Müceddid

Risale-i Nur terimi

1. Müceddid kelimesi, bir nesneyi yenilemek manasındaki "tecdid" kelimesinden türetilmiştir. Yenileyen, yenileyici manalarına gelir. 2. Her asır başında hadîsçe geleceği tebşir edilen, emr-i dinde mübtedi' değil, müttebi' olan dinin yüksek hâdimleridir. Müceddidler kendilerinden ve yeniden bir şey ihdas etmez, yeni ahkâm getirmezler. Şu vazifeleri ifa ederler: • Dini takvim ve tahkim; ve dinin hakikat ve asliyetini izhar; evâmir-i Rabbâniye'yi ikame ve ahkâm-ı İlâhiye'nin şerafet ve ulviyetini izhar ve ilân ederler. Ve dine karıştırılmak istenilen ebâtılı ref' ve iptal; ve dine vâki tecavüzleri red ve imha ederler. • Hayat-ı içtimaî rabıtalarını tesis; ve şeriatı icra ve tatbik ederler. • Hukuk-u âmmeye ve siyaset-i İslâmiyeye hizmet ederler. Fakat en ehemmiyetlisi, hakaik-i imaniyeyi muhafaza noktasında tecdid vazifesi, en mukaddes ve en büyüğüdür. Şeriat ve hayat-ı içtimaiye ve siyasiye daireleri ona nispeten ikinci, üçüncü, dördüncü derecede kalıyor. Rivâyât-ı hadisiyede, tecdid-i din hakkında ziyade ehemmiyet ise imanî hakaikteki tecdid itibarıyladır. Fakat efkâr-ı âmmede, hayatperest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında cazibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i diniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için, o adese ile, o nokta-i nazardan bakıyorlar, mana veriyorlar. Müceddidler bu vazifeleri ifa ederken esasat ve ahkâm-ı diniyeye ve sünen-i Muhammediyeye (a.s.m.) harfiyen ittibâ ederek, tavr-ı esâsiyi bozmadan ve ruh-u aslîyi rencide etmeden, yeni izah tarzlarıyla, zamanın fehmine uygun yeni ikna usulleriyle ve yeni tevcihat ve tafsilât ile îfa-i vazife ederler. Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur: #إِنَّ اللّٰهَ يَبْعَثُ لِهٰذِهِ الْاُمَّةِ عَلٰى رَأْسِ كُلِّ مِائَةِ سَنَةٍ مَنْ يُجَدِّدُ لَهَا د۪ينَهَا# "Muhakkak ki Allah, bu ümmet için, her yüz senenin başında, kendisine dini tecdid edecek kimse(ler) gönderir." Bu hadis-i şerifte "gönderme" anlamında # بَعَثَ# fiili kullanılmıştır. Kur'ân'da "peygamber gönderme" için de aynı fiil olan # بَعَثَ# kullanılmıştır. İmam-ı Rabbânî'ye göre, geçmiş ümmetlerde karanlık zaman geldiğinde bir peygamber gönderildiği gibi, artık başka peygamber gönderilmeyeceği için, onların vazifesini müceddidler ifa etmektedirler. "Ümmetimin âlimleri, Benî İsrail'in peygamberleri gibidir" hadis-i şerifindeki âlimlerden murat, müceddidlerdir. Cenâb-ı Hak, peygamberlerin vazifelerini onlara yaptırmaktadır. Diğer taraftan müceddid kelimesinin türetildiği "tecdid" kelimesi de abdest (tecdid-i vudu'), nikâh (tecdid-i nikâh) ve akide (tecdid-i iman) hakkında kullanılmıştır. Dolayısıyla bu kelimenin, içine şüphe veya fesat karıştığından yenileme ihtiyacı duyulan konularda kullanıldığı anlaşılmaktadır. Üstad Bediüzzaman, kendisine yöneltilen iltifatları Risale-i Nur'a tevcih eder ve müceddidlerin vasıfları olan akıl, kalp ve ruh gözünün açıklığını anlatırken Risale-i Nur'u da onlarla beraber zikreder: "Gözü kapalı olarak değil; belki İmam-ı Gazâlî (r.a.) Mevlâna Celaleddin (r.a.) ve İmam-ı Rabbânî (r.a.) gibi kalb, ruh, akıl gözleri açık olarak, ehl-i istiğrâkın akıl gözünü kapadığı yerlerde, o makamlarda gözü açık olarak gezmiş. Cenâb-ı Hakk'a hadsiz şükür olsun ki Kur'ân'ın dersiyle, irşadıyla hakikate bir yol bulmuş, girmiş. Hattâ # وَف۪ى كُلِّ شَىْءٍ لَهُ اٰيَةٌ تَدُلُّ عَلٰى اَنَّهُ وَاحِدٌ# hakikatine mazhar olduğunu, Yeni Said'in Risale-i Nur'uyla göstermiş." Ayrıca bk. mehdi

Müceddid maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.

Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir