Hz. Peygamberin İlmi Yayma Tedbîrleri

Kütübü Sitte - 1.Cilt · Sayfa 245

KitapKütübü Sitte - 1.Cilt
Sayfa245–247
SeviyeAlt başlık

Kütübü Sitte - 1.Cilt kitabının "Hz. Peygamberin İlmi Yayma Tedbîrleri" bölümü 245. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 1.Cilt.

Dâvud'un tutumunun bu cihetine yâni tasâhülüne dikkat çekmez.

Ebû Dâvud 'un sükûtunun, onun tesâhülde bulunduğu hadîsler hakkında vâki olması ihtimâline binâen, ulemâyı muhakkıkînin, Ebû Dâvud'un meskût geçtiği bir hadîsle ihticâc ettikleri vakit: "Ebû Dâvud ve Münzirî bu hadîs üzerine sükût etmişlerdir" dediklerini görürsün. "Bu söylediğimizi Zeyle'î'nin Nasbu'r-Râye'sinin muhtelif yerlerinde, (1, 1, 14, 17, 76, 123; 2, 140), Kemâl İbnu'l-Hümâm'ın Fethu'l-Kadîr'inde (1, 17, 426, 526) Şevkânî'nin Neyfü'l-Evtâr'ında ما جاء في كراهية القزع bâbında, üçüncü hadîsi müteâkip (1, 110), حجة من لم يكفر تارك الصلاة bâbının ikinci hadîsini müteâkip (1, 257) بيان انها الوسطى bâbında sekizinci hadîsi müteâkip (1 , 277) نهى المرأة ان تلبس ما يحكى بدنها bâbında dördüncü hadîsden sonra (2, 98).

Münzirî'nin, onun üzerine sükûtunun Muhtasaru Süneni Ebî Dâvud, ve-l ya et-Tergîb ve't-Terhîb'de vâki olması arasında fark bulunmadığı, söylenenlerden vâzıh olarak anlaşılmaktadır. Hamd âlemlerin Rabbınadır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜMHZ. PEYGAMBER'İN İLMİ YAYMA TEDBÎRLERİ

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

HZ. PEYGAMBER'İN İLMİ YAYMA TEDBÎRLERİ

HZ.PEYGAMBER'İN İLMİ YAYMA TEDBİRLERİ

BU BAHSE NİÇİN YER VERDİK?

Bidâyetten beri, usul-i hadîs kitaplarında hadîslerin yazılması ile ilgili bir bahis açıla gelmiştir. Buralarda, önce hadîslerin yazılmasını yasaklayan rivâyetler verilir, sonra da, yazılmasına ruhsat veren ve sahâbelerin hadîs yazdığını ifade eden rivâyetler kaydedilir. Sonra da birbirine zıd gibi görünen bu rivâyetler arasındaki farklı durumlar -daha önce sunduğumuz şekilde- açıklanır, telif edilir geçilir uzun uzun tahlîle gerek duyulmaz.

Keza, ilimle ilgili bahislerde öyle, Resûlullah (aleyhisselatu vesselam)'ın ilme teşvik edici hadîsleri selef büyüklerinden bazılarının sözleriyle zenginleştirilerek kaydedilirdi. İbnu Abdilber'in "Câmi'u Beyani'l-İlm'i veya Gazali'nin İhyau

Sayfa 246

Ulumu'd-Din'i gibi müstesna eserler ilimle ilgili geniş bahislere yer vermiştir. Çoğunluğun, belirttiğimiz şekilde, bazı rivâyetlerle yetinmesinin sebebi, kimsenin, hadîslerin yazılmasında olsun, ilmin İslâm nazarında yüce bir mevki tutmasında olsun şüphesi bulunmaması idi.

Ancak, Batı ile temasımızın ilerlemesi sonunda oralardaki bazı fikirleri basma kalıp alınca bizde de din hakkında yanlış fikirler ortaya çıktı. Sözgelimi Batı der ki: "Din, ilme karşıdır, terakkiye mânidir". Bu iddia, din olarak hıristiyanlığı aldık mı doğrudur. Çünkü her devirde Kilise mensupları, din adına çıkarak, ilme, ilmî keşiflere karşı çıkmışlar, ilim adamlarını mahkemelere verip hapse atmışlar, idam etmişler, eserlerini yakmışlardır. Galile örneği herkesçe mâlumdur. Ancak İslâm âleminde böyle bir durum yoktur. Kur'ân ve hadîs, ilmi hep teşvik etmiş, ilim adamına büyük itibar atfetmiştir. Ama Batı varken Kur'ân'ı, Hadîs'i dinleyen kim! Batılılar demiyor mu ki "din ilme karşıdır", o halde "İslâm ilme karşıdır. Çünkü İslâm da bir dindir".

Şu halde böylesi bir mantıkla iğfal edilen ümmetin fikrini düzeltmek için ilimle ilgili bahislerde hususi bir gayret ve tahkikli açıklamalara yer vermek gerekecektir, ta ki okuyucu İslâm'ın ilme verdiği ehemmiyet hususunda iyice ikna olsun.

Diğer taraftan, yine dinî konularda Batı'dan estirilen, müsteşrik ve misyoner menşeli fikirlerle hadîs hakkında teşvişlere, müslümanları iğfâle yönelik iddialara rastlıyoruz. Dinî konularda yeterli ve sistemli bilgi sahibi olmayan kimselerde bu yanlış iddiaların tesir icra ettiğini de her gün görebilmekteyiz.

Zamanımızda, İslâmiyet hakkında, müslüman kalplere şüphe atmak, fitne çıkarmak isteyenler hadîs sahasına ağırlık veriyorlar. En çok dillerine doladıkları husus da hadîslerin, Hz. Peygamber (aleyhisselatu vesselam) tarafından yazdırılmamış ve hatta yazılmasının yasaklanmış olduğuna dâir rivâyetlerdir. Bundan asıl maksat da, İslâmı kökten darbelemek. Çünkü Şeriat-ı garrâmız, Kur'ân-Hadîs-Kıyas üçlüsü üzerine kurulmuştur. Bu üç temelden biri yıkıldı mı gerisi kendiliğinden gelir. Bu planın ağına düşmüşlerin kaleminden öyle iddialar dökülüyor ki, bunlara bir parçacık ilmî haysiyete sahip bir misyoner-müsteşrikte bir papazda bile rastlanmaz. Batılı papazı, hakkaniyet duygusu olmasa bile rezi-rüsvay olma endişesi frenler. İşte bir hadîs tarifi: "Söylediklerinden ve yaptıklarından ziyâde, söylediği söylenen, yaptığı söylenen, sustuğu söylenen sözleri". Ondört asır boyunca rastlanmayan böyle bir târifi yapmaya sevkeden husus da açıklanır: "Niye böyle tarif ediyoruz? Çünkü Peygamberin kendi sözlerinin, vahyin dışındaki sözlerin yazımını menettiğini kesinlikle biliyoruz. Ayrıca Allahu Teâla'nın Kur'ân'ı korumayı taahhüt ettiğini biliyoruz.

Görülüyor ki, yanılgıların temelinde eksik-yanlış bilgiler, bilgi değil kulaktan dolma mâlumat kırıntısı yatmakta. Bu çeşit iddia sahiplerine sorarsanız:

- Hadîslerin yazıldığını ifâde eden rivâyetler de var, onları görmediniz mi?

Sayfa 245   Okuyucuda devam et

Kütübü Sitte - 1.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir