Meczup

Risale-i Nur terimi

1. Bir tarafın çekimine maruz kalmış, cezb ve celb olunmuş, meclûb. 2. Deli, divane. 3. (Tasavvuf) Allah aşkıyla aklı başından gitmiş, dünyaya aldırmaz duruma gelmiş olan kimse, Hak âşığı. Hususan yüksek mertebeye ulaşmış kişiler için kullanılır. İki türlü meczup vardır: "Sâlik meczup" ve "meczup sâlik." Makbul olanı ilkidir, yani tasavvufî sülûktan geçtikten sonra cezbeye ulaşandır. İkincilerde ise kemalât ve visal tevehhümü daha çok olur. Oysa sülûk yapmamış meczup, kemal ve velayet-i hâssa derecelerine kavuşamaz. Kâmil ve mükemmil olan bir mürşid, cezbesi sülûkünden önce olandır. Üstad Bediüzzaman bir kısım ehl-i velayetin meczubiyetini şöyle anlatır: "Bir kısım ehl-i velayet, zâhiren muhakemeli ve âkıl görünürken, meczupturlar. Ve bir kısmı dahi, bazan sahvede ve daire-i akılda görünür, bazan aklın ve muhakemenin haricinde bir hâle girer. Şu kısımdan bir sınıfı, ehl-i iltibastır, tefrik etmiyor. Sekir hâlinde gördüğü bir meseleyi hâlet-i sahvede tatbik eder, hata eder ve hata ettiğini bilmez. Meczupların bir kısmı ise indallah mahfuzdur, dalâlete sülûk etmez. Diğer bir kısmı ise mahfuz değiller; bid'at ve dalâlet fırkalarında bulunabilirler. Hattâ kafirler içinde bulunabileceği ihtimal verilmiş. "İşte, muvakkat veya daimî meczup olduklarından, mânen 'mübarek mecnun' hükmünde oluyorlar. Ve mübarek ve serbest mecnun hükmünde oldukları için, mükellef değiller. Ve mükellef olmadıkları için muahaze olunmuyorlar. Kendi velayet-i meczubâneleri bâki kalmakla beraber, ehl-i dalâlete ve ehl-i bid'aya taraftar çıkarlar, mesleklerine bir derece revaç verip, bir kısım ehl-i imanı ve ehl-i hakkı, o mesleğe girmeye meş'ûmâne bir sebebiyet verirler." Mahlûkatın meczubiyetini de şöyle tasvir eder: "Bu misafirhane-i dünyaya gelen her zîşuur, gözünü açtıkça görür ki bir kudret, bütün kâinatı kabzasında tutmuş. Ve nihayetsiz, hiç şaşırmayan ezelî, ihâtalı bir ilim ve gayet dikkatli, hiç mizansız, faidesiz hareket etmeyen bir sermedî hikmet ve inayet, o kudretin içinde bulunup zerrat ordusundan birtek zerreyi meczup Mevlevî gibi döndürerek çok vazifelerde istihdam ettiği gibi; küre-i arzı aynı anda, aynı kanunla bir senede yirmi dört bin senelik bir dairede, yine bir meczup Mevlevî misillü gezdirir. Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda Güneş'i bir mekik, bir çıkrık yaparak, merkezinde cezbedarâne ve câzibekârâne döndürüp manzume-i şemsiye ordusu olan seyyarat yıldızlarını kemal-i mizan ve intizamla vazifelerde çalıştırır." Ayrıca bk. şatahat

Meczup maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.

Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir