Hakikat Çekirdekleri@—
Âsâr-ı Bediiye · Sayfa 645
Âsâr-ı Bediiye kitabının "Hakikat Çekirdekleri@—" bölümü 645. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Âsâr-ı Bediiye.
Himmeti tatmin etmez, şevki de teskin etmez, zevki de taltif etmez. Öyle ise o medlûlü, ya cam gibi etmeli, ya her taraf delmeli; harice baktırmalı, zeka çıksın ziyaya.
Zira haric geniştir, meydan-ı cevelandır, hakâik-ı sabitedir. O küçücük zihninde, medlûlün parçasından, diktiğin ankebutî dâm-ı vehm ü hevaya.
Bir sineğe dar gelen, bir gömleği getirme, Arş, kürsiye giydirme. Sinek kanadı kadar, küçücük bir harita, vesveseye sermaye.
Sahife-i medlûlde, zihinde tersim edersin; sonra onun içinde, kendini kaybedersin. At koşturmak istersin, bak dahi bu belaya.
Ey maddeperest, tabiatla âlûde, kör kuvvet de kör etmiş, lafz ve sûret aldatmış; bırak dehâ-yı fennî, tâ çıkasın hüdaya.
Beş perdeden bir perde, sana misâl gösterdim, ki beşinci en küçüğü, başkaları kıyas et. Safsata-i maddiyûn, seni atar gayyaya,
Sarıl silsile-i semaya. İsâl eder o bizi, tâ cennet-i âlâya.
Dua Muhal Hem Ma'siyet Olmamalı
Dua kat'an samimî ise, kabul olur; gehî aynen gehî mânen. Fakat şart-ı taleb, de'b-i edeb, daim olur lâzım; edeb yoksa niyaz olmaz.
Tehevvüskârî, nâzvârî, itabvârî dua olmaz. Muhalî ya muhalvârî, nizam u hikmete uymaz umuru istemek olmaz.
Nihayetli emirde, bir nihayetsiz aded olmaz. Bana ver aksal-gayâtı, tecavüzkârî bir nazdır, niyazî bir dua olmaz.
عَدَدَ مَعْلُومَاتِ اللّٰهِ
Veya mikdare makdurat, dua mikyası kaldırmaz. Meğer olsa kinâyat kesrete, o da niyet ister, her dem niyet bulunmaz.
حَتّٰى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَد۪يمِ
'in Bir Nüktesi
Biri dedi: "Kur'ân'da, kamer hilâl oldukça
كَالْعُرْجُونِ الْقَد۪يمِ
ile, Tenzil teşbih eylemiş, zahir zevke hoş gelmez, letâfeti görünmez."
Dedim: "Yahu süreyya, o unkud-u semavî, bir menzil-i kamerdir;
قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ
hilâl ona kondukça, o misafir-i aziz, Küçük, beyaz eğilmiş bir dal ile bağlanmış, lü'lü' misal bir salkım; süreyya suretini, hilal ile gösterir; nazeninâne bir iz.
Güya azîm bir ağaç, semavat arkasında, durmuş da, her nasılsa sema yüzünü yırtmış onun sivri bir dalı, manzarası pek leziz.
Başı ondan çıkarmış, zeminlilere güler, der: "Ey insan çocukları! Bana da bir bakınız, ben mi letafetliyim.. ya hurma ağacınız?..
Unkudlu ağsanınız?" Saff-ı evvel muhatab, ebna-i nahl u sahra, bir zemine bir semaya bakar, orada ezhar ve esmar, burada hilâl ve yıldız.
Âsâr-ı Bediiye uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir