Tebük Gazvesi

Kütübü Sitte - 12.Cilt · Sayfa 169

KitapKütübü Sitte - 12.Cilt
Sayfa169–172
SeviyeAlt başlık

Kütübü Sitte - 12.Cilt kitabının "Tebük Gazvesi" bölümü 169. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 12.Cilt.

1. (4304) Hadis-i Şerif

عَنْ أبِي مُوسى رَضِيَ اللّهُ عَنْه قَالَ: ]أرْسَلَنِى أصْحَابِى إلى رَسُولِ اللّهِ ﷺ أسْألُهُ الْحُمْلَانَ لَهُمْ فى جَيْشِ الْعُسْرَةِ وَهِىَ غَزْوَةُ تَبُوكَ. فَوَافَقْتُهُ وَهُوَ غَضْبَانُ وَلَا أشْعُرُ. فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللّهِ أصْحَابِى أرْسَلُونِى إلَيْكَ لِتَحْمِلَهُمْ. فَقَالَ: واللّهِ لَا أحْمِلُهُمْ عَلى شَيْءٍ فَرَجَعْتُ حَزِيناً مِنْ مَنْعِ رَسُولِ اللّهِ ﷺ وَمِنْ مَخَافَةِ أنْ يَكُونَ قَدْ وَجَدَ فِى نَفْسِهِ عَلَيَّ، فرَجَعْتُ إلى أصْحَابِى فَأخْبَرْتُهُمْ بِالَّذِى قَالَ؛ ثُمَّ أرْسَلَ إلى َّ فقَالَ: خُذْ هَذَيْنِ الْقَرِينَيْنِ، وَهذَيْنِ الْقَرِينَيْنِ، هذَيْنِ الْقَرِينَيْنِ لِسِتَّةِ أبْعِرَةٍ ابْتَاعَهُنَّ مِنْ سَعْدٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه حِينَئِذٍ فَانْطَلِقْ بِهِنَّ إلى أصْحَابِكَ. فَقُلْ: إنَّ اللّه تَعالى، أوْ إنَّ رَسُولَ اللّهِ ﷺ يَحْمِلُكُمْ عَلى هؤُلَاءِ فَارْكَبُوهُنَّ. فَانْطَلَقْتُ إلى أصْحَابِى بِهِنَّ. فَقُلْتُ: إنَّ رَسُولَ اللّهِ ﷺ يَحْمِلُكُمْ عَلى هؤُلَاءِ، وَلكِنْ واللّهِ لَا أدْعُكُمْ حَتَّى يَنْطَلِقَ مَعِى بَعْضُكُمْ إلى مَنْ سَمِعَ مَقَالَةَ رَسُول اللّهِ ﷺ حِينَ سَألْتُهُ لَكُمْ وَمَنْعَهُ إيَّاىَ أوَّلَ أمْرِهِ. ثُمَّ إعْطَاؤُهُ إيَّاىَ بَعْدَ ذلِكَ لَا تَظُنُّوا أنِّى حَدَّثْتُكُمْ شَيْئاً لَمْ يَقُلْهُ. فقَالُوا: واللّهِ إنَّكَ عِنْدَنا لَمُصَدَّقٌ، وَلْنَفْعَلَنَّ مَا أحْبَبْتَ فَانْطَلَقَ أبُو مُوسى بِنَفَرٍ مِنْهُمْ حَتّى أتُوا الَّذِينَ سَمِعُوا قَوْلَ النَّبِيِّ ﷺ فَحَدَّثُوهُمْ بِمَا حَدَّثَهُمْ بِهِ أبُو مُوسى[. أخرجه الشيخان .

1. (4304)-Ebû Musa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ashabım, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a usre (darlık) ordusu, yani Tebük Gazvesi sırasında yüklerini koyacakları deve hakkında sormam için beni gönderdiler.

Yanına vardığımda meğer öfkeliymiş de ben hissedememişim.

"Ey Allah'ın Resûlü, dedim, arkadaşlarım size, beni gönderdiler, kendilerine yük devesi vermenizi istiyorlar."

"Vallahi ben onlara hiçbir yük devesi veremem!" buyurdular. Ayrıldım, ama üzgündüm, hem yük devesi verilmeyişine, hem de bana kızmış olabileceği korkusuyla üzgündüm. Arkadaşlarımın yanına varıp Aleyhissalâtu vesselâm'ın söylediğini kendilerine haber verdim.

Sonra Resulullah bana birini [Bilâl'i] göndererek beni çağırdı ve:

"Şu çifti, şu çifti, şu çifti al! Bunları arkadaşlarına götür. Ve dedi ki: "Allah -veya Resulullah- sizi bunlarla taşıyacak, bunlara binin" dedi. Ben onları arkadaşlarıma götürdüm ve:

"Resulullah sizleri bunlarla taşıyacak. Lakin, vallahi sizden biri, sizin için ilk istediğim zaman, Resulullah'ın söylediğini ve vermem dediğini duyan birine gitmedikçe yakanızı bırakmam" dedim. Arkadaşlarım:

"Vallahi sen yanımızda (müttehem değilsin), doğru söylediğine inanıyoruz. Ama sen yine de dilediğini yap!" dediler. Ebû Musa, onlardan bir grupla gitti. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın önce söylemiş olduğu sözü işitenlere, vardılar. Bunlar Ebû Musa'nın kendilerine söylediği şeyleri aynen söylediler." [Buhârî, Megâzî 78, 74, Humus 15, Zebâih 26, Eymân 1, 4, 18, Kefâret 9, 10, Tevhid 56; Müslim, Eymân 8, (1649).]{[318]}

2. (4305) Hadis-i Şerif

وَعَنْ وَاثِلَةَ بْنِ الاسْقَعِ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قَالَ: ]نَادَى رسُولُ اللّهِ ﷺ فِى غَزْوَةِ تَبُوكَ فَخَرَجْتُ إلى أهْلى وَقَدْ خَرَجَ أوَّلُ صَحَابَةِ رَسُولِ اللّهِ ﷺ فَطَفَقْتُ فِي الْمَدِينَةِ أُنَادِى: أَلَا مَنْ يَحْمِلُ رَجُلًا لَهُ سَهْمُهُ؟ فَنَادَى شَيْخٌ مِنَ الانْصَارِ فقَالَ: لَنَا سَهْمُهُ عَلى أنْ نَحْمِلَهُ عُقْبَةً وَطَعَامُهُ مَعَنَا. فَقُلْتُ: نَعَمْ قَالَ: فسِرْ عَلى بَرَكَةِ اللّهِ تَعالى قَالَ: فَخَرَجْتُ مَعَ خَيْرِ صَاحِبٍ حَتّى أفَاءَ اللّهُ عَلَيْنَا فأصابَنِى قَلَائِصُ فَسُقْتُهُنَّ حَتّى أتَيْتُهُ فَخَرَجَ. فَقَعَدَ عَلى حَقِيبَةٍ مِنْ حَقَائِبِ إبِلِهِ. ثُمَّ قَالَ: سُقْهُنَّ مُدْبِرَاتٍ ثُمَّ قَالَ: سُقْهُنَّ مُقْبِلَاتٍ. فَقَالَ: مَا أرَى قَلَائِصَكَ إلَّا كَرَاماً قُلْتُ: إنَّمَا هِىَ غَنِيمَتُكَ الَّتِى شَرَطْتُ لَكَ قَالَ: خُذْ قَلَائِصَكَ يَا ابْنَ أخِى، فَغَيْرَ سَهْمِكَ أرَدْنَا[. أخرجه أبو داود.يُقَال "حَمَلْتُ فُلَاناً عُقْبَةً" إذَا أرْكَبْتُه وَقْتاً وَأنْزَلْتُهُ وَقْتاً فَهُوَ يعقب غَيْرَهُ فِي الرُّكُوبِ: أىْ يُجِيءُ بَعْدَهُ .

Sayfa 170

2. (4305)-Vâsile İbnu'l-Eska' (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Tebük Gazvesine katılmak için çağrıda bulundu. Ben hemen ehlime gittim. Gazveye gitmeye yöneldim. Resulullah'ın ashâbının ilk kısmı yola çıkmıştı bile, Medine'de seslenmeye başladım:

"(Ganimetten gelecek) hissesi taşıyana olacak bir kimseyi (devesiyle) taşıyacak bir kimse yok mu?" diyordum. Ensâr'dan yaşlı bir zât:

"Kendisini münâvebe ile bindirmem ve yiyeceğini de vermem karşılığında (savaştan elde edeceği) hissesi bize olmak kaydıyla götürürüm!" dedi. Ben:

"Anlaştık!" dedim. Ensârî:

"Öyleyse Allah'ın bereketi üzere yürü!" dedi. Böylece en hayırlı bir arkadaşla yola çıktım. Allah ganimetde nasib etti, hisseme bir miktar deve isabet etti. Bunları sürüp, (beni devesine olan Ensariye) getirdim. Adam çıkıp devesinin havıdındaki çullardan biri üzerine oturdu, ve:

"Bu develeri sen geri sür!"dedi. Sonra tekrar:

"Sen bu develeri ileri sür, (bana getirme)!" dedi ve ilave etti: "Ben senin bu develerini değerli görüyorum" dedi. Vesile de:

"Bu başlangıçta anlaştığımız şarta göre senin ganimetin!" dedim. Ama Ensârî:

"Ey kardeşimin oğlu, ganimetini al. Ben senin bu maddi payını istememiştim (sevaba, manevi kazanca iştirak etmeyi düşünmüştüm)" dedi." [Ebû Dâvud, Cihad 123, (2676).]{[319]}

AÇIKLAMA:

1-Tebük savaşını anlatmazdan önce, son hadisle ilgili bir noktayı açıklayalım:

Bu hadiste bir antlaşma mevzubahis: Cihada giden kimse emânet binek alacak mukabilinde, ganimetten terettüp edecek kimseyi binek sahibine verecek. Binek veren'in niyeti bu değilmişse de, anlaşılan bu dur. Bu esasa göre anlaşma yapılmıştır. Alimler böyle bir akit caiz mi değil mi? diye ihtilaf etmiştir. Ahmed İbnu Hanbel, atını ganimetin yarısı karşılığında veren kimse hakkında: "Bunda bir beis olmamasını ümid ederim" demiştir. Evzâî: "Ben bunu câiz görürüm" der. İmam Mâlik mekruh addeder. Şafiî mezhebine göre, atı ganimetteki pay karşılığı vermek caiz değildir. Böyle bir şey yaparsa, ona binme parası ne tutarsa o ödenir.

2-Tebük Gazvesi, hicretin dokuzuncu yılında, Receb ayında ve Veda Haccı'ndan önce yapılmıştır. Tebük, Medine-Şam şehri arasındaki mesafenin yarı yolunda yer alır. Medine'den ondört merhale uzaklıktadır.

3-Bu gazveye Gazvetü'l-Usre de denmiştir. Usre, sıkıntı, darlık manasına gelir. Bu isim ayet-i kerimeden alınmıştır. Zira, Tebük seferine temas eden âyette "Andolsun ki, Allah, sıkıntılı bir zamanda bir kısmının kalpleri kaymak üzere iken Peygambere uyan Muhacirlerle Ensârın ve Peygamberin tevbelerini kabul etti" (Tevbe 117).

Seferin bu vasıf alışı, son derece sıcak bir mevsimde yola çıkılmış olmasından, bineklerin azlığından kaynaklanıyordu. Ayrıca meyve mevsimi olduğundan, kimse sefere çıkmak istemiyor, meyveleriyle beraber olmak istiyordu. Seferin sıkıntılı olmasının bir sebebi de bu idi. Nitekim Ka'b İbnu Mâlik bu yüzden sefere katılamamıştı. Ordu kalabalıktı, ihtiyaç miktarı suyu ve yiyeceği taşımak müşkil idi. Çok kere susuzluk çekilmiş, develerin kesilip hörgüçlerindeki su sıkılıp içilmiştir. Binme, yiyecek gibi başka sıkıntılar da

Sayfa 169   Okuyucuda devam et

Kütübü Sitte - 12.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir