Kütübü Sitte - 3.Cilt — Sayfa 179

Cezayı Devlet Verir

Kütübü Sitte - 3.Cilt kitabının 179. sayfası — Cezayı Devlet Verir bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

gitmeyerek kendinize uyguladığınız keyfî imtiyazla işlediğiniz hatadan tevbe edin" mânâsı anlaşılmıştır.{525}

39. Hadis-i Şerif

وعن ابن المسيب قال: ]أقْبَلَ صُهَيْبٌ رَضِىَ اللّهُ عَنْه مُهَاجِراً مِنْ مَكَّةَ فاتبَعَهُ رِجالٌ مِنْ قَرَيشٍ فَنَزَلَ عَنْ رَاحِلَتِهِ وَانْتَشَلَ مَا في كنَانَتِهِ وَقَالَ: وَاللّهِ لَا تَصِلُونَ إليَّ حَتَّى أرْمِِى بِكُلِّ سَهْم مَعَى ثُمَّ أضْرِبَ بِسَيْفِى مَا بَقِىَ في يَدِى، وَإنْ شِئتُمْ دَلَلْتُكُمْ عَلَى مَالٍ دَفَنْتُهُ بِمَكَّةَ وَخَلّيتُمْ سَبيلِى ففَعَلوا فَلَمَّا قَدِمَ عَلَى رَسُولِ اللّهِ ﷺ نَزلتْ: وَمِنَ النَّاسِ مَن يَشْرِى نَفْسَهُ ابْتِغَاءَ مَرَضَاتِ اللّهِ الآية. فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللّهِ ﷺ رَبِحَ الْبَيْعُ أبَا يَحْيى وَتَلَا عَلَيْهِ الآيةَ[. أخرجه رزين .

39. (479)-İbnu Müseyyeb anlatıyor: "Süheyb (radıyallahu anh) muhacir olarak Mekke'den yola çıktı. Kureyş'ten bazıları onu takibe başladılar. Bunun üzerine o da devesinden inerek sadağında ne kadar ok varsa hepsini çıkardı. Takipçilere:

"Allah'a kasem olsun oklarımın hepsini atıncaya kadar bana yetişemezsiniz. Sonra elimde durdukça kılıcımı kullanacağım. Eğer dilerseniz, size Mekke'de toprağa gömdüğüm malın yerini söyleyeyim, mukabilinde siz de beni serbest bırakın, yoluma devam edeyim" dedi. Takipçiler teklifini kabûl ettiler. (O da sağ salim yoluna devam etti). Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanına varınca şu ayet nâzil oldu:

"İnsanlardan öyle kimse de vardır ki, Allah'ın rızasını isteyerek nefsini satın alır..."(Bakara: 2/207). Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Ebu Yahya'nın alışverişi kârlı oldu"der ve âyeti tilâvet buyurur".{526}

40. Hadis-i Şerif

وعن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهما قال: ]لمَّا نَزَلَ قَوْلُهُ تعالى: وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَتِيمِ إلَّا بِالَّتِى هِىَ أحْسَنُ، وَقَوْلُهُ تَعَالى: إنَّ الَّذِينَ يَأكُلُونَ أمْوَالَ اليَتَامى ظُلْماً إنَّمَا يَأكُلُونَ في بُطُونِهِمْ ناراً وَسَيَصْلَوْنَ سَعِيراً انْطَلقَ مَنْ كَانَ عِنْدَهُ فَعَزَلَ طَعَامَهُ مِنْ طَعَامِهِ وَشَرَابَهُ مِنْ شَرابِهِ فإذَا فَضَلَ مِنْ طَعَامِ الْيَتِيمِ وَشَرابِهِ شَئٌ حُبِسَ لَهُ حَتَّى يَأكُلَهُ أوْ يَفْسُدَ. فاشْتَدَّ ذلِكَ عَلَيْهِمْ فذكَرُوا ذلِكَ لِرَسولِ اللّهِ ﷺ فأنْزَلَ اللّهُ تعالى: وَيَسْئلُونَكَ عَنِ الْيَتَامَى قُلْ إصْلَاحٌ لُهُمْ خَيْرٌ وَإنْ تُخَالِطُوهُمْ فإخْوَانُكُمْ، فَخَلَطُوا طَعَامَهمْ بِطَعاَمِهِمْ وشَرَابهُمْ بِشَرَابِهِمْ[. أخرجه أبو داود والنسائى .

40. (480)-İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Cenab-ı Hakk'ın şu sözleri nazil olduğu zaman: "Yetim rüşdüne erinceye kadar, onun malına o en güzel olanından başka bir suretle yaklaşmayın";keza "Yetimlerin mallarını haksız (ve haram) olarak yiyenler karınlarına ancak bir ateş yemiş olurlar. Onlar çılgın bir ateşe gireceklerdir"(Nisa: 4/10) yanında yetim bulunanlar hemen gidip yetimlerin yiyeceğini ve içeceğini kendilerinin yiyip içeceklerinden ayırdılar. Yetime ait yiyecek ve içeceklerden bir şey artsa ona dokunulmuyor, yiyinceye veya kokuşup bozuluncaya kadar saklanıyordu. Bu hal, bir kısım müşkilatlara sebep oldu. Durum Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a arzedildi. Bunun üzerine şu âyet nâzil oldu: "Sana yetimleri sorarlar. De ki: Onları faydalı ve iyi bir hâle getirmek hayırlıdır. Şâyet kendileriyle bir arada yaşarsanız onlar sizin kardeşlerinizdir"(Bakara: 2/220). Bu âyet üzerine yetimlerin yiyeceklerini

Kütübü Sitte - 3.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir