Âlem

Risale-i Nur terimi

1. Kâinat, evren, mahlûkatın tamamı, yaratılmış herşey: "Cenâb-ı Hak bütün âlemin yaratıcısıdır.". 2. Dünya, yerküre: "80 Günde Devr-i Âlem.". 3. İnsanlar, halk: "Sözünü bütün âlem işitti.". 4. Cemaat, topluluk, bir hâli ve bir şekli gösteren topluluk veya keyfiyet, nitelik: "İnsanlar âlemi, hayvanlar âlemi, melekler âlemi; çocukluk gerçekten farklı bir âlem; okul bambaşka bir âlem." Âlem-i Emir. 5. İdare ve kanunlar âlemi. "İyi bilin ki, halk (yaratmak) da emir de Allah'ındır"A'raf Sûresi, 7:54 âyetinden hareketle, âlemler iki grupta mütâlâa edilmiştir: Halk ve emir âlemi. Halk âlemi, emir âlemiyle idare edilir. Emir âlemi, zamana ve mekâna bağlı değildir. Şu kâinatın görülen ciheti halk âleminden, onun idaresiyle ilgili kanunlar manzumesi ise emir âlemindendir. Üzerine bastığımız toprakta, göremediğimiz yerçekimi kanunu var. İşte o kanun emir âleminden, toprağın varlığı ise halk âlemindendir. Güneş halk âleminden, çekim gücü ise emir âlemindendir. Beden halk âleminden, ruh ise emir âlemindendir. Üstad Bediüzzaman, Lemeât'ta, mevcut ruhun da makul (akılla bilinen) kanunların da âlem-i emirden olduklarını beyan etmekle bu konuya açıklık getirir. Yine, "Kalb de bir arştır" demekle, arşın emir âleminin kumanda merkezi olduğuna işaret eder. Bedenin idaresiyle ilgili emirler nasıl kalpten çıkıyorsa, bütün âlemler de arştan idare edilmektedir. Âlem-i Gayb. 6. Görünmeyen âlem. Âlem için yapılan değişik sınıflandırmalardan birisine göre âlem, şehadet ve gayb âlemi olmak üzere ikiye ayrılır. Bu ayırım, Allah Teâlâ'nın Âlimü'l-ğaybi ve'ş-şehade olmasıyla alâkalıdır. Yani Allah hem gaybı bilir, hem de şu görünen âlemi... Şehadet âlemi, duyu organlarımızla şahid olduğumuz, hissettiğimiz, içinde yaşadığımız âlem; gayb âlemi ise aklımızla bildiğimiz, kalbimizle tasdik ettiğimiz, fakat mahiyetini kavrayamadığımız âlemdir. Şu varlık âleminde bu iki âlem iç içe bulunuyor. Bir başka ifade ile şehadet âleminin arkasında daima gayb âlemi görünüyor. Beden şehadet âleminden; ruh ise gayb âlemindendir. Şu kâinat şehadet âlemidir. Onun arkasında kâinatta işleyen kanunlar manzumesi ise gayb âlemindendir. Bilmediğimiz, görmediğimiz geçmiş ve gelecek zamanlar ve o zamanlardaki olaylar, İlâhî hakikatler, âhiretle ilgili bilgiler hep gayb âlemlerindendir. Ayrıca bk. gayb Âlem-i Misal. 7. Dünyada var olan herşeyin ve yapılan bütün fiillerin yansıdığı âlem. Âlem-i misal, "ruhlar âlemi ile cismanî âlem arasındaki geçit âlemi" diye tarif edilir. Yani, her ikisine de birer yönüyle benzer. Nasıl toprak sudan daha katı, taştan daha lâtif ise, âlem-i misal de şu görünen âlemden daha lâtif, ruhlar âleminden daha kesiftir. Bu mahiyetiyle, iki âlem arasında bir berzah gibidir. Hem ruhlar âlemiyle hem de şu görünen âlemle ilgisi bakımından âlem-i misal, bir köprü âlemdir. Ruhlar âleminden gelen feyizler, bu cisim âlemine âlem-i misal vasıtasıyla ulaşır. Öte yandan, âlem-i misal kâinatta cereyan eden her olayın, her sevap ve günahın şekil giydiği bir âlemdir. Bir sahabenin, rüyasında "süt" görmesini Allah Resulünün (a.s.m.) "ilim" olarak tabir etmiş olması bu konuda bize ışık tutar. Diğer âlemlerin olduğu gibi bu âlemin de küçük bir misali, insanda mevcuttur. Küçük bir âlem olan insandaki hayal kuvveti, büyük âlemdeki âlem-i misalden haber verir. Daha önce gittiğimiz bir beldeyi düşündüğümüzde, hayal âlemimizde o şehrin bir misali teşekkül eder. İşte bu şehrin aslı, âlem-i şehadetten, hayaldeki şekli ise âlem-i misaldendir. Bir aynanın karşısında durduğumuzda iki şahıs karşı karşıya gelir. Bunlardan birisi hakiki, ikincisi ise misalîdir. Sadık rüyalar, evliyaullahın keşfiyatı, şeffaf şeylerdeki görüntüler, misal âlemine açılan üç penceredir. Âlem-i misal, binler dünya kadar büyük ve geniş uhrevi bir sinema gibidir. Cennet ehli, şu fani âlemden alınan ve misal âleminde arşivlenen fotoğrafları büyük bir zevk ve hayranlıkla seyredeceklerdir. Herkes kendi hayat filmini orada görecek, hayatının unutulmaz tablolarını başkalarına da gösterecektir. Âlem-i Kevn ü Fesad. 8. Var oluşu, yok oluşun takip ettiği şu âlem. Kevn, "var oluş" demekir, fesad ise yok oluşu bildirir. Şu âlem sabit değildir. Herşey hareketli ve kararsızdır. Dün vücuda gelen birşey bugün yok olur. Her var oluşu bir yok oluş takip eder. Sağlığı hastalık, gençliği ihtiyarlık takip eder. Dün var olanlar yarın bu âlemden kaybolup gideceklerdir. "Her kemâlin bir zevali vardır" ifadesi de, kevn ü fesadla alâkalıdır. Meselâ, yaz mevsimi, canlıların kemâle ulaştığı bir mevsimdir. Bu kemâli, herşeyin sararıp solduğu, sekerata girdiği sonbahar izler. Ondan sonra da, herşeyin izini silen kışın beyaz kefeni her tarafı kaplar. "Nekâisten müberrâ olmak, cinan-ı cennetin mahsusatından; ve her kemâle bir noksanı karıştırmak, şu âlem-i kevn ü fesadın mukteziyatındandır."İlk Dönem Eserleri, Münâzarat, Sualler ve Cevaplar, s. 474 Âlem-i Şehadet. 9. Görünen âlem; görüp gözlemlediğimiz dünya. Bk. âlem: âlem-i gayb; daire: daire-i ilim.

Âlem maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.

Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir