Âyet-ül Kübra — Sayfa 100
İkinci Hakikat
Âyet-ül Kübra kitabının 100. sayfası — İkinci Hakikat bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
birer vesile olmaları ve vahy ve ilhamlar gibi bütün tereşşuhât-ı gaybiye ve tezâhürât-ı mâneviyenin birtek İlâhın Mâbudiyetini ilân etmeleri; elbette ve bedâhetle bir ulûhiyet-i mutlakanın tahakkukunu ve hükümferma olduğunu isbat ederler. Madem böyle bir ulûhiyet hakikatı var, elbette iştiraki kabul edemez. Çünkü ulûhiyete yani Mâbudiyete karşı şükür ve ibâdetle mukabele edenler, kâinat ağacının en nihayetlerinde bulunan zîşuur meyveleridir ve başkaların o zîşuurları memnun ve minnettar edip yüzlerini kendilerine çevirmesi ve görünmediğinden çabuk unutturulabilen hakikî Mâbudlarını onlara unutturması, ulûhiyetin mahiyetine ve kudsî maksatlarına öyle bir zıddiyettir ki, hiçbir cihetle müsaade etmez. Kur'ân'ın çok tekrar ile ve şiddetle şirki red ve müşrikleri Cehennem ile tehdid etmesi, bu cihettendir.
İkinci Hakikat:"Rubûbiyet-i mutlaka"dır.
Evet bütün kâinatta, hususan zîhayatlarda ve bilhassa terbiye ve iâşelerinde, her tarafta aynı tarzda ve umulmadık bir surette, beraber ve birbiri içinde hakîmâne, rahîmâne, bir dest-i gaybî tarafından olan bir tasarruf-u âmm, elbette bir rubûbiyet-i mutlakanın tereşşuhudur ve ziyasıdır ve tahakkukuna bir bürhan-ı kat'îdir. Madem bir rubûbiyet-i mutlaka vardır;
Âyet-ül Kübra uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir