Delâlet
Risale-i Nur terimi
1. Yol gösterme, kılavuzluk, rehberlik. 2. Delîl ve alâmet olma, îmâ. 3. Bir şeyin öyle bir hâl ve keyfiyette olmasıdır ki "onu bilmekle başka bir şeyin de bilinmesi lazım gelir" şeklinde tarif edilir. Bu iki şeyden ilkine dâl, ikincisine de medlûl denir. Mantıkta kavramlar bazı işaretler ve sembollerle ifade edilir. İslâm mantıkçıları kavramların ifade edilmesi için kullanılan vasıtalara delâlet demektedirler. Delâlet tabiî, aklî ve vaz'î olmak üzere üçe ayrılır. Bunların da her birinin sözlü ve sözsüz olarak ikişer kısmı vardır: 1. Sözlü tabiî delâlet: Ah, of, püf gibi seslerin bir ağrı ya da duyguya delâlet etmesi gibi. 2. Sözsüz tabiî delâlet: Düşmanını gören kimsenin kaşlarının çatılması gibi. 3. Sözlü aklî delâlet: İşitilen bir sözün onun sahibine delâlet etmesi gibi. 4. Sözsüz aklî delâlet: Uzaktan görünen bir dumanın orada bir ateş yandığına delâlet etmesi gibi. 5. Sözlü vaz'î delâlet: İnsan teriminin konuşan hayvana delâlet etmesi gibi. 6. Sözsüz vaz'î delâlet: Çeşitli işaret ve çizgilerin özel manalara delâlet etmesi gibi. Ancak bu delâletlerin hepsi mantığın konusu değildir. Sadece sözlü vaz'î delâlet mantığı ilgilendirir. Vaz', bir şeyin başka bir şeye tayinidir. Öyle ki her ne zaman birinci şey söylenir veya hissedilir ise ikinci şey ondan anlaşılır. Bediüzzaman Ta'likat adlı eserinde şöyle diyor: "Delâlet üç türlüdür: Tabiî, aklî ve vaz'î. Aslında bu üç delâlet de aklîdir. Çünkü aslında eşya akılla anlaşılır. Yani vaz'î delâlet de, tabiî delâlet de akılla anlaşılır. Vaz'î delâlet; mutabakat, tazammun ve iltizam kısımlarına ayrılır. Tazammun ve iltizam müstakil, müşterek ve tabii irade ile tasavvur olunur. Vaz'î delâlet mantığın konusudur. Her üç delâlet ise beyan ilminin konusudur. İmam Razi'ye göre iltizam, mutabakat için gereklidir. Çünkü haricî mahiyet için müşahhas bir kişilik söz konusudur. İnsan zihni onu belirginleştirir ve ona bir kimlik kazandırır. Belirginleşme ve kimlik kazanma ise o şeyin gerçek varlığından farklı değildir." Mantıkta bir lâfzın bir manayı bildirmesi (delâleti) üç şekilde olmaktadır: 1. Mutabakat, 2. Tazammun, 3. İltizam. Bir lâfız taşıdığı mananın tamamını bildiriyorsa mutabakat, mananın bir kısmını bildiriyorsa tazammun ve mananın dışında bir şeyi bildiriyorsa iltizamdır. Mesela kitap lâfzının içindekiler, bölümler ve sonucu ifade etmesi mutabakattır. Kitap lâfzının sadece sonuç kısmını ifade etmesi tazammundur. Kitap lâfzının bir yazarı akla getirmesi ise iltizamdır. Yine iğne kelimesinin ucu sivri, arkasında küçük bir delik olan ince bir metali bildirmesi mutabakat, sadece sivri ucunu ifade etmesi tazammun ve iğneyi yapan bir ustayı göstermesi iltizamdır (bk. iltizam). Aynı şekilde "Lâfza-i celal Allah'ın zâtına mutabakatla, sıfatlarına ise iltizamla delâlet eder. Bu sebeple kim lâfza-i celali zikrederse kemal sıfatlarının hepsini zikretmiş olur." "# اَللّٰهُ# Lâfza-i celali, bütün sıfât-ı kemaliyeyi tazammun eden bir sadeftir. Çünkü lâfza-i celal, Zât-ı Akdes'e delâlet eder; Zât-ı Akdes de, bütün sıfât-ı kemaliyeyi istilzam eder. Öyleyse, o lâfza-i mukaddese, delâlet-i iltizamiye ile bütün sıfât-ı kemaliyeye delâlet eder." Mesela Mektubat'ta elhamdülillahın izahında konuyla ilgili şu kayıt vardır: "Ne kadar hamd ve medih varsa, kimden gelse, kime karşı da olsa, ezelden ebede kadar hastır ve lâyıktır o Zât-ı Vâcibü'l-Vücud'a ki Allah denilir." "Zât-ı Vâcibü'l-Vücud" kaydı ise vücub-u vücud, ulûhiyetin lazım-ı zarurîsi ve Zât-ı Zülcelal'e karşı bir ünvan-ı mülâhaza olduğundan, lâfzullah sair esma ve sıfâta câmiiyeti ve İsm-i Âzam olduğu itibarıyla, delâlet-i iltizamiye ile delâlet ettiği gibi, 'Vâcibü'l-Vücud' ünvanına dahi o delâlet-i iltizamiye ile delâlet ediyor." Ayrıca uluhiyet, risalet, ahiret ve kainat arasında iltizam vardır. Yani bunlardan birisinin varlığı, ötekisinin de varlığını iltizam eder. Birine iman ötekine de iman etmeyi gerektirir. Şunu da ifade etmekte fayda vardır: "Cüz'î mana üzerine lâfzî delâlet, naklî ve aklî iki mukaddeme (öncüle) bağlıdır. Naklî mukaddeme gelince; cüz'î mana üzerine lâfzî delâlet kısıtlanmış değildir. Bilakis o âlimlerin yanında sabit ve ahkâmda muteberdir. Aklî mukaddem ise; cüz'lerden oluşan mürekkep bir vücuda sahiptir." Hem mukarrerdir ki: Âmm, hâssa delâlât-ı selâsenin (mutabakat-tazammun-iltizam) hiçbirisiyle delâlet etmez.
Delâlet maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.
Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir