şeyi ortak koşma ve Beytimi de, tavaf edenler, kıyamda duranlar, rükû ve secdeye varanlar için tertemiz tut! İnsanları da hacca davet et; yürüyerek sana gelsinler.” diye buyuran!
Ey gökten indirdiği yağmur ile yeryüzünü yemyeşil hâle getiriveren!
Allah Latîf ü Habîr’dir; en ince noktalara kadar ihtiyaçları görüp gözetir ve her şeyden, herkesten haberdardır. O, ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır!
Mü’minûn Sûresi: Ey hayatı veren ve geri alan, gece ile gündüzü peş peşe getiren! “Hâlâ aklınızı kullanıp bunları bir düşünmez misiniz?” buyurarak kullarını ikaz eden!
Allah Yüceler Yücesi’dir. Gerçek hükümran O’dur. O’ndan başka ilâh yoktur. Pek yüce ve değerli olan Arş’ın Rabbidir.
Yarlığa Rabbim bizi ve merhamet buyur; buyur ki, Sen merhameti en hayırlı olansın.
Nûr Sûresi: Ey kimi karnı üstünde sürünen, kimi de iki yahut dört ayağı üzerinde yürüyen bütün canlıları sudan yaratan! Ey her şeyi en iyi bilen!
Furkân Sûresi: Ey bütün ins ü cinni uyarsın diye kulu Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) Kur’ân’ı indiren! Ey rüzgârları rahmetinin önünden müjdeci olarak gönderen ve gökten tertemiz bir su indiren!
7.
يَا مَنْ خَلَقَ مِنَ الْمَاءِ بَشَرًا، فَجَعَلَهُ نَسَبًا وَصِهْرًا ❁ يَا مَنْ جَعَلَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ خِلْفَةً لِمَنْ أَرَادَ أَنْ يَذَّكَّرَ أَوْ أَرَادَ شُكُورًا ❁
اَلشُّعَرَاءُ: يَا مَنْ أَنْـبَتَ فِي الْأَرْضِ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَرِيـمٍ ❁ يَـا مَـنْ أَلْقَى السَّحَرَةَ سَـاجِدِينَ، قَالُوا أٰمَـنَّا بِـرَبِّ الْعَالَمِينَ، رَبِّ مُوسَى وَهٰرُونَ ❁ يَـا مَـنْ أَزْلَـفَ الْجَـنَّـةَ لِلْمُـتَّـقِينَ، وَبُـرِّزَتِ الْجَحِيمُ لِلْغَاوِينَ ❁ يَـا عَزِيــزُ ❁ يَـا رَحِيـمُ ❁ يَـا رَبَّ الرُّوحِ الْأَمِينِ ❁
اَلنَّمْلُ: يَا مَنْ يُخْرِجُ الْخَبْءَ فِي السَّـمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، وَيَعْلَمُ مَـا يُخْفُونَ وَمَـا يُعْلِنُونَ ❁ يَا مَنْ جَعَلَ الْأَرْضَ قَرَارًا، وَجَعَلَ خِلَالَهَا أَنْهَارًا، وَجَعَلَ لَهَا رَوَاسِيَ، وَجَعَلَ بَـيْنَ الْبَحْرَيْنِ حَاجِزًا ❁ يَا مَنْ يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ، وَيَـكْشِفُ السُّوءَ، وَيَهْدِي فِي ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ ❁ يَا مَنْ أَتْـقَنَ كُلَّ شَيْءٍ بِصُنْعِه۪، وَهُوَ خَبِيرٌ بِمَا تَفْعَلُونَ ❁
اَلْقَصَصُ: يَا مَنْ يَمُنُّ عَلَى الَّذِينَ اسْتُضْعِفُوا فِي الْأَرْضِ، وَيَجْعَلُهُمْ أَئِـمَّـةً، وَيَجْعَلُهُمُ الْوَارِثِينَ ❁ يَا مَنْ رَبَطَ عَلَى قَـلْبِ أُمِّ مُوسَى لِتَـكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ ❁ يَا مَنْ لَـهُ الْحَمْدُ فِي الْأُولَى وَالْأٰخِرَةِ، وَلَـهُ الْحُكْمُ، وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ❁
اَلْـعَـنْـكَـبُوتُ: يَا مَنْ هُوَ أَعْلَمُ بِمَا فِي صُدُورِ الْعَالَمِينَ ❁ يَا مَنْ نَجَّى نُوحًا وَأَصْحَابَ السَّفِـيـنَـةِ، وَجَعَلَهَا أٰيَـةً ❁ يَا مَنْ هُوَ مَعَ الْمُحْسِنِينَ ❁
اَلرُّومُ: يَا مَنْ لَـهُ الْأَمْرُ مِنْ قَـبْلُ وَمِنْ بَعْدُ، وَيَوْمَئِذٍ يَـفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ بِنَصْرِ اللّٰهِ، يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ، وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ ❁ يَا مَنْ يَـبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ، وَهُوَ أَهْوَنُ عَلَيْهِ، وَلَـهُ الْمَثَلُ الْأَعْلَى فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ❁
Yâ men halaka mine'l-mâi beşeran, fecealehû neseben ve sıhrâ ❁ Yâ men ceale'l-leyle ve'n-nehâra hılfeten limen erâde en yezzekkere ev erâde şukûrâ ❁ Eş-Şuarâ: Yâ men enbete fi'l-ardı min külli zevcin kerîm ❁ Yâ men elka's-seherete sâcidîne, kâlû âmennâ bi-Rabbi'l-âlemîn, Rabbi Mûsâ ve Hârûn ❁ Yâ men ezlefe'l-cennete lil-müttekîn, ve bürrizeti'l-cahîmü lil-ğâvîn ❁ Yâ Azîz ❁ Yâ Rahîm ❁ Yâ Rabbe'r-rûhı'l-emîn ❁ En-Neml: Yâ men yuhricü'l-hab'e fi's-semâvâti ve'l-ardı, ve ya'lemü mâ yuhfûne ve mâ yu'linûn ❁ Yâ men ceale'l-arda karâran, ve ceale hılâlehâ enhâran, ve ceale lehâ ravâsiye, ve ceale beyne'l-bahreyni hâcizâ ❁ Yâ men yucîbü'l-mudtarra izâ deâhu, ve yekşifü's-sûe, ve yehdî fî zulümâti'l-berri ve'l-bahr ❁ Yâ men etkane külle şey'in bi-sun'ıhî, ve hüve Habîrun bimâ tefalûn ❁ El-Kasas: Yâ men yemünnü alellezîne'stud'ıfû fi'l-ardı, ve yecalühüm eimmeten, ve yecalühümü'l-vârisîn ❁ Yâ men rabata alâ kalbi ümmi Mûsâ litekûne mine'l-mü'minîn ❁ Yâ men lehü'l-hamdü fi'l-ûlâ ve'l-âhireti, ve lehü'l-hükmü, ve ileyhi turceûn ❁ El-Ankebût: Yâ men hüve a'lemü bimâ fî sudûri'l-âlemîn ❁ Yâ men neccâ Nûhan ve ashâbe's-sefîneti, ve cealehâ âyeh ❁ Yâ men hüve mea'l-muhsinîn ❁ Er-Rûm: Yâ men lehü'l-emru min kablü ve min ba'd, ve yevmeizin yefrahu'l-mü'minûne binasrillâh, yansuru men yeşâü, ve hüve'l-Azîzü'r-Rahîm ❁ Yâ men yebdeü'l-halka sümme yuîdühû, ve hüve ehvenü aleyh, ve lehü'l-meselü'l-a'lâ fi's-semâvâti ve'l-ardı, ve hüve'l-Azîzü'l-Hakîm❁
Ey insanı sudan yaratıp ona bir nesep bahşeden ve sıhriyet bağı ile başka insanlarla akraba yapan! Ey ibret almak veya şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü ardı ardına getiren!
Şuarâ Sûresi: Ey yeryüzünde çiftler hâlinde nice güzel ve faydalı bitkiler yetiştiren! Ey sihirbazları secdeye kapandırıp, onlara “Âlemlerin Rabbi’ne, Musa ile Harun’un (aleyhimesselâm) Rabbi’ne biz de iman ettik.” dedirten!
Ey diriliş gününde Cennet’i takva sahiplerine yaklaştıran ve Cehennem’i azgınlık yapanlara gösteren! Ey Azîz ü Rahîm! Ey Rabb-i Rûhi’l-Emîn!
Neml Sûresi: Ey göklerde ve yerde gizli olan her şeyi açığa çıkaran; kullarının gizlediklerini de, açıkladıklarını da bilen! Ey arzı yaşanmaya elverişli kılan, içinden yer yer ırmaklar akıtan, üstünde sağlam dağlar yerleştiren ve iki denizin arasına bir engel koyan! Ey çaresiz kalıp da Kendisine yalvaranın duasını kabul ederek sıkıntılarını gideren; ona karanın ve denizin karanlıklarında yol gösteren! Ey her şeyi muhkem ve mükemmel yapan! Yaptıklarımızın hepsinden haberdar olan!
Kasas Sûresi: Ey zayıflara ihsanda bulunan, onları dünyada örnek şahsiyetler yapan ve ülkelerine vâris kılan! Ey inananlardan olması için Hazreti Musa’nın annesinin kalbine sabır kuvveti veren! Ey başta da sonda da, dünyada da âhirette de bütün hamd ü senalar sadece Yüce Zâtına ait olan! Ey hükümranlığı bütünüyle elinde bulunduran! Ey sonunda Kendisine döndürüleceğimiz Yüce Zât!
Ankebût Sûresi: Ey insanların kalblerinin neleri sakladığını pek iyi bilen! Ey Hazreti Nuh’u ve gemisinde bulunanları kurtarıp o gemiyi ve o hâdiseyi bütün insanlara ibret vesilesi yapan! Ey her zaman ehl-i ihsanın yanında olan!
Rûm Sûresi: Ey her işin başında da sonunda da hüküm hep Kendisine ait olan! “O gün mü’minler, Allah’ın nusretiyle sevinecekler. Allah dilediğini muzaffer kılar. Zira O, Azîz’dir, Rahîm’dir.” buyuran! Ey mahlûkatı ilkin yoktan var eden ve ölümden sonra tekrar dirilten! Bu diriltme Kendisi için pek kolay olan! Ey göklerde ve yerde en yüce sıfatlar Ulu Zâtına ait bulunan! Ey eşi benzeri olmayan yegâne galip ve Azîz! Ey her şeyi yerli yerinde vaz’ eden Hakîm!
8.
لُقْمَانُ: يَا مَنْ أَسْبَغَ عَلَيْنَا نِعَمَهُ ظَاهِرَةً وَبَاطِنَةً ❁ يَا مَنْ يُمَتِّعُ قَلِيلًا، ثُمَّ يَضْطَرُّهُ إِلَى عَذَابٍ غَلِيظٍ ❁ يَا مَنْ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ، وَيُنَـزِّلُ الْغَيْثَ، وَيَعْلَمُ مَا فِي الْأَرْحَامِ ❁
اَلسَّجْدَةُ: يَا عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَزِيزَ الرَّحِيمَ ❁ يَا مَنْ أَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ، وَبَدَأَ خَلْقَ الْإِنْسَانِ مِنْ طِينٍ، ثُـمَّ جَعَلَ نَسْلَهُ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ مَاءٍ مَهِينٍ ❁
اَلْأَحْزَابُ: يَا مَنْ يَـقُولُ الْحَقَّ، وَهُوَ يَهْدِي السَّبِيلَ ❁ يَا مَنْ رَدَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بِغَيْظِهِمْ لَمْ يَـنَالُوا خَيْرًا ❁ يَا مَنْ أَرْسَلَ مُحَمَّدًا شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا ❁ يَا مَنْ لَعَنَ الْكَافِرِينَ، وَأَعَدَّ لَهُمْ سَعِيرًا ❁
سَبَأٌ: يَا مَنْ لَـهُ الْحَمْدُ فِي الْأٰخِرَةِ ❁ يَا مَنْ يَـبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَـقْـدِرُ، وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقِينَ ❁
فَاطِرُ: يَا مَنْ يَزِيدُ فِي الْخَلْقِ مَا يَشَاءُ ❁ يَا مَنْ مَا كَانَ لِيُعْجِزَهُ مِنْ شَيْءٍ فِي السَّمَاوَاتِ وَلَا فِي الْأَرْضِ ❁ يَا عَلِيمُ، يَا قَدِيرُ ❁
يٰسۤ: يَا مَنْ خَلَقَ الْأَزْوَاجَ كُلَّهَا، مِمَّا تُـنْبِتُ الْأَرْضُ، وَمِنْ أَنْـفُسِهِمْ، وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ ❁ يَا مَنْ قَدَّرَ لِلْقَمَرِ مَنَازِلَ، حَتَّى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَدِيمِ ❁ يَا مَنْ يُحْيِي الْعِظَامَ وَهِيَ رَمِيمٌ ❁
اَلصَّۤافَّاتُ: يَا مَنْ زَيَّنَ السَّمَاءَ الدُّنْـيَا بِـزِينَـةٍ۽ الْكَوَاكِبِ، وَحِفْظًا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍ ❁ يَا مَنْ مَنَّ عَلَى مُوسَى وَهَارُونَ، وَنَجَّاهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ الْـكَـرْبِ الْعَظِيمِ ❁ يَا مَنْ سَـبَـقَتْ كَلِمَتُـهُ لِعِبَادِهِ الْمُرْسَلِينَ ❁
صۤ: يَا مَنْ سَخَّرَ لِدَاوُودَ الْجِبَالَ، يُسَبِّحْنَ مَعَهُ بِالْعَشِيِّ وَالْإِشْرَاقِ ❁ يَا مَنْ أٰتَى دَاوُودَ الْحِكْمَةَ وَفَصْلَ الْخِطَابِ ❁ يَا مَنْ سَخَّرَ لِسُلَيْمَانَ الرِّيحَ تَجْرِي بِأَمْرِه۪ رُخَاءً حَيْثُ أَصَابَ❁
Lukmân: Yâ men esbeğa aleynâ niamehû zâhireten ve bâtıneten ❁ Yâ men yümettiu kalîlen, sümme yadtarruhû ilâ azâbın ğalîz ❁ Yâ men indehû ilmü's-sâatih, ve yünezzilü'l-ğayse, ve ya'lemü mâ fi'l-erhâm ❁ Es-Secde: Yâ Âlime'l-ğaybi ve'ş-şehâdeti'l-Azîze'r-Rahîm ❁ Yâ men ahsene külle şey'in halakahû, ve bede-e halka'l-insâni min tînin, sümme ceale neslehû min sülâletin min mâin mehîn ❁ El-Ahzâb: Yâ men yekûlü'l-hakka, ve hüve yehdi's-sebîl ❁ Yâ men reddez-lezîne keferû biğayzıhim lem yenâlû hayrâ ❁ Yâ men ersele Muhammeden şâhiden ve mübeşşiren ve nezîrâ ❁ Yâ men leane'l-kâfirîne, ve eadde lehüm saîrâ ❁ Sebe': Yâ men lehü'l-hamdü fi'l-âhireh ❁ Yâ men yebsutu'r-rizka limen yeşâü ve yakdiru, ve hüve hayru'r-râzıkîn ❁ Fâtır: Yâ men yezîdü fi'l-halkı mâ yeşâ ❁ Yâ men mâ kâne liyü'cizehû min şey'in fi's-semâvâti ve lâ fi'l-ard ❁ Yâ Alîmü, yâ Kadîr ❁ Yâsîn: Yâ men halaka'l-ezvâce küllehâ, mimmâ tünbitü'l-ardu, ve min enfüsihim, ve mimmâ lâ ya'lemûn ❁ Yâ men kaddere lil-kameri menâzile, hattâ âde kel-urcûni'l-kadîm ❁ Yâ men yuhyi'l-ızâme ve hiye ramîm ❁ Es-Sâffât: Yâ men zeyyene's-semâe'd-dunyâ bizînetini'l-kevâkib, ve hıfzan min külli şeytânin mârid ❁ Yâ men menne alâ Mûsâ ve Hârûne, ve neccâhümâ ve kavmehümâ mine'l-kerbi'l-azîm ❁ Yâ men sebekat kelimetühû li-ıbâdihi'l-mürselîn ❁ Sâd: Yâ men sehhara li-Dâvûde'l-cibâle, yüsebbihne meahû bil-aşiyyi ve'l-işrâk ❁ Yâ men âtâ Dâvûde'l-hikmete ve fasle'l-hıtâb ❁ Yâ men sehhara li-Süleymâne'r-rîha tecrî bi-emrihî ruhâen hayisü esâb❁
Lokmân Sûresi: Ey gizli-açık nimetlerini bize bol bol ihsan buyuran! Ey dini inkâr edenlere kısa bir süre ömür sürme imkânı veren, sonra da onları şiddetli bir azaba mahkûm eden! Ey kıyametin kopacağı saati yalnız Kendisi bilen, yağmuru sadece Kendisi indiren ve rahimlerde olanı da bir tek Kendisi bilen!
Secde Sûresi: Ey gayb ve şehadeti, görünmeyen ve görünen âlemleri bilen Azîz ü Rahîm! Ey yarattığı her şeyi güzel ve muhkem yapan! Ey insanı başta çamurdan sonra da onun neslini basit ve hakir bir suyun özünden yaratan!
Ahzâb Sûresi: Ey hep hakkı söyleyen ve kullarını dosdoğru yola hidayet eden! Ey kâfirleri, elleri boş olarak, kin ve öfkeleriyle geri çeviren! Ey Hazreti Muhammed’i (aleyhissalâtü vesselâm) insanlar için bir şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderen! Ey kâfirleri rahmetinden mahrum bırakan ve onlara şiddetli Cehennem ateşini hazırlayan!
Sebe’ Sûresi: Ey âhirette hamdler yalnız Yüce Zâtına mahsus olan! Ey dilediği kimsenin rızkını bollaştıran, dilediğinin rızkını da daraltan! Ey rızkı yalnız ve yalnız Kendisi veren!
Fâtır Sûresi: Ey yarattıklarından istediğine, istediği kadar ekstra lütuflar ve özellikler bahşeden! Ey ne göklerde ne de yerde Kendisini engelleyip âciz bırakabilecek bir güç bulunan! Ey olmuş-olacak, cüz’î-küllî her şeyi bilen Alîm ve her şeye gücü yeten Kadîr!
Yâsîn Sûresi: Ey yerin bitirdiklerini, insanları ve onların bilmediği daha nice şeyleri çiftler hâlinde yaratan! Ey Kamer için birtakım safhalar, duraklar tayin eden ve sonunda onu eski hurma salkımının çöpü gibi ince ve kavisli hâle getiren! Ey çürümüş vaziyetteki kemikleri diriltecek olan!
Sâffât Sûresi: Ey dünyaya en yakın semayı yıldızlarla süsleyen ve orayı her türlü mütemerrit/inatçı şeytandan koruyan! Ey Musa ve Harun peygamberlere ihsanda bulunan; onları da, milletlerini de müthiş bir gaileden kurtaran! Ey elçi olarak gönderdiği kullarına yardım hususunda vaatte bulunan!
Sâd Sûresi: Ey sabah-akşam kendisiyle zikir ve ibadet etmeleri için dağları, Hazreti Dâvûd’un (aleyhisselâm) emrine veren! Ey Dâvûd Nebi’ye hikmet, nübüvvet, kararda isabet ve maksadını güzelce ifade gibi ekstra lütuflar bahşeden! Ey Süleyman Peygamber’e, emriyle istediği yere kolayca ulaşan rüzgârı musahhar kılan!
9.
اَلزُّمَرُ: يَا مَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا، إِنَّـهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ ❁ يَا مَنِ الْأَرْضُ جَمِيعًا قَـبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، وَالسَّمَاوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِـيَمِيـنِه۪، سُبْحَانَـهُ وَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ ❁
اَلْمُؤْمِنُ: يَا مَنْ هُوَ غَافِرُ الذَّنْبِ، وَقَابِلُ التَّوْبِ، شَدِيدُ الْعِقَابِ، ذِي الطَّوْلِ، لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ، إِلَيْهِ الْمَصِيرُ ❁ يَا مَنْ يَعْلَمُ خَائِنَةَ الْأَعْيُنِ وَمَا تُخْفِي الصُّدُورُ ❁
فُصِّلَتْ: يَا مَنْ قَضَاهُنَّ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ فِي يَوْمَيْنِ، وَأَوْحَى فِي كُلِّ سَمَاءٍ أَمْرَهَا ❁ يَا مَنْ هُوَ ذُو مَغْفِرَةٍ، وَذُو عِقَابٍ أَلِيمٍ ❁ يَا مَنْ هُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ مُحِيطٌ ❁
اَلشُّورَى: يَا مَنْ يُنَزِّلُ الْغَيْثَ مِنْ بَعْدِ مَا قَنَطُوا، وَيَـنْـشُرُ رَحْمَـتَـهُ، وَهُوَ الْوَلِيُّ الْحَمِيدُ ❁ يَا مَنْ يَخْلُقُ مَا يَشَاءُ، يَهَبُ لِمَنْ يَشَاءُ إِنَاثًا، وَيَهَبُ لِمَنْ يَشَاءُ الذُّكُورَ ❁
اَلزُّخْرُفُ: يَا مَنْ رَفَعَ عِبَادَهُ بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ، لِـيَـتَّخِذَ بَعْضُهُمْ بَعْضًا سُخْرِيًّا، وَرَحْمَتُهُ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ ❁ يَا مَنْ يَسْمَعُ سِـرَّ عِبَادِه۪ وَنَجْوَاهُمْ، بَلَى وَرُسُلُنَا لَدَيْهِمْ يَـكْـتُـبُونَ ❁ يَا مَنْ هُوَ فِي السَّمَاءِ إِلٰهٌ، وَفِي الْأَرْضِ إِلٰـهٌ، وَهُوَ الْحَكِيمُ الْعَلِيمُ ❁
اَلدُّخَانُ: يَا مَنْ هُوَ يُحْيِي وَيُمِيتُ، رَبُّـنَا وَرَبُّ أٰبَائِنَا الْأَوَّلِينَ ❁ يَا مَنْ نَجَّى بَـنِي إِسْرَائِيلَ مِنَ الْعَذَابِ الْمُهِينِ، مِنْ فِرْعَوْنَ، إِنَّـهُ كَانَ عَالِيًا مِنَ الْمُسْرِفِينَ ❁
اَلْجَاثِـيَـةُ: يَا مَنْ سَخَّرَ لِعِبَادِه۪ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا ❁ يَا مَنْ أٰتَى بَـنِـي إِسْرَائِيلَ الْكِِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّـبُوَّةَ، وَرَزَقَهُمْ مِنَ الطَّـيِّـبَاتِ، وَفَضَّلَهُمْ عَلَى الْعَالَمِينَ ❁ يَا مَنْ لَهُ الْكِِبْرِيَاءُ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ❁
اَلْأَحْقَافُ: يَا مَنْ وَصَّى الْإِنْسَانَ بِـوَالِدَيْـهِ إِحْسَانًا، حَمَلَتْهُ أُمُّهُ كُرْهًا، وَوَضَعَتْهُ كُرْهًا❁
Ez-Zümer: Yâ men yağfiru'z-zünûbe cemîan, innehû hüve'l-Ğafûru'r-Rahîm ❁ Yâ meni'l-ardu cemîan kabdatühû yevme'l-kıyâmeh, ve's-semâvâtü matviyyâtün biyemînih, subhânehû ve teâlâ ammâ yüşrikûn ❁ El-Mü'min: Yâ men hüve ğâfiru'z-zenbi, ve kâbilü't-tevbi, şedîdü'l-ıkâbi, zi't-tavli, lâ ilâhe illâ hüve, ileyhi'l-masîr ❁ Yâ men ya'lemü hâinete'l-a'yüni ve mâ tuhfi's-sudûr ❁ Fussılet: Yâ men kadâhünne seb'a semâvâtin fî yevmeyni, ve evhâ fî külli semâin emrahâ ❁ Yâ men hüve zû mağfiretin, ve zû ıkâbın elîm ❁ Yâ men hüve bikülli şey'in muhît ❁ Eş-Şûrâ: Yâ men yünezzilü'l-ğayse min ba'di mâ kanatû, ve yenşuru rahmetehû, ve hüve'l-Veliyyü'l-Hamîd ❁ Yâ men yahluku mâ yeşâü, yehebü limen yeşâü inâsen, ve yehebü limen yeşâü'z-zükûr ❁ Ez-Zuhruf: Yâ men rafea ıbâdehû ba'dahüm fevka ba'dın derecâtin, liyettohıze ba'duhüm ba'dan suhriyyâ, ve rahmetühû hayrun mimmâ yecmeûn ❁ Yâ men yesmeu sirra ıbâdihî ve necvâhüm, belâ ve rusülünâ ledeyhim yektübûn ❁ Yâ men hüve fi's-semâi ilâhün, ve fi'l-ardı ilâh, ve hüve'l-Hakîmü'l-Alîm ❁ Ed-Duhân: Yâ men hüve yuhyî ve yumîtu, Rabbünâ ve Rabbü âbâine'l-evvelîn ❁ Yâ men neccâ Benî İsrâîle mine'l-azâbi'l-mehîn, min Fir'avne, innehû kâne âliyen mine'l-müsrifîn ❁ El-Câsiye: Yâ men sehhara li-ıbâdihî mâ fi's-semâvâti ve mâ fi'l-ardı cemîan ❁ Yâ men âtâ Benî İsrâîle'l-Kitâbe ve'l-hükme ve'n-nübvvete, ve razakahüm mine't-tayyibâti, ve faddelehüm ale'l-âlemîn ❁ Yâ men lehü'l-kibriyâü fi's-semâvâti ve'l-ardı, ve hüve'l-Azîzü'l-Hakîm ❁ El-Ahkâf: Yâ men vassale'l-insâne bivâlideyhi ihsânâ, hamelethü ümmühû kürhen ve vedaathü kürhâ❁
Zümer Sûresi: Ey bütün günahları yarlığayan Ğafûr u Rahîm! Ey bütün bir dünya kıyamet gününde kabza-ı tasarrufunda olan, gökler kudreti karşısında dürülen! Ey müşriklerin uydurdukları ortaklardan münezzeh ve muallâ olan!
Mü’min Sûresi: Ey günahları bağışlayan, tevbeleri kabul buyuran, suçluları cezalandırması pek çetin, lütuf ve ihsanları da çok geniş olan! Ey Kendisinden başka asla bir ilâh bulunmayan ve dönüş sadece Kendisine olan! Ey gözlerin harama nazar gibi haince bakışlarını ve kalblerin sakladıklarını bilen!
Fussilet Sûresi: Ey iki gün/vakit içinde gökleri yedi kat olarak şekillendiren ve her bir göğe kendisine ait işi vahyeden! Ey hem mağfiret hem de acı bir azap sahibi olan! Ey her şeyi ilmi ve kudreti ile kuşatan!
Şûrâ Sûresi: Ey insanlar ümitlerini kestiklerinde yağmur indiren ve rahmetini her tarafa yayan! Ey Yüce Dost ve Yardımcı, Veliyy! Ey herkesin hamd ü senasının biricik mercii Hamîd! Ey dilediğini yaratan, dilediğine kız, dilediğine de erkek evlat veren!
Zuhruf Sûresi: Ey bir kısmı diğer kısmına iş gördürebilsin diye kullarından bazılarını bazılarına üstün kılan ve rahmeti onların toplayıp yığdıklarından daha hayırlı olan! Ey kullarının sırlarını bilen, gizli konuşmalarını işiten ve elçileri vasıtasıyla onların yaptıkları her şeyi kaydeden! Ey semanın ve arzın yegâne İlâhı! Ey Hakîm ü Alîm!
Duhân Sûresi: Ey hayatı veren ve geri alan; bizim ve bizden önce gelip geçen atalarımızın Rabbi olan! Ey Benî İsrail’i, zelil eden o işkenceden, haddini aşan ve büyüklük taslayıp zorbalık yapan Firavun’un işkencesinden kurtaran!
Câsiye Sûresi: Ey göklerde ve yerde ne varsa hepsini kullarının hizmetine veren! Ey İsrailoğulları’na, kitap, hükümranlık, hikmet ve nübüvvet veren ve onları temiz nimetlerle rızıklandırarak insanlara üstün kılan! Ey göklerde ve yerde ululuk yalnız Yüce Zâtına ait olan Azîz ü Hakîm!
Ahkâf Sûresi: Ey insana, hem kendisini nice zahmetlerle karnında taşımış ve nice güçlüklerle dünyaya getirmiş olan annesine hem de babasına güzel muamelede bulunmasını emreden!
10.
يَا مَنْ أَهْلَكَ مَا حَوْلَهُمْ مِنَ الْقُرَى، وَصَرَّفَ الْأٰيَاتِ، لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ ❁ يَا مَنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ، وَلَمْ يَعْيَ بِخَلْقِهِنَّ ❁
مُحَمَّدٌ: يَا مَنْ يَعْلَمُ مُتَـقَلَّـبَـنَا وَمَثْوَانَا ❁ يَا مَنْ يَـبْلُو عِبَادَهُ حَتَّى يَعْلَمَ الْمُجَاهِدِينَ مِنْـكُمْ وَالصَّابِرِينَ، وَيَـبْلُوَ أَخْبَارَكُمْ ❁
اَلْـفَـتْحُ: يَا مَنْ فَـتَحَ لِمُحَمَّدٍ فَـتْحًا مُبِينًا ❁ وَأَتَـمَّ نِعْمَـتَـهُ عَلَيْهِ، وَنَصَرَهُ نَصْرًا عَزِيزًا ❁ يَا مَنْ لَـهُ جُنُودُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، وَكَانَ اللّٰهُ عَلِيمًا حَكِيمًا ❁ يَا مَنْ قَالَ ﴿رَضِيَ اللّٰهُ عَنِ الْمُؤْمِنِينَ إِذْ يُـبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِي قُلُوبِهِمْ فَأَنْـزَلَ السَّكِينَـةَ عَلَيْهِمْ وَأَثَابَهُمْ فَـتْحًا قَرِيبًا﴾ ❁ يَا مَنْ أَرْسَلَ رَسُولَـهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّه۪، وَكَفَى بِاللّٰهِ شَهِيدًا ❁
اَلْحُجُرَاتُ: يَا مَنْ حَبَّبَ إِلَيْنَا الْإِيمَانَ وَزَيَّـنَـهُ فِي قُلُوبِنَا، وَكَـرَّهَ إِلَـيْـنَا ُالْكَفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَ، أُولٰئِكَ هُمُ الرَّاشِدُونَ ❁ يَا مَنْ يُحِبُّ الْمُقْسِطِينَ ❁ يَـا مَـنْ يَـعْلَمُ غَيْبَ السَّـمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، وَهُـوَ بَصِيرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ ❁
قۤ: يَا مَنْ نَـزَّلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً مُبَارَكًا، فَأَنْـبَتَ بِـه۪ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَصِيدِ ❁ يَـا مَـنْ خَلَقَ الْإِنْسَانَ، وَيَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِـه۪ نَـفْسُهُ، وَهُوَ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ، مَا يُـبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَيْـهِ، وَمَا هُوَ بِظَلَّامٍ لِلْعَبِيدِ ❁
اَلذَّارِيَاتُ: يَـا مَـنْ أَخَذَ فِرْعَوْنَ وَجُنُودَهُ، فَـنَـبَذَهُمْ فِي الْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ ❁ يَا مَنْ أَرْسَـلَ عَلَى عَـادٍ الرِّيحَ الْعَقِيمَ، مَا تَذَرُ مِنْ شَيْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَالرَّمِيمِ ❁ يَا اَللّٰهُ، إِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ ❁
اَلطُّورُ: يَا رَبَّ الطُّورِ، وَكِتَابٍ مَسْطُورٍ، فِي رَقٍّ مَنْشُورٍ ❁ وَالْـبَـيْتِ الْمَعْمُورِ، وَالسَّقْفِ الْمَرْفُوعِ، وَالْبَحْرِ الْمَسْجُورِ❁
Yâ men ehleke mâ havlehüm mine'l-kurâ, ve sarrafe'l-âyâti, leallehüm yerciûn ❁ Yâ men halaka's-semâvâti ve'l-arda, ve lem ya'ye bihalkıhinne ❁ Muhammed: Yâ men ya'lemü mütekallebenâ ve mesvânâ ❁ Yâ men yeblû ıbâdehü hattâ ya'leme'l-mücâhidîne minküm ves-sâbirîn, ve yeblüve ahbâraküm ❁ El-Fetih: Yâ men feteha li-Muhammeden fethan mubînâ ❁ Ve etemme ni'metehû aleyh, ve nasarahû nasran azîzâ ❁ Yâ men lehû cünûdü's-semâvâti ve'l-ard, ve kânallâhü Alîmen Hakîmâ ❁ Yâ men kâle radiyallâhü ani'l-mü'minîne iz yübâyiûneke tahte'ş-şecereti fealime mâ fî kulûbihim feenzele's-sekînete aleyhim ve esâbehüm fethan karîbâ ❁ Yâ men ersele Rasûlehû bil-hüdâ ve dîni'l-hakkı liyuzhirehû ale'd-dîni küllihî, ve kefâ billâhi şehîdâ ❁ El-Hucurât: Yâ men habbebe ileyne'l-îmâne ve zeyyenehû fî kulûbinâ, ve kerrahe ileyne'l-küfre ve'l-füsûka ve'l-ısyâne, ülâike hümür-râşidûn ❁ Yâ men yuhibbü'l-muksitîn ❁ Yâ men ya'lemü ğaybe's-semâvâti ve'l-ardı, ve hüve Basîrun bimâ ta'melûn ❁ Kâf: Yâ men nezzele mine's-semâi mâen mubâraken, feenbete bihî cennâtin ve habbe'l-hasîd ❁ Yâ men halaka'l-insâne, ve ya'lemü mâ tüvesvisü bihî nefsühû, ve hüve akrabü ileyhi min habli'l-verîd, mâ yübeddelü'l-kavlü ledeyh, ve mâ hüve bizallâmin lil-abîd ❁ Ez-Zâriyât: Yâ men ehaze Fir'avne ve cünûdehû, fenebezehüm fi'l-yemmi ve hüve mulîm ❁ Yâ men ersele alâ Âdini'r-rîha'l-akîm, mâ tezeru min şey'in etet aleyhi illâ cealethü ker-ramîm ❁ Yâ Allâh, innallâhe hüve'r-Rezzâku zü'l-kuvveti'l-metîn ❁ Et-Tûr: Yâ Rabbe't-Tûri, ve kitâbin mestûrin, fî rakkın menşûrin ❁ ve'l-beyti'l-ma'mûri, ve's-sakfi'l-merfûı, ve'l-bahri'l-mescûr❁
Ey Mekkelilerin etrafında bulunan birçok şehri yerle bir eden ve yanlış yollarından dönsünler diye âyetlerini onlara farklı üsluplarla tekrar tekrar açıklayan! Ey gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmakta hiçbir güçlük çekmeyen!
Muhammed Sûresi: Ey dünyada dönüp dolaştığımız yeri de, âhirette varıp kalacağımız yeri de bilen! Ey kullarını, içlerinden mücahede edenleri ve sabır gösterenleri ayırt etmek, onların iyi ve kötü hâllerini ortaya çıkarmak için imtihan eden!
Fetih Sûresi: Ey Hazreti Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) apaçık bir fetih ihsan eden! Üzerindeki nimetini, ihsanını tamamlayan ve O’na şanlı şerefli bir zafer veren! Ey göklerin ve yerin bütün orduları Kendisinin olan! Ey olmuş-olacak her şeyi bilen Alîm ve her şeyi yerli yerinde vaz’ eden Hakîm!
Ey, “Allah o ağacın altında Sana biat ettikleri zaman mü’minlerden gerçekten razı oldu. Onların kalblerindeki ihlâsı bildiği için üzerlerine sekine, huzur ve güven indirdi. Onları hemen yakında gerçekleşen bir zaferle ve alacakları birçok ganimetlerle mükâfatlandırdı.” diye buyuran! Ey bütün dinlere üstün kılmak için Resûlü’nü hidayet ve hak din ile gönderen! Ey şahit olarak sadece Yüce Zâtı yeterli olan!
Hucurât Sûresi: Ey bize imanı sevdiren ve onu kalblerimizde güzelleştiren; bize inkâr, fısk ve isyanı kerih gösteren ve böylece bizi dosdoğru yolda yürüyenlerden eyleyen! Ey hep adaletle davrananları seven! Ey semavat u arzdaki gizlilikleri bildiği gibi kullarının bütün yaptıklarını da bilen!
Kâf Sûresi: Ey gökten bereketli bir su indiren ve onunla bahçeler, biçilen ekinler bitiren! Ey insanı yaratan ve nefsinin ona neler fısıldadığını pek iyi bilen! Ey insana şah damarından daha yakın olan! Ey hükümleri asla değiştirilemeyen ve ahkâmında kullarına kat’iyen zulmetmeyen!
Zâriyât Sûresi: Ey Firavun’u ve ordularını yakalayıp (yaptığı zulümlerin cezası olarak) denizin dibine geçiriveren!
Zavallı Firavun, boğulurken kendini levmedip duruyordu.
Ey Âd kavmi üzerine, önüne gelen her şeyi kökünden kazıyan ve kül gibi savuran bir kasırga gönderen! Ey Allahım! Ey bütün yaratılmışların rızkını veren Rezzâk! Ey mutlak gücün yegâne Sahibi!
Tûr Sûresi: Ey Tûr dağının, ince deri üzerine yazılmış o kitabın, Beyt-i Ma’mûr’un, yüksek bir tavana benzeyen gök kubbenin ve ağzına kadar dolu olan denizin Rabbi!
11.
يَا مَنْ قَالَ إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَاقِعٌ ❁ يَا بَـرُّ ❁ يَا رَحِيمُ ❁
اَلنَّجْمُ: يَا مَنْ هُوَ شَدِيدُ الْقُوَى، ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوَى ❁ يَا مَنْ يَجْزِي الَّذِينَ أَسَاؤُوا بِمَا عَمِلُوا، وَيَجْزِي الَّذِينَ أَحْسَنُوا بِالْحُسْنَى ❁ يَا مَنْ خَلَقَ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْأُنْـثَى، مِنْ نُطْفَةٍ إِذَا تُمْنَى ❁ يَا مَنْ أَهْلَكَ عَادًا الْأُولَى، وَثَـمُودَ فَمَا أَبْـقَى ❁
اَلْقَمَرُ: يَا مَنْ فَـتَحَ أَبْـوَابَ السَّمَاءِ بِمَاءٍ مُنْهَمِرٍ، وَفَجَّـرَ الْأَرْضَ عُـيُونًا، فَالْـتَـقَى الْمَاءُ عَلَى أَمْـرٍ قَـدْ قُـدِرَ ❁ يَا مَنْ يَسَّرَ الْقُرْأٰنَ لِلذِّكْرِ، فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ ❁ يَا مَنْ نَجَّى أٰلَ لُوطٍ بِسَحَرٍ ❁ يَا مَنْ أَخَذَ أٰلَ فِرْعَوْنَ أَخْذَ عَزِيزٍ مُـقْـتَـدِرٍ ❁
اَلرَّحْمٰنُ: يَا مَنْ عَلَّمَ الْقُرْأٰنَ، خَلَقَ الْإِنْسَانَ، عَلَّمَهُ الْـبَـيَانَ ❁ يَا مَنْ رَفَعَ السَّمَاءَ، وَوَضَعَ الْمِيزَانَ، وَالْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ ❁ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ ❁
اَلْوَاقِعَةُ: يَا مَنْ يَخْلُقُ لِعِبَادِه۪ مَا يُمْنُونَ، وَيَزْرَعُ مَا يَحْرُثُونَ ❁ يَا مَنْ جَعَلَ شَجَرَةَ النَّارِ تَـذْكِرَةً، وَمَتَاعًا لِلْمُقْوِينَ، تَـنْزِيلٌ مِـنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ ❁
اَلْحَدِيدُ: يَا مَنْ قَالَ ﴿سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِۚ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ﴾ ❁ يَا مَنْ أَرْسَلَ نُوحًا وَإِبْرَاهِيمَ، وَجَعَلَ فِي ذُرِّيَّـتِـهِمَا الـنُّـبُوَّةَ وَالْكِِتَابَ ❁ يَا مَنْ بِيَدِهِ الْفَضْلُ، يُؤْتِـيـهِ مَنْ يَشَاءُ، وَاللّٰهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ ❁
اَلْمُجَادِلَـةُ: يَا مَنْ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ، مَا يَـكُونُ مِنْ نَجْوَى ثَلَاثَةٍ إِلَّا هُوَ رَابِعُهُمْ، وَلَا خَمْسَةٍ إِلَّا هُوَ سَـادِسُهُمْ، وَلَا أَدْنَى مِنْ ذٰلِكَ وَلَا أَكْـثَـرَ، إِلَّا هُـوَ مَعَهُمْ ❁ وَيَا مَنْ كَـتَـبَ لَأَغْلِبَنَّ أَنَـا وَرُسُلِي، إِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ عَزِيزٌ ❁
اَلْحَشْرُ: يَا مَنْ أَخْرَجَ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِِتَابِ مِنْ دِيَارِهِمْ لِأَوَّلِ الْحَشْرِ، مَا ظَـنَـنْـتُمْ أَنْ يَخْرُجُوا❁
Yâ men kâle inne azâbe Rabbike levâkı' ❁ Yâ Berr ❁ Yâ Rahîm ❁ En-Necm: Yâ men hüve şedîdü'l-kuvâ, zû mirretin festevâ ❁ Yâ men yeczillezîne esâû bimâ amilû, ve yeczillezîne ahsenû bil-hüsnâ ❁ Yâ men halaka'z-zevceyni'z-zekere ve'l-ünsâ, min nutfetin izâ tümnâ ❁ Yâ men ehleke Âdeni'l-ûlâ, ve Semûde femâ ebkâ ❁ El-Kamer: Yâ men feteha ebvâbe's-semâi bimâen münhemir, ve feccere'l-arda uyûnen fel-tekal-mâü alâ emrin kad kudir ❁ Yâ men yessare'l-Kur'âne liz-zikri fehel min müddekir ❁ Yâ men neccâ Âle Lûtın bi-sehar ❁ Yâ men ehaze Âle Fir'avne ahze Azîzin muktedir ❁ Er-Rahmân: Yâ men alleme'l-Kur'âne, halaka'l-insâne, allemehü'l-beyân ❁ Yâ men rafea's-semâe, ve vedaal-mîzâne, ve'l-arda vedaahâ lil-enâm ❁ Yâ Ze'l-celâli ve'l-ikrâm ❁ El-Vâkıa: Yâ men yahluku li-ıbâdihî mâ yümnûn, ve yezrau mâ yehrusûn ❁ Yâ men ceale şecerete'n-nâri tezkireten, ve metâan lil-mukvîn, tenzîlün min Rabbi'l-âlemîn ❁ El-Hadîd: Yâ men kâle sebbeha lillâhi mâ fi's-semâvâti ve'l-ardı ve hüve'l-Azîzü'l-Hakîm ❁ Yâ men ersele Nûhan ve İbrâhîme, ve ceale fî zürriyyetihime'n-nübüvvete ve'l-Kitâb ❁ Yâ men biyedihil-fadlü yu'tîhi men yeşâü, vallâhü zü'l-fadli'l-azîm ❁ El-Mücâdile: Yâ men ya'lemü mâ fi's-semâvâti ve mâ fi'l-ard, mâ yekûnü min necvâ selâsetin illâ hüve râbiuhüm, ve lâ hamsetin illâ hüve sâdisühüm, ve lâ ednâ min zâlike ve lâ eksera illâ hüve meahüm ❁ Ve yâ men ketebe le-eğlibenne ene ve rusülî, innallâhe Kaviyyün Azîz ❁ El-Haşr: Yâ men ahracellezîne keferû min ehli'l-Kitâbi min diyârihim li-evveli'l-haşri, mâ zanentüm en yahrucû ❁
Ey “Rabbinin cezası mutlaka gerçekleşir.” ferman buyuran! Ey durumuna göre herkese iyilikte bulunan ve donanım, konum ve liyakate göre bol bol merhamet eden Berr u Rahîm!
Necm Sûresi: Ey vahiy esnasında aslî suretine girip haşmetle doğruluveren pek güçlü, kuvvetli, kemâl ve üstün melekeler sahibi Cebrail’in Rabbi! Ey kötülük işleyenleri yaptıklarının karşılığı ile cezalandıran ve ihsan sahiplerine en güzel mükâfatı veren! Ey ana rahmine atılan nutfeden erkek ve dişi çiftini yaratan! Ey Eski Âd kavmini ve Semûd halkını yok edip onlardan geriye hiçbir kâfir ve zalim bırakmayan!
Kamer Sûresi: Ey boşalan bir su ile semanın kapılarını açan, yeri pınar pınar fışkırtan ve takdir buyurduğu tufan için her iki su kütlesini birleştiren! Ey üzerinde düşünülüp ders alınsın diye Kur’ân’ın anlaşılmasını kolaylaştıran ve “Var mı düşünüp ibret alan?” diye soran! Ey Lût’un (aleyhisselâm) ailesini seher vakti kurtaran! Ey Firavun’un ailesini mutlak galip ve tam muktedir olanın şanına yaraşır tarzda derdest edip cezalandıran!
Rahmân Sûresi: Ey Kur’ân’ı öğreten, insanı yaratan ve ona konuşup düşüncelerini açıklamayı talim buyuran! Ey semayı yükselten, kâinata bir ölçü ve denge koyan ve yeryüzünü canlılar için alçaltıp döşeyen! Ey sonsuz celâlle ikram ve cemâli cem’ eden Zü’l-celâli ve’l-ikram!
Vâkıa Sûresi: Ey meniyi ve ondan insanı yaratan! İnsanların ektiklerini bitiren! Yakmakta oldukları ateşin ağacını çölde ve yolda bulunanlar için hem bir ders, hem de istifade vesilesi kılan! Ey o pek şerefli ve değerli Kur’ân’ı yüce nezdinden indiren Rabbülâlemîn!
Hadîd Sûresi: Ey “Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ı tesbih ve tenzih eder. O, Azîz ü Hakîm’dir.” diye buyuran! Ey Hazreti Nuh ve Hazreti İbrahim’i peygamber olarak gönderen, zürriyetlerine de kitap ve nübüvvet veren! Ey bütün lütuf ve inayet elinde olup, onu dilediğine veren büyük lütuf Sahibi!
Mücâdile Sûresi: Ey semavat u arzda ne varsa hepsini bilen!
Üç kişinin gizlice konuştuğu yerde onların dördüncüsü, beş kişinin gizlice konuştuğu yerde de onların altıncısı mutlaka O’dur. Bundan ister daha az, ister daha çok olsunlar, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlaka O, kendileriyle beraberdir. “Ben ve elçilerim elbette galip geliriz.” diye ferman buyuran Kaviyy ü Azîz de yalnız O’dur.
Haşr Sûresi: Ey çıkacaklarının Müslümanlarca asla düşünülmediği bir zamanda, Ehl-i Kitap’tan olan kâfirleri yurtlarından bir çırpıda çıkaran!
12.
يَا اَللّٰهُ ❁ يَا رَحْمٰنُ الرَّحِيمُ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَـبَّارُ الْمُتَـكَـبِّـرُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ❁
اَلْمُمْتَحِنَـةُ: يَا مَنْ يَـفْصِلُ بَـيْنَ عِبَادِه۪ يَوْمَ الْقِـيَامَةِ، وَاللّٰهُ بِمَا يَعْمَلُونَ بَصِيرٌ ❁ يَـا قَدِيـرُ، يَـا غَفُورُ ❁ يَا رَحِيمُ ❁
اَلصَّفُّ: يَا مَنْ يُحِبُّ الَّذِينَ يُـقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِه۪ صَفًّا، كَأَنَّـهُمْ بُـنْـيَانٌ مَرْصُوصٌ ❁ يَا مَنْ أَيَّـدَ الَّذِينَ أٰمَنُوا عَلَى عَدُوِّهِمْ، فَـأَصْبَحُوا ظَاهِرِينَ ❁
اَلْجُمُعَـةُ: يَا مَنْ بَـعَثَ فِي الْأُمِّـيِّـينَ رَسُولًا مِنْهُمْ، يَـتْلُوا عَلَيْهِمْ أٰيَاتِـه۪، وَيُزَكِّيهِمْ، وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِِتَابَ وَالْحِكْمَةَ، وَإِنْ كَانُوا مِنْ قَـبْلُ لَفِي ضَلَالٍ مُبِينٍ ❁ يَا مَنْ بِـيَـدِهِ الْفَضْلُ، يُؤْتِيهِ مَنْ يَشَاءُ، وَاللّٰهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ ❁ يَا خَيْرَ الرَّازِقِينَ ❁
اَلْمُنَافِقُونَ: يَـا مَنْ لَـهُ خَزَائِـنُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ❁ يَـا مَنْ هُوَ خَبِيرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ ❁
اَلـتَّـغَابُنُ: يَا مَنْ لَـهُ الْمُلْكُ وَلَـهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ❁ يَا مَنْ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، وَيَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ، وَاللّٰهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ❁ يَا حَلِيمُ، يَا شَـكُورُ ❁ يَا عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَزِيزَ الْحَكِيمَ ❁
اَلطَّلَاقُ: يَا مَنْ جَعَلَ لِكُلِّ شَيْءٍ قَـدْرًا ❁ يَا مَنْ خَلَقَ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ وَمِنَ الْأَرْضِ مِثْلَهُنَّ ❁ يَا مَنْ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ❁ وَقَـدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْمًا ❁
اَلتَّحْرِيمُ: يَا مَنْ أَعَدَّ لِعِبَادِه۪ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ ❁ يَا مَنْ ضَرَبَ مَثَلًا لِلَّذِينَ أٰمَنُوا ❁
اَلْمُلْكُ: يَـا مَـنْ بِيَدِهِ الْمُلْكُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ❁ يَـا مَـنْ خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيَاةَ، وَهُوَ الْعَزِيزُ الْغَفُورُ❁
Yâ Allâh ❁ Yâ Rahmânür-Rahîmül-Melikül-Kuddûsüs-Selâmül-Mü'minül-Müheyminül-Azîzül-Cebbârul-Mütekebbirul-Hâlıkul-Bâriül-Musavvirul-Azîzül-Hakîm ❁ El-Mümtehıne: Yâ men yefsılü beyne ıbâdihî yevme'l-kıyâmeh, vallâhü bimâ ya'melûne Basîr ❁ Yâ Kadîrü, yâ Ğafûru ❁ Yâ Rahîm ❁ Es-Saff: Yâ men yuhibbül-lezîne yükâtilûne fî sebîlihî saffen, ke-ennehüm bünyânün mersûs ❁ Yâ men eyyedellezîne âmenû alâ adüvvihim, feasbehû zâhirîn ❁ El-Cuma: Yâ men bease fi'l-ümmiyyîne Rasûlen minhüm, yetlû aleyhim âyâtihî, ve yüzekkîhim, ve yüallimühümül-Kitâbe ve'l-hikmeh, ve in kânû min kablü lefî dalâlin mubîn ❁ Yâ men biyedihil-fadlü yu'tîhi men yeşâü, vallâhü zü'l-fadli'l-azîm ❁ Yâ hayra'r-râzıkîn ❁ El-Münâfikûn: Yâ men lehû hazâinü's-semâvâti ve'l-ard ❁ Yâ men hüve Habîrun bimâ ya'melûn ❁ Et-Teğâbün: Yâ men lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü, ve hüve alâ külli şey'in kadîr ❁ Yâ men ya'lemü mâ fi's-semâvâti ve'l-ardı, ve ya'lemü mâ tüsirrûne ve mâ tü'linûne, vallâhü Alîmün bizâti's-sudûr ❁ Yâ Halîmü, yâ Şekûr ❁ Yâ Âlime'l-ğaybi ve'ş-şehâdeti'l-Azîze'l-Hakîm ❁ Et-Talâk: Yâ men ceale likülli şey'in kadrâ ❁ Yâ men halaka seb'a semâvâtin ve mine'l-ardı mislehünne ❁ Yâ men hüve alâ külli şey'in kadîr, ve kad ehâta bikülli şey'in ilmâ ❁ Et-Tahrîm: Yâ men eadde li-ıbâdihî nâran vekûdühen-nâsü ve'l-hıcâreh ❁ Yâ men darabe meselen lillezîne âmenû ❁ El-Mülk: Yâ men biyedihil-mülk, ve hüve alâ külli şey'in kadîr ❁ Yâ men halaka'l-mevte ve'l-hayâte, ve hüve'l-Azîzü'l-Ğafûr❁
Ey Allah! Ey Rahmân! Ey Melik! Ey Kuddûs! Ey Selâm! Ey Mü’min! Ey Müheymin! Ey Azîz! Ey Cebbâr! Ey Mütekebbir! Ey Hâlık! Ey Bâri! Ey Musavvir! Ey Azîz! Ey Hakîm!
Mümtehıne Sûresi: Ey kıyamet gününde kulları arasında hükmedecek olan! Ey kullarının her yaptığını gören! Ey Kadîr, ey Ğafûr ve ey Rahîm!
Saff Sûresi: Ey taşları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saflar hâlinde Kendi yolunda mücadele edenleri seven! Ey iman edenleri düşmanlarına karşı destekleyen ve böylece mü’min kulları diğerlerine galip gelen!
Cuma Sûresi: Ey daha önce apaçık bir dalâlet içinde olan ümmi kullarına, yine kendi içlerinden, Allah’ın âyetlerini okuyan, onları kalblerine bulaşmış kirlerden arındıran, onlara Kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderen! Ey bütün lütuf ve inayet elinde olup, onu dilediğine bahşeden çok büyük lütf u ihsan Sahibi! Ey rızık vermede nihai mertebede hayır sahibi olan!
Münâfikûn Sûresi: Ey göklerin ve yerin bütün hazinelerinin yegâne Sahibi! Ey kullarının yaptığı bütün her şeyden haberdar olan!
Teğâbün Sûresi: Ey mülk ve bütün hamd ü senalar Kendisine ait olan ve gücü her şeye yeten! Ey semavat u arzda olup biten her şeyi; kullarının gizlediklerini ve açıkladıklarını, dahası kalblerin derinliklerinde olanları bilen! Ey Halîm ve ey Şekûr! Ey hem gayb hem de şehadet âlemlerini bilen Azîz ü Hakîm!
Talâk Sûresi: Ey her şeye bir ölçü takdir eden! Ey yedi kat semayı ve arzdan onların benzerini yaratan! Ey her şeye Kâdir olan, ilmi ve kudreti ile her şeyi kuşatan!
Tahrîm Sûresi: Ey isyan eden kullar için yakıtı insanlarla taşlar olan o müthiş ateşi hazırlayan! Ey iman edenler için ders ve ibret alınacak darb-ı meseller ortaya koyan!
Mülk Sûresi: Ey mülkün tamamını yed-i kudretinde tutan ve her şeye Kadîr olan! Ey ölümü de hayatı da yaratan! Ey Azîz ü Ğafûr!
13.
يَا مَنْ زَيَّنَ السَّمَاءَ الدُّنْـيَا بِمَصَابِيحَ، وَجَعَلَهَا رُجُومًا لِلشَّيَاطِينِ، وَأَعْتَدَ لَهُمْ عَذَابَ السَّعِيرِ ❁
اَلْقَلَمُ: يَا مَنْ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبِيلِه۪ ❁ يَا مَنْ هُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ ❁ يَا مَنْ يَسْتَدْرِجُ الْمُكَذِّبِينَ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ ❁
اَلْحَۤاقَّـةُ: يَا مَنْ أَهْلَكَ ثَمُودَ بِالطَّاغِـيَـةِ، وَأَهْلَكَ عَادًا بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِـيَـةٍ ❁ يَا مَنْ أَخَذَهُمْ أَخْذَةً ❁ يَا مَنْ يَحْمِلُ عَرْشَهُ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَانِـيَةٌ ❁
اَلْمَعَارِجُ: يَا ذَا الْمَعَارِجِ، تَعْرُجُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ إِلَيْهِ ❁ يَا مَنْ خَلَقَ الْإِنْسَانَ هَلُوعًا، إِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعًا ❁
نُوحٌ: يَا مَنْ خَلَقَ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقًا، وَجَعَلَ الْقَمَرَ فِيهِنَّ نُورًا، وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجًا ❁
اَلْجِنُّ: يَا مَنْ تَعَالَى جَدُّهُ، مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا ❁
اَلْمُزَّمِّلُ: يَا رَبَّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ، لَا إِلٰـهَ إِلَّا هُوَ، فَاتَّخِذْهُ وَكِيلًا ❁ يَـا مَنْ لَدَيْهِ لِأَهْلِ النَّارِ أَنْـكَالًا وَجَحِيمًا، وَطَعَامًا ذَا غُصَّةٍ وَعَذَابًا أَلِيمًا ❁
اَلْمُدَّثِّـرُ: يَا رَبَّ الْقَمَرِ، وَاللَّيْلِ إِذْ أَدْبَـرَ، وَالصُّبْحِ إِذَا أَسْفَرَ ❁ يَـا مَنْ هُوَ أَهْلُ التَّـقْوَى وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ ❁
اَلْقِيَامَةُ: يَا رَبَّ الْقِيَامَةِ وَالنَّـفْسِ اللَّوَّامَةِ ❁ يَـا مَنْ إِلَيْهِ يَوْمَئِذٍ الْمَسَاقُ ❁ يَا مَنْ خَلَقَ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْأُنْـثَى، وَهُوَ قَادِرٌ عَلَى أَنْ يُحْيِيَ الْمَوْتَى ❁
اَلْإِنْسَانُ: يَا مَنْ خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ أَمْشَاجٍ، يَـبْـتَلِيهِ، فَجَعَلَهُ سَمِيعًا بَصِيرًا ❁ يَـا مَنْ أَعَدَّ لِلْكَافِرِينَ سَلَاسِلَ وَأَغْلَالًا وَسَعِيرًا ❁ يَا مَنْ يُدْخِلُ مَنْ يَشَاءُ فِي رَحْمَتِه۪، وَالظَّالِمِينَ أَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا ❁
اَلْمُرْسَلَاتُ: يَا رَبَّ الْمُرْسَلَاتِ عُرْفًا، فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًا، وَالنَّاشِرَاتِ نَشْرًا، فَالْفَارِقَاتِ فَرْقًا، فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْرًا، عُذْرًا أَوْ نُذْرًا❁
Yâ men zeyyene's-semâe'd-dunyâ bimesâbîha, ve cealehâ rucûmen liş-şeyâtîni, ve a'tede lehüm azâbe's-saîr ❁ El-Kalem: Yâ men hüve a'lemü bimen dalle an sebîlih ❁ Yâ men hüve a'lemü bil-mühtedîn ❁ Yâ men yestedricü'l-mükezzibîne min hayisü lâ ya'lemûn ❁ El-Hâkka: Yâ men ehleke Semûde bit-tâğıyeh, ve ehleke Âden birîhın sarsarin âtiyeh ❁ Yâ men ehazehüm ahzeh ❁ Yâ men yahmilü arşehû fevkahüm yevmeizin semâniyeh ❁ El-Meâric: Yâ Ze'l-meârici, ta'rucü'l-melâiketü ver-rûhü ileyh ❁ Yâ men halaka'l-insâne helûan, izâ messehü'ş-şerrü cezûan ❁ Nûh: Yâ men halaka seb'a semâvâtin tıbâkan, ve ceale'l-kamera fîhinne nûran, ve ceale'ş-şemse sirâcâ ❁ El-Cin: Yâ men teâlâ ceddühû, mettehaze sâhıbeten ve lâ veledâ ❁ El-Müzzemmil: Yâ Rabbe'l-meşrikı ve'l-mağribi, lâ ilâhe illâ hüve fettehızhü vekîlâ ❁ Yâ men ledeyhi li-ehli'n-nâri enkâlen ve cahîmen, ve taâmen zâ ğussatin ve azâben elîmâ ❁ El-Müddessir: Yâ Rabbe'l-kameri, ve'l-leyli iz edbera, ve's-subhı izâ esfera ❁ Yâ men hüve ehlüt-takvâ ve ehlül-mağfireh ❁ El-Kıyâme: Yâ Rabbe'l-kıyâmeti ven-nefsi'l-levvâmeh ❁ Yâ men ileyhi yevmeizini'l-mesâk ❁ Yâ men halaka'z-zevceyni'z-zekere ve'l-ünsâ, ve hüve kâdirun alâ en yuhyiye'l-mevtâ ❁ El-İnsân: Yâ men halaka'l-insâne min nutfetin emsâcin yebtelîhi, fecealehû semîan basîrâ ❁ Yâ men eadde lil-kâfirîne selâsile ve eğlâlen ve saîrâ ❁ Yâ men yudhılü men yeşâü fî rahmetihî, vez-zâlimîne eadde lehüm azâben elîmâ ❁ El-Mürselât: Yâ Rabbe'l-mürselâti urfen, fel-âsifâti asfen, ven-nâşirâti neşran, fel-fârıkâti ferkan, fel-mülkıyâti zikran, uzran ev nüzrâ❁
Ey yere en yakın olan göğü lambalarla donatan ve o lambaları şeytanlara atılan mermiler yapan! Onlar için bir de alevli ateş azabını hazırlayan!
Kalem Sûresi: Ey yolundan sapanları ve doğru yolda yürüyenleri en iyi bilen! Ey Kur’ân’ı yalan sayanları, bilmedikleri, farkına varmadıkları bir yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıran!
Hâkka Sûresi: Ey Semûd halkını korkunç bir felaketle ve Âd kavmini dehşetli bir kasırgayla imha eden! Ey o inkârcıları derdest edip cezalandıran! Ey kıyametin koptuğu gün Yüce Arş’ı sekiz melek tarafından taşınan!
Meâric Sûresi: Ey meleklerin ve Ruh’un Kendisine yükseldikleri yükselme basamaklarının Sahibi! Ey (değişik hikmetlerle) insanı cimri ve başı derde düştüğünde sızlanıp duran bir varlık olarak yaratan!
Nûh Sûresi: Ey yedi kat semayı birbiriyle tam bir uyum içinde yaratan! Gökte Ay’ı bir nur, Güneş’i de lamba yapan!
Cin Sûresi: Ey şanı çok yüce! Ey eş ve çocuk edinmekten münezzeh ve muallâ!
Müzzemmil Sûresi: Ey doğunun da, batının da Rabbi olan ve Kendisinden başka bir ilâh bulunmayan! Resûl-i Ekrem’ine, “O hâlde Sen de yalnız O’nun himayesine sığın, O’na güven.” buyuran! Ey nezdinde Cehennemlikler için bukağılar, alevli ateşler, dikenli, boğazı tırmalayan yiyecekler ve acı bir azap olan!
Müddessir Sûresi: Ey Kamer’in, dönüp gitmekte olan gecenin ve ağaran sabahın Rabbi! Ey Yüce Zâtına saygı duyulmaya, azabından sakınılmaya layık olan ve kullarını bağışlamak ulu şanına çok yaraşan!
Kıyâmet Sûresi: Ey kıyamet gününün ve sürekli kendini kınayıp duran nefsin Rabbi! Ey o gün her şey Kendisine sevk edilecek olan! Ey insanı erkek ve dişi olarak iki cins yaratan! Bütün bunları yapan Allah, elbette ölüleri diriltmeye kâdirdir.
İnsân Sûresi: Ey insanı karışık bir nutfeden yaratan ve imtihan etmek için onu işiten ve gören bir varlık yapan! Ey kâfirlere zincirler, kelepçeler ve alevli ateşler hazırlayan! Ey dilediği kullarını rahmetine gark eden; zalimlere de gayet acı bir azap hazırlayan!
Mürselât Sûresi: Ey iyilik için birbirinin peşinden gönderilenlerin, esip savuranların, tohumlarını yaydıkça yayanların, hak ile bâtılı, doğru ile eğriyi ayırt edenlerin ve tevbe edenler için bir özür, isyan edenler için de bir tehdit olmak üzere peygamberlere vahiy getiren meleklerin Rabbi!
14.
اَلنَّبَأُ: يَا مَنْ خَلَقَ عِبَادَهُ أَزْوَاجًا ❁ يَا مَنْ جَعَلَ اللَّيْلَ لِبَاسًا، وَالنَّهَارَ مَعَاشًا ❁
اَلنَّازِعَاتُ: يَا رَبَّ النَّازِعَاتِ غَرْقًا، وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطًا، وَالسَّابِحَاتِ سَبْحًا، فَالسَّابِقَاتِ سَبْقًا، فَالْمُدَبِّـرَاتِ أَمْرًا ❁ يَا مَنْ رَفَعَ سَـمْكَهَا فَسَوَّاهَا، وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا، وَأَخْـرَجَ ضُحَاهَا ❁
عَبَسَ: يَا مَنْ خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ، خَلَقَهُ فَـقَدَّرَهُ، ثُمَّ السَّبِيلَ يَسَّرَهُ، ثُمَّ أَمَاتَـهُ فَأَقْـبَرَهُ، ثُمَّ إِذَا شَاءَ أَنْشَرَهُ، كَلَّا لَمَّا يَـقْضِ مَا أَمَرَهُ ❁ يَا مَنْ صَبَّ الْمَاءَ صَبًّا، ثُمَّ شَقَّ الْأَرْضَ شَقًّا، فَأَنْـبَتَ فِيهَا حَبًّا وَعِنَـبًا وَقَضْبًا وَزَيْـتُونًا وَنَخْلًا ❁
اَلتَّـكْوِيرُ: يَا مَنْ كَوَّرَ الشَّمْسَ، وَكَدَّرَ النُّجُومَ، وَعَطَّلَ الْعِشَارَ ❁ يَا رَبَّ الْخُنَّسِ الْجَوَارِ ُالْكَنَّسِ، وَاللَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ، وَالصُّبْحِ إِذَا تَـنَـفَّسَ ❁
اَلْاِنْفِطَارُ: يَا مَنْ فَطَرَ السَّمَاءَ، وَنَـثَـرَ الْكَوَاكِبَ، وَفَجَّرَ الْبِحَارَ، وَبَعْثَرَ مَا فِي الْقُبُورِ ❁
اَلْمُطَفِّفِينَ: يَا مَنْ جَعَلَ كِتَابَ الْفُجَّارِ فِي سِجِّينٍ، وَكِتَابَ الْأَبْرَارِ لَفِي عِلِّـيِّـينَ ❁ يَا مَنْ يَسْقِي الْأَبْـرَارَ مِنْ رَحِيقٍ مَخْتُومٍ، خِتَامُهُ مِسْكٌ ❁
اَلْاِنْشِقَاقُ: يَا مَنْ شَقَّ السَّمَاءَ، وَمَدَّ الْأَرْضَ ❁ يَا رَبَّ الشَّفَقِ، وَاللَّيْلِ وَمَا وَسَـقَ، وَالْقَمَرِ إِذَا اتَّسَقَ ❁
اَلْبُـرُوجُ: يَا رَبَّ السَّمَاءِ ذَاتِ الْبُـرُوجِ، وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِ، وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ ❁ يَا مَنْ بَطْشُهُ شَدِيدٌ، وَهُوَ يُـبْدِئُ وَيُـعِـيـدُ، وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُ، ذُو الْعَرْشِ الْمَجِيدُ، فَعَّالٌ لِمَا يُرِيدُ ❁
اَلطَّارِقُ: يَا مَنْ خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ مَاءٍ دَافِقٍ، يَخْرُجُ مِنْ بَـيْنِ الصُّلْبِ وَالـتَّـرَائِبِ ❁
اَلْأَعْلَى: يَا مَنْ خَلَقَ فَسَوَّى، وَقَـدَّرَ فَهَدَى، وَأَخْرَجَ الْمَرْعَى ❁ يَا مَنْ يَعْلَمُ السِّرَّ وَأَخْفَى❁
En-Nebe': Yâ men halaka ıbâdehû ezvâcâ ❁ Yâ men ceale'l-leyle libâsen, ven-nehâra meâşâ ❁ En-Nâziât: Yâ Rabbe'n-nâziâti ğarkan, ven-nâşıtâti neştan, ves-sâbihâti sebhan, fes-sâbikâti sebkan, fel-müdebbirâti emrâ ❁ Yâ men rafea semkehâ fesevvâhâ, ve ağtaşe leylehâ ve ahrace duhâhâ ❁ Abese: Yâ men halaka'l-insâne min nutfetin, halakahû fekaddareh, sümme's-sebîle yessareh, sümme emâtehû feakbareh, sümme izâ şâe enşareh, kellâ lemmâ yakdı mâ emerah ❁ Yâ men sabbe'l-mâe sabben, sümme şakka'l-arda şakkân, feenbete fîhâ habben ve ıneben ve kadban ve zeytûnen ve nehlâ ❁ Et-Tekvîr: Yâ men kevvere'ş-şemse, ve keddere'n-nücûme, ve attale'l-ışâr ❁ Yâ Rabbe'l-hunnesi'l-cevâri'l-kunnes, ve'l-leyli izâ as'as, ves-subhı izâ teneffes ❁ El-İnfitâr: Yâ men fetara's-semâe, ve nesere'l-kevâkibe, ve feccere'l-bihâra, ve ba'sera mâ fi'l-kubûr ❁ El-Mutaffifîn: Yâ men ceale kitâbe'l-füccâri fî Siccîn, ve kitâbe'l-ebrâri lefî İlliyyîn ❁ Yâ men yeskı'l-ebrâra min rahîkın mahtûmın, hıtâmühû misk ❁ El-İnşikâk: Yâ men şakka's-semâe, ve medde'l-ard ❁ Yâ Rabbe'ş-şefakı, ve'l-leyli ve mâ vesak, ve'l-kameri izet-tesak ❁ El-Burûc: Yâ Rabbe's-semâi zâti'l-burûc, ve'l-yevmi'l-mev'ûd, ve şâhıdin ve meşhûd ❁ Yâ men batşühû şedîd, ve hüve yübdiü ve yuîd, ve hüve'l-Ğafûru'l-Vedûd, Zû'l-arşi'l-mecîd, fe'âlün limâ yurîd ❁ Et-Târık: Yâ men halaka'l-insâne min mâin dâfikın, yahrucu min beyni's-sulbi vet-terâib ❁ El-A'lâ: Yâ men halaka fesevvâ, ve kaddere fehedâ, ve ahrace'l-mer'â ❁ Yâ men ya'lemü's-sirra ve ahfâ❁
Nebe’ Sûresi: Ey kullarını çift çift yaratan! Ey geceyi bir örtü, gündüzü geçim için çalışma zamanı kılan!
Nâziât Sûresi: Ey münkirlerin ruhunu söküp çıkaran, mü’minlerin ruhunu ise kolaylıkla alan, fezada yüzüp giden, ilâhî emirleri yerine getirmek için yarışan ve vazifelerini bihakkın yerine getiren meleklerin Rabbi! Ey göğü direksiz yükselten ve kusursuz işleyen bir sisteme bağlayan; derece derece karanlığını giderip ışığını ortaya çıkaran!
Abese Sûresi: Ey insanı bir damla sıvıdan yaratan, yaratıp ona güzel bir şekil veren! Doğru yolu onun için kolaylaştıran ve en sonunda da verdiği can emanetini geri alıp kabre koyan! Sonra dilediği zaman onu yeniden dirilten! “Ne var ki o inkârcı, Allah’ın kendisine olan buyruğunu yerine getirmemiştir.” buyuran! Ey yağmuru gökten şarıl şarıl boşaltan ve toprağı yarıp ekime hazır hâle getiren! Sonuçta orada taneli bitkiler, üzümler, sebzeler, zeytinler ve hurmalar bitiren!
Tekvîr Sûresi: Ey kıyamet gününde Güneş’i dürüp ışığını söndüren, yıldızları yerlerinden düşürüp dağıtan, hamile develer gibi en kıymetli malları bile ortada başıboş bıraktıran!
Ey gündüz gizlenip sinen, sonra tekrar ortaya çıkan, sonra yine gizlenen ve nihayet büsbütün gözden uzaklaşan yıldızların, geçip gitmeye yönelen gecenin ve nefes alıp ağarmaya başlayan sabahın Rabbi!
İnfitâr Sûresi: Ey kıyamet vaktinde göğü yaran, yıldızları parçalayıp etrafa saçan, denizleri birbirine katıp tek deniz hâline getiren ve kabirlerin içini dışına çıkaran!
Mutaffifîn Sûresi: Ey öldükten sonra dirilmeye inanmayan günahkâr fâcirlerin hesap defterlerini Siccîn’e; iyiliğe adanmış ebrârın hesap defterlerini ise İlliyyîn’e kaydeden! Ey hayra kilitlenmiş birr u takva erlerini hitamı misk olan, içildiği zaman misk kokusu bırakan, ağzı mühürlü saf Cennet şarabı ile lütuflandıran!
İnşikâk Sûresi: Ey kıyamet günü göğü yaran ve yeri dümdüz eden! Ey şafağın, gece ve içinde barındırdıklarının ve dolunay hâlini alan Kamer’in Rabbi!
Burûc Sûresi: Ey yıldız kümeleri olan burçlarla süslü göğün, geleceği bildirilen kıyamet gününün, şahit olan ve olunan her şeyin Rabbi! Ey zalimleri derdest edip yakalaması pek çetin olan! Ey yoktan var eden ve ölümden sonra tekrar dirilten! Ey dilediği günahları bağışlayan Ğafûr ve bazı kullarını muhabbete mazhar kılan Vedûd! Ey Arş’ın sahibi! Ey şanı pek yüce olan Mecîd! Ey dilediğini dilediği şekilde gerçekleştiren!
Târık Sûresi: Ey insanı erkeğin sulbü ile kadının kaburga kemikleri arasından fışkırıp çıkan basit bir sıvıdan yaratan!
A’lâ Sûresi: Ey yaratıp en mükemmel şekli veren! Her şeye en uygun bir ölçü takdir edip, onu asıl gayesine yönlendiren! Ey otlakları, yeşillikleri çıkaran! Ey gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilen!
15.
اَلْغَاشِيَةُ: يَا مَنْ رَفَعَ السَّـمَاءَ، وَنَصَبَ الْجِبَالَ، وَسَـطَحَ الْأَرْضَ ❁ يَا مَنْ إِلَيْهِ الْإِيَـابُ، وَعَلَيْـنَا الْحِسَابُ ❁
اَلْفَجْرُ: يَا رَبَّ الْفَجْرِ، وَلَـيَالٍ عَشْرٍ، وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ، وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ، هَلْ فِي ذٰلِكَ قَسَمٌ لِذِي حِجْرٍ ❁ يَا مَنْ لَا يُعَذِّبُ عَذَابَـهُ أَحَدٌ، وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَـهُ أَحَدٌ ❁
اَلْـبَلَدُ: يَا مَنْ خَلَقَ الْإِنْسَانَ فِي كَـبَـدٍ، أَيَحْسَبُ أَنْ لَنْ يَـقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ ❁ يَا مَنْ جَعَلَ لِلْإِنْسَانِ عَـيْـنَـيْنِ، وَلِسَانًا وَشَفَـتَـيْنِ، وَهَدَاهُ النَّجْدَيْنِ ❁
اَلشَّمْسُ: يَا رَبَّ الشَّمْسِ وَضُحَاهَا، وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا، وَالنَّهَارِ إِذَا جَلَّاهَا، وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَاهَا ❁ يَا مَنْ قَالَ دَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّـهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوَّاهَا، وَلَا يَخَافُ عُقْـبَاهَا ❁
اَللَّيْلُ: يَا رَبَّ اللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى، وَالنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّى ❁ يَا مَنْ عَلَيْهِ الْهُدَى، وَلَهُ الْأٰخِرَةُ وَالْأُولَى ❁
اَلضُّحَى: يَـا رَبَّ الضُّحَى، وَاللَّيْلِ إِذَا سَـجَى ❁ يَا مَـنْ يُعْطِي نَـبِـيَّـهُ حَتَّى يَرْضَى ❁
اَلْاِنْشِرَاحُ: يَا مَنْ شَرَحَ لِـنَـبِـيِّـه۪ صَدْرَهُ، وَوَضَعَ عَـنْـهُ وِزْرَهُ ❁ يَا مَنْ جَعَلَ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا ❁
اَلـتِّـينُ: يَا مَنْ أَقْسَمَ بِطُورِ سِيـنِـينَ، وَالْبَلَدِ الْأَمِينِ، وَخَلَقَ الْإِنْسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ ❁
اَلْعَلَقُ: يَا مَنْ عَلَّمَ بِالْقَلَمِ، عَلَّمَ الْإِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ ❁ يَا مَنْ إِلَيْهِ الرُّجْعَى ❁
اَلْقَدْرُ: يَا مَنْ جَعَلَ لَيْلَةَ الْقَدْرِ خَيْرًا مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ، تَـنَـزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ ❁
اَلْـبَـيِّـنَـةُ: يَا مَنْ أَنْزَلَ صُحُفًا مُطَهَّرَةً، فِيهَا كُتُبٌ قَـيِّمَةٌ ❁
اَلزِّلْزَالُ: يَا مَنْ يُزَلْزِلُ الْأَرْضَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَيُخْرِجُ أَثْقَالَهَا ❁
اَلْعَادِيَاتُ: يَا رَبَّ الْعَادِيَاتِ ضَبْحًا، فَالْمُورِيَاتِ قَدْحًا، فَالْمُغِيرَاتِ صُبْحًا❁
El-Ğâşiye: Yâ men rafea's-semâe, ve nesabe'l-cibâle, ve setaha'l-ard ❁ Yâ men ileyhi'l-iyâb, ve aleynâ'l-hısâb ❁ El-Fecr: Yâ Rabbe'l-Fecri, ve leyâlin aşrin, ve'ş-şef'i ve'l-vetri, ve'l-leyli izâ yesr, hel fî zâlike kasemün lizî hıcr ❁ Yâ men lâ yüazzibü azâbehû ehad, ve lâ yûsıku vesâkahû ehad ❁ El-Beled: Yâ men halaka'l-insâne fî kebed, eyehsebü en len yakdire aleyhi ehad ❁ Yâ men ceale lil-insâni ayneyni, ve lisânen ve şefeteyni, ve hedâhü'n-necdeyn ❁ Eş-Şems: Yâ Rabbe'ş-şemsi ve duhâhâ, ve'l-kameri izâ telâhâ, ven-nehâri izâ cellâhâ, ve'l-leyli izâ yağşâhâ ❁ Yâ men kâle demdeme aleyhim Rabbühüm bizenbihim fesevvâhâ, ve lâ yehâfü ukbâhâ ❁ El-Leyl: Yâ Rabbe'l-leyli izâ yağşâ, ven-nehâri izâ tecellâ ❁ Yâ men aleyhi'l-hüdâ, ve lehü'l-âhiretü ve'l-ûlâ ❁ Ed-Duhâ: Yâ Rabbe'd-duhâ, ve'l-leyli izâ secâ ❁ Yâ men yu'tî nebiyyehû hattâ yerdâ ❁ El-İnşirâh: Yâ men şeraha linebiyyihî sadrahû, ve veda'a anhü vizrah ❁ Yâ men ceale mea'l-usri yusrâ ❁ Et-Tîn: Yâ men akseme bi-Tûri Sînîne, ve'l-beledi'l-emîn, ve halaka'l-insâne fî ahseni takvîm ❁ El-Alak: Yâ men alleme bil-kalemi, alleme'l-insâne mâ lem ya'lem ❁ Yâ men ileyhi'r-ru'câ ❁ El-Kadr: Yâ men ceale leylete'l-Kadri hayran min elfi şehr, tenezzelü'l-melâiketü ver-rûhü fîhâ bi-izni Rabbihim ❁ El-Beyyine: Yâ men enzele suhufen mutahheraten, fîhâ kütübün kayyimeh ❁ Ez-Zilzâl: Yâ men yüzilzilü'l-arda yevme'l-kıyâmeti ve yuhricu eskâlehâ ❁ El-Âdiyât: Yâ Rabbe'l-âdiyâti dabhan, fel-mûriyâti kadhan, fel-muğîrâti subhâ❁
Ğâşiye Sûresi: Ey semayı yükselten, dağları diken ve yeryüzünü yayıp hayata elverişli kılan! Ey her şeyin dönüşü Kendisine ait olan ve “Hesabı görmek Bize aittir.” buyuran!
Fecr Sûresi: Ey şafak vaktine, on geceye, çift ve tek olanlara ve akıp giden geceye kasem eden ve “Bu yeminlerde akıl sahipleri için elbette çok sağlam bir teyit ve tasdik yatmakta değil midir?” diye soran! Ey zalimlere yapacağı azabı kimsenin yapamayacağı ve vuracağı bağı kimsenin vuramayacağı Yüceler Yücesi!
Beled Sûresi: Ey insanı meşakkat, imtihan ve çile ile içli dışlı yaratan ve “İnsan kendi üzerinde kimsenin güç sahibi olmadığını mı zannediyor?” diye soran! Ey insana görmesi için gözler, gönlüne tercüman olması için de bir dil ve iki dudak veren ve ona hayır ve şer yollarını gösteren!
Şems Sûresi: Ey Güneş’in ve aydınlığının, onu takip eden Ay’ın, Güneş’i ortaya çıkaran gündüzün ve onu bürüyüp saran gecenin Rabbi! Ey “Rabbileri, onların üzerine azap indirdi ve onları yerle bir etti. O, yaptığının neticesi konusunda elbette endişe duyacak değildir.” buyuran!
Leyl Sûresi: Ey karanlığı ile ortalığı bürüdüğü zaman gecenin ve açılıp parladığı zaman gündüzün Rabbi! Ey doğru yolu göstermek elbette Kendi şanından olan ve âhiret de dünya da yed-i kudretinde bulunan!
Duhâ Sûresi: Ey Güneş’in yükselip en parlak hâlini aldığı kuşluk vaktinin ve tamamen kararıp sükûnete erdiği zaman gecenin Rabbi! Ey Nebisine hoşnut oluncaya kadar ihsanda bulunacak olan!
İnşirâh Sûresi: Ey Resûl-i Ekrem’inin göğsünü açıp genişleten ve O’nun ağır yükünü üzerinden alan! Ey her güçlükle beraber bir kolaylık veren!
Tîn Sûresi: Ey Sina dağına ve güvenli belde olan Mekke’ye yemin eden! Ey insanı en mükemmel surette yaratan!
Alâk Sûresi: Ey insana kalemle yazmayı öğreten! İnsana bilmediklerini öğreten! Ey dönüş elbette Kendisine olan!
Kadir Sûresi: Ey Rabbilerinin izniyle meleklerin ve Cebrail’in (aleyhisselâm) inip durduğu Kadir Gecesi’ni bin aydan daha hayırlı kılan!
Beyyine Sûresi: Ey içinde hak, hikmet ve adaletin ifadesi olan yazıların bulunduğu tertemiz sayfaları indiren!
Zilzâl Sûresi: Ey kıyamet günü yeri müthiş bir zelzele ile sarsacak ve yerin bağrındaki ağırlıkları çıkaracak olan!
Âdiyât Sûresi: Ey (Allah yolunda) nefes nefese koşanların, tırnaklarıyla yerden kıvılcım çıkaranların ve sabah erkenden baskın yapanların Rabbi!
16.
اَلْقَارِعَةُ: يَا مَنْ يَكُونُ بِإِرَادَتِهِ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِ، وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنْفُوشِ ❁
اَلتَّـكَاثُرُ: يَا مَنْ يَسْأَلُ عِبَادَهُ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ ❁
اَلْعَصْرُ: يَا مَنْ جَعَلَ الْكَافِرِينَ فِي خُسْرٍ ❁ وَأَمَرَنَا بِالْحَقِّ وَالصَّبْرِ ❁
اَلْهُمَزَةُ: يَا مَنْ خَلَقَ الْمُوقَدَةَ، اَلَّتِي تَطَّلِعُ عَلَى الْأَفْئِدَةِ ❁ يَا مَنْ جَعَلَهَا عَلَى أَعْدَائِه۪ مُؤْصَدَةً، فِي عَمَدٍ مُمَدَّدَةٍ ❁
اَلْفِيلُ: يَا مَنْ أَهْلَكَ أَصْحَابَ الْفِيلِ، وَجَعَلَ كَيْدَهُمْ فِي تَضْلِيلٍ، وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا أَبَابِيلَ، تَرْمِيهِمْ بِحِجَارَةٍ مِنْ سِجِّيلٍ ❁
قُـرَيْشٌ: يَا مَنْ أَطْعَمَ عِبَادَهُ مِنْ جُوعٍ، وَأٰمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ ❁
اَلْمَاعُونُ: يَا مَنْ جَعَلَ الْوَيْلَ لِلْمُصَلِّينَ، اَلَّذِينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَـاهُونَ، اَلَّذِيـنَ هُمْ يُـرَاؤُونَ، وَيَمْنَـعُونَ الْمَاعُونَ ❁
اَلْكَوْثَرُ: يَا مَـنْ أَعْطَى مُحَمَّدًا الْكَوْثَـرَ، وَأَمَـرَهُ بِأَنْ يُصَلِّيَ وَيَــنْـحَـرَ ❁
اَلْكَافِرُونَ: يَا مَنْ أَهْلَكَ الْكَافِرِينَ، وَمَا كَانُوا يَعْبُدُونَ ❁
اَلنَّصْرُ: يَا مَنْ نَصَرَ مُحَمَّدًا وَفَـتَحَ لَهُ عَلَى عَدُوِّه۪ ❁ يَا مَنْ كَانَ لَـهُ تَوَّابًـا ❁
تَـبَّتْ: يَا مَنْ أَهْلَكَ أَبَا لَهَبٍ، وَأَصْلَاهُ نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ ❁
اَلْإِخْلَاصُ: يَا أَحَدُ ❁ يَا صَمَدُ، لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ، وَلَمْ يَـكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ ❁
اَلْفَلَقُ: يَا رَبَّ الْفَلَقِ، أَعِذْنِي مِنْ شَرِّ مَا خَلَقْتَ، وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ، وَمِنْ شَرِّ الـنَّـفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ، وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ ❁
اَلـنَّاسُ: يَا رَبَّ النَّاسِ، مَلِكَ النَّاسِ، إِلٰهَ النَّاسِ، أَعِذْنِي مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ، اَلَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ، مِنَ الْجِنَّـةِ وَالنَّاسِ سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ، وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ❁
El-Kâria: Yâ men yekûnü bi-irâdetihi'n-nâsü kel-ferâşil-mebsûsi, ve tekûnü'l-cibâlü kel-ıhni'l-menfûş ❁ Et-Tekâsür: Yâ men yes'elü ıbâdehû yevmeizin anin-naîm ❁ El-Asr: Yâ men ceale'l-kâfirîne fî husr ❁ Ve emeranâ bil-hakkı ves-sabr ❁ El-Hümeze: Yâ men halaka'l-mûkadete, elletî tettaliu ale'l-ef'ideh ❁ Yâ men cealehâ alâ a'dâihî mu'sedeten, fî amedin mümeddedeh ❁ El-Fîl: Yâ men ehleke ashâbe'l-fîl, ve ceale keydehüm fî tadlîl, ve ersele aleyhim tayran ebâbîl, termîhim bihıcâretin min siccîl ❁ Kureyş: Yâ men at'ame ıbâdehû min cûın ve âmenehüm min havf ❁ El-Mâûn: Yâ men ceale'l-veyle lil-musallîn, ellezîne hüm an salâtihim sâhûn, ellezîne hüm yürâûne ve yemneûne'l-mâûn ❁ El-Kevser: Yâ men a'tâ Muhammedenil-Kevser, ve emerehû bi-en yusalliye ve yenhar ❁ El-Kâfirûn: Yâ men ehleke'l-kâfirîn, ve mâ kânû ya'büdûn ❁ En-Nasr: Yâ men nasara Muhammeden ve feteha lehû alâ adüvvih ❁ Yâ men kâne lehû tevvâbâ ❁ Tebbet: Yâ men ehleke Ebâ Lehebin, ve eslâhü nâran zâte leheb ❁ El-İhlâs: Yâ Ehad ❁ Yâ Samed, lem yelid ve lem yûled, ve lem yekün lehû küfüven ehad ❁ El-Felak: Yâ Rabbe'l-felak, eıznî min şerri mâ halakt, ve min şerri ğâsıkın izâ vekab, ve min şerri'n-neffâsâti fi'l-ukad, ve min şerri hâsidin izâ hased ❁ En-Nâs: Yâ Rabbe'n-nâs, Melike'n-nâs, İlâhe'n-nâs, eıznî min şerri'l-vesvâsi'l-hannâs, ellezî yüvesvisü fî sudûri'n-nâs, mine'l-cinneti ven-nâs.
Subhâne Rabbike Rabbi'l-izzeti ammâ yasifûn, ve selâmün ale'l-mürselîn, ve'l-hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn❁
Kâria Sûresi: Ey iradesiyle, kıyamet günü insanların uçuşan kelebekler gibi şuraya buraya fırlatıldığı ve dağların atılmış rengârenk yünlere dönüştüğü!
Tekâsür Sûresi: Ey o gün kullarını verdiği nimetlerden hesaba çekecek olan!
Asr Sûresi: Ey kâfirlere hüsran yaşatan; bize de hakkı ve sabrı emreden!
Hümeze Sûresi: Ey ta kalblere kadar işleyen tutuşturulmuş Cehennem ateşini yaratan! Ey düşmanlarının üzerine bu ateş mahzeninin kapılarını kapatıp, onları upuzun direkler arasında her taraflarından bağlı olarak bırakacak olan!
Fîl Sûresi: Ey fillerle gelen o malum orduyu helâk eden! Onların hile ve düzenlerini boşa çıkaran! Üzerlerine pişmiş tuğladan yapılmış taşlar atan sürü sürü ebabil kuşları gönderen!
Kureyş Sûresi: Ey kullarını açlıktan kurtarıp doyuran ve onları korkudan emin kılan!
Mâûn Sûresi: Ey “Vay hâline! Kıldıkları namazdan gafil olanların; ibadetleri gösteriş için yapanların ve insanlardan her türlü yardımı esirgeyenlerin.” buyuran!
Kevser Sûresi: Ey Hazreti Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) Kevser’i, bol ve kesintisiz hayrı veren ve O’na namaz kılmayı, kurban kesmeyi emreden!
Kâfirûn Sûresi: Ey kâfirleri ve taptıkları putları helâk eden!
Nasr Sûresi: Ey Nebiy-yi Ekrem’i Hazreti Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) nusret ve düşmanlarına karşı fetih ihsan eden! Ey tevbeye sevk eden ve tevbeleri kabul buyuran Tevvâb!
Tebbet Sûresi: Ey Ebû Leheb’i helak eden ve onu alev alev yükselen ateşe atan!
İhlâs Sûresi: Ey ikincisi olmayan tek, Ehad! Ey herkesin Kendisine muhtaç olduğu ama Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan müstağni, Samed! Ey doğurma ve doğurulma gibi çirkin isnatlardan münezzeh olan ve hiçbir şey Kendisine denk olmayan!
Felak Sûresi: Ey sabahın Rabbi! Yarattığın şeylerin şerrinden, çöküp ortalığı kapladığı zaman gece karanlığının şerrinden, düğümlere üfleyip büyü yapan büyücü kadınların şerrinden ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden beni muhafaza buyur!
Nâs Sûresi: Ey insanların Rabbi! İnsanların yegâne Hükümdarı! İnsanların İlâhı! Beni, insanların kalblerine vesvese salan, insanlardan da, cinlerden de olabilen o sinsi şeytanın üflemelerinin şerrinden koru!
“Mutlak izzet sahibi Rabbin, o inkârcıların yakışıksız nitelendirmelerinden münezzehtir. Selâm, Allah’ın dinini tebliğ için gönderilen resûllere ve bütün hamd, Âlemlerin Rabbi Allah’a.”
Münâcâtü'l-Kur'ân 16 duadan oluşur. Üstteki çubuktan Arapça, okunuş ve meal katmanlarını açıp kapatabilir, yazıyı büyütebilir ve seti favorilerinize ekleyebilirsiniz. Diğer setler için Dualar.
Duaları uygulamada da okuyun
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir