Şirk
Risale-i Nur terimi
1. Ortak koşmak; nazîr ve benzer tutmak. 2. Cenâb-ı Hakk'a mülkünde, rububiyetinde ve ulûhiyetinde şerik ve nazîrler, muîn ve vezirler addetmektir. Yani zâtında, sıfâtında ve ef'âlinde şebihler, ortaklar ittihaz etmektir. Şirk, ism-i Ferd'in cilvesinin muhalifi ve zıddıdır. "Öyle bir cürümdür ki herbir mahlûkun hakkına ve şerefine ve haysiyetine bir tecavüzdür." Şirkin envaı vardır: 1. Şirk-i uluhiyet Allah'tan başka bir ilâh tasavvur etmek ya da başkalarını O'na ortak ittihaz etmektir. Mesela Hıristiyanların Hz. İsâ'ya (a.s.), Yahudilerin Hz. Üzeyr'e (a.s.) Allah'ın oğlu demeleri; bazı mülhid ve dâllinlerin Cenâb-ı Hakk'a veled ve hadsiz kızları isnad etmeleri gibi. 2. Şirk-i rububiyet Ganiyy-i Ale'l-Itlak ve Kadîr-i Mutlak'ı âciz vesaite muhtaç göstererek, bir perde-i zahiriye olan esbaba ve bir şeriat-ı fıtriye, bir kanunlar mecmuası olan tabiata tesir-i hakikî vererek onları Sultan-ı Ezelî'nin saltanat ve rububiyetinde ortak kabul etmek; ve kâinatı kaplayan küllî bir ıtlak-ı hakikiyi, hem nihayetsiz, hem maddeden münezzeh, hem hududsuz, hem kusurdan müberra olan Cenâb-ı Hakk'ın sıfatlarının ihatasını inhisar, ıtlakını kayıt altına alan şirk ve iştiraka inanmaktır. Hâlbuki ednâ bir mahlûka yapılan tasarruf-u hakikî ve zayıf bir mevcuda edilen tevcih-i rububiyet, âlem ve anâsır kabza-i tasarrufunda bulunan Zâta mahsus olduğu gibi, herhangi bir unsurun da tedvir ve tedbiri, bütün hayvânat ve nebatatı kabza-i rububiyetinde tutup terbiye eden aynen o Zâta mahsustur. Kâinattaki ef'âlin herbiri, kendi eserinin etrafa istilâkârâne yayılmasıyla herbir fiilin ihatasını ve ıtlakını ve hadsiz bulunduğunu ve kayıtsızlığını gösterirken, şirk, o ihatayı inhisar altına ve o ıtlakı kayıt altına ve o hadsizliği had altına alıp ıtlakın hakikatını ve ihâtının mahiyetini bozar. Elbette mutlak ve muhit olan o ef'alde iştirak muhaldir. Ayrıca şirk, serâser kâinattaki, vücut ve hem bekâdaki Müessiri kabul etmeyerek O'nun kayyumiyetini; hem O'nun kemalâtını setredip perde çekerek ve netice-i faaliyetini iptal ederek hallakıyetini inkâr eder. Hem, hâkim-i münferidliğin şe'n ve muktazîsi, istiklâl ve başkasının müdahalesini reddetmek olduğu hâlde, şirk, Allah'ın mülkünü esbaba ve vesaite taksim eder. 3. Şirk-i hafî Gizli şirk manasındadır. Şirk-i hafî birkaç madde altında mülahaza edilebilir: 1. En mühim bir maraz-ı ruhî olan riyakârlık şirk-i hafî olarak tabir edilir. Mesela: dünya hesabına âciz kulların rızasını tahsile çalışmak. 2. Enaniyeti okşayarak nefsine büyük pay biçmek de şirk-i hafîye yol açar. Bu nevi şirk-i hafî katılaştığı zaman esbab şirkine inkılâp eder. Bu da devam ederse küfre tahavvül eder. Bu dahi devam ederse, tàtile, yani hâlıksızlığa incirar eder. El-iyâzü billâh! 3. Bir de nefsin düştüğü şirk-i hafî vardır. "Nefis, kendisini kader ve sıfât-ı İlâhiye'nin tecelliyât dairesinden hariç addeder. Sonra tecelliyâta mazhar olanlardan birisinin mevkiinde kendisini farzeder. Onda fenâ olur. Sonra başlar bazı teviller ile o şeyi de Allah'ın mülkünden, tasarrufundan çıkartır. Kendisinin girmiş olduğu şirk-i hafîye girdirir ve şirk-i hafîden aldığı bazı hâlleri o masuma da aksettirir." 4. Büyük bir cemaatin mesaisine terettüb eden hasenatı intaç eden semaratı bir şahsa vererek onun icad derecesinde hârikulâde bir kudrete mâlik olduğuna hükmetmek de şirk-i hafîdir. Eski Yunanîlerin ve Vesenîlerin ilâheleri, böyle zâlimâne tasavvurat-ı şeytaniyenin mahsulüdür.
Şirk maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.
Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir