Hizmet Düsturları — Sayfa 157

Zarara Kendi Razı Olanın Lehinde Bakılmaz

Hizmet Düsturları kitabının 157. sayfası — Zarara Kendi Razı Olanın Lehinde Bakılmaz bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

- Sual: Senin bu teveccüh-ü ammeden çekilmen, Nurun intişarına ve istifadesine belki bir zarar olur ?

Elcevab: Vazifemizi yapmak ve vazife-i İlâhiyeye karışmamak elzemdir. Nurları halka kabul ettirmek ve onları ondan istifade ettirmek vazife-i İlâhiyedir. Ona karışmayız. Yalnız müşteri ve muhtac olanlara tebliğ ve göstermektir. Ve onları aramak ve Nurları satın almaya teşbvik etmeğe ihtiyac kalmamış. Çünkü hem bu şiddetli imtihanlarda Nurlar çok kıymettar olduğu tahakkuk ettiği için müşteri aramaz, müşteri Onu aramalı ve yalvarmalı.

Hem Nurun onbeş sene zarfında üç-dört dehşetli imtihan meydanında muhtac müşterilere kendini göstermiş.

Hem * اَلرَّاضِى بِالضَّرَرِ لاَ يُنْظَرُ لَهُ * yani zarara rızasıyla ve pis zevkiyle veya inadıyla razı olana merhamet edilmez ve layık değildir kaide-i esasiyesi ile Nurların hiç şübhe ve vesvese bırakmayan kuvvetli hüccetlerine karşı temerrüd edip kabul etmiyen, belki aleyhinde bahanelerle çalışanlara şefkat ve merhamet edilmez ve onların hatırı için onlara dalkavukluk ve temelluk etmek, Nurların izzetine münafi olduğu gibi * اَلرَّاضِى بِالضَّرَرِ لاَ يُنْظَرُ لَهُ * olan düstur-u esasiyeye de muhalif ve onların pek çok çirkin temerrüd ve inadlarını bir okşamak hükmüne geçtiği için onları unutmak, zihnen meşgul olmamak şimdiki vaziyetime lâzım gördüğümden bu pek çok soğuk ve ihanetkârane bana karşı vaziyetlerinden müteellim olmuyorum, belki bir cihette memnun oluyorum.( G. Münteşir bir lahikadan)

- Sual: Madem Kur'an-ı Hakîm'in feyziyle ve nuruyla en mütemerrid ve müteannid dinsizleri ıslah ve irşad etmeye Kur'anın himmetine güveniyorsun. Hem bilfiil de yapıyorsun.Neden senin yakınında bulunan bu mütecavizleri çağırıp irşad etmiyorsun?

Elcevab:Usûl-ü şeriatın kaide-i mühimmesindendir: * اَلرَّاضِى بِالضَّرَرِ لاَ يُنْظَرُ لَهُ * Yani:"Bilerek zarara razı olana şefkat edip lehinde bakılmaz."İşte ben çendan Kur'an-ı Hakîm'in kuvvetine istinaden dava ediyorum ki: «Çok alçak olmamak ve yılan gibi dalalet zehirini serpmekle telezzüz etmemek şartıyla, en mütemerrid bir dinsizi, birkaç saat zarfında ikna etmezsem de, ilzam etmeye hazırım.» Fakat nihayet derecede alçaklığa düşmüş bir vicdan ki, bilerek dinini dünyaya satar ve bilerek hakikat elmaslarını pis, muzır şişe parçalarına mübadele eder derecede münafıklığa girmiş insan suretindeki yılanlara hakaiki söylemek; hakaike karşı bir hürmetsizliktir. كَتَعْلِيقِ الدُّرَرِ فِى اَعْنَاقِ الْبَقَرِ darb-ı meseli gibi oluyor. Çünki bu işleri yapanlar, kaç defa hakikatı Risale-i Nur'dan işittiler. Ve bilerek, hakikatları zındıka dalaletlerine karşı çürütmek istiyorlar. Böyleler, yılan gibi zehirden lezzet alıyorlar. M. 362

- İhvanlarıma da tavsiyem budur ki:Zaruret-i kat'iyye olmadan, bunlarla uğraşmayınız. "Cevab-ül ahmak-es sükût" nev'inden, tenezzül edip onlarla konuşmayınız.Fakat buna dikkat ediniz ki: Canavar bir hayvana karşı kendini zaîf göstermek, onu hücuma teşci' ettiği gibi; canavar vicdanı taşıyanlara karşı dahi dalkavukluk etmekle za'f göstermek, onları tecavüze sevkeder. Öyle ise dostlar müteyakkız davranmalı, tâ dostların lâkaydlıklarından ve gafletlerinden, zındıka taraftarları istifade etmesinler. M. 361

- Yirmi senedir dünya ile alâkasını kesen ve manen yirmi seneden beri ölmüş bir adam, yeniden dirilip, faidesiz kendine çok zararlı olarak hayat-ı siyasiyeye girerek sizin ile uğraşmaz; bu halde onun muhalefetinden tevehhüm etmek, divaneliktir.Divanelerle ciddî konuşmak dahi bir divanelik olmasından, sizin gibilerle konuşmayı terkediyorum. Ş. 291

- Kibir ve gururları onları nihayet derecede ahmaklaştırmış ki, bir sineğe, bir mikroba karşı mağlub bir âciz-i mutlakı, bir Kadîr-i Mutlak zannederler. Madem bu derece akıldan, insaniyetten sukut etmişler. Hayvandan, belki cemadattan daha aşağıdırlar. Öyle ise, bunların inkârlarından müteessir olma.Bunları dahi, bir nevi muzır hayvan ve pis maddeler sırasına say. Bakma, ehemmiyet verme.S. 387

- Onlara Cenab-ı Hak tarafından verilen maldan hem bereket, hem fakirlerin hased ve beddualarından kurtulmak için, ya on'dan veya kırk'tan birisini kendi fakirlerine vermek ağır bir şey midir ki, emr-i zekatı ağır görüp İslâmiyetten çekiniyorlar?Bunların tekzibleri ehemmiyetsiz olmakla beraber, hakları tokattır. Cevab vermek değil...S. 388

-Sual:Diyorlar ki: Madem sizin elinizdeki nurdur, topuz değildir; nura karşı muaraza edilmez ve nurdan kaçılmaz ve nurun izharından zarar gelmez. Neden arkadaşlarınıza ihtiyatı tavsiye ediyorsunuz? Çok nurlu risaleleri halklara gösterilmesini men'ediyorsunuz?

Bu suale karşı cevabın muhtasar meali şudur ki: Başlardaki başların çoğu sarhoş, okumaz. Okusa da anlamaz. Yanlış mana verip ilişir.İlişmemesi için, aklı başına gelinceye kadar göstermemek lâzım geliyor.Hem çok vicdansız insanlar var ki, garaz veya tama' veyahud havf cihetiyle nuru inkâr eder veya gözünü kapar. Onun için kardeşlerime de tavsiye ediyorum ki: İhtiyat etsinler, nâ-ehillerin eline hakikatları vermesinler. Hem ehl-i dünyanın evhamını tahrik edecek işlerde bulunmasınlar. L. 105

Hizmet Düsturları uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir