İstidrac

Risale-i Nur terimi

1. Derece derece artırma. 2. (Belâgat) İnce, yumuşak ve gönül alıcı ifadelerle görüşünü kabul ettirme, ikna etme sanatı. Meryem sûresinin 41-45. âyetlerindeki İbrahim'in (a.s.) babasıyla yaptığı şu konuşma istidracın en güzel örneklerinden kabul edilir: "Kitap'ta İbrahim'i de an. Gerçekten de o, özü sözü doğru bir peygamberdi. Hani o, babasına şöyle demişti: 'Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun#?# Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim. Babacığım! Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahmân'a isyankâr olmuştur. Babacığım! Doğrusu ben, sana, çok esirgeyici Rahmân tarafından bir azabın dokunmasından, böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum.'" İbrahim (a.s.), nazik bir üslupla ve büyük bir edeple babasına hitap ederek onu uyarmış, mantıklı düşünüp hareket etmeye davet etmiştir. 3. Cenâb-ı Hakk'ın erbâb-ı küfrün temerrüdünü artırmak için dünyada birbiri üstüne nimetler ihsân etmesi ve bu kabilden olan tâli', baht ve kader. İstidrac; münkirlerin, enaniyette çok ileri giderek hassasiyet kazanan ehl-i dünyanın ve kendine güvenip gurura düşenlerin gaflet içinde iken kendilerine eşya-yı gaybiyenin inkişaf ettirilmesinden ve garip fiillerin izhar edilmesinden ibarettir. Ehl-i gaflet ve inkârcıların tedrîcî olarak felâkete yaklaştırılırken geçici bazı başarılar kazanması manasına gelen hârikulâde olaylardan biridir. İstidrac sahibi, ortaya çıkan inkişafı nefsine ve iktidarına isnad etmekle enaniyeti, gururu fazlalaşır ve Karun gibi # اِنَّمَٓا اُوتِيتُهُ عَلٰى عِلْمٍ# okumaya başlar. Mesela Deccal'ın sihir, manyetizma ve ispritizma gibi harikaları birer istidracdır. İstidrac ehli bunlarla insanları teshir ederler ve ehl-i gaflet tarafından bir muhabbet-i umumiyeye mazhar olurlar. Fakat onların fenalıkta muvaffakiyetleri muvakkattir, bir mekr-i İlâhîdir. Bu galebelerle felakete yaklaştırılırlar. Cenâb-ı Hak, A'râf sûresinin 182. âyetinde isdidraç ehlinin akıbetini şöyle haber verir: #وَالَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَايَعْلَمُونَﮊ# "Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; Biz, onları bilmeyecekleri noktadan derece derece helâke yaklaştırırız." Keramet ile istidrac arasındaki farklar: Keramet ile istidrac mânen birbirine mübayindir. Zira keramet, mucize gibi, Allah'ın fiilidir. Ve o keramet sahibi de kerametin Allah'tan olduğunu bilir ve Allah'ın kendisine hâmi ve rakîb olduğunu da bilir. Tevekkül ve yakîni de fazlalaşır. Lâkin bazan Allah'ın izniyle kerametlerine şuuru olur, bazan olmaz. Evlâ ve eslemi de bu kısımdır. İstidrac ise gaflet içinde iken eşya-yı gaybiyenin inkişafından ve garip fiilleri izhar etmekten ibarettir. Fakat bu istidrac sahibi, nefsine istinad ve iktidarına isnad etmekle enaniyeti, gururu öyle fazlalaşır ki # اِنَّمَٓا اُوت۪يتُهُ عَلٰى عِلْمٍ# okumaya başlar. Lâkin o inkişaf, tasfiye-i nefis ve tenevvür-ü kalb neticesi olduğu takdirde, ehl-i istidrac ile ehl-i keramet arasında tabaka-i vustâda iltibas yoktur. Tam mânâsıyla fenaya mazhar olanlar ise onlara da Allah'ın izniyle eşya-yı gaybiye inkişaf eder. Ve onlar da, o eşyayı fenâ fillâh olan havaslarıyla görürler. Bunun istidracdan farkı pek zahirdir. Zira zahire çıkan bâtınlarının nurâniyeti, mürâîlerin zulümatıyla iltibas olmaz. Bu bakımdan eğer kerametle müşerref olan bir şahıs, bilerek harika bir emre mazhar olursa, o hâlde eğer nefs-i emmâresi bâki ise kendine güvenmek ve nefsine ve keşfine itimad etmek ve gurura düşmek cihetinde istidrac olabilir. Eğer bilmeyerek harika bir emre mazhar olursa: Mesela birisinin kalbinde bir sual var. İntâk-ı bilhak nev'inden ona muvafık bir cevap verir; sonra anlar. Anladıktan sonra kendi nefsine değil, belki kendi Rabbisine itimadı ziyadeleşir ve "Beni benden ziyade terbiye eden bir Hafîzim vardır" der, tevekkülünü ziyadeleştirir. Bu kısım, hatarsız bir keramettir; ihfâsına mükellef değil. Fakat fahr için, kasten izharına çalışmamalı. Çünkü onda zâhiren insanın kisbinin bir medhali bulunduğundan, nefsine nisbet edebilir. Amma ikram ise o, kerametin selametli olan ikinci nev'inden daha selametli, bence daha âlidir. İzharı, tahdis-i nimettir. Kisbin medhali yoktur; nefsi onu kendine isnad etmez. Ayrıca bk. keramet

İstidrac maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.

Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir