Âmm

Risale-i Nur terimi

Bir lâfızdır ki delâlet ettiği fertlerin tamamını (sınırsız ve sayısız olarak) içine alır. Âmm lâfızlar, ya bir kelime, bir ifade ile yapılır ("bütün insanlar" tabirinde olduğu gibi) veya nahiv kurallarıyla ilişkilendirilerek yapılır. Mesela: #اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ# bir cümle-i Kur'âniyedir. Bunun en kısa manası, ilm-i nahiv ve beyan kaidelerinin iktiza ettiği şudur: #كُلُّ فَرْدٍ مِنْ اَفْرَادِ الْحَمْدِ مِنْ اَىِّ حَامِدٍ صَدَرَ وَعَلٰى اَىِّ مَحْمُودٍ وَقَعَ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبدِ خَاصٌّ وَمُسْتَحِقٌّ لِلذَّاتِ الْوَاجِبِ الْوُجُودِ الْمُسَمّٰى بِاللّٰهِ# Yani, "Ne kadar hamd ve medih varsa, kimden gelse, kime karşı da olsa, ezelden ebede kadar hastır ve lâyıktır o Zât-ı Vâcibü'l-Vücud'a ki Allah denilir." İşte âmm bir manayı ifade eden "Ne kadar hamd varsa" cümlesi, el-i istiğraktan çıkıyor. Mesela #اُولٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ# ayetinde bir sükût var. Neye zafer bulacaklarını tayin etmemiş, tâ herkes istediğini içinde bulabilsin. Bir kısım muhatabın maksadı ateşten kurtulmaktır. Bir kısmı yalnız cenneti düşünür. Bir kısım, saadet-i ebediyeyi arzu eder. Bir kısım, yalnız rıza-i İlâhîyi rica eder. Bir kısım, rüyet-i İlâhiye'yi gaye-i emel bilir. İşte, # اَلْمُفْلِحُونَ# der, neye felâh bulacaklarını tayin etmiyor. Güya o sükûtla der: "Ey Müslümanlar, müjde size! Ey müttakî, sen cehennemden felâh bulursun. Ey salih, sen cennette felâh bulursun. Ey ârif, sen rıza-i İlâhîye nail olursun. Ey âşık, sen rüyete mazhar olursun." Ve hâkezâ... Mukarrerdir ki: Âmm, hâssa delâlât-ı selâsenin (bk. delâlet) hiçbirisiyle delâlet etmez. Mesela Tefsir-i Beyzâvî'de # بَيْنَ الصَّدَفَيْنِ# olan âyetinde Ermeniye ve Azerbaycan Dağlarının mabeyninde olan teviline nazar-ı kat'î ile bakmak, en büyük mantıksızlıktır. Amm ve mutlak lâfızların her ikisinde de bir genellik ve umumilik olmakla beraber arasında şöyle bir fark vardır: Amm lâfız işaret ettiği bütün bireyleri hiçbiri dışarıda kalmayacak şekilde hepsini kapsar. Mutlak lâfız ise insan dediğimizde renk, biçim, sayı olmaksızın insan türü olarak aklımıza ne geliyor ise onlardan yalnız birine, "tek bir ferd"e delâlet eder fakat aynı cins ve mahiyetten olan diğerlerine de delâlet etme ihtimali vardır. Mutlakta şuyû vardır. Ammda ise şümul vardır. Yukarıda âmm'a # اَلْحَمْدُ# misalini verdik. Mutlak için ise şu misali verebiliriz: # فَكُّ رَقَبَةٍ# ayetinde geçen "bir köle" ifadesinin başında # ال# takısı bulunmadığı için mutlak bir lâfızdır. Herhangi bir köle işin içine girebilir. Köle mahiyetinde olan bütün fertleri gösterme ihtimali vardır ama onlardan sadece birine delâlet eder. Dolayısıyla, bütün köleleri azat etmemiz gerekmez, köle vasfını taşıyan tek bir köleyi azat etmemiz yeterlidir. Ayrıca bk. mutlak

Âmm maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.

Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir