Kütübü Sitte - 11.Cilt — Sayfa 137
Kitap
Kütübü Sitte - 11.Cilt kitabının 137. sayfası — Kitap bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
(soğukluğa) râcidir. Bu iki şeyden her biri de rutûbet (yaşlık) veya yübûset (kuruluk) yahut da bunların her ikisinden terekküp eden hâle râcidir. Bunlardan her biri çoğunluk durumda zıddıyla birlikte vardır.
Onu defetmek ise bedenin haricinden veya dahilinden olur. Dahilinden olan daha zordur. Onun çıkarılmasını bilme işi sebeplerini ve alâmetlerini ortaya çıkarmaya bağlıdır.
Hâzık tabib, toplanması bedene zarar veren şeyleri dağıtmaya, ayrı olanları, zarar veren şeyleri de cemetmeye çalışan ve de fazlası bedene zarar veren şeyi azaltmaya veya azı zarar veren şeyi de çoğaltmaya çalışan kimsedir. Bu işin temeli de üç esasa dayanır;
Sıhhatin korunması.
Eza veren şeylerden kaçınma.
Fasid maddeleri çıkarıp atma.
Kur'an'da da bu esasların herbirine işaret eden âyetler vardır: Birinciye temas eden âyetlerden biri şudur: وَمَنْ كَانَ مَرِيضاً اَوْ عَلى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَ "(Ramazan ayında)... hasta veya yolculukta olan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutsun" (Bakara 185). Bu sıhhati korumaya râcidir, zira, sefer (yolculuk), yorgunluk sebebidir, bu ise sıhhati değiştiren âmillerden biridir. Yorgunluğa bir de oruç dahil olursa, daha da artar. Öyleyse bedenin sıhhatini korumak için orucun yenmesi mubah kılınmıştır. Hastalık içinde aynı şeyler söylenebilir.
İkinciye temas eden âyetlerden biri şudur: وَلَاتَلَاقْلَاتُلَالُوُ اَنْفُسَكُمْ "(Ey iman edenler!) Nefsinizi öldürmeyin!" (Nisâ 29). Bu âyetten, soğuk suyu kullanmaktan korkulması halinde teyemmüm etmenin cevazı istinbat edilmiştir.
Üçüncüye temas eden âyetlerden biri şudur: اَوْبِهِ اَذىً مِنْ رَأسِهِ فَفِدْيَةٌ (...İçinizde hasta olan veya) başından rahatsız bulunan varsa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir" (Bakara 196).
Burada, ihrama giren kişiye yasaklanmış olan baş tıraşının, başta tutulan buhar sebebiyle hâsıl olan ezadan kurtulması için, cevazına işaret edilmiştir. İmam Mâlik, Muvatta'da Zeyd İbnu Eslem'den şu mürsel hadisi kaydetmiştir: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) iki kimseye: "Hanginiz daha tabibsiniz?"diye sordu. Onlar: "Ey Allah'ın Resûlü! Tıbda bir hayır var mı?" diyerek cevap verdiler. Aleyhissalâtu vesselâm: "Allah, devasını indirdiği hastalığı indirmiştir" buyurdular."
İbnu Hacer, bir yerde Hattâbî'den naklen şu kıymetli bilgileri de dermeyan eder: Onbeşinci miladi asrın telakkisini öğrenmek maksadıyla kaydediyoruz: "Tıbb iki çeşittir: Yunan tıbbı, bu mukayeseye dayanır. Arab ve Hind tıbbı, bu tecrübeye dayanır (yani ampirik demek istiyor). Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) hastalara tavsiyelerinin çoğu Arap tıbbının metoduna dayanır. Bunlardan bir kısmına vahiyle muttali olmuştur..." Burada şunu belirtmek isteriz: "Bu çeşit ifadeler, ülemânın böylesi veciz üslubunu anlamayan günümüzün sığ kişilerini, hadisler konusunda cesur ve cüretkâr değerlendirmelere itebilmektedir. Sözgelimi, "Resulullah'ın tıbba müteallik beyanları o devir tıb bilgi ve anlayışının ifadesidir. O bilgilerde, o anlayışlarda yanlışlık olabilir. Öyleyse, maddî hayatımızla ilgili hadisleri "hadis" olarak tahdis etmek gerekmez... vs." iddiasında olanlar var. Bu, gerçekten açık bir cehaletin ifadesidir. İslam Uleması ve hususen muhaddisler, "hadis" veya "sünnet"i tarif ederken kesinlikle böyle bir ayırım yapmazlar. Aleyhissalâtu vesselâm, her ne söylemiş ve yapmış ve de yanında yapıldığı, söylendiği halde sükût buyurmuş, müdâhale etmemişse, bu bizim için sünnettir, hadistir.
Ülemâ tıbb-ı nebevî'nin bir kısmı vahye dayanır derken, "Bunun dışındakiler o devrin Arap folklorüdür" demiyor. Üstelik "Şunlar vahiydir, şunlar değildir" diye bir ayırım da yapmıyor. Ama
Kütübü Sitte - 11.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir