Kütübü Sitte - 14.Cilt — Sayfa 125

Kel, Alatenli ve Âmâ’nın Kıssası

Kütübü Sitte - 14.Cilt kitabının 125. sayfası — Kel, Alatenli ve Âmâ’nın Kıssası bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

olduğunu, bu cismi, Allah'ın kudret-i şerifi ile dilediği gibi tasarruf ve tahrik ettiğini, rastladığı şeyi Allah'ın onda yarattığı şiddet nisbetinde itip sarstığını, bunun sonucu olarak alt-üst olmaların, dağılıp toz olmaların, daha da öte, yok olmaların meydana geldiğini gösterir.

7)Ayette geçen akim (kısır) rüzgâr, yağmur getirmeyen ve bitkileri ilkah etmeyen (döllendirmeyen) rüzgâr demektir.

8)Akim rüzgâr, rîhu'ddebur da denen garb yani batı rüzgârıdır. Doğu rüzgârı da denen sabâ rüzgârının zıddıdır. Aleyhissalâtu vesselâm: "Sabâ rüzgârı ile yardıma mazhar oldum. Debur rüzgârı ile de Âd kavmi helak edildi" buyurmuştur. Kezâ: "Sabâ rüzgârı bana yardım etti, ama o, benden öncekilere azab olmuştu" buyurmuştur.

9) İbnu'l-Arabî, son olarak bu hadisenin çarşamba günü cereyan ettiğini, bu yüzden halkın çarşamba gününü uğursuz addettiklerini belirtir ve bu inancın hiçbir esasa dayanmayan batıl tahayyülat olduğunu söyler.{315}

* KEL, ALATENLİ VE ÂMANIN KISSASI

1. (4998) Hadis-i Şerif

﹛عن ابي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُول اللّهِ ﷺ: إنَّ ثَلَاثَةً مِنْ بَنِى إسْرَائِيلَ: أبْرَصَ وَأقْرَعَ وَأعْمى، أرَادَ اللّهُ أنْ يَبْتَلِيَهُمْ، فَبَعَثَ إلَيْهِمْ مَلَكاً فأتَى الابْرَصَ فَقَالَ: أيُّ شَيْءٍ أحَبُّ إلَيْكَ؟ قال: لَوْنٌ حَسَنٌ وَجِلْدٌ حَسَنٌ، وَيَذْهَبُ عَنِّى الّذِى قَذَرَنِى النَّاسُ. فَمَسَحَهُ، فَذَهَبَ عَنْهُ قَذَرُهُ وَأعْطِىَ لَوْناً حَسَناً وَجِلْداً حَسَناً. فقَالَ: أيُّ الْمَالِ أحَبُّ إلَيْكَ؟ قَالَ: الابِلُ. فَأعْطَاهُ نَاقَةً عُشَرَاءَ، فقَالَ: بارَكَ اللّهُ لَكَ فيهَا. ثُمَّ أتَى الاقْرَعَ. فقَالَ: أيُّ شَيْءٍ أحَبُّ إلَيْكَ؟ قَالَ: شَعْرٌ حَسَنٌ، وَيَذْهَبُ عَنِّى هذَا الَّذِى قَدْ قَذِرَنِى النَّاسُ. فَمَسَحَهُ فَذَهَبَ عَنْهُ. وَأُعْطِىَ شَعْراً حَسَناً. قَالَ: فأيُّ الْمَالِ أحَبُّ إلَيْكَ؟ قَالَ: الْبَقْرُ. فأعْطَى بَقَرَةً حَامِلًا. وَقالَ: بَارَكَ اللّهُ لَكَ فيهَا. ثُمَّ أتَى الاعْمى. فقَالَ أيُّ شَيْءٍ أحَبُّ إلَيْكَ؟ قال: أنْ يَرُدَّ اللّهُ عَليّ بَصَرِي فَأبْصِرَ بِهِ النَّاسَ. فَمَسَحَهُ فَرَدَّ اللّهُ عَلَيْهِ بَصَرَهُ. قَالَ فأيُّ الْمَالِ أحَبُّ إلَيْكَ؟ قَالَ: الغَنَمُ. فأعْطِىَ شَاةً وَالِداً. فَأنْتَجَ هذَانِ، وَوَلَّدَ هذَا. فَكَانَ لهذَا وَادٍ مِنَ الابِلِ، وَلهذَا وَادٍ مِنَ الْبَقَرِ، وَلهذَا وَادٍ مِنَ الغَنَمِ. ثُمَّ إنَّهُ أتَى الابْرَصَ في صُورَتِهِ وَهَيْئَتِهِ. فقَال: رَجُلٌ مِسْكِينٌ، قَدْ اِنْقَطَعَتْ بِىَ الْحِبَالُ في سَفَرِي، فَلَا بَلَاغَ لِيَ الْيَوْمَ إلَّا بِاللّهِ، ثُمَّ بِكَ، أسْألُكَ بِالَّذِي أعْطَاكَ اللَّوْنَ الْحَسَنَ وَالْجِلْدَ الْحَسَنَ وَالْمَالَ بَعِيراً أتَبَلَّغُ بهِ في سَفَرِي.

فقَالَ لَهُ: الْحُقُوقُ كَثِيرَةٌ. فقَالَ لَهُ: كَأنِّى أعْرِفُكَ؟ ألَمْ تَكُنْ أبْرَصَ يَقْذَرُكَ النَّاسُ، فَقِيراً فأعْطَاكَ اللّهُ. فقَالَ: إنَّمَا وَرَثْتُ هذَا الْمَالَ كَابِراً عَنْ كَابِرٍ. فقَالَ: إنْ كُنْتَ كَاذِباً فَصَيَّرَكَ اللّهُ الى مَا كُنْتَ. وَأتَى الاقْرَعَ في صُورَتهِ. فقَالَ لَهُ مِثْلَ ذلِكَ. وَرَدَّ عَلَيْهِ مِثْلَ مَا رَدَّ الاوَّلُ. فقَالَ: إنْ كُنْتَ كَاذِباً فَصَيَّرَكَ اللّهُ الى مَا كُنْتَ. ثُمَّ أتَى الاعْمى في صُورَتِهِ وَهَيْئَتِهِ. فَقَالَ لَهُ: رَجُلٌ مِسْكِينٌ وَابْنُ سَبِيلٍ وَتَقَطَّعَتْ بِىَ الْحِبَالُ في سَفَرِى فَلَا بَلَاغَ الْيَوْمَ إلَّا بِاللّهِ ثُمَّ بِكَ. أسْألُكَ بِالَّذِي رَدَّ عَلَيْكَ بَصَرَكَ شَاةً أتَبَلَّغُ بِهَا في سَفَرِي. فَقَالَ: قَدْ كُنْتُ أعْمى فَرَدَّ اللّهُ عَليّ بَصَرِي، وَفَقِيراً فَقَدْ أغْنَانِي. فَخُذْ مَا شِئْتَ، وَدَعْ مَا شِئْتَ. فوَاللّهِ لَا أُجْهِدُكَ الْيَوْمَ لِشَيْءٍ أخَذْتَهُ للّه. فقَالَ: أمْسِكْ مَالَك، فإنَّمَا ابْتُلِيتُمْ. فقَدْ رُضِيَ عَنْكَ، وَسُخِطَ عَلى صَاحِبَيْكَ[. أخرجه الشيخان."النَّاقَةُ العُشَرَاءُ" الحامل، وقيل التي أتى على حملها عشرة أشهر. وَلَا "الشَّاةُ الْوَالدُ" التي عرف منها كثرة الولد والنتاج.وقوله: "فأنتجَ هذانِ" أي صاحبا الابل والبقر.وَلَا "وَلَّدَ هذا" أي صاحب الشاة، ومعناه اعتنى بها وافتقدها عند الودة.ومعنى "انقطعتْ بِيَ الحِبَالُ" أي الاسباب.وَلَا "معنَى بغَ" أي ليس لي ما ابلغ به غرضي.وقوله "ورِثتُهُ كَابِرا عن كَابرِ" أي آبائِي واجدادي.ومعنى "لَا أُجْهِدُكَ" أي أشق عليك في الاخذ وامتنان .|﹜

1. (4998)-Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Benî İsrail'den üç kişi vardı: Biri alatenli, biri kel, biri de âma. Allah bunları imtihan etmek istedi. Bu maksadla onlara (insan suretinde) bir melek gönderdi.

Melek önce alatenliye geldi. Ve: "En çok neyi seversin?" dedi. Adam:

"Güzel bir renk, güzel bir cild, insanları benden tiksindiren halin gitmesini!" dedi. Melek onu meshetti. Derken çirkinliği gitti, güzel bir renk, güzel bir cild sahibi oldu. Melek ona tekrar sordu:

"Hangi mala kavuşmayı seversin?"

"Deveye!" dedi, adam. Anında ona on aylık hamile bir deve verildi. Melek:

"Allah bunları sana mübarek kılsın!" deyip (kayboldu) ve kelin yanına geldi.

"En ziyade istediğin şey nedir?" dedi. Adam:

Kütübü Sitte - 14.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir