Emr-İ Bi’l-Ma’ruf Ve’n-Nehy-İ Ani’l-Münker Bölümü

Kütübü Sitte - 2.Cilt · Sayfa 221

KitapKütübü Sitte - 2.Cilt
Sayfa221–223
SeviyeAna bölüm

Kütübü Sitte - 2.Cilt kitabının "Emr-İ Bi’l-Ma’ruf Ve’n-Nehy-İ Ani’l-Münker Bölümü" bölümü 221. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 2.Cilt.

alması gerekir demişlerdir. Hâzin ve hâdim izinsiz sadaka veremezler.{238}

Emr-i Bi'l-ma'ruf Ve'n-nehy-i Ani'l-münker Bölümü> {239}

1. Hadis-i Şerif

عن طارق بن شهاب ]أنّ أولَ منْ بدأَ بخُطبةِ العِيدِ قَبلَ الصّلَاةِ مَروانُ فقامَ إلَيْهِ رجلٌ فقالَ: الصّلَاةُ قَبلَ الخطبةِ، فقالَ قدْ تُركَ ما هُنالِكَ، فقالَ أبو سعيد الخدرى رَضِىَ اللّهُ عنهُ أمّا هذا فقد قضَى ما عليهِ، سمعتُ رسُولَ اللّهِ ﷺ يقُولُ: مَنْ رأى مِنْكُمْ مُنْكراً فلْيُغيرْهُ بيدِه، فإن لم يستطعْ فبلسانهِ، فإن لم يستطعْ فبقَلْبِهِ، وذلك أضْعَفُ الايمانِ[. أخرجه الخمسة إلَّا البخارى وهذا لفظ مسلم.وعند الترمذى فقام رجل فقال: يا مَرْوانُ خالفتَ السُّنّةَ.زاد أبو داود: أخرجتَ المنبرَ في يومِ عيدٍ وَلم يكُنْ يُخرجُ فيه، وبدأتَ بالخطبةِ قبلَ الصّلَاةِ، وَليسَ عندَ النسائى إِلَا المسند فقط .

1. (89)-Târık İbnu Şihâb anlatıyor: "Bayram hutbesini okuma işini namazdan öne alanın ilki Mervan'dır. O, bu işe tevessül edince cemaatten birisi ayağa kalkarak:

"Yanlış iş yapıyorsun, namazın hutbeden önce kılınması gerekir" dedi. Mervan:

"Artık o usül terkedildi" diyerek devam etmek istedi. Ebu Saîdu'l-Hudrî ortaya atılarak:

"Bu adam, üzerine düşen uyarma vazifesini yaptı. Zira ben Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in şöyle söylediğini işittim:

"Sizden kim (sünnetimize uymayan) bir münker görürse (seyirci kalmayıp) onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse lisanıyla düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu kadarı imanın en zayıf mertebesidir."

Tirmizî'nin rivâyetinde şöyle denir: "Bir adam kalkarak ey Mervan sünnete muhalefet ettin..." dedi.

Ebu Dâvud şu ziyadeyi kaydeder: Sen bayram gününde minberi (musallaya) çıkardın. Halbuki daha önce bayramda minber çıkarılmazdı. Bir de hutbeyi namazda öne aldın."

Nevevî rivayetinde bu açıklamalar yok, sadece Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in sözleri var.{240}

AÇIKLAMALAR:

1-Emevî halifeleri, hutbe sırasında cemaati rahatsız eden siyasî muhtevalı sözler sarfederlerdi. Hz. Ali (radıyallahu anh) başta, Âl-i beyte hakaretler, lânetler okumak mutad bir hal almıştı. İbadetini yapmak ve fakat bu nâhoş sözleri dinlemek istemeyen birçok Müslüman, namazı kılar kılmaz mescidi terkederek hutbeyi dinlemiyordu. Bu durumu önlemek ve hutbelerinin herkes tarafından dinlenmesini sağlamak için, Halife Mervan, yukarıda belirtilen değişikliği yapar: Önce hutbeler okunur, sonra namaz kılınır. Bu durum da başka rahatsızlıklara, halîfenin itibarını sarsıcı müdahalelere sebep olur.{241}

2-Emr-i Bi'l-Ma'ruf Ve Nehyi Ani'l-Münker

Dinimizin hayatiyetini koruyan mühim bir müessese olan iyiliğin emir, kötülüğün yasaklanması meselesine kısaca temas edeceğiz.

Emredilecek olan ma'ruf, aklın ve şeriatın güzel kabul ettiği her şeydir. Yasaklanacak olan Münker de yine

Sayfa 222

aklın ve şeriatın çirkin bulup reddettiği her şeydir.

Gerek Kur'ân-ı Kerîm'in birçok âyetleri ve gerekse Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in pek çok hadisleri mü'minleri bu meselede teşvik eder. Emr-i bi'lma'ruf ve nehy-i ani'lmünker yapmayan milletlerin tarihte çöktükleri ve gelecekte de musîbet ve belalara mâruz kalacakları, çökecekleri belirtilir. Bir hadis şöyle: "İçerisinde iyilerin daha mümtaz, daha güçlü bulunduğu bir kavimde kötülükler işlendiği halde, iyiler müdahale edip ıslahda bulunmazlarsa-bir başka rivayette: Müdâhale edecek güçte bir kimsenin bulunduğu bir kavimde kötülükler işlenir ve fakat o kimse müdâhalede bulunmazsa- Allah (celle şânuhu), herkese ulaşacak umumî bir ceza gönderir."

Şu hadis emr-i bi'lma'ruf, zamanında yapılmadığı takdirde cemiyetin mâruz kalacağı ızdırabın sonradan çok zor telâfi edileceğini ifade eder: "Ey mü'minler, yalvar yakar olmanıza rağmen dualarınız kabul olmayacak durumlara düşmezden önce iyiliği (ma'ruf'u) emir ve kötülükten de men ediniz."{242}

2. Hadis-i Şerif

وعن ابن مسعود رَضِىَ اللّهُ عنهُ قال: قالَ رَسُولُ اللّهِ ﷺ: ]مَا مِنْ نَبِيٍّ بعثَهُ اللّهُ تعالى في أمَّةٍ قبلِى إلَّا كَانَ لَهُ مِنْ أمّتِهِ حَوارِيُّونَ وَأصْحابٌ يأخذُونَ بِسُنَّتِهِ وَيَقْتَدُونَ بأمرِهِ ثم إنهَا تخلُفُ مِنْ بعدهم خُلوفٌ يَقُولونَ ما لَا يَفْعَلُونَ وَيَفْعَلُونَ مَا لَا يُؤمَرُونَ، فَمَنْ جَاهَدَهُمْ بيدِهِ فَهُوَ مُؤْمِنٌ وَمَنْ جَاَهَدَهُمْ بِلِسانهِ فَهُو مُؤْمِنٌ وَمَنْ جَاهَدَهُمْ بِقَلْبِهِ فَهُوَ مُؤمِنٌ. ليس وراء ذلك من الايمان حبةُ خردلٍ[. أخرجه مسلم."حَوَاريُّ الرجل" خاصتُه وناصرُوهُ."والخلوفُ" جمع خلْف بسكون اللَّام، وهمُ الذين يأتونَ بعدَ مَن مضى ويكونونَ شرّاً منهم .

2. (90)-İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdu:

"Benden önce Allah'ın gönderdiği her peygamberin mutlaka ümmetinden havarîleri ve arkadaşları olmuştur. Bunlar onun sünnetiyle amel ederler emirlerini de yerine getirirlerdi. sonra, bu peygamberlerin ardından öylesi kötüler zuhûr etmişti ki, yapmadıklarını söyleyip, kendilerine emredilmeyeni de yapmışlardır. Kim bu güruhla eliyle mücahede ederse mü'mindir. Kim onunla diliyle mücahede ederse o da mü'mindir. Kim de onlarla kalbiyle mücahede ederse o da mü' mindir. Bunun gerisine, artık zerre miktar iman yoktur."{243}

AÇIKLAMA:

İşlenen bir kötülük (münker) karşısında, mü'min, şartlara göre mutlaka bir tavır alacaktır. Eliyle müdâhale ettiği takdirde halledebileceği, müessir olabileceği bir durumsa eliyle, sözle faydalı olabilecekse diliyle müdâhale edecektir. Her ikisi de fayda vermeyecek bir durumda ise kalben buğzederek taraftar olmadığını belirtecektir. Bunu da yapmazsa o münkeri hoş görüyor demektir. Bu elbette imanla bağdaşmaz.{244}

3. Hadis-i Şerif

وعنهُ رَضِىَ اللّهُ عنهُ قال: قالَ رَسُولُ اللّهِ ﷺ: ]لَمَّا وَقَعَتْ بَنُوا إسْرائيلَ في المعاصى نَهْتهمْ علماؤُهمْ فلَم ينتهُوا فجالسُوهمْ وواكلُوهمْ وشاربُوهمْ فضربَ اللّهُ تعالى قلوبَ بعضِهم ببعضٍ ولعَنَهم على لِسانِ داودَ )الآية(، ثمّ جلَسَ وَكَانَ متّكئاً فقَال : لَا وَالَّذِى نفسى بِيدِهِ حتّى تأطُروهم على الحقِّ إطراً[. ومعنى "تأطروهم" تعطفوهم وتردوهم .

Sayfa 221   Okuyucuda devam et

Alt başlıklar

  1. Emr-İ Bi’l-Ma’ruf Nehy-İ Ani’l-Münker224
  2. İrşad-Fitne Münâsebeti:225
  3. Eski Milletlerden Misal:225
  4. İrşad Bidâyette İhmal Edilmemeli:226
  5. İrşadda Ashâbın Yeri:226
  6. İrşâd Ederken Korkmamak, Yılmamak:227
  7. Gemiyi Delenler:227
  8. Emr-i Bi’l-Ma’rufun Hükmü:228
  9. Vâcib Olmayabilir mi?228
  10. Emr ve Nehyi Vâcib Kılan Şartlar:229
  11. Birinci Şart:229
  12. İkinci Şart:229
  13. Üçüncü Şart:229
  14. Kimlere Vâcib:229
  15. 1. Devlet Reisinin Durumu:229
  16. 2. Hangi İş Devlete Has:230
  17. 3. Herkesin Müdâhele Edeceği İşler:230
  18. 4. Âlimin Müdâhale Edeceği İşler:230
  19. 5. Âlimler Arasında İhtilâf:230
  20. 6. Fâsık Kimse Emr ve Nehiyde Bulunabilir mi?230
  21. 7. Emr-i Bi’l-Ma’ruf ve Nehy-i Ani’l-Münker Farz-ı Kifâyedir:230
  22. 8. Hususi Memur (Muhtesib) Tâyini:230
  23. 9. Emr ve Nehiyde Tarz:231
  24. 10. İrşadda Haddini Bilmek:231
  25. 11. Ümerâya Karşı Emir ve Nehiy:231
  26. Emr-i Bi’l-Ma’ruf ve Nehy-i Ani’l-Münkeri Terk232
  27. İrşadda Teenni233
  28. Şâri’den Çok Şeriatçı Olmamalı233
  29. Fitnenin Bir Başka Yönü: Fitne Zalimleri Temizler234
  30. İrşadı Terketme Kararında Teenni234
  31. Fıkhın Hükmü:236

Kütübü Sitte - 2.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir