Nefis

Risale-i Nur terimi

1. Can, hayat. (İnsan, hayvan, nev-i insanî, küre-i arz, dünya birer nefis sahibidir. ) 2. Kişinin kendisi, bir şeyin kendisi. 3. Pek hoş, çok güzel (nefis yemekler). 4. İnsanın bir lâtifesi : Âmâl, ümit, taallûkat, ihtiyacat üzerine bina edilmiş, hayata çok müştak ve ömre çok talip ve dünyaya çok âşık ve hadsiz emellerle ve elemlerle müptelâ, bedbaht, âhireti unutan, hayvan gibi, belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn, şerlere ve zararlara meyyal, seyyiata sebep, fahre meftun, şöhrete müptelâ, medhe düşkün, zâfiyet, acz, fakirlik, miskinlik gibi hâllere mahal, hodbinlikte bîhemtâ, sersem, sabırsız, çirkin, noksan, şerûr ve insana muzır, bîçare, cümleden süflî, kesif, serkeş, müftehir, mağrur, ucüblü, riyakâr, daima ıztıraplar, kalâklar içinde evhamdan kurtulup tevekküle yanaşmaz, namaz gibi ibadetlerden hoşlanmaz, insanın en zararlı düşmanı, kendini âkıl zanneder, haddinden tecavüz etmiş, çok vesveseli, daim zemme müstehak, her vakit şeytanı dinler, kendini hür ve serbest ister ve öyle telâkki eder. Hayvanî hâcâta, mâlâyâni ve hevâperestâne müştehiyâta medar olması hasebiyle meşru dairede kalmayarak kısa bir ömürde, az bir lezzet için insanı daima kötü şeylere sevk eden, her fenalığı isteyen, ebedî, daimî hayatı ve saadet-i ebediyeyi mahveden ve esfeli safiline düşürebilen bir lâtifedir. Ancak nefis, sırr-ı câmiiyet itibarıyla, (Kur'ân'ı dinleyerek ) tezekkî etmek şartıyla hem bütün letâif-i insaniyenin fevkine hem de âlâ-yı illiyyîne çıkabilir. Esma-i İlâhiye'ye bir ayna olur. Tasavvuf kitaplarında nefsin yedi mertebesinden söz edilir: 1. Nefs-i emmare 2. Nefs-i levvame 3. Nefs-i mülhime 4. Nefs-i mutmainne 5. Nefs-i râdıye 6. Nefs-i mardıye 7. Nefs-i kâmile NEFS-İ EMMARE: Çok çok emredici nefis Arapça bir tamlama: Kâşânî, bu nefsin, bedenî tabiata meylettiğini, lezzet ve hissî şehvetleri körüklediğini söyler. Yani kalbi, ulvî değil, süflî (aşağılık, alçak) şeylere celbeden şeye nefs-i emmâre denir. Yusuf sûresinin 53. âyeti kerimesinde bu nefse işaret edilmiştir: "Ben nefsimi temize çıkarmıyorum, zira nefis, kötülükle emredicidir..." Nefs-i emmâre, şer yuvası, kötü fiillerin, yerilmiş ahlâkın kaynağıdır. NEFS-İ LEVVÂME: Kınayıcı nefis. Tasavvufî olarak, bir parça kalbin nuru ile nurlanmış, o nur ölçüsünde uyanıklık kazanmış nefistir. Levvâme sıfatını alan nefis, yaptığı kötü işlerin farkındadır, yani, gafletten bir parça sıyrılmıştır. Bu yüzden kendisini kınar, onları yapmak istemez. Ancak yeterince olgunlaşmadığı için onları yapmaya devam eder. Bununla birlikte, bir takım iyileşmeler mevcuttur. Yüce Allah'a doğru seyreden (ilallâh) nefsin yeri, Berzah âlemidir. Sevgi hâlinde bulunur, Hz. Peygamber'in (a.s.m.) davranışlarını örnek alır. Levvâme'de, nefsin bazı sıfatları aynen bulunur, iyileşme, kötü olan yönün eleştirilmeye başlanmasıdır. Bu durumda, Kur'ânî emirlere saygı ve bağlılık artmıştır. Namaz, oruç, sadaka vermek gibi salih amellerde fazlalaşma görülür. Amellerini Allah için yapar, ancak bunun böyle olduğunu, halkın da bilmesini ister. Artık nefis bu vasfıyla tevbekârdır. NEFS-İ MÜLHİME: İlham ve keşfe nail olan nefis. İyiyi kötüden ayıran irâdeye, nefs-i mülhime denir. Bu, nefsin ulaştığı üçüncü makamdır. Bu, bir iyileşme derecesidir. Artık nefis, sevabını ve günahını Allah'ın yardımı ile bilmektedir; bu sebeple, Allah'tan gayrı her şeyden uzaklaşır. Ruhlar âlemine yönelen bu nefis, aşk hâli içindedir, ilmi sever, cömerttir, kanaatkâr ve mütevazidir. Sabır ve tahammül gücü artmıştır. Müsamahakârdır, zahmete ve işkenceye katlanır. Kâinatın sırrına hayran kalır, halkı terkedip Hakk'a yaklaşır. Sözü güzel ve hikmetli olur. NEFS-İ MUTMAİNNE: Doyuma, huzura, rahata kavuşmuş nefis. Bu nefis; kötü sıfatlardan sıyrılmış, güzel ahlâk ile ahlâklanmıştır. Kaşanî bunu, kalbin nuru ile aydınlanıp, kötü huyları silinmiş nefis, diye tanımlar. Bu nefis, ibâdetlere devam ile kudsiyet âlemine yönelmiştir. Fecr sûresinin son âyetlerinde bildirilen ve "Cennetime gir" hitabına mazhar olan nefis budur. Bu vasfa sahip nefsi, bazı kaynaklar şu şekilde tarif ederler: "Nefis, İlâhî emirler altında sakin ve şehvetlere karşı çıkarak ızdıraptan kurtulursa mutmainne olur". Bu nefsin dördüncü makamıdır. Bu makamda nefsin üzüntüleri "yâ eyyetühe'n-nefsü'l-mutmainneh" hitabı ile son bulmuş, kalp her şeyden emin olmuştur. Allah'a doğru giden bu nefis sahibinin kalbi, tam ve gerçek bir inanışa sahiptir. Şeriatın bazı sırlarını elde etmiş, cömertlik, doğruluk, yumuşak gönüllülük, güler yüzlülük, tatlı dillilik gibi güzel sıfatları kazanmıştır. Daima tevekkül, tefvîz, teslim, sabır, rızâ hâlleri içindedir. Kalbi, her an huzur ve sükûn içinde, şükür ve sena eder, kusurları örter, hataları bağışlar, İslâm'ın emirlerinden zerre kadar ayrılmaz. Hz. Peygamberin ahlâkını güzel bir şekilde yaşar ve bundan zevk alır. Allah'ın izniyle, birtakım keşif ve ilhamlara sahiptir. NEFS-İ RÂDIYE: Razı olan, hoşnud kalan, rızâ makamına eren nefis. Bu durumdaki nefis, kendi irâdesinden vazgeçip Hakk'ın irâdesine tâbi olur. Hiç bir şeyden şikâyet etmez. Nefsin olgunluk yolundaki beşinci makamı, râdıye'dir. Nefis yerilmiş, beşerî özelliklerden kurtulup, fenâ'ya ulaşmıştır. Artık o, emir ve yasaklara tam olarak uyar. Kendinde güzel ahlâklar zuhur eder. Zaman zaman, Allah'ın isimleri ve sıfatlarının tecellîsine mazhar olur. İyilikler onun şahsiyetidir, hakka'l-yakîn mertebesine ulaşmıştır. NEFS-İ MARDIYE: Hoşnut olunan, kendisinden razı olunan nefis. Allah bu nefisten razıdır. Nefsin altıncı makamıdır. Bu vasfa kavuşan nefis; beşerî istekleri terk etmiş, güzel huylu olmuştur. Kusurları affeden, güzel düşünen, şefkatli, eli açık, insanları sırf Allah için seven, hassas, ince düşünceli, nefis muhasebesini en iyi şekilde yapan, herkeste bulunmayan güzel meziyetlere sahiptir. Bu nefis, Allah'ın izin verdiği kadarıyla, Allah tarafından bazı gayb sırlarına vâkıf olur. Bunlar, Allah'ın ona ihsanıdır. "Ben onun işiten kulağı, gören gözü, söyleyen dili, tutan eli olurum..." kudsî hadisinde anlatılan kişi, budur. Allah'ın izniyle başka şahıslara tesir edebilir. NEFS-İ KAMİLE: Olgun nefis. Tasavvufî olarak, bütün olgunluk özelliklerini elde etmiş, irşâd durumuna geçmiş nefse, nefs-i kâmile denir. Buna, bir bakıma, nefs-i kudsiye, nefs-i sâfiye ve nefs-i zekiye de denebilir. Risale-i Nur'da ise "yedi mertebe" ifadesi yerine bazen "nüfus-u seb'a" ifadesi kullanılmıştır. Ancak bunlardan yalnız emmâre, levvâme ve mutmainne mertebeleri zikredilmektedir. Bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, s. 461.

Nefis maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.

Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir