Âsâr-ı Bediiye — Sayfa 100

Tulûât@—

Âsâr-ı Bediiye kitabının 100. sayfası — Tulûât@— bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Bâtıl şeyleri tasvir, safî zihinleri idlâldir ve cerhtir. Ba'dehu cerh ve red ile, tedavî ya olur, ya olmaz.

Bîçare İstanbul mütebayin, dâhiyane prensiplerin telkinat-ı musırraneleriyle kabiliyet-i telakkuhiyesini kaybetmiştir. Zihni âlüfte olmuştur.

Nisyan bir nimettir, yalnız her günün âlâmını çektirir, müterakimi unutturur.

Derecat-ı hararet gibi, her musibette bir derece-i nimet vardır. Daha büyüğünü düşünüp, küçükteki derece-i nimeti görüp, Allah'a şükretmeli. Yoksa isti'zam ile üflense şişer, merak edilse ikileşir. Kalbdeki misali, hakikata inkılab eder.

Zulmetli Münevver

Efkâr-ı hazırada cehl-i basiti cehl-i mürekkebe kalbeden en mühim sebeb; meçhul bir şeye parlak bir isim takmakla, "anladım" zannetmek; ve meçhul şeyleri ona irca' ile, "izah ettim" zannetmektir. Halbuki tarif, ya hadd, ya resim ile olur. Yoksa vâzı'ı cahil ve müsemmaya mümas olan vechi muzlim ve göze çarpan vechi şeffâf bir ism-i camid ile olmaz. Manyetizma, telepati, kuvve-i mıknatısiye gibi.

İhya-yı din, ihya-yı millettir. Hayat-ı din, nur-u hayattır.

Ümmet şeriata temessükü nisbetinde terakkî, tesahülü nisbetinde tedennisi hakâik-i tarihiyedendir.

Âsâr-ı Bediiye uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir