Birinci Sır
Âyet-ül Kübra · Sayfa 114
Âyet-ül Kübra kitabının "Birinci Sır" bölümü 114. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Âyet-ül Kübra.
hilkât-ı kâinatın en gizli ve bilinmez ve felsefeyi idrakinden âciz bırakan muamması bilinir.
Hâlık-ı Rahîmime yüzbin defa Risâletü'nNur'un hurufatı adedince şükr ve hamdolsun ki, Risâletü'n-Nur bu acib tılsımı ve bu garip muammayı hall ve keşf ve isbat etmiş. Ve bilhassa Yirminci Mektub'un âhirlerinde
وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ
bahsinde ve haşre dair Yirmidokuzuncu Söz'ün "Fâil muktedirdir" bahsinde, Yirmidokuzuncu Lem'a-i Arabiye'nin "Allahü Ekber" mertebelerinden kudret-i İlâhiye'nin isbatında, kat'î bürhanlarla –iki kerre iki dört eder derecesinde– isbat edilmiş.
Onun için, izahı onlara havale etmekle beraber, bir fihriste hükmünde bu sırrı açan esasları ve delilleri icmâlen beyan ve onüç basamak olarak Onüç Sırra işaret etmek istedim. Birinci ve ikinci sırları yazdım. Fakat, maatteessüf hem maddî, hem mânevî iki kuvvetli mâni, beni şimdilik mütebâkisinden vazgeçirdiler.
Birinci Sır:Bir şey zâtî olsa, onun zıddı o zâta ârız olamaz. Çünkü: "İçtimâü'z-zıddeyn"
olur, o da muhâldir. İşte bu sırra binaen, madem kudret-i İlâhiye zâtiyedir ve Zât-ı Akdes'in lâzım-ı zarurîsidir. Elbette, o kudretin zıddı olan acz, o Zât-ı Kadir'e ârız olması mümkün olmaz. Ve madem bir şeyde mertebelerin bulunması, o şeyin içinde zıddının tedahülü iledir. Meselâ: Ziyanın –kavî ve zaîf gibi– mertebeleri, zulmetin müdahalesi ile ve hararetin –ziyade ve aşağı– dereceleri, soğuğun karışması ile ve kuvvetin –şiddet ve noksan– miktarları, mukavemetin karşılaması ve mümânaatıyladır. Elbette o kudret-i zâtiyede mertebeler bulunmaz. Bütün eşyayı, birtek şey gibi îcad eder. Ve madem o kudret-i zâtiyede mertebeler bulunmaz ve zaaf ve noksan olamaz. Elbette hiçbir mânî onu karşılayamaz ve hiçbir icad ona ağır gelmez. Ve madem hiçbir şey ona ağır gelmez. Elbette haşr-i âzamı bir bahar kadar kolay ve bir baharı bir ağaç kadar suhûletli ve bir ağacı bir çiçek kadar zahmetsiz îcad ettiği gibi; bir çiçeği bir ağaç kadar sanatlı, bir ağacı bir bahar kadar mu'cizatlı ve bir baharı bir haşir gibi cemiyetli ve hârikalı halkeder ve gözümüzün önünde halkediyor.
Risale-i Nur'da kat'î ve kuvvetli çok bürhanlar ile isbat edilmiş ki: Eğer vahdet ve tevhid olmazsa, bir çiçek, bir ağaç kadar, belki
Âyet-ül Kübra uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir