İkinci Fasıl - İstincada Kullanılan Şeyler
Kütübü Sitte - 10.Cilt · Sayfa 212
Kütübü Sitte - 10.Cilt kitabının "İkinci Fasıl - İstincada Kullanılan Şeyler" bölümü 212. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 10.Cilt.
28. (3563) Hadis-i Şerif
﹛وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كَانَتْ يَدُ رَسولِ اللّهِ ﷺ الْيُمْنَى لِطَهُورِهِ وَطَعَامِهِ، وَكَانَتْ يَدَهُ الْيُسْرَى لِخَلَائِهِ، وَمَا كَانَ مِنْ أذىً[. أخرجه أبو داود .
28. (3563)- Hz. Âişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın sağ eli, suyuna ve yiyeceği (ne değmek) içindi. Sol eli de istinca ve kirletme hâsıl edecek şeyler içindi.” [Ebû Dâvud, Tahâret 18, (33).]
AÇIKLAMA:
İslâm’a göre, sağ ve sol elin kullanılacağı mahaller ve işler birbirinden farklıdır. Nevevî bunu şöyle açıklar: “Şeriatte kaide şudur: Değer verilen kıymetli, şerefli işler sağla yapılır ve sağdan başlanır. Hakir işler ise sol elle yapılır ve soldan başlanır. Değer verilen amellere elbise, şalvar, mest giymek, mescide girmek, misvak kullanmak, sürme çekmek, tırnakları kesmek, bıyık kesmek, saç taramak, koltuk altını yolmak, başı traş etmek, namazda selam vermek, yıkanacak uzuvları yıkamak, helâdan çıkmak, yemek-içmek, musâfaha yapmak, Haceru’l-Esved’i istilâm ve bu ma’nâdaki bütün ameller örnektir. Zıddı ma’nâyı taşıyan amellere de helâya girmek, mescidden çıkmak, sümkürmek, istincada bulunmak, elbise, şalvar, mest çıkarmak ve benzerleri örnek olarak zikredilebilir. Bunlarda solla başlamak, sol eli kullanmak müstehabtır. Bu kaide sağın değeri ve şerefi sebebiyledir.”
وعن ابن مسعود رَضِيَ اللَّهُ عَنْه قال: ]سَمِعْتُ عُثْمَانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْه يَقُولُ: مَا مَسَسْتُ ذَكَرِى بِيَمِينِى مُنْذُ بَايَعْتُ بِهَا رسولَ اللّهِ ﷺ وَأسْلَمْتُ[. فسر ذلك بأنه لم يستنج بها. أخرجه رزين .
29. (3564)-İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Osman (radıyallahu anh)'ı işittim. Diyordu ki: "Resûlullah'a biatta kullandığım sağ elle, müslüman olduğum o günden beri zekerime hiç değmedim."
Bu söz, "O, sağ eliyle hiç istincada bulunmamıştır" şeklinde tefsir edilmiştir.{611}
30. (3565) Hadis-i Şerif
وعن أنس رَضِيَ اللّهُ عَنْه: ]أنَّ رَسولَ اللّهِ ﷺ كَانَ إذَا دَخَلَ الخَلَاءَ وَضَعَ خَاتَمَهُ[. أخرجه أبو داود .
30. (3565)-Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) helâya girince yüzüğünü çıkarırdı."{612}
AÇIKLAMA:
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın helâya girerken yüzüğünü parmağından çıkarması üzerindeki yazı sebebiyle olabilir. Çünkü yüzüğün üzerinde "Muhammed Resulullah" yazılı idi.{613}
31. (3566) Hadis-i Şerif
وعنه رَضِيَ اللّهُ عَنْه: ]أنَّ النبيَّ ﷺ كَانَ إذَا دَخَلَ الخَلَاءَ قال: اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذُ بِكَ مِنَ الخُبْثِ وَالخَبَائِثِ[. أخرجه أبو داود .
31. (3566)-Yine Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) helâya girince: "Allahümme innî eûzü bike mine'lhubsi ve'lhabâis, (Ya Rabbi! Pislikten ve pislenmekten sana sığınırım)" derdi."{614}
32. (3567) Hadis-i Şerif
وزاد في رواية: ]إنَّ هذِهِ الحُشُوشَ مُحْتضَرَةٌ، فَإذَا أتَى أحَدُكُمْ الخَلَاءَ فَلْيَقُلْ: أعُوذُ بِاللّهِ مِنَ الخُبْثِ وَالخَبَائِثِ[ .
32. (3567)-Bir rivayette şöyle gelmiştir: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurmuştur ki: "Şu kenefler, (cin ve şeytanların) hazır bulundukları yerlerdir. Öyleyse biriniz helâya girince: "Eûzu billahi mine'lhubsi ve'lhabâis" (Pislikten ve pislenmekten Allah'a sığınırım) desin."{615}
AÇIKLAMA:
Huşş, esas itibariyle hurma kümesi demektir. Evlerde helâ yapılmazdan önce bunların gölgesinde kazayı hâcet yapıldığı için huşş, helâ veya kenef ma'nâsında kullanılmıştır.{616}
İKİNCİ FASIL - İSTİNCADA KULLANILAN ŞEYLER
1. (3568) Hadis-i Şerif
عن أنس رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]كَانَ رسولُ اللّه ﷺ إذَا خَرَجَ لِحَاجَتِهِ تَبِعْتُهُ أنَا وَغُلَامٌ مِنّاً مَعَنَا إدَاوَةٌ مِنْ مَاء يَعْنِى يَسْتَنْجَى بِهِ[. أخرجه الخمسة إِلَا الترمذي، وهذا لفظ الشيخين .
1. (3568)-Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kazayı hâceti için çıktığı zaman ben ve bizden (Ensardan) bir gulam (oğlan), O'nu takip ederdik. Beraberimizde, istinca etmesi için su kabı olurdu."{617}
AÇIKLAMA:
1-Abdest bozduktan sonra yapılan temizliğe istinca denir. Bunun su ile olması efdaldir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın üç taşla kaba temizliği yaptıktan sonra ayrıca su ile yıkandığı bir çok rivayetlerde gelmiştir. Sadedinde olduğumuz rivayet bunlardan biridir. Gerek küçük ve gerekse büyük abdestten sonra Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın su kullandığını teyid eden çok sayıda rivayet var, müteakiben bir kısmı kaydedilecektir. Şu halde sünnete ve hem de sağlığa en uygun olanı önce taşla temizleyip, sonra su ile güzelce yıkamaktır. Günümüz şehir hayatında taş mümkün değildir. Ancak bu maksadla hazırlanmış kâğıtlar onun yerini tutar. Başka kağıtlardan kaçınmalıdır.
2-Şunu da hemen belirtelim: İstincada su kullanmak bir vecibe değildir, istihbabtır. Hatta su kullanmayan sahâbîler de mevcuttur. İbnu Hacer bazılarını kaydeder:
*Huzeyfe İbnu'l-Yemân (radıyallahu anh), kendisine su ile istincadan sorulduğu vakit: "Elden pis koku çıkmaz" cevabını vermiştir.
*Nafi, Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anh)'in su ile istinca etmediğini" söylemiştir.
*İbnu'z-Zübeyr (radıyallahu anh): "Biz su ile istinca etmezdik" demiştir.
*İmam Mâlik, Resûlullah'ın su ile istincasını inkâr etmiştir.
Bütün bunlara rağmen, bizzat Buhârî ve Müslim'de, Resûlullah'ın istincada su kullandığı sahih rivayetlerde gelmiştir. Bunları İmam Mâlik görmemiş olabilir.
3-Hadiste geçen gulâm, daha ziyade oğlan çocuğu demektir. Sütten kesilme ile yedi yaş arasındaki oğlan çocukları... Ancak mecaz olarak büyüklere de gulâm dendiği olur. İbnu Mes'ud, Mekke'de koyun güderken Resûlullah ona: "Sen bilgili bir gulâmsın!" demiştir. Bu kelime bazan köle ma'nâsında da kullanılır. Başka rivayetler, buradaki gulâmın İbnu Mes'ud olduğunu ifade eder. Bu durumda Hz. Enes'in "Bizden" kelimesi, "sahâbe"den veya Resulullah'ın hizmetçileri'nden, diye anlaşılması muvafık düşecek. Bazı rivayetlerde gelen "Ensâr'dan" tasrihi ile bu durum arasındaki tezad, "Ensâr kelimesinin bütün sahâbilere ıtlakı câizdir" diye tevil edilmiştir.
4-Bazı rivayetlerde, Hz. Enes'in, su kabı ile birlikte bir de değnek (aneze) aldığı belirtilir. Bu, ne işe yarıyordu? Üzerine elbisesini koyarak sütre yapmak, zararlı haşerelere karşı korumak, yeri deşeleyip yumuşatmak, istincadan sonra abdest alınca kılınacak namaz için sütre yapmak gibi farklı izâhlar yapılmıştır. Sonuncu ihtimali İbnu Hacer daha kavî bulur. Zira Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), abdest tazeleyince umumiyetle iki rek'at nâfile namaz kılardı.{618}
2. (3569) Hadis-i Şerif
وعن جرير رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]كُنْتُ مَعَ النَّبيِّ ﷺ فَأتَى الخَلَاءَ فَقَضَى حَاجَتَهُ، ثُمَّ قالَ يا جَرِيرُ: هَاتِ طَهُوراً، فَأتَيْتُهُ بِالْمَاءِ فَاسْتَنْجَى، وَقالَ بِيَدِهِ فَدَلكَ بِهَا الارْضَ[. أخرجه النسائي .
2. (3569)-Cerîr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte idim. Helâya gitti ve kazayı hâcette bulundu sonra: "Ey Câbir suyu getir!" diye ferman etti. Ben de suyu götürdüm, eliyle istinca etti. Sonra elini yere sürttü."{619}
Kütübü Sitte - 10.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir