Fenâ

Risale-i Nur terimi

1. Kötü, iyi olmayan (fena bir memleket). 2. Yok olma, adem. 3. Devamlı olmama, geçici olma, bekàsızlık, ölümlülük. Eşya daima fenâya mazhardır. Elbette fena, hakikat noktasında ehl-i imanın dünyasında yoktur. En basit tabakat-ı mevcudat dahi, fenâ için yaratılmamıştır. Hem "bazı müfrit fikirli ehl-i keşfin hükmettikleri fenâ-yı mutlak hakikat değildir. Çünkü Zât-ı Akdes-i İlâhî madem sermedî ve daimîdir; elbette sıfâtı ve esması dahi sermedî ve daimîdirler. Madem sıfâtı ve esması daimî ve sermedîdirler; elbette onların âyineleri ve cilveleri ve nakışları ve mazharları olan âlem-i bekàdaki bâkiyat ve ehl-i bekà, fenâ-yı mutlaka, bizzarure, gidemez." "Bir mevcut vücuttan gittikten sonra, zâhiren fenâya gider," muvakkaten haricî libasını çıkarıp, vücud-u mânevîye ve ilmîye girer. Yani, hâlik ve fâni olanlar, vücud-u haricîyi bırakıp, mahiyetleri bir vücud-u mânevî giyer, daire-i kudretten çıkıp daire-i ilme girer. Eşyanın yalnız itibarî taayyünleri değişir. Dünyanın ve eşyanın üç tane yüzü var: Biri, Cenâb-ı Hakk'ın esmasının âyineleridir. Diğeri âhirete bakar, âhiret tarlasıdır. Diğeri fenâya, ademe bakar. Üçüncü yüzü cihetiyle bütün dünya ve mevcudat fânidir. 4. İnsanın kendi hissiyatından geçerek bütün hissiyatını başka bir şeye gömmesi, başkasının hissiyatıyla yaşaması. Fenâfilmaksat, fenâfişşeyh gibi... Ehl-i tarikat ve hakikatçe müttefekun aleyh bir esas var ki tarik-i hakta sülûk eden bir insanın, nefs-i emmaresinin enaniyetini ve serkeşliğini kırmak için nazarını nefsinden kaldırıp şeyhine hasr-ı nazar ede ede tâ fenâfişşeyh hükmüne gelir. "Ben" dediği vakit, şeyhinin hissiyatıyla konuşur. Ve hâkeza, tâ fenâfirresûl, fenâfillâha kadar gider. Risale-i Nur mesleğinde ise bu esas fenâ fi'l-ihvân suretindedir. Kardeşler arasında buna tefânî denilir. Yani birbirinde fâni olmak, kendi hissiyat-ı nefsaniyesini unutup, kardeşlerinin meziyat ve hissiyatıyla fikren yaşamaktır. Mesela nasıl ki gayet fedakâr ve sadık bir hizmetkâr, bir yaver, efendisinin hissiyatıyla güya kendisi kendisinin efendisidir ve padişahıdır gibi konuşur. "Ben böyle istiyorum" der; yani "Benim seyyidim, üstadım, sultanım böyle istiyor." Çünkü kendini unutmuş, yalnız onu düşünüyor. "Böyle emrediyor," der.

Fenâ maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.

Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir