İstiâre

Risale-i Nur terimi

1. Ödünç istemek, ödünç almak. 2. Gerçek mana ile mecazî mana arasındaki benzerlik ilişkisinden dolayı, bir kelimenin manasını geçici olarak alıp başka bir kelime için kullanmaktır. Bazı belagat âlimlerinin istiare tarifleri ise şöyledir: Câhız: "Bir şeyi yerine geçebilecek bir başka şeyin adıyla adlandırmak." Abdülkâhir el-Cürcânî: "Bir şeyi diğer bir şeye benzetmek isterken açık bir şekilde teşbih etmek yerine kapalı bir biçimde teşbih yapmak." Ebü'l-Hasan el-Cürcânî: "Asıl mana yerine ödünç alınan (müstear) manayla yetinildiği, ibarenin nakledilenden başka bir ibare yerine kullanıldığı tür." olarak tarif etmiş; iki taraf arasındaki alâkanın benzeşme alâkası, gayesinin de bu benzeşmede yakınlık sağlamak olduğunu belirtmiştir. Fahreddin er-Râzî, İbn Ebü'l-İsba', Şehâbeddin Mahmûd el-Halebî gibi belagat âlimleri, Cürcânî'nin tarif ettiği bu gayeyi "teşbihte mübalağa sağlamak" şeklinde ifade etmişlerdir. İstiarenin temelinde teşbih vardır. Teşbihin iki temel unsurundan müşebbeh ve müşebbehün bihten birinin doğrudan ya da dolaylı olarak söylenerek kaldırılan kısmının kastedilmesiyle istiâre meydana gelir. Diğer bir deyişle istiare, kısaltılmış bir teşbihtir. Bu açıdan bakıldığında istiâre hem bir mecaz hem de bir teşbihtir. İstiâreye konu olan kelimenin ya da cümlenin gerçek manasının veya bu kelime veya cümlenin gösterdiği ilk mananın anlaşılmasını engelleyen bir karine bulunur. Mesela "Bugün hamamda bir aslan gördüm" ifadesinde "aslan" kelimesinin gerçek manası olan hayvan kastedilmemiştir. Çünkü "hamam" kelimesi bu mananın anlaşılmasına engel teşkil eder ve cesur adam manasında kullanıldığı anlaşılır. İstiareyi aralarındaki alâka dolayısıyla teşbihi esas alarak anlatmak daha yerinde olur. Teşbih ile istiarede iki unsur arasında bir alâka kurulur. Hatta bu bazen gizli bir karşılaştırma gibidir. Fakat bu alâka teşbihte açıkça bellidir; istiarede ise söylenmemiş, sezdirilmiştir. Bunun sağladığı bir yarar da metni çözenin hayaline ve onun yorumlama gücüne bir şeyler bırakmaktır. İstiarede adı anılanın tüm yan manalarından, çağrışımlarından, bütün mana değerlerinden yararlanılmaya çalışılır. Bu açıdan istiare, bir unsurun zihnimizde uyandırdığı başka bir unsur ile olan benzeyişinin yakalanıp verilmesidir. Mesela: #اَللّٰهُ وَلِــىُّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواﮋ يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَــي النُّورِﮈ# "Allah, iman edenlerin dostudur, onları karanlıklardan nura çıkarır." Bu ayette "karanlıklar" ve "nur" kelimeleri gerçek manalarının dışında olduğu görülmektedir. Karanlıklardan kastedilen "dalâlet", nurdan kastedilen ise "hidayet ve iman"dır. Âyete şöyle mana verilebilir: "Allah, onları karanlıklara benzeyen dalâletten, nur gibi olan hidayete çıkarır." Burada teşbihin, müşebbeh (benzetilen) kısmı silinerek yapılan bir mecaz çeşidi olan istiare vardır.

İstiâre maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.

Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir