Hizmet Düsturları — Sayfa 121
Hakkın Hatırını Kırmamak, Bilerek Hakkı Ketmetmemek
Hizmet Düsturları kitabının 121. sayfası — Hakkın Hatırını Kırmamak, Bilerek Hakkı Ketmetmemek bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
Eğer yalan söylemiş ise, beni riyadan ve riyanın esası olan şöhret-i kâzibeden kurtarmaya yardımdır.
Evet ben nefsim ile musalaha etmemişim. Çünki terbiye etmemişim. Benim boynumda veya koynumda bir akrep bulunduğunu biri söylese veya gösterse; ondan darılmak değil, belki memnun olmak lâzım gelir.M. 64
ÜSTADIN HAKKIN HATIRINI MUHAFAZA İÇİN SÖYLEDİĞİ HAKİKATLER
(Müdafaalardaki pervasızca ifadeler bu hakikatı gösteriyor.)
-Efendiler!Reis bey, dikkat ediniz! Risale-i Nur'u ve şakirdlerini mahkûm etmek,doğrudan doğruya küfr-ü mutlak hesabına, hakikat-ı Kur'aniye ve hakaik-i imaniyeyi mahkûm etmek hükmüne geçmekle;binüçyüz seneden beri her senede üçyüz milyon onda yürümüş ve üçyüz milyar müslümanların hakikata ve saadet-i dâreyne giden cadde-i kübralarını kapatmaya çalışmaktır ve onların nefretlerini ve itirazlarını kendinize celbetmektir. Çünki o caddede gelip gidenler, gelmiş geçmişlere dualar ve hasenatlarıyla yardım ediyorlar. Hem bu mübarek vatanın başına bir kıyamet kopmaya vesile olmaktır.
……..
Ve sizi iğfal eden ve adliyeyi şaşırtan ve hükûmeti bizimle, vatana ve millete zararlı bir surette meşgul eyleyen muarızlarımız olan zındıklar ve münafıklar,istibdad-ı mutlaka "cumhuriyet"namı vermekle, i rtidad-ı mutlakı rejim altına almakla, sefahet-i mutlaka "medeniyet"ismini vermekle,cebr-i keyfî-i küfrîye "kanun"ismini takmakla hem sizi iğfal, hem hükûmeti işgal, hem bizi perişan ederek, hâkimiyet-i İslâmiyeye ve millete ve vatana ecnebi hesabına darbeler vuruyorlar. Ş. 286
(Beşinci şua ve sırr-ı inna atayna doğru yerde söylenmek şartıyla buna güzel bir örnektir.)
- Malum büyüğe karşı birden hiddete geldi def'aten bu yazıldı.
Ey ahmak ehl-i nifak olan mülhidler!
(Şunu iyi bilin ki)vücudumu parça parça yapsanız yine hakkı söylemekten asla geri durmayacağım.Eğer, imkânım olsaydı, sesimi duyurabilseydim şarktan garba kadar (bütün insanlara) herkese"Şu Kur'an haktır, şu Furkan'ın dediği doğrudur, Allah'ın kelamı olan bu kitabın bahsettiği her şey şüphesizdir, hak ve hakikattır. Keza, Hazret-i Muhammed (A.S.M) Allah'ın Resulüdür, onda şüphe yoktur. Şeriatı; vahy-i ilahidir. Allah ise zulüm şaibesinden uzak bir adalet sahibidir." gibi hakikatları haykıracaktım.
Ey dinsiz mülhidler! Dine karşı yaptığınız zulüm arşı titretiyor. Ölüm vaktinde kahhar bir el tarafından yakalandığınız zaman göreceksiniz. Arşın sahibi olan Allah perçemlerinizden tutarak sizi ferş (yer) den alıp, cehenneme (sakara) attığı zaman ağlayıp sızlamalarınızı şimdiden görüyor gibiyiz. Bir işkembenin, hayvanın içinden sökülüp atıldığı gibi içinde bulunduğunuz tabutun karnından pis bir işkembe gibi sökülüp cehenneme atılacaksınız. Cehennem zakkumunu zıkkımlayacak cehennemliklerin vücudlarından irinli cerahatı (ğislin) yudumlayacaksınız. Azabınız daimidir. Gayr-i meşru zevklerinizi unutturacak acılarla doludur.
Siz bize gerici diyorsunuz. Biz de size mürted, kafirlerin en habisi, vahşilerin en vahşisi diyoruz. Bunlar iki deccal bir süfyandır. Süfyan zendekanın başı, cahşlerin cahşi, Yahudilerin en habislerinden, zalimlerin en zalimi (bir şeytan-ı ahbestir.) (Gayr-ı münteşir risalelerden.)
Üçüncü Esas:Sâbık mahkememizde bir müddeiumumînin yanlış bir mana ile Beşinci Şua'ya dair suallerinde kanun hesabına değil, belki bir ölmüş şahsın dostluğu taassubu hesabına manasız ve lüzumsuz itirazları sebebiyle bu gelecek uzunca tafsilâtı vermeğe mecbur oldum.
Evvelâ:Bu Beşinci Şua'yı hükûmetin eline geçmeden evvel biz mahrem tutuyorduk. Hem bütün taharrilerde bende bulunmadı. Hem maksadı yalnız avamın imanlarını şübhelerden ve müteşabih hadîsleri inkârdan kurtarmaktır. Dünya cihetine üçüncü, dördüncü derecede, dolayısıyla bakar. Hem verdiği haberler doğrudur. Hem ehl-i siyaset ve dünya ile mübareze etmiyor, yalnız ihbar eder. Hem şahısları tayin etmiyor. Küllî bir surette, bir hakikat-ı hadîsiyeyi beyan eder. Fakat o küllî hakikatı bu asırdaki dehşetli bir şahsa tam tatbik etmişler. Onun için bu senelerde yeni te'lif edilmiş zannıyla itiraz ettiler. Hem o risalenin aslı, Dâr-ül Hikmet'ten daha eskidir. Yalnız bir zaman sonra tanzim edildi, Risale-i Nur'a girdi. Şöyle ki:
Bundan kırk sene evvel ve hürriyetten bir sene evvel İstanbul'a geldim. O zaman Japonya'nın baş kumandanı, İslâm ülemasından dinî bazı sualler sormuştu. Onları İstanbul hocaları benden sordular. Hem çok şeyleri o münasebetle sual
Hizmet Düsturları uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir