İltifât

Risale-i Nur terimi

Çoğulu, iltifâtat. 1. Yüz çevirip bakma. 2. Dikkat, itinâ. 3.Teveccüh gösterme, taltîf, hatır sorma, tatyîb-i hatır, güler yüzle ve lütufkârâne âşinâlık. 4. (Edebiyat) Gaybetten hitaba yahut hitaptan gaybete dönüş. Yani, bir beyitte veya kısa bir sözde beklenmedik şekilde şahıs, zaman ve üslûp bakımından değişiklikler yapmaktır. Bu değişiklikler monotonluğu kırarak muhatabın ilgisini uyandırmak ve konunun ehemmiyetine dikkat çekmek gibi gayelerle yapılır. Başlıca iltifât türleri şunlardır: 1. Gâibden hitaba geçiş: Kendisinden üçüncü şahıs olarak söz edilen kimseden ifadenin devamında ikinci şahıs olarak bahsedilmeye geçilmesidir. Fâtiha sûresinde (1-4) Allah'a hamd edilip Allah'ın sıfatlarından söz edilirken gaib suretinde üçüncü şahıs ve hikâye üslûbu ile devam eden söz, Allah'a ibadet kısmına gelince birden değiştirilerek "Ancak Sana ibadet eder ancak Senden yardım dileriz" ifadesiyle Allah'a hitap şeklinde anlatıma dönüştürülmüştür. Bu değişikliğin sebebi, Allah'a yapılan sözlü ve fiilî taat nevilerini kendinde toplayan en mükemmel saygı tarzı olan ibadetin şanına tâzim ve önemine dikkat çekmek, Allah'ın karşısında ve O'nu görüyormuş gibi huşû içinde ibadet yapmanın önemini vurgulamaktır. Dua ve isteklere vesile durumundaki ibadetin ardından gelen yardım ve hidâyet taleplerinin gıyaben değil hitaben (yüz yüze) yapılması uygun düştüğü için onlarda da hitap üslûbu sürdürülmüştür. 2. Gâibden mütekellime geçiş: Üçüncü şahıs olarak söz edilmeye başlanan kimseden daha sonra birinci şahıs olarak bahsedilmeye geçilmesidir. Fussılet sûresi 11 ve 12. ayetlerde bunun bir örneği görülmektedir: "Sonra duman hâlinde bulunan göğü kasdetti de ona ve yere: 'İsteyerek veya istemeyerek gelin!' dedi. (İkisi de:) 'İtâat edenler olarak geldik!' dediler. Böylece onları yedi gök olarak iki günde var etti ve her göğe görevini vahyetti. Biz dünya semasını kandillerle donattık, onu bozulmaktan koruduk. İşte bu o azîz ve alîm olan Allah'ın takdiridir." Burada anlatım hikâye üslûbu ile devam ederken yıldızlar konusundaki yanlış inanca dikkat çekmek üzere onların Allah'ın yaratmış olduğunu belirten kısımda sözün akışı değiştirilerek fiil, Allah'ın zâtına isnad ile "donattık" şeklinde mütekellim sîgasına dönüşmüştür. 3. Muhataptan gâibe geçiş: İkinci şahıs olarak söz edilen kimseden ifadenin devamında üçüncü şahıs olarak bahsedilmesidir. Enbiyâ sûresi 92 ve 93. ayetlerde bunun bir örneği görülmektedir: "Doğrusu tevhid dini olan Müslümanlık bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de sizin rabbinizim; artık bana kulluk edin. Fakat onlar din konusunda aralarında bölüklere ayrıldılar, hepsi bize dönecektir." Âyetin başında hak dinin ve hak mâbudun tek olduğu gerçeği hitap üslûbu ile hatırlatıldıktan sonra onların din konusunda bölünmüş hâllerini peygamberlere ve başkalarına haber verip kınayan ve onları da kınamaya çağıran kimselerin tavrını sergilemek üzere gâib sîgasına ve hikâye (ihbâr) üslûbuna dönülmüştür. 4. Mütekellimden gâibe geçiş: Birinci şahısla başlayan sözün üçüncü şahsa dönüşmesidir. "Tâ Hâ. Biz sana Kur'ân'ı sıkıntı çekesin diye indirmedik. O, yeri ve yüksek semaları yaratan tarafından indirilmiştir." Tâhâ sûresi 1-4. meâlindeki âyetlerde çoğul birinci şahısla başlayan sözün akışına göre, "Bizim tarafımızdan indirilmiştir" denecek yerde, "Yeri ve yüksek gökleri yaratan tarafından indirilmiştir" şeklinde üçüncü şahısla hikâye üslûbuna geçilmiştir. 5. Mütekellimden muhataba geçiş: Bir kimseden birinci şahıs olarak söz edilirken ikinci şahıs olarak bahsedilmeye geçilmesidir: "Beni yaratana niçin ibadet etmeyeyim! Ve siz O'na döndürüleceksiniz." Yasin sûresi, 22. ayetin, "Sizi yaratana niçin ibadet etmezsiniz; O'na döndürüleceğinize göre" şeklinde hitap üslûbuyla olacak yerde ilk kısımda birinci şahısla ifade ederek nasihatte içtenliğini göstermek, kendi nefsi için istediğini onlar için de arzuladığını belirtmek üzere sözü kendi üzerinden sarfetmiştir. Gerçekte bu sözü söyleyenin amacı müşrik kavme nasihattir. Nasihatte muhataplar amaçlanmamış olsaydı âyetin devamı, "O'na döndürüleceğime göre ben niçin O'na ibadet etmeyeyim" şeklinde olması gerekirdi. Bu tür ta'riz üslûbu öğütlerde daha etkileyici bir anlatım tarzıdır. 6. Mâziden muzâriye geçiş: Geçmiş zaman kipiyle başlayan sözün şimdiki zamanla devam etmesidir. Bu değişiklikle fiilin önemine, ilginçliğine dikkat çekme ve süreklilik arzettiğine işaret etmenin yanında mâziden (hikâye ve rivayet anlatımından) hâle geçmek suretiyle anlatıma canlılık verilmiş, dinleyicinin ilgisi çekilmiş olur: "Onlar ki küfre saplandılar ve Allah'ın yolundan—insanları—çevirmektedirler" Hac sûresi 25. ayette onların küfür ve inkârlarının sabit, kararlı, saplantılı ve değişmez olduğu mâzi kipiyle belirtildikten sonra insanları hak yoldan saptırmalarının sürekli biçimde tekrarlanan ve yenilenen bir eylem olduğunu anlatmak üzere ifade süreklilik bildiren muzâri sîgasına dönüşmüştür. 7. Muzâriden mâziye geçiş: Şimdiki zamanla gelecek zamanı içeren muzâri kipiyle başlayan sözün bir yerinde anlatımın mâzi kipine dönüşmesidir. Gelecekteki bir fiilin mâzi kipiyle ifadesi onun olmuş bitmiş gibi kesinliğini, önemini veya zaman bakımından önceliğini anlatır: "O gün sûra üfürülecek. Artık göklerde ve yerdeki kimseleri korku sarmıştır." Neml sûresi 87. ayette "korku saracaktır" yerine "korku sarmıştır" ifadesinin yer alması bunun kesin bir gerçek olduğunu vurgulamak içindir.

İltifât maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.

Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir