Adem
Risale-i Nur terimi
Zıddı, vücuttur. Adem, "yokluk" demektir. İdam, hiçlik, mahv, fena, zulmet, inkâr gibi manaları ihtiva eder. Zîşuuru hadsiz musibetlere düşüren, büyük bir elem ve bir şerr-i mahz olan adem, hakikat noktasında ehl-i imanın dünyasında yoktur. Ve kafirlerin dünyaları ise ademle, yani firakla, hiçlikle, fânilikle doludur. Bütün çirkinliklerin madeni ademdir ve bütün fenalıklar, şerler, musibetler, elemler, hatta mâsiyetler kafirlerin nazarında ademe râcidir. Ademin kullanıldığı başlıca manalar şunlardır: 1. Adem-i haricî: Vücud-u ilmîye perde olmuş bir unvan olup, daire-i ilim içinde bulunan ademe denir. Yani hâlik ve fâni olan varlıkların vücud-u haricîyi bırakıp, mahiyetlerinin bir vücud-u mânevî giymesi, daire-i kudretten çıkıp daire-i ilme girmesidir. 2. Adem-i mutlak: Hiçbir cihetle menşe-i vücud olamamaktır. Bir ilm-i muhît olduğu için, hakikatte adem-i mutlak yoktur. Daire-i ilm-i İlâhînin harici yok ki bir şey ona atılsın. Adem-i mutlak, adem-i mahz ve adem-i sırf aynı manalarda kullanılır. 3. Adem-i tahayyüz: Mekândan münezzeh olma. Aksi hâlde Zât-ı Zülcelal'in vücub-u vücuduna ve takaddüs ve tenezzühüne muvafık düşmeyen tasavvurata sebebiyet verir ve telkinat-ı bâtılaya medar olur. Fakat Cenâb-ı Hak; hayat, irade, sem', basar, ilim ve kudret gibi sıfatlarıyla her mekânda hazır ve nâzırdır. 4. Adem-i takayyüd: Kayıtsızlık. Yani kâinat dairesindeki mâniaların, kayıtların Cenâb-ı Hakk'ın önüne geçememesi, icraatını takyid edememesi ve Cenâb-ı Hakk'ın bütün kâinatı birden tasarruf edip çevirmesidir. 5. Adem-i tecezzî: Adem-i inkısam, parçalanmazlık. Cenâb-ı Hakk'ın zâtının bir ve tek olması, mahiyetinin parçalara bölünmekten münezzeh ve müberrâ olmasıdır. Bununla beraber O'nun, her bir şeye bütün esmasıyla müteveccih olmasıdır. 6. Ademin bir manası da inkârdır. Bu da iki kısımdır: a. Adem-i kabul, hakkı kabul etmemektir. Amelî ve fer'î olmakla beraber, iman hükümlerini nefyetmek ve inkâr etmektir. Adem-i kabul bir lakaytlıktır, bir göz kapamaktır ve câhilâne bir hükümsüzlüktür. b. Kabul-ü adem ise inkârdan ibaret olup delil-i adem ister. Amelî ve fer'î olmayıp, belki itikadî ve fikrî bir hükümdür. İmanın zıddına gidip bir yol açmaktır. Bâtılı kabuldür, hakkın aksini ispattır. Bu kısım, imanın yalnız nefyi ve nakîzi değil, imanın zıddıdır. Adem-i kabul değil ki kolay olsun. Belki kabul-ü ademdir ve o ademi ispat etmekle kabul edilebilir. (Ayrıca bk. inkâr)
Adem maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.
Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir