Mülk Suresi Oku
Mülk Suresi'ni mushaf, meal, okunuş ve tefsir görünümleriyle okuyun.
Mekke döneminde inmiştir. 30 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen “elMülk”kelimesinden almıştır. Sûrede başlıca, Allah’ın azameti, Allah’ın birliğinindelilleri ve öldükten sonra dirilmeyi inkâr edenlerin akıbetleri konuedilmektedir
Mülk Suresi'ni yukarıdaki okuyucuda mushaf hattıyla okuyun; "Görünüm"den meal, okunuş ya da tefsirli görünüme geçin, "Ayarlar"dan tema ve yazı boyutunu seçin. Kaldığınız ayet tarayıcınızda saklanır. Kulaklık düğmesi sûreyi seçtiğiniz hafızla okutur; ayrıca Mülk Suresi Dinle ve Mülk Suresi Meali Dinle sayfaları var.
Mülk Suresi Arapça Metni ve Meali
Diyanet İşleri Başkanlığı meali. Ayete tıklayarak Arapçası, okunuşu, üç meali ve tefsiriyle ayet sayfasını açın.
- 1
تَبَارَكَ الَّذٖی بِیَدِهِ الْمُلْكُؗ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖیرٌۙ ١
Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
- 2
اَلَّذٖی خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَیٰوةَ لِیَبْلُوَكُمْ اَیُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًاؕ وَهُوَ الْعَزٖیزُ الْغَفُورُۙ ٢
O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
- 3
اَلَّذٖی خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقًاؕ مَا تَرٰى فٖی خَلْقِ الرَّحْمٰنِ مِنْ تَفَاوُتٍؕ فَارْجِعِ الْبَصَرَۙ هَلْ تَرٰى مِنْ فُطُورٍ ٣
O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân'ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?
- 4
ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَیْنِ یَنْقَلِبْ اِلَیْكَ الْبَصَرُ خَاسِئًا وَهُوَ حَسٖیرٌ ٤
Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.
- 5
وَلَقَدْ زَیَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْیَا بِمَصَابٖیحَ وَجَعَلْنَاهَا رُجُومًا لِلشَّیَاطٖینِ وَاَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابَ السَّعٖیرِ ٥
Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.
- 6
وَلِلَّذٖینَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ عَذَابُ جَهَنَّمَؕ وَبِئْسَ الْمَصٖیرُ ٦
Rablerini inkar edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü varılacak yerdir orası!
- 7
اِذَٓا اُلْقُوا فٖیهَا سَمِعُوا لَهَا شَهٖیقًا وَهِیَ تَفُورُۙ ٧
Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler.
- 8
تَكَادُ تَمَیَّزُ مِنَ الْغَیْظِؕ كُلَّمَٓا اُلْقِیَ فٖیهَا فَوْجٌ سَاَلَهُمْ خَزَنَتُهَٓا اَلَمْ یَاْتِكُمْ نَذٖیرٌ ٨
Neredeyse cehennem öfkeden çatlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara, "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye sorarlar.
- 9
قَالُوا بَلٰى قَدْ جَٓاءَنَا نَذٖیرٌ فَكَذَّبْنَا وَقُلْنَا مَا نَزَّلَ اللّٰهُ مِنْ شَیْءٍۚ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا فٖی ضَلَالٍ كَبٖیرٍ ٩
Onlar da şöyle derler: "Evet, bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve ‘Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz' demiştik."
- 10
وَقَالُوا لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ اَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا فٖٓی اَصْحَابِ السَّعٖیرِ ١٠
Yine şöyle derler: "Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık."
- 11
فَاعْتَرَفُوا بِذَنْبِهِمْۚ فَسُحْقًا لِاَصْحَابِ السَّعٖیرِ ١١
İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah'ın rahmetinden uzak olsun!
- 12
اِنَّ الَّذٖینَ یَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَیْبِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ كَبٖیرٌ ١٢
Görmedikleri halde Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.
- 13
وَاَسِرُّوا قَوْلَكُمْ اَوِ اجْهَرُوا بِهٖؕ اِنَّهُ عَلٖیمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ١٣
Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
- 14
اَلَا یَعْلَمُ مَنْ خَلَقَؕ وَهُوَ اللَّطٖیفُ الْخَبٖیرُࣖ ١٤
Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
- 15
هُوَ الَّذٖی جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ ذَلُولًا فَامْشُوا فٖی مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا مِنْ رِزْقِهٖؕ وَاِلَیْهِ النُّشُورُ ١٥
O, yeryüzünü sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi onun üzerinde yürüyün ve Allah'ın rızkından yiyin. Dönüş ancak onadır.
- 16
ءَاَمِنْتُمْ مَنْ فِی السَّمَٓاءِ اَنْ یَخْسِفَ بِكُمُ الْاَرْضَ فَاِذَا هِیَ تَمُورُۙ ١٦
Göktekinin sizi yere geçirivermeyeceğinden emin mi oldunuz? (O zaman) bir de bakarsınız yer yüzü şiddetle çalkalanıyor.
- 17
اَمْ اَمِنْتُمْ مَنْ فِی السَّمَٓاءِ اَنْ یُرْسِلَ عَلَیْكُمْ حَاصِبًاؕ فَسَتَعْلَمُونَ كَیْفَ نَذٖیرِ ١٧
Yahut göktekinin, üzerinize taş yağdıran rüzgar göndermeyeceğinden mi emin oldunuz? O zaman, uyarım nasılmış bileceksiniz!
- 18
وَلَقَدْ كَذَّبَ الَّذٖینَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَكَیْفَ كَانَ نَكٖیرِ ١٨
Andolsun, onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu!?
- 19
اَوَلَمْ یَرَوْا اِلَى الطَّیْرِ فَوْقَهُمْ صَٓافَّاتٍ وَیَقْبِضْنَؕ مَا یُمْسِكُهُنَّ اِلَّا الرَّحْمٰنُؕ اِنَّهُ بِكُلِّ شَیْءٍ بَصٖیرٌ ١٩
Üstlerinde kanat çırparak uçan kuşlara bakmazlar mı? Onları (havada) ancak Rahmân tutuyor. Şüphesiz O her şeyi hakkıyla görendir.
- 20
اَمَّنْ هٰذَا الَّذٖی هُوَ جُنْدٌ لَكُمْ یَنْصُرُكُمْ مِنْ دُونِ الرَّحْمٰنِؕ اِنِ الْكَافِرُونَ اِلَّا فٖی غُرُورٍۚ ٢٠
Yahut Rahmân'dan başka size yardım edecek şu ordunuz (taraftarlarınız) kimlerdir? İnkarcılar ancak bir aldanış içindedirler.
- 21
اَمَّنْ هٰذَا الَّذٖی یَرْزُقُكُمْ اِنْ اَمْسَكَ رِزْقَهُۚ بَلْ لَجُّوا فٖی عُتُوٍّ وَنُفُورٍ ٢١
Peki, Allah rızkını keserse, kimdir size rızık verecek olan? Hayır, onlar azgınlık ve nefretle direnip durdular.
- 22
اَفَمَنْ یَمْشٖی مُكِبًّا عَلٰى وَجْهِهٖٓ اَهْدٰٓى اَمَّنْ یَمْشٖی سَوِیًّا عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖیمٍ ٢٢
Şimdi, yüzüstü kapanarak düşe kalka yürüyen mi daha doğru gider, yoksa dosdoğru bir yolda dimdik yürüyen mi?
- 23
قُلْ هُوَ الَّذٖٓی اَنْشَاَكُمْ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْــِٔدَةَؕ قَلٖیلًا مَا تَشْكُرُونَ ٢٣
De ki: "O, sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!"
- 24
قُلْ هُوَ الَّذٖی ذَرَاَكُمْ فِی الْاَرْضِ وَاِلَیْهِ تُحْشَرُونَ ٢٤
De ki: "O, Sizi yeryüzünde yaratıp çoğaltandır. Ancak onun huzurunda toplanacaksınız."
- 25
وَیَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖینَ ٢٥
"Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.
- 26
قُلْ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِࣕ وَاِنَّمَٓا اَنَا࣑ نَذٖیرٌ مُبٖینٌ ٢٦
De ki: "O bilgi, ancak Allah katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."
- 27
فَلَمَّا رَاَوْهُ زُلْفَةً سٖٓیـَٔتْ وُجُوهُ الَّذٖینَ كَفَرُوا وَقٖیلَ هٰذَا الَّذٖی كُنْتُمْ بِهٖ تَدَّعُونَ ٢٧
Onu (azabı) yakından gördükleri zaman inkar edenlerin yüzleri kötüleşir ve onlara, "İşte bu, (alaylı bir biçimde) isteyip durduğunuz şeydir" denir.
- 28
قُلْ اَرَاَیْتُمْ اِنْ اَهْلَكَنِیَ اللّٰهُ وَمَنْ مَعِیَ اَوْ رَحِمَنَاۙ فَمَنْ یُجٖیرُ الْكَافِرٖینَ مِنْ عَذَابٍ اَلٖیمٍ ٢٨
De ki: "Söyleyin bakalım: Diyelim ki Allah beni ve beraberimdekileri helak etti, yahut bize acıdı. Peki, ya inkarcıları elem dolu bir azaptan kim koruyacak?"
- 29
قُلْ هُوَ الرَّحْمٰنُ اٰمَنَّا بِهٖ وَعَلَیْهِ تَوَكَّلْنَاۚ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ فٖی ضَلَالٍ مُبٖینٍ ٢٩
De ki: "O, Rahmân'dır. O'na iman ettik, yalnızca ona tevekkül ettik. Siz, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!"
- 30
قُلْ اَرَاَیْتُمْ اِنْ اَصْبَحَ مَٓاؤُ࣑كُمْ غَوْرًا فَمَنْ یَاْتٖیكُمْ بِمَٓاءٍ مَعٖینٍ ٣٠
De ki: "Söyleyin bakalım: Suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir akar su getirir?"
Ayet Ayet
Mülk Suresi'ni uygulamada okuyun
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir