Daire
Risale-i Nur terimi
1. Bir yapının konut olarak kullanılan bölümlerinden her biri, kat. 2. Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri. 3. Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşların içinde çalıştıkları yapı. 4. Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm. 5. (Matematik) Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası. 6. (Müzik) Saz takımında usul vurmaya yarayan tef. 7. (Mecaz) Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü. Daire-i Esbab. 8. Sebepler dünyası. 9. Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şeyler. "Allah herşeye kàdir değil mi#?#" deyip sebeplere müracaat etmeyenler, esbap dairesini itikat dairesi ile karıştırmış olurlar ve tembellik zilletine düşerler. Bunları bekleyen sonuç, gayelerinden mahrum kalmaktır. Sebepler, Allah'ın kanunudur. Onlara uymamak, İlâhî hikmete ve iradeye karşı çıkmaktır. İradeye karşı çıkanların, kudretten medet beklemeleri ise boşuna bir bekleyiştir ve yanlış yoldan doğru hedefe ulaşmayı ummak demektir. Peygamberler bile, mucizeler dışında, diğer insanlar gibi, sebeplere müracaat etmişler ve Allah'ın bu vadideki iradesine tam riâyet etmişlerdir. "Allah herşeye kadirdir," deyip de tebliğ etmeden hidayet gözlememişler, cihad yapmadan zafer beklememişlerdir. Ayrıca bk. daire: daire-i itikad Daire-i İlim. 10. İlim dairesi. 11. İlâhî ilmin herşeyi içine alması. 12. İlâhî ilimdeki mahiyetler âlemi: Bu varlık âlemi, güneşleri ve yıldızlarıyla, hayvanları ve insanlarıyla, cinleri ve melekleriyle henüz yaratılmamışken, bütün bunların mahiyetleri Allah'ın ezelî ilminde mevcuttu. İşte, daire-i ilim bu mahiyetler âlemidir. Bunlar, İlâhî kudretle varlık sahasına çıkarılırlar. İşte, varlık âleminde boy gösteren bütün bu hakikatler âlemine de daire-i kudret denilir. Şu ifadelerde, "daire-i ilim ve kudrete" yeni bir mana verildiğini görüyoruz: "Eşya zeval ve ademe gitmiyor, belki daire-i kudretten daire-i ilme geçiyor; âlem-i şehadetten, âlem-i gayba gidiyor, âlem-i tağayyür ve fenadan, âlem-i nura, bekaya müteveccih oluyor."Mektubat, s. 406 Buna göre, "daire-i ilim" gayb âlemi, "daire-i kudret" ise şehadet âlemidir. Şu anda yağan yağmurlar, konuşan insanlar, ötüşen kuşlar vs. şehadet âlemindedirler ve daire-i kudrettedirler. İlâhî kudretle var olmuşlar ve vazifelerini ifa etmektedirler. Kudret dairesindeki bu eşya, vazifelerini tamamlayarak dünyadan göç ettiklerinde yine gayb âlemine göçmüş olacaklardır. Daire-i İtikad. 13. İnanılan bütün hakikatler. 14. İman ve itikadın gerektirdiği bakış açısı. Sebepler dünyasında yaşayan kişiler olarak, sonuçları elde etmek için bu sebeplere müracaat etmemiz gerekir. Meselâ, bir hasta doktora gider ve onun verdiği ilaçları kullanır. Ama iyileştiğinde "doktor beni iyileştirdi" veya "ilâçlar beni iyileştirdi" demez veya dememesi gerekir. Zira o sebepleri yaratan ve onların eliyle şifayı ihsan eden Allah'tır. Ağaçların dallarıyla insanlara meyve gönderen İlâhî rahmet, Resulullah'ın (a.s.m.) diliyle de Kur'ân'ı göndermiştir. Dallar meyveleri kendileri vermediği gibi, Hz. Peygamberin dili de Kur'ân'ın gerçek menbaı değildir. Hem meyve de, Kur'ân da İlâhî canipten gönderilmiştir. Her mü'min yakinen bilir ve itikad eder ki, "sebepler birer perdedirler, iş gören kudret-i Samedaniyedir." Ayrıca bk. daire: daire-i esbab Daire-i Kudret. 15. Kudret dairesi. İlâhî kudretin icraat sahası. Ayrıca bk. daire: daire-i ilim.
Daire maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.
Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir