Nûh Suresi Oku
Nûh Suresi'ni mushaf, meal, okunuş ve tefsir görünümleriyle okuyun.
Mekke döneminde inmiştir. 28 âyettir. Sûrede başlıca, Nûh peygamberin mücadeleleri ve Nûh Tufanı konu edilmektedir. Sûre, adını konusundan almıştır.
Nûh Suresi'ni yukarıdaki okuyucuda mushaf hattıyla okuyun; "Görünüm"den meal, okunuş ya da tefsirli görünüme geçin, "Ayarlar"dan tema ve yazı boyutunu seçin. Kaldığınız ayet tarayıcınızda saklanır. Kulaklık düğmesi sûreyi seçtiğiniz hafızla okutur; ayrıca Nûh Suresi Dinle ve Nûh Suresi Meali Dinle sayfaları var.
Nûh Suresi Arapça Metni ve Meali
Diyanet İşleri Başkanlığı meali. Ayete tıklayarak Arapçası, okunuşu, üç meali ve tefsiriyle ayet sayfasını açın.
- 1
اِنَّٓا اَرْسَلْنَا نُوحًا اِلٰى قَوْمِهٖٓ اَنْ اَنْذِرْ قَوْمَكَ مِنْ قَبْلِ اَنْ یَاْتِیَهُمْ عَذَابٌ اَلٖیمٌ ١
Şüphesiz biz Nûh'u, kavmine, "Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar" diye peygamber olarak gönderdik.
- 2
قَالَ یَا قَوْمِ اِنّٖی لَكُمْ نَذٖیرٌ مُبٖینٌۙ ٢
Nûh şöyle dedi: "Ey kavmim! Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."
- 3
اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاتَّقُوهُ وَاَطٖیعُونِۙ ٣
"Allah'a ibadet edin. Ona karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz." (3-4)
- 4
یَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَیُؤَخِّرْكُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىؕ اِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ اِذَا جَٓاءَ لَا یُؤَخَّرُۘ لَوْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ ٤
"Allah'a ibadet edin. Ona karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz." (3-4)
- 5
قَالَ رَبِّ اِنّٖی دَعَوْتُ قَوْمٖی لَیْلًا وَنَهَارًاۙ ٥
Nûh şöyle dedi: "Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim."
- 6
فَلَمْ یَزِدْهُمْ دُعَٓاءٖٓی اِلَّا فِرَارًا ٦
"Fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı."
- 7
وَاِنّٖی كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُٓوا اَصَابِعَهُمْ فٖٓی اٰذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِیَابَهُمْ وَاَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَارًاۚ ٧
"Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler."
- 8
ثُمَّ اِنّٖی دَعَوْتُهُمْ جِهَارًاۙ ٨
"Sonra ben onları açık açık davet ettim".
- 9
ثُمَّ اِنّٖٓی اَعْلَنْتُ لَهُمْ وَاَسْرَرْتُ لَهُمْ اِسْرَارًاۙ ٩
"Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum."
- 10
فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ اِنَّهُ كَانَ غَفَّارًاۙ ١٠
"Dedim ki: ‘Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü o çok bağışlayıcıdır.'
- 11
یُرْسِلِ السَّمَٓاءَ عَلَیْكُمْ مِدْرَارًاۙ ١١
‘(Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.'
- 12
وَیُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَنٖینَ وَیَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَیَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَارًاؕ ١٢
‘Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.'
- 13
مَا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلّٰهِ وَقَارًاۚ ١٣
‘Size ne oluyor da Allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunuz?'
- 14
وَقَدْ خَلَقَكُمْ اَطْوَارًا ١٤
‘Halbuki, o sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.'
- 15
اَلَمْ تَرَوْا كَیْفَ خَلَقَ اللّٰهُ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقًاۙ ١٥
‘Görmediniz mi Allah yedi göğü, tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?'
- 16
وَجَعَلَ الْقَمَرَ فٖیهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجًا ١٦
‘Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?'
- 17
وَاللّٰهُ اَنْبَتَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ نَبَاتًاۙ ١٧
‘Allah, sizi (babanız Adem'i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)'
- 18
ثُمَّ یُعٖیدُكُمْ فٖیهَا وَیُخْرِجُكُمْ اِخْرَاجًا ١٨
‘Sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi (yeniden) çıkaracaktır.'
- 19
وَاللّٰهُ جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ بِسَاطًاۙ ١٩
‘Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.' " (19-20)
- 20
لِتَسْلُكُوا مِنْهَا سُبُلًا فِجَاجًاࣖ ٢٠
‘Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.' " (19-20)
- 21
قَالَ نُوحٌ رَبِّ اِنَّهُمْ عَصَوْنٖی وَاتَّبَعُوا مَنْ لَمْ یَزِدْهُ مَالُهُ وَوَلَدُهُٓ اِلَّا خَسَارًاۚ ٢١
Nûh dedi ki: "Rabbim! Gerçekten onlar bana karşı geldiler, malı ve çocuğu ancak kendi hüsranını artıran kimselere uydular."
- 22
وَمَكَرُوا مَكْرًا كُبَّارًاۚ ٢٢
"Bunlar da, çok büyük bir tuzak kurdular."
- 23
وَقَالُوا لَا تَذَرُنَّ اٰلِهَتَكُمْ وَلَا تَذَرُنَّ وَدًّا وَلَا سُوَاعًاۙ وَلَا یَغُوثَ وَیَعُوقَ وَنَسْرًاۚ ٢٣
"Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın. Hele hele Vedd'i, Süvâ'ı, Yeğus'u, Ye'ûk'u ve Nesr'i hiç bırakmayın."
- 24
وَقَدْ اَضَلُّوا كَثٖیرًاۚ وَلَا تَزِدِ الظَّالِمٖینَ اِلَّا ضَلَالًا ٢٤
"Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır."
- 25
مِمَّا خَطٖٓیـَٔاتِهِمْ اُغْرِقُوا فَاُدْخِلُوا نَارًا فَلَمْ یَجِدُوا لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَنْصَارًا ٢٥
Hataları (küfür ve isyanları) yüzünden suda boğuldular ve cehenneme sokuldular da kendileri için Allah'tan başka yardımcılar bulamadılar.
- 26
وَقَالَ نُوحٌ رَبِّ لَا تَذَرْ عَلَى الْاَرْضِ مِنَ الْكَافِرٖینَ دَیَّارًا ٢٦
Nûh şöyle dedi: "Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!"
- 27
اِنَّكَ اِنْ تَذَرْهُمْ یُضِلُّوا عِبَادَكَ وَلَا یَلِدُٓوا اِلَّا فَاجِرًا كَفَّارًا ٢٧
"Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kafir kimseler yetiştirirler."
- 28
رَبِّ اغْفِرْ لٖی وَلِوَالِدَیَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَیْتِیَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِنٖینَ وَالْمُؤْمِنَاتِؕ وَلَا تَزِدِ الظَّالِمٖینَ اِلَّا تَبَارًا ٢٨
"Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helâkini arttır."
Ayet Ayet
Nûh Suresi'ni uygulamada okuyun
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir