Nebe' Suresi Oku

Nebe' Suresi'ni mushaf, meal, okunuş ve tefsir görünümleriyle okuyun.

Sure No78
Ayet Sayısı40
Nüzul · SayfaMekke · 582

Mekke döneminde inmiştir. 40 âyettir. Sûre, adını ikinci âyette geçen “enNebe’”kelimesinden almıştır. Nebe’, haber demektir. Sûrede, ölüm ötesi hayatınvarlığını ispat çerçevesinde, kıyamet, öldükten sonra dirilme ve hesap için toplanma konularına yer verilmektedir.

Nebe' Suresi'ni yukarıdaki okuyucuda mushaf hattıyla okuyun; "Görünüm"den meal, okunuş ya da tefsirli görünüme geçin, "Ayarlar"dan tema ve yazı boyutunu seçin. Kaldığınız ayet tarayıcınızda saklanır. Kulaklık düğmesi sûreyi seçtiğiniz hafızla okutur; ayrıca Nebe' Suresi Dinle ve Nebe' Suresi Meali Dinle sayfaları var.

Nebe' Suresi Arapça Metni ve Meali

Diyanet İşleri Başkanlığı meali. Ayete tıklayarak Arapçası, okunuşu, üç meali ve tefsiriyle ayet sayfasını açın.

  1. 1

    عَمَّ یَتَسَٓاءَلُونَۚ ۝١

    Birbirlerine neyi soruyorlar?

  2. 2

    عَنِ النَّبَاِ الْعَظٖیمِۙ ۝٢

    Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)? (2-3)

  3. 3

    اَلَّذٖی هُمْ فٖیهِ مُخْتَلِفُونَؕ ۝٣

    Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)? (2-3)

  4. 4

    كَلَّا سَیَعْلَمُونَۙ ۝٤

    Hayır, ileride bilecekler.

  5. 5

    ثُمَّ كَلَّا سَیَعْلَمُونَ ۝٥

    Yine hayır; ileride bilecekler.

  6. 6

    اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ مِهَادًاۙ ۝٦

    Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı? (6-7)

  7. 7

    وَالْجِبَالَ اَوْتَادًاࣕ ۝٧

    Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı? (6-7)

  8. 8

    وَخَلَقْنَاكُمْ اَزْوَاجًاۙ ۝٨

    Sizleri (erkekli-dişili) eşler halinde yarattık.

  9. 9

    وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًاۙ ۝٩

    Uykunuzu bir dinlenme (sebebi) kıldık.

  10. 10

    وَجَعَلْنَا الَّیْلَ لِبَاسًاۙ ۝١٠

    Geceyi (sizi örten) bir elbise yaptık.

  11. 11

    وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشًاࣕ ۝١١

    Gündüzü de geçimi temin zamanı kıldık.

  12. 12

    وَبَنَیْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًاۙ ۝١٢

    Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik.

  13. 13

    وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًاࣕ ۝١٣

    Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.

  14. 14

    وَاَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَٓاءً ثَجَّاجًاۙ ۝١٤

    Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık. (14-16)

  15. 15

    لِنُخْرِجَ بِهٖ حَبًّا وَنَبَاتًاۙ ۝١٥

    Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık. (14-16)

  16. 16

    وَجَنَّاتٍ اَلْفَافًاؕ ۝١٦

    Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık. (14-16)

  17. 17

    اِنَّ یَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ مٖیقَاتًاۙ ۝١٧

    Şüphesiz hüküm ve ayırma günü belirlenmiş bir vakittir.

  18. 18

    یَوْمَ یُنْفَخُ فِی الصُّورِ فَتَاْتُونَ اَفْوَاجًاۙ ۝١٨

    Bu, sûra üfürüleceği gün gerçekleşir ve siz bölük bölük gelirsiniz.

  19. 19

    وَفُتِحَتِ السَّمَٓاءُ فَكَانَتْ اَبْوَابًاۙ ۝١٩

    Gök açılır ve kapı kapı olur.

  20. 20

    وَسُیِّرَتِ الْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًاؕ ۝٢٠

    Dağlar yürütülür, serap haline gelir.

  21. 21

    اِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًاۙ ۝٢١

    Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir. (21-23)

  22. 22

    لِلطَّاغٖینَ مَاٰبًاۙ ۝٢٢

    Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir. (21-23)

  23. 23

    لَابِثٖینَ فٖیهَٓا اَحْقَابًاۚ ۝٢٣

    Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir. (21-23)

  24. 24

    لَا یَذُوقُونَ فٖیهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًاۙ ۝٢٤

    Orada ne bir serinlik ve ne de içecek bir şey tadacaklar!

  25. 25

    اِلَّا حَمٖیمًا وَغَسَّاقًاۙ ۝٢٥

    Ancak, uygun bir ceza olarak kaynar su ve irin içecekler. (25-26)

  26. 26

    جَزَٓاءً وِفَاقًا ۝٢٦

    Ancak, uygun bir ceza olarak kaynar su ve irin içecekler. (25-26)

  27. 27

    اِنَّهُمْ كَانُوا لَا یَرْجُونَ حِسَابًاۙ ۝٢٧

    Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı.

  28. 28

    وَكَذَّبُوا بِاٰیَاتِنَا كِذَّابًاؕ ۝٢٨

    Âyetlerimizi de alabildiğine yalanlamışlardı.

  29. 29

    وَكُلَّ شَیْءٍ اَحْصَیْنَاهُ كِتَابًا ۝٢٩

    Biz ise, her şeyi bir kitapta (Levh-i Mahfûz'da) tamamiyle sayıp tespit ettik.

  30. 30

    فَذُوقُوا فَلَنْ نَزٖیدَكُمْ اِلَّا عَذَابًاࣖ ۝٣٠

    Kafirlere şöyle denilir: "Şimdi tadın. Artık bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız."

  31. 31

    اِنَّ لِلْمُتَّقٖینَ مَفَازًاۙ ۝٣١

    Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır. (31-34)

  32. 32

    حَدَٓائِقَ وَاَعْنَابًاۙ ۝٣٢

    Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır. (31-34)

  33. 33

    وَكَوَاعِبَ اَتْرَابًاۙ ۝٣٣

    Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır. (31-34)

  34. 34

    وَكَاْسًا دِهَاقًاؕ ۝٣٤

    Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır. (31-34)

  35. 35

    لَا یَسْمَعُونَ فٖیهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّابًاۚ ۝٣٥

    Orada ne bir boş söz işitirler, ne de bir yalan.

  36. 36

    جَزَٓاءً مِنْ رَبِّكَ عَطَٓاءً حِسَابًاۙ ۝٣٦

    Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahmân'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahmân'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir. (36-38)

  37. 37

    رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَیْنَهُمَاۙ الرَّحْمٰنِ لَا یَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًاۙ ۝٣٧

    Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahmân'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahmân'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir. (36-38)

  38. 38

    یَوْمَ یَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلٰٓئِكَةُ صَفًّاؕ لَا یَتَكَلَّمُونَ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَابًا ۝٣٨

    Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahmân'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahmân'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir. (36-38)

  39. 39

    ذٰلِكَ الْیَوْمُ الْحَقُّۚ فَمَنْ شَٓاءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّهٖ مَاٰبًا ۝٣٩

    İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.

  40. 40

    اِنَّٓا اَنْذَرْنَا‌كُمْ عَذَابًا قَرٖیبًاۚ یَوْمَ یَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ یَدَاهُ وَیَقُولُ الْكَافِرُ یَا لَیْتَنٖی كُنْتُ تُرَابًا ۝٤٠

    Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.

Ayet Ayet

Nebe' Suresi'ni uygulamada okuyun

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir