Ahzab Sûresi

Kütübü Sitte - 4.Cilt · Sayfa 104

KitapKütübü Sitte - 4.Cilt
Sayfa104–112
SeviyeAlt başlık

Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının "Ahzab Sûresi" bölümü 104. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 4.Cilt.

AHZAB SÛRESİ

1. Hadis-i Şerif

عن ابن عمر رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما قال: ]إنَّ زَيْدَ بْنَ حَارِثَةَ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ مَوْلَى رسولِ اللّهِ ﷺ مَا كُنَّا نَدْعُوهُ إلَّا زَيْدَ ابْن مُحَمَّدٍ حَتَّى نَزلَ الْقُرآنُ: ادْعُوهُمْ لآبَائِهِمْ الآية[. أخرجه الشيخان والترمذى .

1. (740)-İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Biz, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın azadlısı olan Zeyd İbnu Hârise'ye sadece Zeyd İbnu Muhammed diye sesleniyorduk. Bu davranışımız, "Onları babalarına nisbet ederek çağırın.." (Ahzâb, 5) mealindeki ayet ininceye kadar devam etti." [Buhârî, Tefsir, Ahzâb 2; Müslim, Fedâilu's-Sahabe 62, (2425); Tirmizî, Tefsir, Ahzâb (3207).] {173}

AÇIKLAMA:

Zeyd İbnu Hârise cahiliye devrinde esir edilmişti. Kendisini Hakim İbnu Hizâm, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın zevce-i pâkleri Hz. Hatice için satın almış, Hz. Hatice de onu (radıyallahu anhümâ) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a bağışlayıp hibe etmişti. Zeyd Peygamberimize risaletten önce hibe edildiği vakit sekiz yaşlarında bir çocuktu.

Babası, oğlu Zeyd'in, Mekke'de ve Abdulmuttalib'in torunu Muhammed'in yanında olduğu haberini alınca kardeşini de alarak, kölelikten kurtarmak üzere Mekke'ye gelir. Kendilerini tanıtarak çocuklarını satın almak istediklerini belirtirler. Fazla para istememesini, kolaylık göstermesini istirham ederler.

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Ben size iyiliğin daha fazlasını yapacağım. Zeyd'i çağırıp, onu muhayyer bırakacağım, sizi tercih ederse sizden para almaksızın bağışlayacağım. Ama beni tercih ederse o zaman veremem" der.

Çağırırlar. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):

"- Bunları tanıyor musun?" diye sorar.

"- Evet, biri babam, diğeri amcam!" der Zeyd. Peygamber Efendimiz:

"- İşte, sana olan davranışımı öğrendin. Ben veya babandan birimizi seçmekte serbestsin" der. Zeyd:

"- Ben onları istemiyorum. Ve sana hiç kimseyi tercih etmem!" deyince, amcası ve babası bir tuhaf olup:

"- Yazık sana ey Zeyd, köleliği hürriyete ve ailene tercih mi ediyorsun?" derler: Zeyd:

"- Evet, der ben bu zatta öyle bir şey gördüm ki, onu ebediyen hiçbir şeye değişmem, bu mümkün değil!" cevabını verir.

Zeyd (radıyallahu anh)'in bu tavrından son derece memnun kalan Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), onu Ka'be'nin avlusuna (Hicr) götürür ve:

"- Ey hazır bulunanlar! Şahid olun. Şu Zeyd, bundan böyle benim oğlumdur. O bana ben de ona vârisleriz!" der.

Bu durumu gören baba ve amcanın gönülleri hoş olur. Gözleri arkada kalmadan memleketlerine dönerler.

Sayfa 105

İşte bu vak'adan sonra Zeyd, Zeyd İbnu Muhammed diye anılır.

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Ümmü Eymen'i, Zeyd'e nikâhladı. Bu evlilikten Üsame (radıyallahu anh) doğdu. Resûlullah , Zeyd'i ve oğlu Üsame'yi çok severdi. Onları ailesinin parçaları bilirdi. Muhacirleri, Medinelilerle kardeşlediği zaman Resûlullah, Zeyd'i amcası Hamza'ya kardeş kılmıştı. Hz. Aişe, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yola çıkardığı askerî birliğe Zeyd de katılmışsa mutlaka Zeyd'i komutan yaptığını belirtir ve ilave eder:

- Eğer hayatta kalsaydı onu kendine halef yapardı.

Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Suriye'ye ordu çıkardığı zaman Zeyd'i komutan yapar ve:

"- Zeyd şehid olursa, yerine Cafer, o da şehid olursa Abdullah İbnu Ravâha komutan olacak" der. Dediği gibi, Zeyd bu seferde Mûta'da, hicretin sekizinci yılında şehid düşer.

Kur'an-ı Kerim'de Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ashâbından hiç kimsenin ismi geçmezken Zeyd'in ismi zikredilir. Bu onun için büyük bir şereftir. Ayrıca kölelerden ilk Müslüman olan kimse olarak da mümtaz bir fazilete sahiptir. Başkalarının ıttılaı zor olan bir kısım dahilî ahvâle esrar-ı nübüvvete şahid olmuş bulunması tabiidir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a Cibril (aleyhisselam)'in abdest ve namazı ilk defa öğretişi ile alâkalı rivayet, Hz. Zeyd (radıyallahu anh) tarafından nakledilmiştir: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'tan rivayetine göre, Cebrail (aleyhi'sselam) kendisine gelip abdest ve namazı öğretmiş, abdesti tamamlayınca bir avuç su alarak ferci üzerine serpmiştir."

Şu halde sadedinde olduğumuz âyet-i kerime, kişileri çağırırken öz babalarına nisbet etmeyi emretmiş olmaktadır. Şüphesiz üvey babası veya efendisine nisbetle isimlenip çağırılmakta Zeyd (radıyallahu anh) tek örnek değildir. Salim Mevla Ebu Huzayfe'nin durumu da Zeyd'e benzeyenlerden biri idi. Onunla ilgili bir kısım gelişmeler de rivayet edilmiştir.

Öyle ise bu âyet-i kerime, kurulmakta olan İslâm cemiyetinin içtimâî reformlarından birini gerçekleştirmiş, Zeyd örneğinde, kana dayanan akrabalık bağlarının diğer itibarî ve akde dayanan akrabalık bağlarından ayrılmasını gerçekleştirmiştir. Bunun sonucu olarak "hakiki anne"nin, "hakki baba"nın "hakiki evlad"ın ayrı ayrı tarif edildiklerini görmekteyiz:

1. KAN AKRABALIGI: (Kan sebebiyle) akraba olanlar, miras hususunda, Allah'ın Kitabı'nda birbirlerine, mü'minler ve muhacirlerden daha yakındırlar" (Ahzâb 6).

2. HAKİKİ ANNE: "İçinizde kadınlarını zıhâr yapanlar (annelerine benzeterek haram sayanlar) bilsinler ki, karıları anneleri değildir. Anneleri ancak, onları doğuranlardır" (Mücâdile, 2).

3. HAKİKİ BABA: Bu meseleye gösterilecek örnek, Zeyd (radıyallahu anh)'le ilgili vahiydir: "Muhammed içinizden herhangi bir erkeğin babası değildir." (Ahzab 40). Bu âyet geldiği zaman Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a "baba" diye hitap edebilecek erkek evlâdı mevcut değildi. Sadece Zeyd (radıyallahu anh) bu hitabı kullanıyordu. Ayet, bu hitabın gerçek babalık ifade etmeyip, hükmî bir değer taşıdığını belirtmiş oldu.

4. HAKİKİ EVLAD: Bu da Zeyd'le ilgili olarak gelmiştir: "(Allah) evlâtlıklarınızı da öz oğullarınız gibi saymanızı meşru kılmamıştır. Bunlar sizin dillerinize doladığınız boş sözlerinizdir. Allah gerçeği söylemiştir, doğru yola O eriştirir. Evlâtlıkları babalarına nisbet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha doğrudur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, o takdirde, onları dinde kardeşleriniz ve dostlarınız (mevâliniz) kabul edin" (Ahzab, 4-5).{174}

2. Hadis-i Şerif

وعن أبى هريرة رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ ]أنَّ رَسُول اللّه ﷺ قال: مَا مِنْ مُؤمِنٍ إلَّا وَأَنَا أوْلَى النَّاسِ بِهِ في الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، اقْرَءُوا إنْ شِئْتُمْ: النَّبِيُّ أوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أنْفُسِهِمْ الآية، فَأيُّمَا مُؤْمِنٍ تَرَكَ مَالًا فَلْتَرِثْهُ عَصَبَتُهُ مَنْ كانُوا، وَإنْ تَرَكَ دَيْناً أوْ ضِيَاعاً فَلْيَأتِِنِى فَأنَا مَوْلَاهُ[. أخرجه الشيخان"الضِّيَاعُ" العيال .

Sayfa 104   Okuyucuda devam et

Alt başlıklar

  1. Hz. Zeyneb’in Hayatından Bazı Safhalar113

Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir