Hakem

Risale-i Nur terimi

1. "İyileştirmek amacıyla bir şeyden menetmek; düzeltmek; hükmetmek" manalarına gelen hükm masdarından türemiş bir sıfat olup "bilgisi ve adaletiyle nihaî hükmü veren" manasındadır. Râgıb el-İsfahâni'ye göre hakem, hüküm vermekte maharet kazanmış bir kişi olup verdiği hüküm diğer şahısları bağlayıcıdır. 2. Esma-i Hüsna'dandır: İlmi ve adaletiyle nihaî hükmü veren, bütün masnuatta gayet hassas mizanlarla âzâlarını yerleştiren, mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebattan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar, israfsız ölçülerle bir tenasüp, bir muvazene, bir intizam ve bir cemal içinde masnuatı bir hüsn-ü san'at yapan, her şeye bir kader takdir eden Allah. Âlem-i şehadette, gerek bilcümle, gerekse eczâ olarak her şeyin muntazam gayeleri, müsmir nihayetleri, muntazam eceller hükmünde hududları vardır ki bunlara mekadir (mikdarlar) ismi verilir. Mekadir de, ancak kaza ve kaderden ibaret olan kalıplarla husule gelir. Bu kader kalıpları ise eşyanın kâmetine göre biçilmiştir; önce bu kalıplar tayin edilir, sonra onların hendesesi üzerine eşya bina edilir. Misal istersen, kendi bedeninin eğri büğrü kıvrımlarına ve elinin parmaklarına bak. Bu zarurî kaderden bir hads-i sâdık ile mâneviyat ve ahvaldeki nazarî kadere intikal edilir. Zira maneviyat ve ahvalin de müsmir nihayetleri ve gayeleri, muntazam hududları ve ecelleri vardır ki bunlar da maneviyat ve ahvalin mekadiridir. Keza, o makadirin de kalıpları vardır, o kalıplar da kaza ve kadar eliyle tersim edilmiştir. Böylece bu nazarî kaderde de, kudret, manalara dair kitabını kader mistarı üzerine yazmıştır. Evet, kudret bir masdardır, kader misdarına bakar. Elhasıl, Hakem, bir şey yapılırken gerekli olan ilk küllî tedbir hakkında hüküm veren zâttır. İmam Gazalî'nin de belirttiği gibi, saat yapan bir mühendis, bu işe başlamadan önce ilk iş olarak neler yapacağına dair genel hükmünü verir. İşte bu hüküm verme bir hakemliktir. Yani nasıl bir saat yapacak, saatten güzel bir sonuç alabilmesi için hangi malzemeleri kullanacak, nasıl kullanacak, nerede kullanacak vesaire. Daha sonra saat bu genel hüküm çerçevesinde (hikmetle) şekillenmeye başlar ve tamamlanır. Teşbihte hata olmasın, Cenâb-ı Hak da bir sineği, bir ineği, bir insanı, hattâ dünyayı ve kâinatı nasıl yaratacağına ve nasıl bir sonuç alacağına dair hükmünü (kalıbını ve planını) vermiştir. İşte, her şey Hakem'in bu hükmü çerçevesinde hikmetle gayelerine sevk ediliyor ve böylece çeşitli varlıklar yaratılıyor ve şekilleniyor. "Herbir çiçekte, herbir meyvede bir mizan var. Ve o mizan, bir intizam içinde; ve o intizam, tazelenen bir tanzim ve tevzin içinde; ve o tevzin ve tanzim, bir ziynet ve san'at içinde; ve o ziynet ve san'at, mânidar kokular ve hikmetli tatlar içinde bulunduğundan; herbir çiçek, o ağacın çiçekleri adedince, Hakem-i Zülcelal'e işaretler ediyor." Hâkim ve hakîm isimleri, bu ismin zımnında tecellî ederler. Mesela bir binanın plânı hakem ismini gösterir. Zira plân, küllî hükümdür. Eşyanın o plân üzerine yerli yerine sevk edilip yerleştirilmesi hakîm ismini gösterir. O plâna mutlak surette uyulması da hâkim ismini gösterir. Hâkim ismi de başka ellerin müdahalesini reddeder. Ayrıca bk. Hakîm; Hâkim

Hakem maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.

Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir