Kütübü Sitte - 17.Cilt — Sayfa 390

* Belaya Sabır

Kütübü Sitte - 17.Cilt kitabının 390. sayfası — * Belaya Sabır bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

buyurdular.

"Ey Allah'ın Resûlü! Hangi insanlar en çok bela çekerler?" dedim.

"Peygamberler!" buyurdular.

"Ey Allah'ın Resûlü! Sonra kimler?" dedim.

"Sonra sâlihler! buyurdular ve açıkladılar: Onlardan biri fakirliğe öylesine müptelâ olur ki, kendini örten abadan başka bir şey bulamaz. Onlar, sizin bollukla sevindiğiniz gibi fakirlikle sevinirler."{1639}

1225. Hadis-i Şerif

7212 4027 - حَدّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى؛ قَلَا: ثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ. ثَنَا حُمَيْدٌ عَنْ أنَسِ بْنِ مَالِكٍ؛ قَالَ: لَمَّا كَانَ يَوْمُ أُحُدٍ كُسِرَتْ رَبَاعِيَةُ رَسُولِ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَشُجَّ. فَجَعَلَ الدَّمُ يَسِيلُ عَلَى وَجْهِهِ. وَجَعَلَ يَمْسَحُ الدَّمَ عَنْ وَجْهِهِ وَيَقُولُ: كَيْفَ يُفْلِحُ قَوْمٌ خَضَبُوا وَجْهَ نَبِيِّهِمْ بِالدَّمِ وَهُوَ يَدْعُوهُمْ إِلَى اللّهِ! فَأنْزَلَ اللّهُ عَزَّ وَجَلَّ -لَيْسَ لَكَ مِنَ الامْرِ شَيْءٌ اَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ اَوْ يُعَذِّبَهُمْ فَإنَّهُمْ ظَالِمُونَ-.فِي الزوائد: إسناده صحيح، رِجَالُهُ ثقات .

1225. (4027) (7212)-Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Uhud (savaşı) gününde Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın bir dişi kırıldı ve başından yaralandı. Kan yüzüne akmaya başladı. Yüzündeki kanı hem siliyor hem de: "Kendilerini Allah'a çağıran peygamberlerinin yüzünü kanâ boyayan bir kavim nasıl iflah olur?" diyordu. Allah Teâla hazretleri (sanki bu sözleri tevekküle uygun bulmayarak) şu ayeti inzal buyurdu:

"Kullarımın tedbir ve idaresinden senen elinde bir şey yoktur ve sen onların inkârlarından mes'ul değilsin. Allah dilerse onlara tevbe nasip eder, dilerse zalim oldukları için onlara azab verir" (Âl-i İmrân 128).{1640}

1226. Hadis-i Şerif

7213 4028 - حَدّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ طَرِيفٍ. ثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ عَنْ الاعْمَشِ عَنْ أَبِي سُفْيَانَ عَنْ أنَسٍ؛ قَالَ: جَاءَ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلَامُ ذَاتَ يَوْمٍ إِلَى رَسُولِ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهُوَ جَالِسٌ حَزِينُ. قَدْ خُضِبَ بِالدِّمَاءِ قَدْ ضَرَبَهُ بَعْضُ أهْلِ مَكَّةَ. فَقَالَ: مَالَكَ؟ فَقَالَ: فَعَل بِي هَؤُلَاءِ وَفَعَلُوا قَالَ: أتُحِبَّ أنْ أُرِيَكَ آيَةً؟ قَالَ نَعَمْ أرِنِي فَنَظَرَ إِلَى شَجَرَةٍ مِنْ وَرَاءِ الْوَادِي. قَالَ: ادْعُ تِلْكَ الشَّجَرَةَ فَدَعَاهَا فَجَاءَتْ تَمْشِي حَتَّى قَامَتْ بَيْنَ يَدَيْهِ. قَالَ: قُلْ لَهَا فَلْتَرْجِعْ. فَقَالَ لَهَا فَرَجَعَتْ حَتَّى عَادَتْ إِلَى مَكَانِهَا. فَقَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ "حَسْبِي".فِي الزوائد: هَذَا إسناد صحيح إن كَانَ أَبُو سفيان واسمه طمحة بن نافع سمع من جابر .

1226. (4028) (7213)-Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Bir gün Hz. Cibril aleyhisselâm, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına geldi. O sırada Resûlullah üzgün vaziyette oturuyordu. Sebebiyse Mekkelilerden biri vurup yaralamıştı, mübarek vücutları kana boyanmıştı. Hz. Cebrail: "Neyin var (niye üzgünsün)?" diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: "Şunlar bana yaptıklarını yaptılar!" dedi. Cibrîl: "Diler misin sana bir mucize göstereyim?" dedi. Resûlullah: "Evet bana (bir mucize) gösterin!" buyurdu. Derken Cebrail aleyhisselâm, bulundukları vadinin gerisindeki bir ağacı gösterdi: "Şu ağacı çağır!" dedi. O da hemen çağırdı. Ağaç yürüyerek geldi, önünde durdu. Cebrail aleyhisselâm: "Ona söyle de geri gitsin!"dedi. Aleyhissalâtu vesselâm ağaca: "Geri dön!" dedi, o da döndü, eski yerine vardı. (Bunu gören Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, "üzüntümün zâil olması için) bu bana yeter!" buyurdu." {1641}

1227. Hadis-i Şerif

7214 4030 - حَدّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ. ثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ. ثَنَا سَعِيدُ بْنُ بَشِيرٍ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ مُجَاهِدٍ عَنِ اِبْنِ عَبَّاسٍ عَنْ أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ عَنْ رَسُولِ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؛ أنَّهُ لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِهِ وَجَدَ رِيحاً طَيِّبَةً. فَقَالَ يَا جِبْرِيلُ! مَا هذِهِ الرِّيحُ الطَّبِّيَةُ؟ قَالَ: هذِهِ رِيحُ قَبْرِ الْمَاشِطَةِ وَابْنَيْهَا وَزَوْجِهَا. قَالَ: وَكَانَ بَدْءُ ذلِكَ أنَّ الْخَضِرَ كَانَ مِنْ أثْرَافِ بَنِى إسْرِائِيلَ. وَكَانَ مَمَرُّهُ بِرَاهِبٍ فِي صَوْمَعَتِهِ فَيَطْلَعُ عَلَيْهِ الرَّاهِبُ. فَيُعَلِّمُهُ الاسْلَامَ. فَلَمَّا بِلَغَ الْخَضِرُ زَوَّجَهُ أبُوهُ امْرَأةَ. فَعَلَّمَهَ الْخَضِرُ. وَأخَذَ عَلَيْهَا أنْ لَا تُعْلِمَهُ أحَداً. وَكَانَ لَا يَقْرَبُ النِّسَاءَ. فَطَلَّقَهَا. ثُمَّ زَوَّجَهُ أبُوهُ أُخْرى. فَعَلَّمَهَا وَأخَذَ عَلَيْهَا أنْ لَا تُعْلِمَهُ أحَداً. فَكَتَمَتْ إحْدَاهُمَا وَأفْشَتْ عَلَيْهِ الاخْرَى. فَانْطَلَقَ هَارِباً. حَتَّى أتَى جَزِيرَةً فِي الْبَحْرِ فَأقْبَلَ رَجُلَانِ يَحْتَطِبَانِ فَرَأيَاهُ فَكَتَمَ أحَدُهُمَا وَأفْشَى الآخَرُ، وَقَالَ : قَدْ رَأيْتَ الْخَضِرَ. فَقِيلَ: وَمَنْ رَأهُ مَعَكَ: قَالَ: فُلَانٌ. فَسُئِلَ فَكَتَمَ وَلَا كَانَ فِي دِينِهِمْ أَنَّ مَنْ كَذَبَ قُتِلَ قَالَ، فَتَزَوَّجَ الْمَرْأةَ الْكَاتِمَةَ. فَبَيْنَمَا هِي تَمْشِطُ ابْنَةَ فِرْعَوْنَ إذْسَقَطَ الْمُشْطُ. فَقَالَتْ: تَعِسَ فِرْعَوْنُ! فَأخْبَرَتْ أبَاهَا. وَلَا كَانَ لِلْمَرْأةِ ابْنَانِ وَزَوْجٌ. فَأرْسَلَ ألَيْهِمْ فَرَاوَدَ الْمَرْأةَ وَزَوْجَهَا أنْ يَرْجِعَا عَنْ دِينِهِمَا. فَأبَيَا فَقَالَ: إنّى قَاتِلُكُمَا. فَقَلَا: إحْسَاناً مِنْكَ إلَيْنَا إنْ قَتَلْتَنَا أنْ تَجْعَلَنَا فِي بَيْتٍ فَفَعَلَ فَلَمَّا أُسْرِيَ بِالنَّبِيِّ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَجَدَ رِيحاً طَيِّبَةً. فَسَألَ جِبْرِيلَ فَأخْبَرَهُ.فِي الزوائد: فِي إسناده سَعِيدِ بن بشير قَالَ فِيهِ البخاري: يتكلمون فِي حفظه. وَلَا قَالَ أَبُو حاتم: سَمِعْتُ أَبِي وأبي زرعة قَلَا. محله الصدق عندنا قلت: يحتج به؟ قَلَا: وضعفه غيرهم .

Kütübü Sitte - 17.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir