Hadid Sûresi

Kütübü Sitte - 4.Cilt · Sayfa 186

KitapKütübü Sitte - 4.Cilt
Sayfa186–190
SeviyeAlt başlık

Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının "Hadid Sûresi" bölümü 186. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 4.Cilt.

HADİD SÛRESİ

1. Hadis-i Şerif

عن ابن مسعود رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]مَا كَانَ بَيْنَ إسْلَامِنَا وَبَيْنَ أنْ عَاتَبَنَا اللّهُ تَعالى بِقَوْلِهِ ألَمْ يَأْنِ لِلذِينَ آمَنُوا أنْ تخْشَعَ قلُوبُهُمْ لِذكْرِ اللّهِ إلَّا أرْبَعُ سنين[. أخرجه مسلم .

1. (814)-İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Müslüman olmamızla Cenâb-ı Hakk'ın bizi, "İman edenlerin gönüllerinin Allah'ı zikretmek üzere yumuşaması ve ondan gelen hakikate bağlanması zamanı daha gelmedi mi? Onlar, daha evvel kendilerine kitap verilip de üzerlerinden uzun zaman geçmiş, artık kalbleri kararmış bulunanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasıklardı" (Hadid, 16) meâlindeki âyetle azarlaması arasında dört yıllık zaman mevcuttur." [Müslim, Tefsir 24, (3027).]{321}

AÇIKLAMA:

Bu âyetlerin nüzûlüyle ilgili oldukça farklı rivayetler vardır. Yukarıda kaydedilen İbnu Mes'ud'un rivayetine göre, ayet Mekke'de nâzil olmuştur. Vahyin başlangıcının dördüncü senesinde mü'minler ikaz edilmiştir.

İbnu Abbas'tan gelen bir rivayette nübüvvetin on üçüncü senesinde nâzil olmuştur. İniş sebebi olarak, mizah ve şakaya fazla yer veren Ashabtan bazıları gösterildiği gibi, Ashâba umumiyetle ârız olan bir rehâvet de gösterilmektedir. Şöyle ki: Mekke'de sıkıntı içinde olan mü'minler Medine'ye hicret edince, orada maddî ihtiyaçlarında bolluk ve rahata kavuşurlar. Bu durum onların bir kısmında bir ağırlık, bir uyuşukluk meydana getirir, eskiye nazaran gayretleri azalır. Dolayısiyle, "onları itab edip uyarmak üzere bu âyet indi" denilmiştir.

Bu açıklamaları âyetin siyakına tamamen mutabık bulmayan Elmalılı Hamdi Efendi, insan ruhunda meknuz olan bir kanuna dikkat çekildiğini belirtir. Ona göre, cemiyetler de insanlar gibi çocukluk, gençlik, ihtiyarlık gibi safhalar geçirirler. İmanın ferdde meydana getirdiği uyanıklık ve canlılık zamanla zayıflayıp, sönebilir, cemiyetler de öyle. O halde bu sönme ve zayıflama durumlarında yeniden canlılık vermek mümkündür, bu da imanla olur. Nitekim bir başka âyette Cenâb-ı Hakk mü'minleri şöyle tarif etmektedir:

﹛اِنَّمَا الْمُؤمِنونَ الَّذِينَ اِذَا ذُكِرَ اللّه وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَاِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ ايَاته زَادَتْهُمْ اِيمَاناً وَعلى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ | ﹜

“İman edenler o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer, âyetleri okunduğu zaman bu onların imanlarını artırır ve Rablerine güvenirler" (Enfâl, 2-3).

Hamdi Efendi merhumun açıklamasına göre, sâdece âtıl hâle geçen gönüllerin veya cemiyetlerin yeniden uyandırılması için değil, tekâmül kanununa tâbi olan beşerî fıtratın, terakkide daha üst safhalara geçebilmesi için de imanın hareket vermesi, kımıldatması gerekmektedir. Yukarıdaki âyet daha ziyade böyle bir maksadla nâzil olmuştur. Rivayette, gelenlerle mutmain olamayarak, cesâretle dirâyete geçerek orijinal ve orijinal olduğu kadar da nefis olan bu yorumunu, -kendi ifadesiyle- şöyle sonuçlandırır: "İşte bu âyet, bu ruh kanunlarıyla İslâm ma'şerinin, iman hasailinde ve amelî melekâtta zikrullaha ve ahkâm-ı hakka tam bir huşû ve inkiyad melekesi edinerek faaliyet çağına geçmeleri zamanının hulul ettiğini ihtâr eylemektedir."{322}

Sayfa 187

2. Hadis-i Şerif

وعن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما في قوله تعالى: ]اعْلَمُوا أنَّ اللّهَ يُحْيِى الارْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا. قَالَ: يُلِينُ الْقُلُوبَ بَعْدَ قَسْوَتِهَا فَيَجْعَلُهَا مُخْبَتَةً مُنِيبَةً يُحْيِى الْقُلُوبَ الْمَيِّتَةَ بِالْعِلْمِ وَالْحِكْمَةِ. وَإلَّا فقَدْ عُلِمَ إحْيَاءُ الارْضِ بِالْمَطَرِ مُشَاهَدَةً[. أخرجه رزين .

2. (815)-İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ), "Yeryüzünü, öldükten sonra Allah'ın tekrar dirilttiğini bilin, akledersiniz diye size delillerimizi açıkladık" (Hadid, 17) meâlindeki âyetle ilgili olarak şöyle buyurdu: "Allah kalbleri kasavet ve katılıktan sonra yumuşatır, (tevhid hususunda) mutmain ve (Rabbine) yönelmiş kılar. Ölmüş kalpleri ilimle, hikmetle diriltir (Âyet bu mânayı ders vermektedir). Arzın yağmurla diriltilmesi zaten gözle görülen bir durumdur."

Rezîn'in ilâvesidir. ed-Dürrü'l-Mensûr İbnu'l-Mübârek'in rivayeti olarak kaydetmektedir (6, 175). {323}

AÇIKLAMA:

İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) bu ayetten, öncelikle, ölmüş kalpleri de Cenab-ı Mevlâ'nın iman ve ihlâs vererek diriltebileceğini anlamak gerektiğini ifade ediyor. "Aksi halde, demek istiyor, arza hayat verdiğinden bahsetmesi, mâlumu îlam kabilinden olur, bu da bize yeni bir bilgi kazandırmaz."

Şüphesiz arzın yağmurla diriltilmesini herkes görür, ancak, birçoğu bunun gerçek fâilinin Allah (celle şânuhu) olduğunun idrakinde değildir. Ayrıca Cenab-ı Hakk, çoğu kere gözlerimizin gördüğü hâdiseleri misal vererek, imana giren ve göremediğimiz hâdiselerin vukuuna bizi iknâ etmek ister. Baharda arzın ihyası, başka âyette kıyametten sonra yeniden diriliş ve haşir meydanında toplanma, amel defterlerinin neşri gibi istikbale matuf gaybî ve imanî meselelere delil kılınır: "Bunu yapan onu da yapacaktır, bunu yapabilen onu da yapabilecektir" mânasında: "Rüzgârları gönderip de bulutları yürüten Allah'tır. Biz bulutları ölü bir yere sürüp, onunla toprağı ölümünden sonra diriltiriz. İnsanları diriltmek de böyledir" (Fâtır, 9) ayetinde olduğu gibi.{324}

3. Hadis-i Şerif

وعنه رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]كَانَتْ مُلوكٌ بَعْدَ عِيسى عَلَيْهِ السَّلَامُ بَدَّلُوا التَّوْرَاةَ وَالانْجِيلَ، وَكَانَ بَيْنَهُمْ مُؤْمِنُونَ يَقْرَءُونَ التَّوْرَاةَ وَالانْجِيلَ. فَقِيلَ لِمُلوكِهِمْ مَا نَجِدُ شَتْماً أشَدَّ مِنْ شَتْمٍ يَشْتِمُنَاهُ هؤُلَاءِ، إنَّهُمْ يَقْرَءُونَ؛ وَمَنْ لَم يَحْكُمْ بِمَا أنْزَلَ اللّهُ فَأُولئِكَ هُم الْكَافِرُونَ؛ مَعَ مَا يَعِيبُونَنَا بِهِ في أعْمَالِنَا في قِرَاءَتِهِمْ، فَادْعُهُمْ فَلْيَقْرَءُوا كَمَا نَقْرأُ وَلْيُؤْمِنُوا كَمَا نُؤْمِنُ. فَدَعَاهُمْ: فَعَرَضَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلَ أوْ يَتْرُكُوا قِرَاءَةَ التَّوْرَاةِ وَالانْجِيلِ إلَّا مَا بَدَّلُوا مِنْهَا. فَقَالُوا مَا تُرِيدُونَ إلى ذلِكَ؟ دَعُونَا، فَقَالَتْ طَائِفَةٌ مِنْهُمْ: ابْنُوا لَنَا أُسْطُواناً ثُمَّ ارْفَعُونَا إلَيْهَا ثُمَّ أعْطُونَا شَيْئاً نَرْفَعُ بِهِ طَعَامَنَا وَشَرابَنَا وَلَا نَرُدُّ عَلَيْكُمْ. وَقَالَتْ طَائِفَةٌ مِنْهُمْ: دَعُونَا نَسِيحُ في الارْضِ وَنَهيمُ وَنشْرَبُ كمَا تَشْرَبُ الْوَحْشُ، فإنْ قَدَرْتُمْ عَلَيْنَا في أرْضِكُمْ فَاقْتُلُونَا؛ وَقَالَتْ طَائِفَةٌ: ابْنُوا لَنَا دُوراً في الْفَيَافي، وَنَحْتَفِرُ الآبَارَ، وَنَحْتَرِثُ الْبُقُولَ وَلَا نَرُدُّ عَلَيْكُمْ وَلَا وَلَا نَمُرُّ بِكُمْ، وَلَيْسَ أحَدٌ مِنَ الْقَبَائِلَ إلَّا وَلَهُ فِيهِمْ حَميمٌ فَفَعَلُوا ذلِكَ. فَأنْزَلَ اللُّ تعَالى: رَهْبَانِيَّةً ابْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَاهَا عَلَيْهِمْ إلَّا ابْتِغَاءَ رِضْوَانِ اللّهِ فَمَا رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَتِهَا؛ وَالآخَرُونَ قَالُوا: نَتَعَبَّدُ كَمَا تَعَبَّدَ فُلَانٌ، وَنَسِيحُ كَمَا سَاحَ فُلَانٌ، وَنَتَّخِذُوا دُوراً كَمَا اتَّخذَ فُلَانٌ، وَهُمْ عَلَى شِرْكِهِمْ لَا عِلْمَ لَهُمْ بِإيمَانِ الَّذِينَ اقْتَدَوْا بِهِمْ، فلمَّا بُعِثَ رسولُ اللّه ﷺ لَمْ يَبْقَ مِنْهُمْ إلَّا قَلِيلٌ، انْحَطَّ رَجُلٌ مِنْ صَوْمَعَتِهِ وَجَاءَ سَائِحٌ مِنْ سِيَاحَتِهِ وَصَاحِبُ الدَّيْرِ مِنْ دَيْرِهِ فَأمَنُوا بِهِ وَصَدَّقُوهُ. فَقَالَ اللّهُ تعَالى: يَا أيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللّهَ وَآمِنُوا بِرَسُولِهِ يُؤتِكُمْ كِفْلَيْنِ مِنْ رَحْمَتِهِ؛ يَعْنِى أجْرَيْنِ بِإيمَانِهِمْ بِعِيسى، وَبِالتَّوْرَاةِ وَالانْجيلِ، وَبإيمانِهِمْ بِمُحَمَّدٍ ﷺ وَتَصدِيقِهِمْ بِهِ، وَيَجْعَلْ لَكُمْ نُوراً تَمْشُونَ بِهِ. الْقُرآنَ وَاتّبَاعَهُمُ النَّبيَّ ﷺ، وَقَالَ: لِئَلَّا يَعْلَمَ أهْلُ الْكِتَابِ. الَّذِينَ يَتَشَبَّهُونَ بِكُمْ: أنْ لَا يَقْدِرُونَ عَلى شَئٍ مِنْ فَضْلِ اللّهِ الآية[. أخرجه النسائى .

Sayfa 186   Okuyucuda devam et

Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir