Üstâdımızın Ceylân Ağabeye Üç Tavsiyesi

Bir Dava Adamının Notları 1 · Sayfa 28

KitapBir Dava Adamının Notları 1
Sayfa28–30
SeviyeAna bölüm

Bir Dava Adamının Notları 1 kitabının "Üstâdımızın Ceylân Ağabeye Üç Tavsiyesi" bölümü 28. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Bir Dava Adamının Notları 1.

Merhum ve Muazzez Üstâdımızın Ceylân Ağabeye Üç Tavsiyesi Var. Merhûm Ceylân Ağabeyin Bu Tavsiyelerden Aldığı Derslerin Beyanı:

Nur Derslerinden Tesbit Edilen Notlar...

1-İktisada tam riayet et.

2-Nazar-ı dikkati kendine celbetme. Hevesâtına uyma.

3-Herkese açılma.

Avam-ı nâs’ın imanını kurtarma vazifesini şefkatkârane yükleneceğiz. Risale-i Nur’la ilgili her şeye sâhip çıkacağız. “Bu dâva benim, Sözleri ben yazdım.” anlayışına sâhip olacağız.

“Risâle-i Nur vazife-i fıtratım.

Risâle-i Nur gaye-i hilkatim.

Risâle-i Nur sebeb-i saadetim.” deyip; Hizmet-i Nuriyeyi hayatımızın birinci vazifesi bileceğiz.

Bir nur talebesini makam-ı sıddıkiyete götüren iki yol vardır:

1-Sadâkat

2-Fedakârlık,

İhlâs; kelimelerin ruh-u manevisidir. İhlâs olmadığı zaman kelimeler eğitim mermisi gibi, hedefi bulsa da tesir etmez. İhlâs olmayınca attığın fikir mermileri hedefi bulamıyor, tesirsiz kalıyor.

Bir nur talebesinin manevi dengesi onun samimî ve hâlis hizmetidir. Ne nispette hizmet edersek o nispette dengedeyiz demektir.

Allah bizi davayı Kur’âniyede büyütsün, yürütsün, çürütsün. Âmin.

Bizim hizmetimizde ihtilâfların çok önemli sebeplerinden birisi de denkliktir. Aynı seviyedeki kardeşler arasında ihtilâflar olabilir. Bu durumda ikisinden birinin fedakârlık yapıp diğerine inkıyat etmesi lâzımdır. Böyle yapan bir nur talebesini melekler bile alkışlar.

Her nur talebesine manevi müzaheret vardır. İlk intikal devresinde manen hep müzaheret var. Tutuşma devresinden sonra şevk devresine giriyor. 30 yaşına doğru o müzaheret kesiliyor. Artık kendi cehd ve gayreti ile ilerliyor. Müzaheret devam ederken kendimizi iyi yetiştirmemiz elzemdir.

Risâle-i Nur’da merhaleler vardır.

Bunlar:

1-Şevk devresi: Ruhun hakikatleri kavrama ve kapsamasıyla olur.

2-Muhabbet devresi: Risâle-i Nur kalbde mekân tutar. Bu devrede tehlike yoktur. Evinde tavuk pişer, fakat o medresede çorbaya koşar. Evinde kuş tüyü yatak vardır, o dershanenin kırpıntı yatağına gelir.

3-Sebat devresi: Tehlikeli olan devredir. Ülfet ile sebatın kırıldığı görülür. Enaniyet ve süflî arzular çok olur. Bu devre sebatı güçlendirmek gerekir. Gaye en az zayiatla bu dönemi atlatmaktır. İrtibat azalır, içtimâî meseleler aklını kurcalar.

Sebat: Günahlardan çekinmek ve Risâle-i Nur’un kutsiyetine inançla, Nurlarla meşguliyetle, derslere devamla olur.

4-Sadâkat devri: En son merhaledir. Arabistan’dan Kutb-u âzam da dâvet etse, hürmet eder, fakat Risâle-i Nur’a koşar.

Sayfa 29

5-Sıddıkiyet makamı: Niyet ve nazar ile olur.

Bir âlimin sohbeti, yaralı kalbleri tedavi eder. Fakat bir arifin sohbeti, ölmüş kalbleri diriltir. Risâle-i Nur’un sohbeti: Sohbet-i arifindir.

“Risâle-i Nurların yazılması, okunması ve dinlenilmesinde:

Hem küllî zikir, hem geniş fikir, hem kesretli tehlîl, hem kuvvetli iman dersi, hem gafletsiz huzur, hem kudsî hikmet, hem yüksek bir ibadet-i tefekküriye gibi Nurlar var.” (Kastamonu Lâhikasından)

Hastanın başında yaygaracı kadınlar gibi ağlamak hüner değildir. Sessizce gidip doktor çağırmak hünerdir. İlaç yetiştirmek hünerdir. Muazzez üstadımız, cemiyetteki hastalıkların temelinde iman zaafiyeti olduğu teşhisini koymuş. Biz de: Kur’an eczahânesinden Risâle-i Nur ilaçlarını muhtaç gönüllere taşıyoruz.

Diş macunu göze sürülmez. Bir söz dermandır, ama kimisine iyi gelir, kimisine kötü gelir. Hakikatleri yerli yerinde kullanmalıyız. Bunun için faydalı olmalı, faydalı olamıyorsak, zararlı olmamalıyız.

Fedainin feda edemeyeceği hiçbir şeyi yoktur. Üstad:

“BİZ MUHABBET FEDAİLERİYİZ” diyor. Öyle ise muhabbet için feda edemeyeceğimiz hiçbir şeyimiz olmamalı. (Hissiyatımız, haysiyetimiz, enaniyetimiz, vs.)

Lillâh için muhabbetin karşılığı sonsuzdur, saymakla bitmez.

Her Nur talebesi: Takvası, şefaati ve duası ile manen yağmur gibi olmalıdır. Rahmetin yağdığı topraklar cennete döner. Nur talebesinin vazifesi; yağmur gibi gittiği yere ihlâs, muhabbet ve hakikat götürmek, etrafı aydınlatmaktır.

Nur talebeleri herkesin dostudur. Çünkü Risâle-i Nur dersleriyle Allah’ı öğrenmeye ve öğretmeye çalışıyorlar. Allah da onları seviyor. O muhabbet sâyesinde dünya ayakta. Çünkü muhabbet kâinatın sebeb-i vücudu, râbıtası, nuru ve hayatıdır. Allah’ın dünyada sevdikleri kaldığı müddetçe, kıyamet kopmayacak.

Nur talebeleri, istikbalde ihsan-ı ilâhî ile kemâl-i şa’şaa ile tezahür edecek olan İslâmiyet sefinesine hizmetkâr olmak emelindedirler. Bu asrın fırtınası manen Nuh (A.S.)’ın zamanındaki fırtınadan daha tehlikelidir.

Risale-i Nura makamsız hizmet eden, manevi makâmâtın en müntehası sıddıkiyete vasıl olur. Bu ise tam mahviyetle olur.

Risale-i Nur hizmeti hem manevi cihaddır, hem ubudiyettir. Bu ikisini de beraber götürmemiz lazımdır.

Mesele, yalnız Risâle-i Nurdaki hakîkatleri ezberlemek, malumat sahibi olmak değil; mesele, O hakîkatleri yaşayabilmektir.

Öyle hareket edeceksin ki; sair kardeşlerini kıskandırmayacaksın.

Üstad, lâhikaların satırlarıyla, sadık Nur talebelerinin vasıflarını ve modelini çiziyor. İşte o modele kavuşup o vasıflarla bezenmeliyiz.

Hizmette başarılı olmak için:

Anlatılan hakikatin, muhatabın kalbine yerleşmesinin, sebeb-i manevi ve sebeb-i zahirî olmak üzere, iki sebebi vardır:

Sebeb-i zahirinin bazı şartları vardır:

1-Fiziki yapı: Tebliğin, sureten müessirine tesir eden faktörlerden birisi, yüzün temizliğidir. (saç sakal birbirine karışmış olmama).

2-Libas: Giyiniştir. “Bir insan bir muhitte giyinişiyle karşılanır, fikirleriyle ağırlanır.” Üstadımız onun için “Kravat takın” demiş.

3-Yaş.

Sayfa 28   Okuyucuda devam et

Bir Dava Adamının Notları 1 uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir