Bakara Sûresi

Kütübü Sitte - 3.Cilt · Sayfa 151

KitapKütübü Sitte - 3.Cilt
Sayfa151–163
SeviyeAlt başlık

Kütübü Sitte - 3.Cilt kitabının "Bakara Sûresi" bölümü 151. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 3.Cilt.

da Hıristiyanlar'dır",> {456}

AÇIKLAMA:

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Fatiha Sûresi'nin son âyetinde geçen mağdub aleyhim (Allah'ın gazabına uğrayanlar) tabiri ile Yahudilerin kastedildiğini, dâllin (sapıtanlar) tabiriyle de Hıristiyanların kastedildiğini açıklıyor.

Esasen, Kur'ân-ı Kerîm'de bir çok âyet Yahudilerin gadaba uğrama durumlarını ifâde etmiştir. Bu ayetlerden biri şöyle: "... Onlara yoksulluk ve düşkünlük damgası vuruldu. Allah'ın gazabına uğradılar. Bu Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmelerindendi. Bu karşı gelmeleri ve taşkınlık yapmalarındandı"(Bakara: 2/61). Şu âyetler de görülebilir: Âl-i İmrân: 3/112; Bakara: 2/90; A'raf: 7/152; Maide: 5/60; Mücadele: 58/14. Şu âyet de açık olarak Yahudilerin Allah'ın gazabına uğradıklarını ifâde eder:

"Buzağıyı ilâh ittihaz edenler, Rablerinin gadabına ve dünya hayatında alçaklığa uğrayacaklar. İftira edenleri böylece cezalandırırız"(A'raf: 7/152).

"İsrailoğullarından inkâr edenler, Dâvud'un ve Meryem oğlu İsâ'nın diliyle lânetlenmişlerdi. Bu, başkaldırmaları ve aşırı gitmelerindendi"(Maide: 5/78).

Ayetlerden anlaşılacağı üzere Yahudiler, haksız yere peygamber öldürmek, verilen emirleri dinlememek, taşkınlığa düşüp azmak gibi sebeplerle Allah'ın gadabına uğramışlardır.

Hıristiyanların sapıtmaları, kitaplarını tahrif ederek, Hz. İsa'ya ulûhiyet isnâd etmeleri, ruhbanları kendilerine Rab tâyin etmeleri gibi sebeplerle haktan ayrılarak sapıtmışlardır.{457}

BAKARA SÛRESİ

1. Hadis-i Şerif

عن أبى أمامة رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]سَمِعْتُ رسوُلَ اللّهِ ﷺ يقُول: اقْرَؤُا الْقُرآنَ فإنَّهُ يَأتِى يَوْمَ الْقِيَامَةِ شَفِيعاً لاصْحَابِهِ، اقْرَؤُا الزَّهْرَاوَيْنِ الْبَقَرَةَ وآلَ عِمْرَانَ فَإنَّهُمَا يَأتِيَانِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَأنَّهُمَا غَمَامَتَانِ أوْ غَيَايتَانِ أوْ كَأنَّهُمَا فَرقَانَ مِنْ طَيْرٍ صَوَافَّ تَحَاجَّانِ عَنْ صَاحِبِهِمَا، اقْرَؤُا الْبَقَرَةَ فإنَّ أخْذَهَا بَرَكَةٌ، وَتَرْكَهَا حَسْرَةٌ، وَلَا يَسْتِطيعُهَا الْبَطَلَةُ[. أخرجه مسلم. قيل "البطلة" السحرة.زاد في رواية: مَا مِنْ عَبْدٍ يَقْرأُ بِهَا في رَكْعَةٍ قَبْلَ أنْ يَسْجُدَ ثُمَّ يَسْأَلُ اللّهُ تعالى حَاجَةً إلَّا أعْطَاهُ. إنْ كَادَتْ لَتَسْتَحْصِى الْقُرآنَ كُلَّهُ[."الغياية" كلُّ شئٍ أظل الانسان فوق رأسه كالسحابة وغيرها .

1. (441)-Ebu Ümâme (radıyallahu anh) buyurdu ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'i işittim, diyordu ki:

"Kur'an-ı Kerîm'i okuyun. Zira Kur'ân, kendini okuyanlara kıyamet günü şefaatçi olarak gelecektir. Zehrâveyn'i yani Bakara ve Âl-i İmrân surelerini okuyun! Çünkü onlar kıyamet günü, iki bulut veya iki gölge veya saf tutmuş iki grup kuş gibi gelecek, okuyucularını müdâfaa edeceklerdir. Bakara suresini okuyun! Zira onu okumak berekettir. Terki ise pişmanlıktır. Onu tahsil etmeye sihirbazlar muktedir olamazlar."

Bir rivayette şu ziyade mevcuttur: Bir rekatta, secdeden önce, bir kul onu okur, sonra da Allah'tan birşey isterse Allah istediğini mutlaka verir."{458}

Sayfa 152

2. Hadis-i Şerif

وعن أبى هريرة رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]بَعَثَ رَسُولُ اللّهِ ﷺ بَعْثاً وَهُمْ ذُو عُدَدٍ فَاسْتَقْرَأَهُمْ، فَقَرَأَ كُلُّ رَجُلٍ مِنْهُمْ مَا مَعَهُ مِنَ الْقُرآنِ فَأتَى عَلَى رَجُلٍ مِنْ أحْدَثِهِمْ سِنّاً فَقَالَ مَا مَعَكَ أنْتَ يَا فُلانُ؟ فقَالَ: مَعِى كَذَا وَكَذَا، وَسُورَةُ الْبَقَرَةِ. قَالَ: أَمَعَكَ سُورَةُ الْبَقَرَةِ؟ قَالَ نَعَمْ! قَالَ: اذْهَبْ فَأنْتَ أمِيُرُهُمْ فَإنَّهَا إنْ كَادَتْ لَتَسْتَحْصِى الدِّينَ كُلَّهُ. فَقَالَ رَجُلٌ مِنْ أشْرَافِهِمْ: وَاللّهِ مَا مَنَعَنِِى يَا رَسُولَ اللّهِ أنْ أتَعَلّمهَا إلَّا خَشْيَةَ أنْ لَا أقُومَ بِمَا فِيها. فقالَ رَسُولُ اللّهِ ﷺ تَعَلّمُوا تَعَلّمُوا الْقُرْآنَ وَاقْرَؤُهُ وَقُومُوا بِهِ، فَإنَّ مَثَلَ الْقُرآنِ لِمَنْ تَعَلّمهُ فَقَرَأَهُ وَقَامَ بِهِ كَمَثَلِ جَرَابٍ مَحْشُوٍّ مِسْكاً يَفُوحُ رِيحُهُ كُلَّ مَكانٍ، وَمَثَلُ مَنْ تَعَلَّمهُ وَرَقَدَ عَنْهُ وَهُوَ في جَوْفِهِ كَمِثْلِ جِرَابٍ أوكِىَ علَى مِسْكٍ[. أخرجه الترمذى."والايكاء" الشّدُّ.

2. (442)-Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kalabalık bir askerin katıldığı orduyu sefere çıkardı. Askerlere Kur'ân okumalarını tenbihledi. Ayrıca teker teker görerek herbirine Kur'an'dan bildikleri yerleri okumalarını tenbihliyordu. Derken sıra yaşça en genç birisine gelmişti. Ona:

"Kur'an'dan sen ne biliyorsun ey falanca?"diye sordu. Genç:

"Ben, dedi, falan falan sureleri ve bir de Bakara suresini biliyorum." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):

"Yani sen Bakara'yı biliyor musun?"diye sordu.

"Evet!" cevabı üzerine:

"Haydi yürü, seni askerlere komutan tayin ettim"dedi. Askerlerin ileri gelenlerinden biri atılıp:

"Yemin olsun, Bakara'yı ezberlememe mâni olan şey, hükümleriyle amel edememek korkusundan başka birşey değildir" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şu tenbihte bulundu:

"Kur'ân'ı öğrenin ve onu okuyun. Kur'ân-ı Kerîm'in onu öğrenip okuyan ve onunla amel eden kimse için durumunu, içi ağzına kadar misk dolu bir kutuya benzetebiliriz. Bu her tarafa koku neşreder. Kur'ân'ı öğrendiği halde, ezberinde olmasına rağmen okumayıp yatan kimse de ağzı sıkıca bağlanmış, hiç koku neşretmeyen misk kabı gibidir."{459}.

3. Hadis-i Şerif

وعن النواس بن سمعان رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]سَمِعْتُ رَسُولَ اللّهِ ﷺ يَقُولُ: يُؤْتى يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِالْقُرآنِ وَأهْلِهِ الَّذِينَ كَانُوا يَعْمَلُونَ بِهِ في الدُّنْيَا تَقْدُمُهُ سُورَةُ الْبَقَرَةِ وَآلِ عِمْرَانَ. وضَرَبَ لَهُمَا رَسُولُ اللّهِ ﷺ ثَلاثَةَ أمْثَالِ مَا نَسِيتُهُنَّ بَعْدُ قَالَ: كَأنَّهُمَا غَمَامَتَانِ أوْ ظُلّتَانِ سَوْدَاوانِ بَيْنَهُمَا شَرْقٌ، أوْ كَأنَّهُمَا فَرَقَانِ مِنْ طَيْرٍ صَوافَّ تَحَاجَّانِ عَنْ صَاحِبِهِمَا[. "الشرق" الضوء .

3. (443)-Nevvâs İbnu Sem'an anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim:

"Kıyâmet günü Kur'ân-ı Kerim ve ona dünyada iken sahip çıkıp onunla amel edenler getirilirler. Bu gelişte, Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri Kur'ân-ı Kerîm'in önünde yer alırlar."Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir iki sure için üç teşbihte bulundu ki, bir daha onları unutmadım. Şöyle demişti:

"Onlar sanki iki bulut veya aralarında nur ve aydınlık olan iki siyah gölgelik veya sahiplerini müdafaa vaziyeti almış saflar halinde iki kuş sürüsü gibidirler." {460}

Sayfa 151   Okuyucuda devam et

Alt başlıklar

  1. Cezadan Maksad:164
  2. Mücrimin Psikolojisi:165
  3. Afvın Hikmeti:165
  4. Cezayı Devlet Verir165

Kütübü Sitte - 3.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir