Mecazî Nefs-i Emmare
Risale-i Nur terimi
Nefs-i emmarenin susturulmasından sonra onun vazifesini devam ettiren nefis. Nefs-i emmare insana daima kötülüğü emreder, insan kemâle erdikçe nefsini önce kötülemeye başlar, daha sonra onun sözünü dinlemez hale gelir ve en sonunda o nefis "marziyye" makamına çıkmakla Allah'ın razı olduğu ulvî bir keyfiyete bürünür. Bu noktada şu soru hatıra gelir: İnsan bu makama erdikten sonra terakkisi duracak mı#?# Onu meleklerden ayıran bu en önemli özellik tamamen kayıp mı olacak#?# Bediüzzaman'ın şu tahlili bu soruya cevaptır: "Bir zaman evliya-i azîmeden nefs-i emmaresinden kurtulanlardan birkaç zâttan, şiddetli mücahede-i nefsiyeler ve nefs-i emmareden şekvalarını gördüm. Çok hayret ediyordum. Hayli zaman sonra, nefs-i emmarenin kendi desaisinden başka, daha şiddetli ve daha ziyade söz dinlemez ve daha ziyade ahlâk-ı seyyieyi idame eden ve heves ve damar ve a'sab, tabiat ve hissiyat halitasından çıkan ve nefs-i emmarenin son tahassüngâhı bulunan ve nefs-i emmareyi tezkiyeden sonra onun eski vazife-i seyyiesini gören ve mücahedeyi âhir ömre kadar devam ettiren, bir mânevî nefs-i emmareyi gördüm. Ve anladım ki, o mübarek zâtlar hakiki nefs-i emmareden değil; belki mecazî bir nefs-i emmareden şekva etmişler."Kastamonu Lâhikası, Mektup no: 148, s. 287 Hakikate göre mecaz çok zayıftır. Mecazi nefiste ise tam aksi bir durum söz konusudur. "Daha ziyade söz dinlemez ve daha ziyade ahlâk-ı seyyieyi idame eden" tâbirleri bu gölge nefsin, nefs-i emmareyi bazen çok gerilerde bıraktığını ifade ediyor. Bir örnek: Nefis, sâlih bir mü'mine kumar oynamayı hoş gösteremiyor, içkiyi emredemiyor, "namaz kılma" diyemiyor. Demek ki, bu konularda nefs-i emmare susturulmuştur. Fakat bu mü'min, dünyanın fâni olduğunu çok iyi bildiği ve mü'minlerin kardeş olduklarına inandığı halde, bir mü'min kardeşinin eline geçen fâni bir makamı yahut menfaati kıskanmaktan kendini alamıyor. Kıskançlık damarı hükmetti mi, iç âlemi altüst oluyor, huzuru kaybolup gidiyor. İşte bu kıskançlık damarı hakiki manasıyla olmasa bile hayal mertebesiyle kâmil insanlarda da bazen kendini gösterebilir. Böyle bir hâl o ince ruhu feverana getirir: "Ben ne yapıyorum#?# Halkın teveccühüne mi gönül bağlıyorum#?# Yoksa rızayı bırakıp riyaya mı sapıyorum#?#" diye derinden derine üzüntü duyar. Defalarca tövbe eder, istiğfar eder. Ve bu hissi, iç âleminden söküp atmak için nefsine cezalar verir, ibadetlerini, dualarını artırdıkça artırır. İşte bu zatta bir an için mecazî nefs-i emmare hükmetmiş ve onun terakkisinin devamına sebep olmuştur. İşte o büyük zatların, bu süfli hislerin gölgelerine bir an için de olsa kapılmalarını Üstad Bediüzzaman "mecazî nefs-i emmare" ile izah ediyor ve bunu bizde hükmeden hakiki nefs-i emmareyle karıştırmayalım diye de şu hatırlatmayı yapıyor: "Bu zatlardaki, nefs-i emmare değil, belki a'saba devredilen nefs-i emmarenin vazifesidir. Maraz ise kalbi değil, belki maraz-ı hayalîdir."Mektubat, 26. Mektup, 4. Mebhas, 2. Mesele, s. 461
Mecazî Nefs-i Emmare maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.
Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir