İtnab

Risale-i Nur terimi

1. Sözü uzatmak. 2. Herhangi bir fayda için, maksadı alışılagelmiş sözden daha uzun bir söz ile ifade etmek. Maksadı anlatmak için kullanılan sözde, faydasız bir fazlalık söz konusu olmasına "tatvîl" (lüzumsuz uzatma) denilir. Fakat bu durum belâgat ilminde hoş karşılanmaz. Ancak bir fayda, bir nükte ve incelik gözetiliyorsa, itnab yapılması tercih edilir. İtnab çeşitli şekillerde kullanılır: A. İtnâb-ı Makbul: Manayı açıklığa kavuşturma, pekiştirme, mübalağa ve tasvir amacına yönelik bir fayda elde etmek üzere sözü uzatma ve tekrarlamadır. a. İtnab, umum ve genel bir mana ifade eden bir sözden sonra, özel bir durumu gösteren bir kelimeyi zikretmek sûretiyle yapılır. Bu yolla özel bir durumu ifade eden kelimenin üstünlüğü nazara verilir. Mesela: #اَلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ# hâl iktizasına göre îcaz ise de, aynı manayı ifade eden # اَلْمُؤْمِنُونَ# kelimesine nazaran itnabdır (uzundur). # اَلْ# harfi, # اَلَّذ۪ينَ# ile # مُؤْمِنُونَ# kelimesi # يُؤْمِنُونَ# fiiliyle tebdil edilmiştir. Bu itnabın, îcâza tercih sebebi ise şudur: #اَلَّذ۪ينَ# esma-i müphemeden olduğundan, onu tayin ve temyiz eden yalnız sılasıdır. Demek bütün kıymet, sılasına aittir; başka sıfatlarında hiç kıymet yoktur. Bu ise burada sılası olan imana büyük bir azamet vermekle insanları iman etmeye teşvik eder. Amma # مُؤْمِنُونَ# kelimesine bedel fiil sigasıyla # يُؤْمِنُونَ# 'nin tercihi, iman fiilini hayal nazarına gösterip keyfiyetin tasvir edilmesine, dâhilî ve haricî delillerin tecellîsiyle imanın istimrar ve devam ile teceddüt etmesine işarettir. b. İtnab, manayı, dinleyicinin zihnine yerleştirmek için, üstü kapalı anlatımdan sonra konuyu açıklamak için yapılır. Mesela "İnsan ihtiyarladıkça iki hasleti tazelenir: Onlardan biri hırs; diğeri tûl-i emeldir" ifadesi kısaca, "İnsan ihtiyarladıkça hırsı ile tûl-i emeli tazelenir." şeklinde söylenebilir. Ancak dinleyicinin dikkatini çekmek için, misâlde olduğu şekliyle itnap yapılmıştır. c. İtnab, bazen bir nükte ve maksada binaen bir sözü tekrarlamak sûretiyle olur. Mesela "Böyle yapmayınız! Sonra görürsünüz! Sonra görürsünüz!" gibi bir uyarıyı pekiştirmek için yapılır. d. İtnab, bazen manayı pekiştirmek için bir kayıt ilâve edilerek yapılır ki bana "tetmim" denir. Mesela "Onu (gözümle) gördüm, dediğini (kulağımla) işittim" cümlelerinde pekiştirme maksadıyla parantez içinde yer alan kelimeler ilave edilmiştir. e. İtnab, bazen de yanlıştan sakınmak ve korunmak için yapılır. Kendisinden kastedilen mananın dışında başka bir şeyin anlaşılmasına sebebiyet verecek kapalılığı ve şüpheyi gidermek için ilâve yapılır. Mesela Kur'ân-ı Kerîm'in # يُزَكُّونَ# veya # يَتَصَدَّقُونَ# veyahut # يُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ# gibi îcazlı bir ifadeyi terk edip, # وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ# gibi itnablı bir cümleyi ihtiyar etmesi gibi. Bu cümlede sadakanın şerâit-i kabulünün beşine işaret etmesi için itnaba gidilmiştir. O şartlar da şunlardır: Birinci şart: Sadakaya muhtaç olmayacak derecede sadaka vermek ki # وَمِمَّا# lâfzındaki # مِنْ# -i teb'îz ile o şartı ifade eder. İkinci şart: Ali'den alıp Veli'ye vermek değil, belki kendi malından vermektir. Şu şartı # رَزَقْنَاهُمْ# lâfzı ifade ediyor. "Size rızık olandan veriniz" demektir. Üçüncü şart: Minnet etmemektir. Şu şarta # رَزَقْنَا# daki # نَا# lâfzı işaret eder. Yani, "Ben size rızkı veriyorum. Benim malımdan Benim abdime vermekte minnetiniz yoktur." Dördüncü şart: Öyle adama veresin ki nafakasına sarf etsin. Yoksa sefâhete sarfedenlere sadaka makbul olmaz. Şu şarta # يُنْفِقُونَ# lâfzı işaret ediyor. Beşinci şart: Allah namına vermektir ki # رَزَقْنَاهُمْ# ifade ediyor. Yani, "Mal Benimdir; Benim namımla vermelisiniz." Şu şartlarla beraber, tevsî de var. Yani, sadaka nasıl mal ile olur; ilim ile dahi olur, kavl ile, fiil ile, nasihat ile de oluyor. İşte şu aksâma # مِمَّا# lâfzındaki # مَا# umumiyetiyle işaret ediyor. Hem şu cümle de bizzat işaret ediyor; çünkü mutlaktır, umumu ifade eder. B. İtnab-ı Manevî: Belâgat kitaplarında "haşv-i manevî" şeklinde de yer alan bu itnab çeşidi "ifadede mananın farklı lâfızlarla tekrar edilmesi" şeklinde tarif edilmiştir. "(İtaat kıl) sözüme (olma âsî)" mısraı buna örnektir. Tatvîl: Ya manzumede vezin doldurma veya gereksiz yere sözü uzatma, söze lüzumsuz kelime veya cümle katma işi kastedilmiştir, buna tatvîl (uzatma) denir. Bazı kaynaklarda itnab-ı mümil (bıktıran, usandıran uzun söz) şeklinde de geçer.

İtnab maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.

Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir