Tezekkür
Risale-i Nur terimi
Bir şeyi düşünmek suretiyle hatırlama. Fahruddîn Râzî'ye göre tezekkür: Bir şeyi düşünmek suretiyle hatırlamanın şöyle meydana geldiğini açıklamaktadır: Akılda, dimağda, zihinde kaydedilen şekillerin, sûretlerin kaybolup, aklî güç de bu kaybolan şeyleri geri getirmeye çabalayınca, işte bu tezekkürdür, geçmişi düşünerek hatırlamaktır. Ebu'l-Bekâ da "Nefsin, bilinen şeyleri hatırlamaya çalışmasıdır" der. Elmalılı Hamdi Yazır ise "Allâh'ın rahmet eserlerini ve san'at delillerini düşünerek kendi eksikliğini, san'atkâr Hâkim'in kudret ve rahmâniyyetini anlamak" şeklinde tanımlar. Tezekkür, yalnızca bir düşünce ve düşünmeden ibaret değildir. Tezekkür, İlâhî emir ve yasakları dikkate alarak, bireyin zihnini, aklını, gönlünü, kalbini ve bütün davranışlarını O İrade'nin buyruğu muvacehesinde donatması, öğüt ve ibret almasıdır. Zaten bu manada Kur'ân'ın kendisi, bazı âyetlerde "# تَذْكِرَة# /tezkira" diye isimlendirilmektedir. Bununla ilgili olarak Risale-i Nur'da geçen şu manadaki ifade buna bir misal teşkil eder: İnsanın, zaaf ve acziyle, fakr ve hâcâtıyla, naks ve kusuruyla bir Kadîr-i Zülcelal'in kudretini, kuvvetini, gınâsını, rahmetini bilmesi, ve hâkezâ, pek çok evsâf-ı İlâhiye'ye bu suretle âyinedarlık etmesi. Hem nihayetsiz fakrında, nihayetsiz hâcâtı içinde, nihayetsiz maksatlara karşı bir nokta-i istimdad arayıp, vicdanın daima o noktadan bir Ganiyy-i Rahîm'in dergâhına dayanması. Dua ile el açması. İnsana verilen nümuneler nev'inden cüz'î ilim, kudret, basar, sem', mâlikiyet, hâkimiyet gibi cüz'iyatla, Kâinat Mâlikinin ilmine ve kudretine, basarına, sem'ine, hâkimiyet-i rububiyetine âyinedarlık etmesi, onları anlayıp, bildirmesi. Mesela "Ben nasıl bu evi yaptım ve yapmasını biliyorum ve görüyorum ve onun mâlikiyim ve idare ediyorum. Öyle de, şu koca kâinat sarayının bir ustası var. O usta onu bilir, görür, yapar, idare eder" ve hâkezâ... Tezekkür ile tefekkür arasındaki fark: Mutasavvıflara göre, "tezekkür" ile "tefekkür" birbirleriyle yakından ilgili iki kelimedir. İmam Gazzâlî'ye göre: Her mütefekkir mütezekkirdir fakat her mütezekkir, mütefekkir değildir. Tefekkür olan her yerde tezekkür de vardır. Fakat tezekkür olan her yerde tefekkür olmayabilir. Tezekkürün faydası kalbde yerleşip oradan silinmemeleri için ma'rifetleri hatırlamaktır. "Tefekkür"den murâd, bilgiyi çoğaltıp mevcut olmayan üçüncü ma'rifeti elde etmektir. İşte tezekkür ile tefekkür arasındaki fark budur. Tefekkür, zikir ve tezekkürden de hayırlıdır. Zira fikir, zikirdir. Aynı zamanda zikirden de fazladır. Kalbin zikri, âzâların amelinden hayırlıdır. Hattâ amelin şerefi, zikir ve tezekkür sayesindedir.
Tezekkür maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.
Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir