Mukaddesata Hürmet ve Saygı
Büyük İslam İlmihali · Sayfa 410
Büyük İslam İlmihali kitabının "Mukaddesata Hürmet ve Saygı" bölümü 410. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Büyük İslam İlmihali.
Mukaddesata Hürmet ve Saygı
24- Yüce Allah ile ilgili olan, din yönünden pak ve temiz bulunan manevî büyüklüğü kazanan şeylere Mukaddesat (Kutsal şeyler) denir.
Yüce Allah mukaddes olduğu gibi, onun bütün isimleri de mukaddestir. Öyle ki, bir yüce ismi de "Kuddüs"dür.
Yine, Yüce Allah'ın kitabları, Peygamberleri ve velileri de birer kudsiyet kazanmışlardır. İslam ibadetleri birer mukaddes görevdir, İslam mabetleri de mukaddes ve mübarek yerlerdir.
25- Biz müslümanlar, bütün mukaddes varlıklara son derece saygı ve hürmetle mükellefiz. Mukaddesata saygı ve hürmet etmeyen kimse, ruhu sönmeye başlamış, yüksek duygulardan yoksun kalmış, gaflet içine düşmüş bir insan demektir. İnsanlık değerini kaybetmiş olur.
26- Mukaddesata yapılacak hürmet ve saygının şekli, mukaddesatın hüviyet ve mahiyetine göre değişir. Biz burada bunların bir kısmına işaret edeceğiz. Şöyle ki:
27- Herhangi mukaddes bir ibadete veya hayırlı bir işe başlayacağımız zaman, Yüce Allah'ın adını anarak Besmele okumamız gerekir. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:
"Herhangi hayırlı bir işe Bismillah sözü ile başlanmazsa, o iş bereketsizlikdir, güdüktür."
28- Biz mukaddes mabudumuzun mübarek isimlerini anarken "Teala, Celle Celâlühu" gibi bir ifade kullanırız. Allah Teala, Hak Celle ve Alâ deriz. Veya "Rabbimiz Celle Celâlühu Hazretleri" deriz. Bunları söylemek, birer İslam terbiyesi gereğidir.
29- Büyük Peygamberimizin yüksek isimlerinden biri anılınca salat ve selam okuruz. "Hazret-i Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem," deriz. Mübarek isimlerinden birini yazdığımız zaman da "aleyhissalatü vesselam, sallallahu aleyhi ve sellem" diye yazar veya okuruz.
Diğer Peygamberlerin mübarek adlarını da "Selam" ile anarız. "Adem aleyhisselam, İbrahim aleyhisselam" deriz, iki peygamber anılırsa: "aleyhimesselam", ikiden çok olurlarsa, "aleyhimüsselâm" denilir.
30- Peygamberlerden başka kimseler, yalnız başına oldukları zaman salat ve selam ile anılmazlar. Ancak bunlar peygamberlerle beraber anılınca, salat ve selam'a katılabilirler. Ebû Bekir aleyhissalatü vesselam veya aleyhisselam, demeyiz. Yine Allah Teala Ashab-ı kirama salat ve selam buyursun, demeyiz. Ancak şöyle deriz: "Allah Teala, Hazret-i Muhammed'e, onun âl ve ashabına salat ve selam buyursun."
Peygamberlerle onlara uyan ashabı kiramın aralarını ayırmak ve saygıdaki farka işaret etmek için böyle yapmak, İslam adabından olarak bütün alimler arasında kabul edilmiştir.
31- İsimleri yalnızca anılan seçkin ashab hakkında, "radıyallahü anh" deriz. Bunlardan iki kişi için, "radıyallahü anhüma" ve ikiden çok kimseler için de. "radıyallahü anhüm" deriz.
Diğer alimler için, "rahmetullahi aleyh, rahmetullahi aleyhima, rahmetullahi aleyhim" denilir.
Evliya-i kiramdan tanınmış zatlar için: "Kaddesallahü Esrarehü, esrarehüma, esrarehüm" denilebilir. Bütün bunlar, İslam adabı gereğidir.
32- Bütün ashabı kiram ve din büyüklerini hayırla anmak, hepsine karşı sevgi ve saygı göstermek, hiç birine dil uzatmamak gerekir. Onlar arasında geçen bazı olayları ileri sürerek haklarında hürmete aykırı sözler söylemek hiç bir müslümana yakışmaz, ve asla caiz olmaz.
33- Kur'an-ı Kerimi okumaya "Euzü çekerek ve Besmele okuyarak" başlanır. Rabbimizin bu mukaddes kitabından gereğince yararlanmak için her halde yüce varlığına sığınmamız ve kendisinden yardım dilememiz lazımdır.
34- Bir Kur'an-ı Kerim ele alınarak okunacağı zaman abdestli bulunmak gerekir. Okurken kıbleye dönmeli, toparlanıp saygılı bir duruma geçmelidir. Abdestsiz kimse kılıfsız (bir mahfaza içinde olmayan) Kur'an-ı Kerimi ele alamaz. Kutsal kitabı ancak temiz ve abdestli olan eller tutabilir.
35- Kur'an-ı Kerim, temiz yerlerde, avret yerleri kapalı olan kimselerin yanında, onu dinlemeleri şartı ile, açıkça okunabilir. Pis yerlerde veya avret yerleri açık olanlarla başka işle uğraşanlar yanında açıkça okunması mekruhtur.
Dışarda bulunup okunan Kur'an-ı Kerime karşı saygılı bir vaziyet takınmayacak kimselerin işitecekleri şekilde aşikare Kur'an okunması uygun değildir. Bu durum, Kur'an-ı Kerime saygısızlığı ve halk için de manevî sorumluluğu gerektireceğinden buna sebebiyet vermemelidir.
36- Hattat olan bir yazar, yazacağı Kur'an-ı Kerim'in yapraklarını yüksekçe tutup ince olmayan bir kalemle ve temiz bir mürekkeble beyaz kağıt üzerine yazmalı, satırlarını seyrekçe bırakmalıdır. Kur'an-ı Kerim nüshalarını pek küçük boyda ince kalemlerle yazmak, tenzihen mekruhtur. Bu mübarek nüshaların altın veya gümüşle süslenmesi, bir saygı ifade ettiğinden caiz görülmüştür.
37- Kur'an Kerim'i, Hacer-i Esved'i, Kabe'nin eşiğini hürmet için öpmek caizdir. Buna "Diyanet öpmesi" denilir. Mübarek bir adamın elini öpmeye de "Tahiyye Öpmesi" denir.
(İmam Şafiî'ye göre ekmeği öpmek, mubah veya hasen olan bir bid'attır. Bu öpmek, Hanefîlerce de mubah görülebilir.)
Büyük İslam İlmihali uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir