Kütübü Sitte - 11.Cilt — Sayfa 167

Kitap

Kütübü Sitte - 11.Cilt kitabının 167. sayfası — Kitap bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Fasd damar yarma her insanın işi değildir. Bunu çok ehil insanların yapması gereklidir. Çünkü hayati damarı parçalayabilir veya çeşitli yollarla mikrop bulaştırarak mevziî (lokal) ve bünyevi (genel) iltihaplara (enfeksiyonlara) yol açabilir.

Hacamat bugünkü tıbbî deyimi ile kan aldırmak ma'nâsına gelmekle beraber bazı nüansları vardır.

Hacamat, hastalığın nevine göre değişik vücut bölgelerine tatbik edilmektedir. Bundan maksadın o bölgedeki kan hareketini arttırmak, kirli kanı alıp temiz kanın gelmesini sağlamak, o bölgeye özellikle yerleşmiş hastalık yapıcı maddeler varsa bunların uzaklaştırılması düşünülebilir. Tabiî bu bölgeye taze kan çekmekle kandaki tedavi edici maddelerin yine bölgede çoğalmasını sağlayacaktır.

Fasd bir yerde bugünkü tıbbî deyimle, kan aldırmanın eş anlamlısı (müteradif) kabul edilebilir. Bu şekilde kan aldırma olayının hacamatın yerini alıp almayacağının mütalaasını ileride yapılacak olan tetkiklere bırakacak olursak, temelde aynı şeyi yaptıklarını söylemek fazla bir cüretkârlık kabul edilmemelidir. Çünkü, hacamat veya fasd yoluyla kanı alınan kişinin kan yapıcı merkezleri uyarılarak, genç ve dinamik kan hücrelerinin oluşması sağlanır. Bu hücreler, solunum hücreleri (alyuvarlarkırmızı kan hücreleri) veya müdafaa (akyuvarlarbeyaz kan) hücreleridir.

Bu yeni oluşan genç ve dinamik hücreler hastalıklara karşı daha amansız bir mücadele vererek, hastalıkların uzaklaşmasına sebeb olduğu gibi, çevre şartlarına karşı daha mukavim olmamızı sağlar ve vücuttaki işe yaramayan temel taşı niteliğindeki ihtiyar hücrelerin uzaklaşmasına ve bunların yerine genç hücrelerin yerleşmesine yardımcı olurlar. Yapılan gözlemlerde, kan aldıran kişide hastalıklara karşı mukavemetin geliştiği, baş ağrısının ortadan kalktığı, grip gibi ilacı bulunamayan hastalıklara yakalanmadığı müşâhede edilmektedir. Dolayısı ile kansere karşı mukavemetin ve AİDS'e karşı müdafaanın elde edebileceği de düşünülmektedir." (Z.Ç.)

Hacamat hangi günlerde olmalıdır, aç karnına mı tok karnına mı olmalıdır, niçin? gibi açıklamalar az ileride 4014 numaralı hadiste gelecek.

19. (4003) Hadis-i Şerif

وعنه رَضِىَ اللَّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ: خَيْرُ مَا تَدَاوَيْتُمْ بِهِ السَّعوطُ وَالْحَجَامَةُ وَاللَّدُودُ والمَشِيُّ[. أخرجه الترمذي."السَّعُوطُ" ما يستعط به في الانف."المَشِيُّ" شرب المسهل

.19. (4003)- Yine İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: "Kendisiyle tedavi olduğunuz şeylerin en hayırlısı sa'ût (burun damlası), hacamat (kan aldırma), ledûd (ağızdan damlatma) ve meşiyy (müshil içmedir.)" [Tirmizî, Tıbb 9, (2048, 2049).]

AÇIKLAMA:

1- Daha önceki rivayette, "şifa üç şeydedir" diye hasr ifade eden bir üslubla başladıktan sonra bal şerbeti, kan aldırma ve dağlamayı nazar-ı dikkatlere arzeden Aleyhissalâtu vesselâm, burada tedavi olunan en hayırlı maddeler olarak, öncelikle, ağız ve burun yoluyla alınan bazı ilaçlarla kan aldırmayı göstermektedir. Şu halde belirtildiği üzere, önceki hadisten maksad hasr değildir. Keza bu rivayette de hasr maksud değildir. Hadisin Tirmizî'deki aslında şu ziyade mevcuttur: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) hastalanınca, ashabı ona ağız damlası verdi. Bu işten fâriğ oldukları zaman Aleyhissalâtu vesselâm: "Onlara da ilaç içirin!" emir buyurdular. İbnu Abbâs der ki: "Abbâs (radıyallahu anh) hariç hepsine de içirdiler." Görüldüğü üzere İbnu Abbâs 3982 numarada kaydedilen vak'ayı rivayetine ilave etmiş bulunmaktadır. Teysîr müellifi, bu ziyadeyi, önce geçtiği için burada terketmiş ve böylece rivayeti aslına nazaran telhis ederek

Kütübü Sitte - 11.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir