Kütübü Sitte - 3.Cilt — Sayfa 329
3. Hz. Peygamber (Aleyhissalatu Vesselam)’in, Münafıklara Karşı Tutumu
Kütübü Sitte - 3.Cilt kitabının 329. sayfası — 3. Hz. Peygamber (Aleyhissalatu Vesselam)’in, Münafıklara Karşı Tutumu bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
16. Hadis-i Şerif
وعنده: ]سُئِلَ ابنُ عُمَرَ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما عَنِ الْكَنْزِ مَا هُوَ؟ فقَالَ: هُوَ الْمَالُ الَّذِى لَا تُؤَدّىَ زَكاتُهُ[ .
16. (646)-Muvatta'da şöyle denmiştir: "İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)'e "(Azaba sebep olacak) hazine nedir?" diye sorulunca: "Zekatı verilmeyen maldır" diye cevap verdi."{850}
17. Hadis-i Şerif
وعن ثوبانَ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]لَمَّا نَزلَتْ وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلَا يُنْفِقُونَهَا في سَبيلِ اللّهِ. كُنَّا مَعَ رسولِ اللّهِ ﷺ في بَعْضِ أسْفَارِهِ. فقَالَ بَعْضُ أصْحَابِهِ: نَزَلتْ في الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ، وَلَوْ عَلِمْْنَا أيُّ الْمَالِ خَيْرٌ اتَّخَذْنَاهُ؟ فقَالَ رسولُ اللّه ﷺ: أفْضَلُهُ لِسَانٌ ذَاكِرٌ، وَقَلْبٌ شَاكِرٌ، وَزَوْجَةٌ صَالِحَةٌ تُعينُ الْمُؤمِنَ عَلَى إيمَانِهِ[. أخرجه الترمذى .
17. (647)-Sevbân (radıyallahu anh) anlatıyor: "Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarfetmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele" âyeti nazil olduğu zaman biz, Hz. Peygamber'le bir seferde bulunuyorduk. Ashabından bâzısı: "Ayet altın ve gümüş hakkında indi, hangi malın daha hayırlı olduğunu keşke bilseydik?" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şu cevabı verdi: "(Sahip olunan şeylerin en efdali: Zikreden bir dil, şükreden bir kalb, kocasının imanına yardımcı olan sâliha bir zevcedir."{851}
AÇIKLAMA:
Bu rivayet, zekatı verilmiş de olsa -kişi için- servetten daha kıymetli şeylere dikkat çekiyor. Zikre alışan dil, şükür vazifesini yerine getiren kalb, kocasının dinî hayatının inkişâfına yardımcı olan kadın. Burada servet tezlil edilmiyor, fakat sayılan üç şey tebcil ediliyor.{852}
18. Hadis-i Şerif
وعن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما قال: ]لَمَّا نزلت هذِهِ الآيةُ كَبُرَ ذلِكَ عَلَى المُسْلِمِينَ. فقَالَ عُمرُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: أنَا أفَرِّجُ عَنْكُمْ. فَقَالَ يَا رسُولَ اللّهِ: إنَّهُ كَبُرَ عَلَى أصْحَابِكَ هذِهِ الآية. فقَالَ: إنَّ اللّه تعالى لَمْ يفرض الزَّكَاةَ إلَّا لِيَطيبَ بِهَا مَا بَقِىَ مِنْ أمْوَالِكُمْ، وَإنَّمَا فَرَضَ المَواريثَ، وَذَكَرَ كَلِمَةً لِتَكُونَ لِمَنْ بَعْدَكُمْ. فَكَبَّرَ عُمَرُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ، ثُمَّ قَالَ لَهُ: أَلَا أخْبرُكَ بِخَبَرِ مَا يَكْنُزُ المَرءُ؟ المَرْأةُ الصَّالِحَةُ، إذَا نَظَرَ إلَيْهَا سَرَّتْهُ، وَإذَا أمَرَهَا أطَاعَتْهُ، وَإذَا غَابَ عَنْهَا حَفِظَتْهُ[. أخرجه أبو داود .
18. (648)-İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarfetmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele" âyeti nâzil olduğu zaman, Müslümanlar bundan fazlaca kaygulandılar. Hz. Ömer (radıyallahu anh): "Ben sizin üzüntünüzü gidereceğim, haydi gelin" dedi ve gidip Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e müracaat ederek: "Ey Allah'ın Resûlü, dedi bu ayet ashabını çok kaygılandırdı." Hz. Peygamber : "Allah zekâtı, malınızda bâki kalan kirliliği temizlemek için farz kıldı. Nitekim, sizden sonrakilere kalması için de mirası farz kıldı" buyurdu.
İbnu Abbas devam etti: (Resulullah'ın bu açıklaması üzerine) Hz. Ömer (radıyallahu anh) sevincinden (Allahu ekber) dedi. Peygamberimiz (aleyhissalâtu vesselâm) açıklamasına devamla, Hz. Ömer (radıyallahu
Kütübü Sitte - 3.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir