Şuhud

Risale-i Nur terimi

1. Gözle görme, müşahede; gözlem. Zıddı, gaybettir. 2. Gözle görünecek surette mevcut ve mücessem olma, vücûd, mer'iyyet. 3. (Tasavvuf) Risaletin tebliğ ettiği hakaik-i imaniyeyi, kalbî olarak aynelyakîn derecesinde görme. Gayba ait âlemleri (ihatasız) müşahede etme, mana âlemini seyretme. Peygamberler ehass-ı havas olan şuhud ehlidir ki, onlar, nev-i beşerin şumus ve nücumu hükmündedirler. Velayet sahibi olan evliyaullah da bu âlemleri temaşa eden şuhud ehlidir. Avâmın itikad ettiği gaybî şeyleri, onlar, gözle veyahut kalble görür. 4. Müşahede edilen (gözlemlenen) şeylerden, gaybî olan şeylere çıkarım yapma. Risale-i Nur'dan, bu tür bir çıkarıma dair şu örneği verebiliriz: " # اِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْ# kelimesi ifade eder ki haşirde herkesin bütün a'mâli bir sahife içinde yazılı olarak neşrediliyor. Şu mesele, kendi kendine çok acaip olduğundan, akıl ona yol bulamaz. Fakat sûrenin işaret ettiği gibi, haşr-i baharîde başka noktaların naziresi olduğu gibi, şu neşr-i suhuf naziresi pek zâhirdir. Çünkü her meyvedar ağacın, çiçekli bir otun da amelleri var, fiilleri var, vazifeleri var, esma-i İlâhiye'yi ne şekilde göstererek tesbihat etmişse ubûdiyetleri var. İşte, onun, bütün bu amelleri tarih-i hayatlarıyla beraber umum çekirdeklerinde, tohumcuklarında yazılıp, başka bir baharda, başka bir zeminde çıkar. Gösterdiği şekil ve suret lisanıyla, gayet fasih bir surette, analarının ve asıllarının a'mâlini zikrettiği gibi, dal, budak, yaprak, çiçek ve meyveleriyle, sahife-i a'mâlini neşreder. İşte, gözümüzün önünde bu hakîmâne, hafîzâne, müdebbirâne, mürebbiyâne, lâtifâne şu işi yapan O'dur ki der: # اِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْ# " Bu bölümde, bizim için gaybi olan, ahirette amel defterlerinin neşredilmesi hadisesine, gözümüzle müşahede ettiğimiz bahardan örnek getirilerek ispat ediliyor. Bu manadaki şuhûd ile ilgili Mesnevî-i Nuriye'de şöyle bir tabir geçer: "Bu risale, Kur'ân'ın bazı âyâtını şuhudî bir tarzda beyan eden bir nevi tefsirdir." Bu mevzuya ışık tutan bir diğer bölüm ise şöyledir: Eski mübarek zâtların ekseri divanları ve ulemanın bir kısım risaleleri imanın ve mârifetin neticelerinden ve meyvelerinden ve feyizlerinden bahsederler... O divanlar derler ki: "Velî ol, gör; makamata çık, bak, nurları, feyizleri al." Risaletü'n-Nur ise der: "Her kim olursan ol; bak, gör. Yalnız gözünü aç, hakikati müşahede et, saadet-i ebediyenin anahtarı olan imanını kurtar." İşte bu bölümler ışığında görülür ki: Risale-i Nur tarikat ve tasavvuftan farklı olarak, gaybî olan iman hakikatlerini, gözle müşahede edilen şeylerden yola çıkarak şuhud derecesinde bir imana ulaşmayı temin eder.

Şuhud maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.

Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir