Kütübü Sitte - 15.Cilt — Sayfa 119
Resûlullah Aleyhissalâtu Vesselâm'ın Vefatı
Kütübü Sitte - 15.Cilt kitabının 119. sayfası — Resûlullah Aleyhissalâtu Vesselâm'ın Vefatı bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
AÇIKLAMA:
Bu hadis, Buhârî'nin muallaklarından biridir, başka kaynaklarda senetli olarak gelmiştir. Hadis, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ölüm hastalığında, Hayber'in fethi sırasında yemiş bulunduğu zehirli etin tesirini göstermektedir. Hatta bu durumu gözönüne alan bazı alimler, Aleyhissalâtu vesselâm'ın şehid olarak vefat ettiğini belirtir.
Hadiste geçen ve kalp damarı diye tercüme ettiğimiz ebher, kalbe bağlı anadamardır. İbnu'l-Esir, bununla ilgili farklı yorumlar kaydeder. Birine göre ebher, baştan çıkıp ayağa kadar uzanan bir ana damardır. Şerayin denen tali damarlar ona birleşirler. Bunun baştaki kısmına ne'me denir, boğazdaki adı verid (şahdamarı)dır. Bunun göğüsteki adı ebherdir. Sırta tekabül eden kısmına vetin denir. Kalp bu kısma bağlıdır. Uyluktaki uzantısı nesa, bacaktaki uzantısı sâfin adını alır. Bu damarın kopması ölüm demektir. Arapça'da ölüm için kullanılan ınkıta'ul-ebher Kamus'ta dilimizdeki ödü kopma tabiriyle karşılanmıştır. Ancak ödü kopmak bizde çok korkma yerine kullanılır. Tercümenin isabetliliği su götürür.
Resulullah'a Hayber'de Yahudiler tarafından zehirli koyun yedirilmesiyle ilgili haberin teferruatı daha önce geçtiği için burada tekrar etmeyeceğiz.{352}
2. (5402) Hadis-i Şerif
وعنها رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]لَمَّا ثَقُلَ النَّبِيُّ ﷺ وَاشْتَدَّ بِهِ وَجَعُهُ اسْتَأذَنَ أزْوَاجَهُ أنْ يُمَرَّضَ فِي بَيْتِي فَأذِنَّ لَهُ، فَخَرَجَ بَيْنَ رَجُلَيْنِ أحَدُهُمَا الْعَبَّاسُ بْنِ عَبْدِالْمُطَّلِبِ وَرَجُلٌ آخَرُ تَخُلُّ رِجْلَاهُ فِي الارْضِ. فَلَمَّا دَخَلَ بَيْتِي وَاشْتَدَّ وَجَعُهُ. قَالَ: أهْرِيقُوا عَليِّ مِنْ سَبْعِ قِرَبٍ لَمْ تُحْلَلْ أوْكِيَتُهُنَّ لَعَلِّي أعْهَدُ الى النَّاسِ، فَأجْلَسْنَاهُ في مِخْضَبٍ لحَفْصَةَ. ثُمَّ طَفِقْنَا نَصُبُّ عَلَيْهِ الْمَاءَ مِنْ تِلْكَ الْقِرَبِ، حَتّى طَفِقَ يُشِيرُ إلَيْنَا أنْ قَدْ فَعَلْتُنَّ. ثُمَّ خَرَجَ الى النَّاسِ فَصَلّى بِهِمْ وَخَطَبَهُمْ[. أخرجه الشيخان .
2. (5402)-Yine Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın hastalığı ağırlaşıp, ağrıları artınca, benim odamda tedavi edilmesi için diğer zevcelerinden müsaade istedi. Onlar kendisine izin verdiler. İki kişinin arasında çıktı. Bunlardan biri amcası Abbas İbnu Abdilmuttalib idi, bir başkası daha vardı. Ayakları yerde sürünüyordu. Odama girince ızdırabı daha da arttı.
"Ağızlarındaki bağları açılmamış yedi kırbadan üzerime su dökün, belki (iyileşir), insanlara bir vasiyette bulunurum!" buyurdular. Hz. Hafsa'ya ait bir leğene oturttuk. Sonra bu kırbalardan üzerine su dökmeye başladık. (Bir müddet sonra) "yeterince döktünüz" diye işaret edinceye kadar dökmeye devam ettik. Sonra (iyileşerek) halka çıkıp namaz kıldırdı ve bir hitabede bulundu."{353}
3. (5403) Hadis-i Şerif
﹛ولَهما في روايةٍ عُبَيْدُ اللّهِ بن عبداللّهِ قَالَ: ]دَخَلْتُ عَلى عَائِشةَ رَضِيَ اللّهُ عَنْها. فَقُلْتُ لَهَا: أَلَا تُحَدِّثِينِى عَنْ مَرَضِ رَسُولِ اللّهِ ﷺ؟ قَالَتْ: بَلى ثَقُلَ النَّبِيُّ ﷺ، فقَالَ: أصَلّى النَّاسُ؟ قُلْنَا: لَا، هُمْ يَنْتَظُرونَكَ يَا رَسولَ اللّهِ.
قَالَ: ضَعُوا لي مَاءً في الْمِخْضَبِ. قَالَتْ: فَفَعَلْنَا، فَاغْتَسَلَ، ثُمَّ ذهَلَابَ لِيَنُوءَ فَأُغْمِيَ عَلَيْهِ. ثُمَّ أفَاقَ. فقَالَ: أصَلِّى الْنَّاسُ؟ قُلْنَا: لَا، هُمْ يَنْتَظُرونَكَ يَا رَسُولَ اللّهِ. قَالَ: ضَعُوا لِى مَاءً فِي الْمِخْضَبِ قَالَتْ: فَفَعَلْنَا فَاغْتَسَلَ ثُمَّ ذَهَبَ لِيَنُوءَ فَأُغْمِىَ عَلَيْهِ، ثُمَّ أفَاقَ فَقَالَ: أصَلّى الْنَّاسُ؟ قُلْنَا: لَا، هُمْ يَنْتَظُروُنَكَ يَا رَسُولَ اللّهِ. قَالَ ضَعُوا لِى مَاءً فِي الْمِخْضَبِ، فَاغْتَسَلَ ثُمَّ ذَهَبَ لِيَنُوءَ فأُغْمِىَ عَلَيْهِ، ثُمَّ أفَاقَ. فقَال: أصَلّى النَّاسُ؟ قُلْنَا: لَا هُمْ يَنْتَظُرونَكَ يَا رَسولَ اللّهِ قَالَتْ: والنَّاسُ عُكُوفٌ في الْمَسْجِدِ يَنْتَظُرونَ رَسُولَ اللّهِ ﷺ لِصَلَاةِ الْعِشَاءِ الآخِرَةِ. قَالَتْ: فَأرْسَلَ رَسُولُ اللّهِ ﷺ الَى أبِي بَكْرٍ أنْ يُصَلِّيَ بِالنَّاسِ، فَأتَاهُ الرَّسُولُ فقَالَ: إنَّ رَسُولَ اللّهِ ﷺ يَأمُرُكَ أنْ تُصَلِّيَ بِالنَّاسِ. فقَالَ أبُو بَكْرٍ، وَكانَ رَجُلًا رَقِيقاً: يَا عُمَرُ صَلِّ بِالنَّاسِ. قَالَتْ: فقَالَ عُمَرُ: أنْتَ أحَقُّ بِذلِكَ. قَالَتْ: فَصَلَّى بِهِمْ أبُو بَكْرٍ تِلْكَ الايَام. ثُمَّ إنَّ رَسُولَ اللّهِ ﷺ وَجدَ مِنْ نَفْسِهِ خِفَّةً، فَخَرَجَ بَيْنَ رَجُلَيْنِ أحَدُهُمَا الْعَبَّاسُ لِصَلَاةِ الظُّهْرِ، وَأبُو بَكْرٍ يُصَلِّي بِالنَّاسِ. فَلَمَّا رَآهُ أبُو بَكْرٍ ذَهَبَ لِيَتَأخَّرَ. فَأوْمَأ إلَيْهِ النَّبِيُّ ﷺ أنْ لَا يَتَأخَّرَ؛ وَقَالَ لَهُمَا: أجْلِسَانِى الى جَنْبِهِ، فأجْلَسَاهُ الى جَنْبِ أبِى بَكْرٍ، فَكَانَ أبُو بَكْرٍ يُصَلِّى وَهُوَ يَأتَمَّ بِصَلَاةِ النّبِيِّ ﷺ، والنَّاسُ يَأتَمُّونَ بِصَلَاةِ أبِى بَكْرٍ وَالنَّبِيُّ ﷺ قَاعِدٌ. قَالَ عُبَيْدُ اللّهِ: دَخَلْتُ عَلَى عَبْدِاللّهِ بْنِ عَبَّاسٍ فَقُلْتُ: أَلَا أعْرِضُ عَلَيْكَ مَا حَدَّثَتْنِي عَائِشَةُ عَنْ مَرَضِ رَسُولِ اللّه ﷺ؟ قَالَ: هَاتِ! فَعَرَضْتُ حَدِيثَهَا عَليْهِ؛ فَمَا أنْكَرَ مِنْهُ شَيْئاً، غَيْرَ أنَّهُ قَالَ: أسَمَّتْ لَكَ الرَّجُلَ الّذِى كَانَ مَعَ الْعَبَّاسِ؟ قُلْتُ: لَا. قَالَ: هُوَ عَلِيُّ رَضِيَ اللّهُ عَنْه[.|﹜
Kütübü Sitte - 15.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir