Zühd
Risale-i Nur terimi
Kulun, Hakk'ın dışındaki her şeyi terk etmesi manasında bir terimdir. Terk etmek, dünyadan (kötü kabul edilen şeylerden) yüz çevirmek, nefsi masivaya olan meyil ve sevgiden alıkoymak ve masivayı terk etmek, dünyaya buğzetmek. Terk de şu üç şeyle olur: • Birincisi, şirki terk, • İkincisi, maâsiyi terk, • Üçüncüsü, mâsivâullahı terk etmek. Zühd ile birlikte kullanılan, fakat birbirlerinden derece farkıyla ayrılan iki ıstılah daha vardır ki bunlar da 'takva' ve 'vera' kelimeleridir. Takvayı, Allah'ın rızası dışındaki şeylerden sakınmak; vera'ı da, şüpheli olan her şeyden uzaklaşmak olarak tarif edebiliriz. Bütün bunların en üstün derecesi olan zühd, günaha, harama, insanı Hakk'dan uzaklaştırmaya vesile olacak her şeye rağbetsizlik olarak ifade edilmiştir. Üstad Bediüzzaman ise şöyle ifade eder: "Bil, ey hodgâm! Bu dünyada saadet, terk-i dünyada. Hüdâbin isen, O kâfidir, bıraksan da bütün eşya lehinde. Ger hodbin isen helâkettir, ne yaparsan bütün eşya aleyhinde. Demek terki gerektir her iki hâlde bu dünyada. Terki demek, Hüda mülkü O'nun izni, O'nun namıyla bakmakta." Bir sualin cevabında da Üstad Bediüzzaman şöyle der: "Sual: Tarikatler hakikatlerin yollarıdır. Tarikatlerin içerisinde en meşhur ve en yüksek ve cadde-i kübra iddia olunan tarik-i Nakşibendî hakkında, o tarikatin kahramanlarından ve imamlarından bazıları, esasını böyle tarif etmişler, demişler ki: #دَرْ طَرِيقِ نَقْشِبَنْدِى لَازِمْ اٰمَدْ چَارِ تَرْك: تَرْكِ دُنْيَا، تَرْكِ عُقْبٰى، تَرْكِ هَسْتِى، تَرْكِ تَرْكْ# "Yani, 'Tarik-i Nakşide dört şeyi bırakmak lazım: Hem dünyayı, hem nefis hesabına âhireti dahi maksud-u hakikî yapmamak, hem vücudunu unutmak, hem ucbe, fahre girmemek için bu terkleri düşünmemektir.' Demek hakikî marifetullah ve kemâlât-ı insaniye terk-i mâsivâ ile olur. "Elcevap: Eğer insan yalnız bir kalbden ibaret olsaydı, bütün mâsivâyı terk, hattâ esma ve sıfâtı dahi bırakmak, yalnız Cenâb-ı Hakk'ın zâtına rapt-ı kalb etmek lazım gelirdi. Fakat insanın akıl, ruh, sır, nefis gibi, pek çok vazifedar letâifi ve hasseleri vardır. İnsan-ı kâmil odur ki bütün o letâifi, kendilerine mahsus ayrı ayrı tarik-i ubûdiyette hakikat cânibine sevk etmekle, Sahâbe gibi geniş bir dairede, zengin bir surette, kalb bir kumandan gibi, letâif askerleriyle kahramanâne maksada yürüsün. Yoksa kalb, yalnız kendini kurtarmak için askerini bırakıp tek başıyla gitmek, medar-ı iftihar değil, belki netice-i ıztırardır." Bu bilgi de terk konusunda yardımcı olabilir: "Arkadaş! Dünyanın üç vechi vardır: "Birisi: Âhirete bakar. Çünkü onun mezraasıdır. "İkincisi: Esma-i Hüsna'ya bakar. Çünkü onların mektep ve tezgâhlarıdır. "Üçüncüsü: Kasten ve bizzat kendi kendine bakar. Bu vecihle insanların hevesatına, keyiflerine ve bu fâni hayatın tekâlifine medar olur. "Nur-u iman ile dünyanın evvelki iki vechine bakmak, mânevî bir cennet gibi olur. Üçüncü vecih ise dünyanın fena yüzüdür ki zâtî ve ehemmiyetli bir kıymeti yoktur."
Zühd maddesi Lügat-ı Risale'dendir. Diğer terimler: Lügat-ı Risale.
Okurken kelimeye dokunun, anlamı açılsın
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir