Medeniyet
Risale-i Nur terimi
Adaletseverlik; insanca iyi ve ferah yaşayış; medenî hayat yaşamak; şehirlilik; yaşayışta içtimâî münasebetlerde, ilim ve fen ve san'atta tekâmül etmiş cemiyetlerin hâli; İslâmiyet'in emirlerine göre usûli dâiresinde yaşayış gibi farklı tarifler yapılmaktadır. Medeniyet; mârifet, san'at ve ticâret ile kaimdir ki, Üstad Bediüzzaman'a göre maksud-u hakikîsi istirahat-i umumiye ve saadet-i hayat-ı dünyeviyedir. Çünkü nev'-i beşere rahmet olan Kur'ân; ancak umumun, lâakal ekseriyetin saadetini tazammun eden bir medeniyeti kabul eder. Üstad Bediüzzaman, "medeniyet-i hâzıra-i garbiye" dediği Batı medeniyetini Kur'ân medeniyetinden ayrı görür. Risale-i Nur'da her ikisini maddeler hâlinde mukayese eder. Batı medeniyetinin ruhunun felsefe-i Avrupa ve hikmet-i beşeriye olduğunu ve beş menfî esas üzerine teessüs ettiğini belirtir: Evet, Batı medeniyetinin; 1. Nokta-i istinadı, kuvvettir. O ise şe'ni tecavüzdür. 2. Hedef-i kasdı menfaattır. O ise şe'ni tezahümdür. 3. Hayatta düsturu, cidaldir. O ise şe'ni tenazu'dur. 4. Kitleler mabeynindeki rabıtası, âheri yutmakla beslenen unsuriyet ve menfî milliyettir. O ise şe'ni müdhiş tesadümdür. 5. Cazibedar hizmeti, heva ve hevesi teşci' ve arzularını tatmindir. O heva ise insanın mesh-i manevîsine sebebdir. Şeriat-ı Ahmediyenin (a.s.m.) tazammun ettiği ve emrettiği Kur'ân medeniyeti ise şudur: 1. Nokta-i istinadı, kuvvete bedel haktır ki; şe'ni, adalet ve tevazündür. 2. Hedefi de, menfaat yerine fazilettir ki; şe'ni, muhabbet ve tecazübdür. 3. Hayatta düstur-u cidal yerine düstur-u teavündür ki; şe'ni, ittihad ve tesanüddür. 4. Cihetü'l-vahdet de, unsuriyet ve milliyet yerine, rabıta-i dinî ve vatanî ve sınıfîdir ki; şe'ni samimî uhuvvet ve müsalemet ve haricin tecavüzüne karşı, yalnız tedafü'dür. 5. Heva yerine hüdadır ki; şe'ni, insaniyeten terakki ve ruhen tekâmüldür. Medeniyet-i hâzıra-i garbiye, semavî kanun-u esasîlere muhalif olarak hareket ettiği için seyyiatı hasenatına; hatâları, zararları fâidelerine râcih geldi. Medeniyetteki maksud-u hakikî olan istirahat-i umumiye ve saadet-i hayat-ı dünyeviye bozuldu. İktisat, kanaat yerine israf ve sefahet; ve sa'y ve hizmet yerine tembellik ve istirahat meyli galebe çaldığından, biçare beşeri hem gayet fakir, hem gayet tembel eyledi. Hem fısk çamuruyla mülevves olan Batı medeniyeti, insanları da o çamur ile telvis ediyor. Semavî Kur'ân'ın kanun-u esasîsi, #كُلُوا وَاشْرَبُوا وَلاَ تُسْرِفُوا لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ إِلاَّ مَا سَعٰى# ferman-ı esasîsiyle, beşerin saadet-i hayatiyesi, iktisat ve sa'ye gayrette olur ve onunla beşerin havas, avâm tabakası birbiriyle barışabilir. Medeniyette seyyieler olduğu gibi mehâsin-i kesire de vardır. Lâkin o mehâsin ne Nasrâniyet'in malı, ne Avrupa'nın icadı, ne de şu asrın san'atıdır. Belki umumun malıdır. Telâhuk-u efkârdan, semâvî şerâyiden, hem hâcât-ı fıtrîden, hususen şer-i Ahmedî'den ve İslâmî inkılâptan neş'et eden bir maldır. Kimse temellük edemez. Hakikî medeniyet, nev-i insanın terakki ve tekemmülüne ve mahiyet-i nev'iyesinin kuvveden fiile çıkmasına hizmet eder. Bu nokta-i nazardan medeniyeti istemek, insaniyeti istemektir.
Medeniyet maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.
Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir