Hicr Suresi
Kütübü Sitte - 4.Cilt · Sayfa 11
Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının "Hicr Suresi" bölümü 11. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 4.Cilt.
ayrı tebdilden söz etmişlerdir. Bu kavillerden birine göre:
"Arz birinci tebeddülünde gümüş gibi beyaz, üzerinde haram kan dökülmeyen düz bir hâl alacak ve bu sırat'tan önce olacak.
İkinci tebeddülü sırat'tan sonradır ve arzın çörek halini almasıdır. İşte bu sırada mahlûkat sırat üzerindedir. Arz bu ikinci durumda, cennete girmeleri ânında sâdece mü'minlere hastır."
Şunu da belirtmede fayda var: Gayba ait, uhrevî hakikatlere ait ihbârat-ı diniyeyi kabûl etmek esastır. Ancak mâhiyetin, kelimelerin ifade ettiği dünyevî şekilde olacağında ısrâr etmek gerekmez. Tercümanu'l-Kur'an olan İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ), ahirette, dünyadaki şeylerin sâdece isimlerinin var olduğunu, mâhiyetlerinin ise tamamen başka olacağını söyler.{22}
HİCR SURESİ
1. Hadis-i Şerif
عن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما. قال: ]كانَتِ امْرَأةٌ تُصَلِّى خَلفَ رسولِ اللّهِ ﷺ حَسْنَاءً مِنْ أحْسَنِ النَّاسِ. فَكَانَ بَعْضُ الْقَوْمِ يَتَقَدَّمُ حَتَّى يَكُونَ في الصَّفِّ الاوَّلِ لِئَلَّا يَرَاهَا، وَيَتَأخَّرُ بَعْضُهُمْ حَتَّى يَكُونَ في الصَّفِّ الاخيرِ حَتَّى يَرَاهَا فإذَا رَكَعَ مِنْ تَحْتِ إبْطِهِ. فَأنْزَلَ اللّهُ: وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِمِينَ مِنْكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَأخِرينَ[. أخرجه الترمذى والنسائى .
1. (671)-İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın arkasında çok güzel bir kadın namaz kılıyordu. Cemaatten bazıları onu görmemek için ön safa kaçıyor, (münafık ve câhil takımından) bazıları da en arka safa geliyor, rükûya vardığı zaman koltuğunun altında ona bakıyordu. Bu durum üzerine Cenab-ı Hakk şu âyeti indirdi: "Andolsun, sizden öne geçenleri de biz biliriz, geri kalanları da biz biliriz" (Hicr, 24). [Nesâî, İmamet (2, 118); Tirmizî, Tefsir, Hicr, (3122).]{23}
AÇIKLAMA:
Ayette zikredilen "öne geçenler" ve "geri kalanlar"dan maksat nedir? Selef bu konuda farklı fikirler ileri sürmüştür. Şöyle ki: Bazıları "Önceden gelip helâk olan ümmetleri ve halen yaşayanları ve henüz yaratılmamış olmakla birlikte yaratılacak olanları", bazıları; "Önceden helâk olanlarıhelak olmayan sağları" bazıları; "Önce yaratılanları- sonra yaratılanları", bazıları; "Önceki ümmetleri Muhammed ümmetini"; bazıları; "Sizden hayırda önde gidenlerihayırda geri kalanları... biliriz" demektir" demişlerdir.
Yukarıdaki hadisin sıhhatinin sâbit olması hâlinde: "Sizden ön safta yer almaya çalışanlarla, kadın görmek için arka safta kalanları biliriz" manasının mevcut olduğunu söyleyen âlimler mevcuttur.
Ancak, belirtmemiz gerekir ki hadisin sıhhati, bazı râvileri sebebiyle güven vermemekte, âlimler zaafına hükmetmektedirler.
Âyette yukarıda kaydedilen mânaların hepsinin kastedildiğini kabul etmek en muvafık yoldur. Günümüzde
bile, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ön saf için vâdettiği sevabı elde etmek için erken davrananlarla birlikte -meselâ cuma günü- imam selâm verir vermez, işinin başına dönmek üzere caminin en gerilerinde oturup, sun'î darlıklara bile sebep olan musalliler var. Elbette Cenab-ı Hakk bunları bilmekte ve ön saflara teşvik için böyle bir ifadeye yer vererek önle arkanın nazarındaki farkını mü'minlere duyurmaktadır.{24}
2. Hadis-i Şerif
وعن أبى سعيد رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ. ]أنَّ رسول اللّه ﷺ قال: أتَّقُوا فِرَاسَةَ الْمُؤمِنِ فإنَّهُ يَنْظُرُ بِنُورِ اللّهِ تعَالى. ثُمَّ قَرَأ: إنَّ في ذلِكَ لآياتٍ لِلْمُتَوَسِّمِينَ[. أخرجه الترمذى .
2. (672)-Ebu Saîd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Mü'minin ferasetinden kaçının, çünkü o Allahu Teâla'nın nuruyla bakar" buyurup sonra şu âyeti okudular: "Elbette bunda fikr u firâseti olanlar için ibretler vardır" (Hicr, 75). [Tirmizî, Tefsir, Hicr, (3125).]{25}
AÇIKLAMA:
Dilimizde daha çok feraset olarak kullanılan kelimenin aslı firâset'dir. Firaset, Kâmus'un açıklamasına göre, "rey, zan ve idrâkde dikkat-ı nazar ederek musib olmaya" denir. Yani bir meseleyi doğru olarak değerlendirebilme kaabiliyeti, hükümde isabet etmek. Bu, iki şekilde cereyan etmektedir:
1- Hadisin zahirinde ifade edildiği üzere Allah tarafından veli kullarının kalbine konan nurla onların, bir nevi kerâmet olarak, insanların ahvâlini doğru olarak sezmeleri, bilmeleridir. Bu ilâhî bir vergi, bir ilhâm olduğu için zahirî sebebi gösterilemez. Bazı hadislerde bu çeşit insanlara "muhaddis" denmiş ve bu ümmetten "muhaddis"lerin çıkacağı belirtilmiştir. Bunun en güzel örneği Hz. Ömer'dir.
2- Delile, tecrübeye, mukteseb ilme dayanarak, gözle görülen renk, şekil, fiil, söz, mizaç ve ahlâkî durumu değerlendirip insanların iç halini keşfetmek: Bu ikinci feraset, kâmil mü'mine has denemez. Bu bir san'attır, belki ilim dalıdır. Bu dalda te'lifat yapılmıştır. Hadiste kastedilen birinci kısma giren ferasettir.
Âlimler, hadiste geçen, "Allah'ın nuruyla bakar" sözünü, "Allah'ın nuruyla aydınlanmış kalb gözüyle bakar" şeklinde açıklamışlardır.
Şunu da belirtelim ki, hadiste geçen, "mü'min"i bâzı âlimlerimiz, "kâmil mânada mü'min" diye kayıtlamışlardır. Böyle olunca sıradan bir mü'min de değil, kâmil mânadaki bir mü'minde lütf-i ilâhî ile inkişâf edecek bazı duygu ve sezgiler, muhâtabından zuhur eden söz ve fiilleri daha isabetle değerlendirme imkânı verecek, onun aldanmasını önleyecektir. Bir hadiste, "Mü'minin karâbetinden..." yani "yakınlığından çekinin" denmektedir ki, "feraseti veya sözündeki doğruluk ve isabetle ilme yakîn olan zann'ından" demektir.
Feraset, "İnsanların içindekine muttali olmaktır", "yakîn'in keşif yoluyla kavranmasıdır", "gayb'ın görülmesidir", "kalpte parıldayan bir nurdur ki mânalar onunla kavranır" şeklinde tariflere kavuşturulmuştur.
Râğıb da şöyle açıklamıştır: "Feraset, insanın dış görünüşüne, eşkaline, rengine, sözlerine dayanarak ahlâkı, faziletleri, reziletleri hakkında istidlâl etmek, hüküm vermektir."
Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir