Kütübü Sitte - 11.Cilt — Sayfa 123

Kitap

Kütübü Sitte - 11.Cilt kitabının 123. sayfası — Kitap bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.


(29) Dr. Gâlip Ata, bu hususu, "Zaten bunlar biraz ihtilaf ile Şark akvamı tababetinde dahi görülür" diye ifade etmiştir.

tedavisine ona göre başlıyordu. Maristanlarda (hastahanelerde) dahi şâkirdlere bu esaslar vadisinde ders veriliyordu.

Tababette esas bunlar olunca, kitaplarda da aynı meselelerin aynı lisan ile tafsil ve münakaşa olunacağı tabiîdir. Anasır ve ahlat-ı erba'a hakkındaki satırlar, bir klişe halinde eski bir kitaptan yenisine aynen naklolunuyordu. O derecede ki, o bu noktalar hakkındaki meşrûhâtın, hatta ibare ve cümleleri bile tebdil olunmuyordu.

5- TASHÎH DEGİL TEVSÎ (GENİŞLETME): Malum olan hastalıklar hakkında yeni kanaatlerle tebdil olunanlara nadir olarak tesadüf olunuyordu. Yapılan tedkikler eski malumatın tashihinden ziyade tevsiine aitti.

Tıp kitaplarına her gün yeni hastalıklar ilave edilyordu. Fakat malum olan hastalıklar hakkındaki kanaatler, eskisi gibi devam ediyordu. Yeni keşifler hemen hemen yoktu. Bundan dolayı tababet de terakki etmiyor, fakat eskiden kurulmuş esaslar dahilinde ufak tefek tebeddüllere maruz kalıyordu.

6- TEŞHİS VE TEDAVİ: Hastalıklara hangi "hılt"ın galebesi sebep olmuş ise onunla mücadele etmek icab ederdi. Hıltlardan birisi tabii haddini tecavüz etti mi FASİD addolunurdu ve fasit hıltlardan husule gelen hastalıkların tedavisi için marazın tahvili lazımdı. Marazı birden kökünden kesmek muvafık değildi. Çünkü maraz, kökleşmiş, pekişmiş olabileceği için muzır addolunurdu. Bütün bu sebeplerden dolayı evvela fasid olan hılt'ı pişirmek icab ederdi.

Tahvil edilecek fasid hılt rakîk (cıvımış) ise galiz etmeli (koyulaştırmalı) ki, kusturmak veya ishal ile hıltın çıkması kolaylaşsın. Fakat maraz kökleşmiş ve pekişmiş değilse tahviline lüzum olmayıp tedavi için yalnız istifrağ veya tenkiye kafi idi (istifrağ = kusturma, ishal gibi yolla dışarı çıkarmak, tenkiye = ameliyat yoluyla temizlemek).

Şu halde istifrâğ ve tenkiye, fasid hıltın tardı ve bununla beraber hastalığı tedavi etmek itibariyle en mühim bir tedavi düsturu idi.

Bozulmuş olan ahlatın tabii halete dönmesi inhilâl (coction) suretiyle olur: Bozulmuş olan ahlât mayi ve müteharrik halden yavaş yavaş kurtularak tekâsüf ederler ve nihayet muhtelif ifrağ tarikleriyle hârice çıkarılırlar. Bu inkilabın husule geldiği zaman buhran (crise) zamanıdır. Buhran, bozulmuş fakat inhilâl (çözülme) haline gelmiş olan ahlatı boşaltmak için sarfedilen cehd (effort) demektir.Buhran iyi veya tam olmaz ise, bundan bir kısım marazi haller husule gelir. Buhranı önceden hesaplamak mümkündür. Hipokrat, buhranın her hastalıkta muayyen günlerde zuhur edeceğine kanaat getirmişti. Hastalığın tedavisinde gaye, fasid ahlâtın inhilâlini (çözülmesini) teshil etmektir. Ahlatın inhilâli olmayan hastalıklar, tedavisi kabul olmayan hastalıklar demektir.

7- NABIZ VE MUAYENE: Muayene basit idi. Hastanın çehresine bir nazar birkaç sualden sonra nabzın teftişi muayenenin esasını teşkil ediyordu. Nabız bilmek tabibler için büyük bir şart idi. Cihan tababeti de bu devirlerde nabız devri yaşıyordu.

Nabzın hali dört unsura göre mütehavvildi. Birçok hastalıkların teşhisinde yalnız nabza bakmak ile kafi istihraçlarda bulunuluyordu. Nabzın sür'ati harârete; betâeti (yavaşlığı) bürûdete (soğukluğa) vüs'ati rutûbete ve madde çokluğuna; rakîk (ince) oluşu yübûsete (kuruluğa) ve madde azlığına; kuvveti, yani parmaklara katı katı dokunması mizacın kuvvetine delalet ederdi.

Kütübü Sitte - 11.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir