4. Dördüncü Mesele: EBÜ DAVUD'UN SÂLÎH TÂBİRİ
Kütübü Sitte - 1.Cilt · Sayfa 242
Kütübü Sitte - 1.Cilt kitabının "4. Dördüncü Mesele: EBÜ DAVUD'UN SÂLÎH TÂBİRİ" bölümü 242. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 1.Cilt.
4 - DÖRDÜNCÜ MESELE:EBU DAVUD'UN "SÂLİH" TÂBÎRİ
EBU DAVUD'UN "SÂLİH" TÂBÎRİ
Meşhur hadîsçilerimizden olan Ebu Dâvud, kitabına aldığı hadîsler arasında çok zayıf olanların durumunu belirttiğini, hakkında sükut ettiklerinin sâlih olduğunu açıklar. Bu sözün yanlış anlamalara meydan vermemesi için, mevzu üzerine Abdulfettah Ebu Gudde tarafından getirilen bir tahlili aynen sunuyoruz:
"Ebu Dâvud, Sünen kitabının te'lif metodunu anlamak üzere kaleme aldığı bir risâlesinde şöyle söyler (s.6): "Hakkında bir şey söylemediğim hadîs sâlihdir". Sâlih sözü bazı ihtimallere şâmildir: "Kendisiyle ihticâca" sâlih olabilir, "kendisiyle i'tibârâ" sâlih olabilir. Bu durumda bir kimsenin bu hadîsler "kendileriyle ihticâca" sâlihtir diye mutlak bir ifâdede bulunması gerçeğe uygun düşmez.
Muhakkik el-Kevserî merhum, "Risâletü Ebî Dâvud"a yaptığı tâlikâtda فهو صالح (o sâlihtir..) sözünden sonra der ki: "O sâlihtir sözü îtibârda bulunmaya veyâ hüccet olarak kullanmaya sâlihtir demektir. Bunların hangisine sâlih olduğunu tâyin, elde edilecek karîneye tâbidir, tıpkı müşterekte olduğu gibi. Bu tâbirin "hüccette sâlihtir" mânâsına geldiğini iddia etmek Ebû Dâvud'a bühtandır, onun söylemediğini ona söyletmektir."
Suyûtî. "Tedrîbu'r-Râvî"de "O sâlihtir" sözünün taşıdığı bu iki ihtimâle işâret eder ve der ki: "Ebû Dâvud'dan nakledildiğine göre "sâlih" sözü ile ihticâca değil, i'tibâra sâlih demeyi kastedmiş olması mümkündür. Böylece bunun zayıflara da şâmil olacağı tabiidir". Fakat İbnu Kesîr "İhtisâru Ulûmu'l-Hadîs"de Ebû Dâvud'un: "Hakkında bir şey söylemediklerim sâlihtir" sözünü zikrettikten sonra şöyle der: "Kendisinden yapılan rivâyete göre şöyle demiştir: وما سكت عنه فهو حسن yânî hakkında bir şey söylemeden meskût geçtiğim hadîsler hasendir." Abdülfettâh der ki: "Bu rivâyetin zayıf ve şazz olduğu zâhirdir. Sahîh rivâyet فهو صالح yânî "...hadîsler sâlihtir" şeklinde olanıdır. Nitekim risâlesinde de bu şekilde gelmiştir ve kendisinden de İbnu's-Salâh, Nevevî, Irâkî vs. gibi meşhûr ve müdakkik hâfızların büyük ekseriyeti bu şekilde nakletmişlerdir.
Ayrıca Ebû Dâvud zayıflık ve nekâreti (münker olduğu) açık olan hadîsler hakkında da birşey söylememiştir. Yâni onların zâhir olan halleriyle iktifâ edip, tutarsız taraflarını beyân etmez. Kevserî merhûm, Makâlâtu'l-Kevserî kitabının Üstûretu'l-Ev'âl adlı makâlesinde der ki: "Ebû Dâvud'un "Sünen"inde Cehmiye bâbında rivâyet ettiği el-Ev'âl hadîsi üzerindeki sükûtu, bu hadîsin nazarında i'tibâra sâlih olmasından ileri gelmez, zirâ ondaki illetler zâhirdir. Zaten kendisiyle tek râvînin infirâd ettiği hadîs üzerinde i'tibârda bulunulmaz." Zehebî, Siyerü'n-Nübelâ'sında: Ebû Dâvud'un: "Hakkında sükût etmiş olduğum hadîs nazarımda sâlihtir" sözü üzerine şu hükmü verir: "Bu ifâde meskût geçilen hadîsde bedîhi illet alâmetleri ظاهر العلل -Bu hadîsde olduğu gibi- bulunmamak şartıyla mukayyeddir" der. (Abdulhayy el-Leknevî'nin el-Ecvibetu'l-Fâzıla'sından.)
Kevserî, mezkûr makâlede el-Ev'âl hadîsinin münkerlik durumunu enine boyuna inceler ve Risâletü Ebî Dâvud üzerine olan tâlikâtında, Zehebî'nin vardığı
hükümden çıkan mânâya (mazmûn) işâret eder. Burada el-Ecvibetü'l-Fâzıla'da Zehebî'den nakledilen ibâreyi kaydediyoruz. Zehebî Ebû Dâvud'un rivâyetlerini altı guruba ayırır: Bunlardan beşinci grubu zikrettikten sonra şöyle devâm eder: "Bunu, za'fı, râvîsi cihetinden gelen hadîs tâkibeder. Bu çeşit hadîsler üzerine sükût etmez. Umûmiyetle zayıf olduğunu söyler. Bâzan da za'f ve münkerliğinin şöhretine binâen sükût eder".
Şeyhimiz Kevserî, Risâletü Ebî Dâvud üzerine tâlikâtında şöyle der: "Nevevî der ki Sünenu Ebî Dâvud'da zayıflığı açık olan hadîsler vardır. Bunların zayıf olduklarında ittifâk bulunması hasebiyle bunları beyân etmeye lüzûm görmez. Binâenaleyh onun وما لم اذكر فيه شيئا فهو صالح yani:
"Haklarında bir şöy söylemediğim hadîsler sâlihtir" sözünü te'vîli şarttır." Nevevî, maalesef Şerhu'l-Mühezzeb'de kendi kendine tenâkuza düşerek, Ebû Dâvud'un, hakkında sükût ettiği hadîslerle, hiçbir tefrîkte bulunmadan, ihticâc eder. Bu davranış hoş olmasa gerek.
Ebu Dâvud, İbnu Lehîa, Sâlih Mevlâ't-Tev'eme, Abdullah İbnu Muhammed ibni Akîl, Mûsa İbnu Verdân, Seleme İbnu'l-Fazl, Delhem İbnu Sâlih vs. gibi diğer zu'afâdan rivâyette bulunur ve meskût geçer. Ebû Dâvud'un sükûtunun gerçek muhtevâsı, Sünen'inde geçen muhtelif rivâyetlerin iyiden iyiye incelenmesiyle ortaya çıkar. Çünkü bu rivâyetlerin bâzılarında bulunan diğer bâzılarında yoktur".
Şu geçen kısımları yazdıktan sonra bu hadîs fenninin büyük imâmı İbnu Hacer'in Sünenu Ebî Dâvud'un durumunu vuzûha kavuşturan tatmînkâr sözlerini gördüm. İbnu Hacer, orada Zehebî'nin sözlerini özetler ve yeni bâzı şeyler ilâve eder. Bu sözleri, uzun olmalarına rağmen, konumuz bakımından faydasını ve anlaşılmasının zorluğunu nazara alarak aynen zikrediyorum. Merhum, en-Nüket'alâ Mukaddimeti İbni's-Salâh" adlı nefis eserinde -ki bu eserin neşri ve ehli ilme takdîmi husûsunda Cenâb-ı Hakk'ın bana yardım etmesini diliyorum- der ki:
"Bu (zikredilenlerden) anlaşılıyor ki Ebû Dâvud'un, haklarında sükût ettiği hadîslerin hepsi, ıstılâhda geçen hasen tâbirinin şümûlüne dâhil edilemezler. Onları bir kaç kısımda mütâlaa etmek gerekir:
1- Sahîheyn'de mezkûr olanlar,
2- Sıhhat şartlarını taşıyanlar,
3- Hasen li-Zâtihi olanlar,
4- Başka cihetten takviye gördüğü takdirde hasen olanlar. Bu son iki kısım Ebû Dâvud'un "Sünen"inde cidden çoktur.
5- Zayıf olanlar. Fakat bunlar umûmiyetle terki husûsunda ulemânın ittifâk etmediği râvilerden menkûldür.
Kütübü Sitte - 1.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir